şükela:  tümü | bugün
13 entry daha
  • dünki olaylardan sonra bir anda aklıma düşen yönetmenliğin ve senaryonun halit refiğe ait olduğu 1963 yapımı toplumsal gerçekçilik akımına ait filmdir.

    halit refiğ bu filminde, 27 mayıs ihtilalinde önemli bir rol oynayan silahlı kuvvetlerin ve türkiye’de ki ilerici ve gerici tartışmaları işlemiştir. toplumsal sorunları bir aşk hikayesi içinde ele almak bana kalırsa dönemin toplumsal gerçekçi yapısını en iyi şekilde değerlendirme yöntemidir. bu sorunları basite indirgeyip; seyirci yani dönem içerisinde ki halka, çözüm yöntemleri sunmak hiçte kolay değildir. bundan sonrasında filmle ilgili sık sık alıntı ve spoiller içeriyor.

    hava kuvvetlerinden görüntülerle başlayan film; jet pilotların hayatlarını ele alınır. bu ana konu itibariyle (bkz: askeri film) özelliği taşıyan filmde, dönemi de içine alan birçok sorun anlatılır. film açılış sekansında jet pilotların hayatlarının her an tehlikede olduğunu ifade eden bir sahne yer alır. bu sahnede jet pilot üst teğmen göksel’in uçarken yaşadığı düşme tehlikesi cesaretli ve akılcı davranışla sorunsuz atlatılır.
    (bkz: üst teğmen göksel), havacılığı seven ve bu sevgiyi tanrı sevgisine yaklaştıran idealist bir genç olarak karşımıza çıkar. filmde ağırlıkta olan erkek karakterlerden biri de göksel’in arkadaşı olan ve aynı birlikteki arkadaşı faruk’tur.
    (bkz: faruk) da göksel gibi yurt dışında eğitim almıştır. faruk film boyunca göksel’den daha farlı bir karakter olarak karşımıza çıkar. faruk eğlenceyle ararken, göksel ders çalışarak akademi sınavlarına hazırlanma derdindedir.

    yönetmen türk hava kuvvetleri’ni anlatırken daha önceki filmleri kadar olmasa da bu filmde de aşka yer verir. göksel ve zeynep karakterleri arasındaki aşk filmin konusu içinde yer alır.

    göksel ve zeynep eskişehir’de tanışırlar ve gece birlikte eğlenmeye giderler. göksel’in zeynep’le ikinci karşılaşma yeri olan vapurda göksel’in okuduğu gazetede yer alan ve kameraya yansıyan ‘bir aşk yeter’ başlıklı köşe yazısı zeynep’le ilişkilerinin sonraki boyutunu ortaya koyan minik bir detaydır.

    göksel’in pilotluğa olan tutkusuna ailesi anlam veremez ve onun sürekli olarak tehlikede olduğunu düşünürler. göksel; uçmanın kendisini için çok önemli olduğunu söylerken, babasına kentin kendisini boğduğunu ve uçarak kendisini hür hissettiğini söyler. babası ise uçmakla özgürlüğün ilişkisini sorar göksel’e. göksel babasına bunun için hürriyetin anlamını bilmek gerektiğini söyler. burada hürriyetin kişiler üzerinde farklı anlamlanışını ve göksel’in ideallerinin ve mesleğine olan inancının onu nasıl hür kıldığını görürüz.

