şükela:  tümü | bugün
89 entry daha
  • bir değil iki değil tam üç kere filme alınmış bu kitabın yazarıyla ilgili şaibeli bir durum var. okuyunca bir gizemin çözülmesine tanık olmuş gibi hissettim, bu duyguyu paylaşmak istedim.

    şimdi;
    ilk film 1946'da ferdi tayfur tarafından çekiliyor. burada adı geçen kişi aklınıza gelen ferdi değil. 1904-1958 yılları arasında yaşamış, seslendirme sanatçısı ve yönetmen olan ferdi tayfur'dur. 1965 ve 1971 yıllarında çekilen diğer iki filmin yönetmeni ise ertem eğilmez'dir. (konumuzla ilgili değil ama üç filmde de oynayan tek oyuncu hulusi kentmen'dir.)

    yazılı tüm kaynaklarda filme konu olan kitabın yazarının ihsan koza (ipekçi) olduğu görülüyor. ihsan koza aslında ihsan ipekçi'nin yazdığı romanlarda kullandığı takma ismidir. ihsan ipekçi, ipek film'in sahibi ünlü bir iş adamı, aynı zamanda ferdi tayfur ve nazım hikmet'in de arkadaşı ve patronudur. nazım hikmet'in uzun yıllar süren yasaklı dönemlerinde ona iş veren insanlardandır. (yine konu dışı ama söylemeden geçmeyeyim aynı zamanda ismail cem'in babasıdır. zaten o yıllardaki herkes birinin bir şeysi, ortam yine şair yazar sanatçıdan geçilmiyor. insan özeniyor)

    gelelim kitap ve filmin ilişkisine. kitabın ikinci sayfasında şöyle bir not var: "bu romanın türkiye içinde fime çekme hakkı ferdi tayfur tarafından temin edilmiştir."
    ferdi tayfur'un patronu konumundaki ihsan koza neden kitabının başına böyle bir not koymuştur acaba? eğer kitabı yazan kendisi ise neden filme çekecek kişiden temin edildiğini söylüyor?

    30'ların başında nazım hikmet ipek film'in seslendirme yönetmenliğini yaparken ferdi tayfur onun yardımcılığını yapıyor. kendisi laurel ve hardy'nin hem laurel hem de hardy'sine sesini veren kişidir. marx brothers'ın groucho'sunu yani arşak palabıyıkyan'ı da ferdi tayfur konuşmuştur. diğer kardeş chico'yu da nazım hikmet seslendiriyor bu arada. ferdi tayfur'un ablası adalet cimcoz da aynı stüdyoda seslendirme sanatçıcı olarak çalışıyor ve nazım hikmet tarafından yetenekli bulunuyor. boşa değil tabii, birçoğumuz eski türk filmlerindeki hemen hemen tüm kadın başrolü onun sesinden dinleyerek ses hafızamıza kaydetmişizdir.

    40'lı yıllarda, nazım hikmet bursa cezaevi'ndeyken adalet cimcoz ve eşi onu sık sık ziyaret ediyor. bedri rahmi- sabahattin eyüboğlu maktuplaşmalarından da adalet cimcoz'un yine o yıllarda nazım hikmet'in şiirlerini paris'te bulunan sabahattin eyüboğlu'na göndererek fransızcaya çevrilmesine yardım ettiğini öğreniyoruz. o yıllar senede bir gün'ün yazıldığı, filminin çevrildiği yıllar.
    ihsan ipekçi'nin o notu kitaba koymasını nazım hikmet istemiş olabilir mi?

    şimdi de kitaptaki mekanlar ve tarihlerle nazım hikmet'in nasıl bir bağlantısı olabilir ona bakalım.
    senede bir gün'de hikayenin anlatıcısı malatya'da yani o yıllarda nazım hikmet'in en yakın arkadaşı olan kemal tahir'in hapis yattığı şehirde çalışmaktadır. her yıl izne çıktığında ankara'yı ve bursa'yı yani nazım hikmet'in hapis yattığı iki şehri ziyaret ettikten sonra istanbul'a, çamlıca'ya gelmektedir.
    hani nazım hikmet'in bir konağın müştemilatında yaşayan piraye ve oğlu memet'i hatırlayarak:
    "sonra, bizim burda mahkûmlar uykuya varıp revirden el ayak çekilince kalbim çamlıca'da bir harap konaktadır her gece, doktor." diye şiir yazdığı çamlıca'ya.

    anlatıcının çamlıca'ya geldiği ve sevgililerin 40 yıl boyunca buluştuğu günün tarihi 12 ağustos'tur. nazım hikmet'in cumhuriyet'in onuncu yılı dolayısıyla çıkarılan aftan yararlanarak özgürlüğüne kavuşma tarihini memet fuat kitaplarında 12 ağustos 1934 olarak verir.
    tüm bunların ışığında sorulacak tek soru acaba kitabı nazım hikmet yazdı da adı sakıncalı olduğu için ihsan koza ismiyle mi yayımlattı?

    uzun bir dönemi kapsayan mektupları, metinleri, röportajları, anı kitaplarını tarayarak bu bağlantıları bulan kişi elbette ben değilim. o sabrın binde biri bende olsa hayrat yapardım. benim gibi hazıra konmak isteyenlere bu yazının kaynağı olan, haluk oral'ın çok özenli yazılmış nazım hikmet'in yolculuğu kitabını öneririm.