şükela:  tümü | bugün
1214 entry daha
  • polisiyelerde zeki bir karakter yazmak aslında çok zor değildir. çünkü bütün kurguyu kendiniz tasarladığınız için yazdığınız karakter de bütün olan biteni kolaylıkla bilebilir. mesela karakterinizin bir diyaloğu olsun. bu diyalogda karşı taraf yalan söylesin ve karakteriniz, karşısındakinin yalan söylediğini anlasın. hatta kurnazca bir takım cümleler ile doğruyu ortaya çıkarsın. bunu yaparken karakteriniz gerçekten zorlanmaz çünkü buradaki yalanı, karşı tarafın vereceği tepkileri ve hangi tuzaklı sorulara nasıl cevap vereceğini tasarlayan da yazardır zaten.

    örneğimizi biraz daha genişletelim. polis bir cinayet davası yürütüyor olsun ve bir noktada tıkansın. daha sonra zeki dedektifimiz ortaya çıkıp şimdiye kadar yaşanan bütün olayları "çıkarım" yoluyla bir bir anlatsın. bu da kolaydır. çünkü çıkarımı yapan mantığın arkasında olayları tasarlamış kişinin parmağı vardır.

    ancak bu problemli bir durumdur. çünkü bir noktadan sonra bu çaba hikayedeki inandırıcılığı yok eder ve yazarın karaktere verdiği tüyolar ve yol göstermeler açıkça görülmeye başlar. bu da izleyicinin ya da okuyucunun hikayeden soğumasına neden olur. zeki karakter yazımındaki bu tuzaklar ise asla kaybolmaz. bir soruşturmanız ve bu hikayedeki gibi aşırı zeki iki karakteriniz varsa bu tuzaklara düşmeniz kaçınılmazdır. ancak desu noto'da şahane kullanılan birkaç teknik ile bu tuzakların üstünden atlamayı başarmışlar. şimdi bu işi nasıl yapmışlar bir bakalım.

    --- spoiler ---

    1) kural ve daha çok kural: bu tür hikayelerin en problemli noktası karakterin sınırlarının belli olmamasıdır. izleyiciyi etkilemek için olayı aşırı kompleks bir hale getiren senarist bir yerden sonra mevcut koşullar içinde finali yapamayacağını fark eder. çünkü yazdığı olayı çözmek artık mümkün değildir. bu noktada senarist 2500 yıllık bir gelenek olan deus ex machina'ya başvurur. artık gökten yunan tanrısı indirilmez tabi ama ana karaktere aniden bir "ilham" gelir ve bütün olayı hiç olmayacak bir şekilde çözer. burada asıl problem zeki görünen ana karakterin bilmesi mümkün olmayan şeyleri çok "zeki" olduğu için bir anda bilebilmesidir. böylece final yapılır ancak yazılan şey izleyicinin ağzında buruk bir tat bırakır.

    peki death note bu konuyla nasıl başa çıkmış? öncelikle bu animede beklenmedik hiçbir durum yaşanmaması adına olabilecek her şey bir kurala bağlanmış. en başta l'in nokta atışıyla light'ın kanto'da olduğunu bulması biraz zorlama gibi görünse de bu, iki karakteri hızlı bir şekilde karşı karşıya getirmek için kullanılan bir harekettir. asıl konu ise hem çok zeki olan hem de elinde doğaüstü bir güç bulunduran light'ın yapabileceklerinin defterin kuralları ile sınırlandırılmasıdır.

    mesela light'ın raye penber'e karşı kullandığı iki plan var. birincisi otobüste kimliğini öğrenmek, diğeri de metrodayken diğer fbi ajanlarını öldürmesini sağlamak üzerine kurulu. bu planları normalde anlatıp inandırıcı olmak çok zor. ancak burada light bir kere bile kural dışına çıkamadığı için durum sürekli kontrol altında kalıyor.

    2) diyaloglar ve ritim: yukarıda dediğim gibi zeki karakterlere diyalog yazmak inandırıcılığı her an baltalayabilecek çok ince bir iştir. ana karakterinizin normalde bilemeyeceği bir şeyi farkında olmadan siz ağzınızdan kaçırırsanız, gerçekçilik hissinin arkasından el sallarsınız. bu nedenle karakterin mantık ile bulamayacağı bir şeyi asla diyalog üzerinden söyletmemeniz gerekir.