    refiğ, filmde az sayıda kadın karaktere yer verirken, bu karakterlerle ilgili olarak filmde de önemli çözümlemelere de gitmemiştir. jet pilotların arasında yer alan ve diğer pilotlar tarafından sevilen bir karakter olarak karşımıza aydan çıkar.
    (bkz: aydan), kendisi dışında hiç bir kadının bulunmadığı hava kuvvetlerinde başarılı bir karakter özelliğindedir. aydan'da babası ve abisi gibi hava kuvvetlerinde görev almıştır. aydan arkadaşlarına kadınlar konusunda bilgiler verirken kendisinin iç dünyasına ya da duygularına açıktan tanık olmayız. onun göksel’e olan ilgisini sözler üzerinden değil de hareket ve bakışlarından anlarız. bu anlatış tarzını onun aile içindeki konumlanışı ve göreviyle ilişkilendirebiliriz. aydan babasıyla birlikte yaşar ve onun her anlamda hizmet etmektedir. bu anlamda aydan hem bir ev kadını hem de bir asker olarak tanımlanır. ama aydan sonuç olarak duygularını zeynep’in aksine açığa vurmaz. ayrıca aydan çevresinde bulunan erkekler tarafından da sözü dinlenen bir karakter olduğundan saygınlığı fazladır.

    bu doğrultuda aydan modern kent bakışı içinde yerini almıştır. buna karşın aldığı eğitime rağmen zeynep babası tarafından evliliğine karar verilmiş ve babasının yanında söz söylemesi sınırlanan bir karakter özelliğini gösterir. zeynep toprak ağasının kızı oluşuyla çevresine sözünü geçirirken, aydan sevecenlik ve bilgi kullanma yönüyle sözlerini insanlarlara geçriri.
    (bkz: zeynep) kolejde elde ettiği bilgiyi nasıl kullanacağını bilmez. onun bu bilgiyi kullanışı; göksel tarafından uyarılması ve yönlendirilmesiyle olur.

    aydan filmde erkek arkadaşlarına kadının tanımlamasını yaparken, her kadının "kendini diğer kadınlardan daha üstün" gördüğünü düşündüğünü ifade eder. kadına en büyük iltifatın ise ona ihtiyacı olunduğunun söylenmesiyle olacağını belirtir. aydan karakterinin ağzından çıkan bu sözler bir yandan da kendisinin istek ve beklentilerini ortaya koyar. aydan iyi bir ev kadının ise (bkz: moda dergileri) takip ettiğini söyler. bu sırada da aydan’ın elinde moda dergisi vardır. bu sözler daha sonra göksel’in kadınları değerlendirişinde etkili olur. çünkü zeynep’le ikinci karşılaşmasında onun elinde gördüğü moda dergisi değerlendirme yapmasında olumlu etki yapar. bu etkiyi daha sonra aydan’ın elinde göreceği moda dergisi dolayısıyla da yaşayacaktır.

    kadını bir neden olarak kullanan filmde erkek egemenliği daha yüksektir. halit
    refiğ, şafak bekçileri filminin ardından kadın karakterlerin zenginliğine önem göstermiştir.
    film, gerici zümre ve ilerici zümre olan (bkz: ordu arasındaki çatışma), (bkz: kırsalda yaşanan sorunlar),
    (bkz: eğitim problemi) ve (bkz: kadının kırsaldaki konumu) ve (bkz: kadının kentteki konumu) gibi başlıkları karşılaştırılmak ve bazı toplumsal sorunların yanında, (bkz: türk hava kuvvetleri)’nin çalışmalarını da aktarmak amacıyla çekilmiştir.
    aynı zamanda kadın karakterlerden olan kırsal alandaki ağa kızı tiplemesi ve asker kızı tiplemeleri
    karşılaştırmalı olarak verilmiş ama derinlemesine bir inceleme yapılmamıştır karakterler

    `filmde belirginlik taşıyan diğer bir olguda dindir.`

    din olgusu refiğ’in diğer filmlerinde olduğu gibi bu filminde de kendini hissettirir. göksel’in annesi oğlu için sürekli dua ettiğinden bahseder. anne karakterinin sürekli dua edişini (bkz: gurbet kuşları) filminde de görürüz.

    bununla birlikte hava kuvvetlerinde asker olan (bkz: memo) da uçan evliyalar olduğunu ve köylülerin bunlara olan inançlarından bahseder. memo filmde bu inanışları dolayısıyla gerici olarak belirir.
    göksel karakteri ise; köylülerin cahil din adamlarının elinden kurtarılması gerektiğine inandığını söyler. bu bakış açısı memo'nunkine göre daha ilerici bir anlayışı simgeler.

    dini inançların yanında ölüm duygusu da filmde işlenir.

    filmde; ölüm korkusu ve bu korkunun insanların hayatını nasıl etkilediğine şahit oluruz. bu anlamda göksel’in annesi; oğlunun meslek yüzünden ölümüyle karşılaşmasından korkmaktadır. göksel ise ölümün hayatın her anında bir şekilde insanın karşısına çıkacağını ve ölümden kaçılmayacağına bunun için de cesaretli olunması gerektiğine inanmaktadır. bu durum göksel’in annesi ve babasıyla fikirsel anlamda çatışmasına neden olur.
    ölümle ilgili diğer bir korku durumu ve bu durumun kişiyi olumsuz etkileyişini ise zeynep’te görürüz. zeynep’in şehit ailelerini görmesi yalnızlık ve ölüm duygusunun verdiği olumsuz psikolojiyi yaşamasına neden olur. bu durum zeynep’i göksel’e kendisi ya da işi konusunda tercih yapmasını istemesine kadar götürür. zeynep göksel’e vazifesini ölüm pahasına sevdiğini bildiğini kendisini korkutanın da bu olduğunu söyler. göksel ise ölüme cesaretle ve bir anlamda da gururla yaklaşmaktadır. çünkü ölüm bu vatan toprakları için olacaktır. göksel’in istifa yerine kabul ettiği tehlikeli görev sonrası öldüğünü düşünen komutan da askerlerin asla ölmediğini vurgular. göksel’in şehit olan askerlerin isimlerini sayarken yaşamlarının trajik son buluşlarını gururla zeynep’e anlatır.
    ölüm duygusu, filmin kadın karakterlerinden biri olan aydan’ın jet pilot olan abisi üzerinden de verilmiştir. aydan’nın babası oğlunun jet pilot olmasını istemiş ama oğlu görev sırasında ölmüştür. baba bu ölüm psikolojisini oğlunun resmine her bakışında yaşarken onun ölümüyle de gurur duymaktadır. bu da (bkz: askerliğin ve ordunun yüceltilmesi) şeklinde anlaşılabilir.

    ayrıca film boyunca geçen sahnelerde askerin halka destek olan konumu ön planda tutulmuştur. bu anlamda ezilen sınıfın yanında olan hava kuvvetlerinin bu alandaki mücadelesi en çok da köylüyü ezen toprak ağalarını rahatsız etmektedir.

    filmde beliren diğer bir konu da göksel’in ailesi ve sevdiği kadın zeynep tarafından anlaşılamama sorunudur. oysa göksel, zeynep’le tanıştığı vapurda kendisinin anlaşılmaya ihtiyacı olduğunu söylemiştir. buna karşın ne ailesi ne de zeynep onu anlamıştır. göksel’in evlenmesinin ardından zeynep’in kendisini anlaması için çok uğraş verir. ama zeynep göksel’in beklediği anlayışı göstermekte geç kalır. bu durum da iki sevgilinin ayrılmasına neden olur. zeynep göksel’in hava kuvvetleri’nde kalmak istemesine anlam veremez. göksel ise tercihini zeynep’ten tarafa yapmaz. buna rağmen göksel zeynep’i sevmektedir. zeynep’le göksel’in ayrılmasına karşın kudret ağa, kızına, ‘kala kala iki yıldızlı tayyare şoförüne mi kaldın?’ diyerek askeriyeyi sevmediğini belirtir.