    bunun da en iyi örneğini iki bölüm süren naomi misora sekansında görebilirsiniz. burada öyle bir teknik uygulamışlar ki sanki naomi'yi başka biri light'ı başka biri yazmış gibi duruyor. aralarında yazar tarafından kurulan hiçbir bağlantı yok. ayrıca diyalog çok gerçekçi. light sürekli en basit en dikkat çekmeyecek soruları soruyor ve sonunda naomi'yi gerçek ismini vermeye ikna ettiğinde izleyici olarak siz de light'ın bunu sadece kendi mantığıyla yaptığına ikna oluyorsunuz.

    diyalogların önemli bir diğer noktası da ritim duygusu. normalde bir diyaloğu normal seyirde tutar seviyesini zamanla arttırır finalde de zekice bir replik ile bitirirsiniz ki izleyici bundan etkilensin. bu dizide ise neredeyse tüm diyaloglar final gibi çıkarımlarla dolu. ancak bunu gözünüze sokarak yapmıyorlar ve tenis maçı sahnesi gibi kısımlarda bunları hızlı bir şekilde çözümlüyorlar. böylece hem izleyici arka arkaya gelen zeka dolu çıkarımlardan etkileniyor hem de hız nedeniyle söylenen replikler bir ahenge kavuşuyor. mesela bu animeyi izledikten sonra başka bir dizi izlerseniz "zeka" dolu diyaloglar size yavan gelecektir. çünkü onlarda ancak bir iki patlama noktası yaşanır. bu animede ise diyalog başına en az 6 - 7 tane var.

    3) kıyas karakteri: normal bir polisiyede zeki karakterin yanına bir tane kafası yavaş çalışan bir karakter verilir. bu karakterin iki amacı vardır. birincisi ana karakter çok karışan durumları bu karaktere anlatır ki izleyiciye açıklama yapmanın mantıklı bir yolu olsun. ikincisi de karakterin ne kadar zeki olduğunu göstermek için kıyas yapacak birilerinin bulunması gerekir etrafta.

    çünkü bu karakter, bir insan en düz en basit nasıl düşünür onu temsil eder. önlerine bir dosya geldiğinde önce bu karakter bir çıkarım yapar daha sonra ana karakter küçümseyen bir eda ile gelir, karakterin mantığının ne kadar zayıf olduğunu göstererek aşırı kompleks ve "zeki" bir şekilde olayı çözer. burada amaç ana karakterin ortalama bir insandan ne kadar zeki olduğunu göstermektir.

    böylece izleyiciyi ana karaktere hayran bırakmaya çalışırlar. ancak death note bu tuzağa pek düşmez. mesela matsuda bu rolü üstlenecekmiş gibi durur ancak matsuda'nın ve l ile çalışan diğer dedektiflerin rolü bu değildir. onlar l ve light'ın oluşturduğu duygu boşluğunu doldurmak için vardırlar. çünkü light ve l saf mantık üzerine kurulmuş karakterlerdir ve eksiksiz bir hikaye anlatmak istiyorsanız seyircinin duygularını görmezden gelemezsiniz. bu nedenle bu karakterler l kadar zeki ya da güvende olmamalarına rağmen göreve bağlılığı temsil ederek bir duygu geçişi yaratırlar.

    bu ekipten sonra ortaya çıkan misa da sanki böyle bir kıyas karakteri olacakmış gibi durur ancak misa'nın kafası pek çalışmıyormuş gibi görünmesi onun zırhıdır. çünkü gerçek kira varken ve kendisi l ile yarışırken misa'ya bakan kimse onun bu işe karışacağını düşünmez. misa da bu görünüşün verdiği güven ile saman altından su yürütür. light'a olan adanmışlığı yüzünden çok öne çıkamasa da hayatta kalması bile başarı göstergesidir.

    --- spoiler ---

    sonuç olarak kurduğunuz hikayedeki tüm detaylar sizin elinizde olduğu için bir karakteri zeki göstermek çok da zor bir iş değil aslında. ancak karakterin zeki olduğuna izleyiciyi ya da okuyucuyu inandırmak için ciddi bir çaba gerekiyor. biraz önce bahsettiğim noktaları da tuzak olarak anlattım çünkü bu mekanikler yazarların işini aşırı kolaylaştırıyor. örnek olarak olaylar tıkandığında kahramana süper bir çıkarım yaptırıp işleri çözdürebilir, cevabını zaten bildiği şeyleri sordurabilir ayrıca hikayenin kıyısına koyacağınız klişe bir karakter ile de ana karakterinizi parlatabilirsiniz. ancak bunlar herkesin yaptığı çok sıradan şeyler artık. o yüzden polisiye yazarken mesele kompleks bir olay örgüsü oluşturmak değil, olayı düzgün bir şekilde işlemek ve bunu yaparken yazarın kendisini gizlemesidir.
149 entry daha