    türk hava kuvvetleri’nde askerliğini yapan memo karakteri ise okuma yazma bilmeyen ve cahil olarak ifade bulan köylü halkın temsilcisi şeklindedir. memo ailesi tarafından hiç görmediği bir kızla evlenecektir. yönetmenin eleştirdiği bu durumu zeynep’te de görürüz. zeynep tanımadığı ve daha önce görmediği bir kişiyle babası tarafından evlendirilecektir. zeynep’in memo’dan farkı kolej mezunu olması ve aldığı eğitim sayesinde kendi başına karar verebilecek bir konumda oluşudur. ama zeynep bu avantajını kullanmakta yetersiz kalacak ve onun uyanışı ise yine göksel sayesinde olacaktır.
    zeynep’le memo arasında beliren bu ayrımın bir benzerini gurbet kuşları’nda göç eden ailede istanbul’da başarı sağlayan kemal karakteri ve kardeşleri arasında görürüz. memo zeynep’in aksine okuma yazması olmayan aynı zamanda da fakir bir aileden gelmektedir.

    yönetmen filmin ilerleyen sahnelerinse köylülerin umutsuzluğunu çarpıcı bir şekilde verir. memo köyünde sahip olduğu mal varlığı olan küçük arazisi ve ineğini kaybeder. ve tabi bununla birlikte evlilik hayallerini de. okuma yazma öğrenen memo’nun okuma yazmayı öğrendiği sınıfında ismini hecelerken çıkardığı koyun ve inek sesi ise yaşamlarının nelerden ibaret olduğu bununla birlikte bilgiden ne derece yoksun olduklarını ortaya koymaktadır.
    buna benzer bir örnek ise memo’nun zeytinyağlı bakladan habersiz oluşunda görebiliriz. bu örneklerde yönetmenin köylüye bakışında ve köylünün anlatılışında yörenin insanlarının durumunu olumsuz yansıtmaktadır. bu bağlamda göksel’in köylülerin yaşamını zeynep’le evliliğinin ardından daha net olarak görür. göksel’in köyde çobanın kızının kahyanın saldırısına uğrayışını, bakımsız evler ve insanları görmesi düşünsel dünyasında daha doğru kararlar almasını sağlar. o bu bağlamda köylülerin daha insani şartlar içinde yaşaması gerektiğine inanır. filmde kahya tarafından aşağılanan çobanın kızına karşılık çıktığı tehlikeli görevde saldırıya uğrayarak uçağı düşen göksel’i kurtaran karakterin ise çoban olduğunu görürüz.
    kadın karakterlerden olan zeynep kolejde iyi bir eğitim almıştır. aldığı bu eğitim amerikan sistemine sahip bir okul özelliğinde olduğunu aydan’ın babasının kızına yönelttiği eleştirilerden anlarız. burada yönetmen eğitimin önemini bir kez daha ortaya koyarken alınan eğitimin ise ortaya konulan toplumsal sorunlara cevap olması gerektiği üzerinde durur. göksel yurtdışında aldığı eğitimle yurdunu kalkındırmak ister. aynı şekilde aydan’ın da kolej eğitiminin süsünün bir parçası olması yerine fakir ve eğitimsiz kalan köylüler için bu bilgileri kullanması gerektiğini savunur. göksel bu hedefiyle imkansızlıklar içinde olan yoksul köylülerin `daha iyi şartlara kavuşabileceklerine inanmaktadır.`

    zeynep köylülerin her zaman böyle olduğunu ve onların için ne yapacağını bilemediğini söylerken göksel, köylülerin eğitimi için; en ücra köylere dahi giderek onlara eğitim vermeleri gerektiğini savunur. yönetmen yurtdışında eğitim almanın faydasının ise ülke insanının kalkındırılmasıyla olacağına inancını vurgular filmde.

    filmde (bkz: köylülerin cahil kalması) ise köy ağlarına ve politikacıların popülist söylemlerine dayandırılır.

    bir köy ağasının kızı olan zeynep’in uyanarak başkaldırmasını ise göksel sağlamış onun gerçeği görmesinde etkin bir rol oynamıştır. aynı (bkz: pudovkin)’in ‘ana’ filminde yönetimin uyguladığı adaletsizliğe karşı savaşan gencin; annesine bu gerçekleri göstererek uyanmasını ve çarlığa karşı gelişini görterdiği sahne gibidir.
    burada da zeynep gerçekleri görerek babasının yaptığı yanlışlığa karşı çıkarak ve onun amaçlarına ters gelecek mücadelesine başlama kararı alır. bu bağlamda da babasını terk eder.
    göksel’in dediği gibi "vatanın aydın yurtsever gençlere ihtiyacı vardır."
    kudret ağa tiplemesi ise köylülerin eğitim alarak kendisine karşı çıkacağına inanır ve bu anlamda köylülerin eğitim almaması için elinden geleni yapar. filmin sonunda politikacıların yanlışlarının cezasını bulurken kudret ağa uygulamalarına devam eder. ama onun önünde de yurtsever aydın gençlik vardır.

    filmde köylülerin durumlarıyla iç içe olan (bkz: kudret ağa) karakteri üzerinde toprak ağalarının toplumda algılanışı ve konumunu açık bir dille ifade eder. hazineye ait topraklara sahip çıkan kudret ağa’nın hava kuvvetleri’nin gelişiyle gücünün kırıldığını filmin gidişatında öğreniriz. kudret ağa’nın hava kuvvetleri’ne bakışı olumsuz olmakla birlikte onların kendisine yakın olmasını istemez. filmde kudret ağa, insanları aşağılayan, hayvanları köylülerden daha üstün tutan ve sürekli paraya her şeyi endeksleyen bir tiplemededir. ayrıca kudret ağa’nın yönetimle olan çıkar ilişkilerine de filmde yer verilir. politikacılar harita üzerinde baktıkları seçim bölgelerinde kudret ağa’nın hakim olduğu birçok bölgeye oy alacaklarını fakat memur ve asker kesimin olduğu yerde bu ihtimalin olmadığını belirtirler. sistem içinde yer alan ağalık, halktan yana olmayan ve ezilen sınıfı ortaya çıkaran bir duruma hizmet eder. (bkz: ağalık sistemi) insanı ezerek sindirmeye çalışmaktadır. sistem tüm bunları gerçekleştirirken de politikacıların desteğini almaktadır. ağa diğer yandan da çıkarları doğrultusunda güçlülerden yana tavır alır. bunu göksel’den dayak yiyen (bkz: kerim) ve kahyayı kudret ağa’nın ‘bana güçlü adam lazım’ diyerek kovmasından anlayabiliriz.
    kudret ağa bu olayın ardından göksel’e kızıyla evlenebileceğini ama pilotluğu bırakması gerektiğini söyler. göksel’e kızıyla evlenmesinin ardından tüm arazinin üzerindeki canlılarla birlikte kendisinin olacağını söyleyen kudret ağa, bu davranışıyla yalnızca toprak mülkiyeti değil aynı zamanda insanlar üzerinde de hak iddia edişine böylece tanık olmuş oluruz. kudret ağa’nın bu davranışları göksel’in karşı tavrına neden olacaktır.

    şafak bekçileri filmi köy ağasını sömürücü bir güç olarak nitelendirirken; filmde yönetmen: bu gücü orduyla karşı karşıya getirir.

    şafak bekçileri filmi gerçekçi yaklaşımına rağmen birçok sorunu ele almaya çalışması
    itibariyle yalnızca genel sonuçlara varmıştır. ilk askeri film olma özelliğinin taşıyan bu film 1963'de çekilmiş olmasına rağmen, günümüzde bu gün bile aynı sorunlar yaşandığına dair güzel bir örnektir.

    film halit refiğ’in duygusal çizgilerinden kurtularak olaylara daha farklı bir açıdan ve daha olgun bir
    bakışını simgelese de bu gün bile durum bir adım ileri gidememiştir.

    kaynak:
1 entry daha