şükela:  tümü | bugün
12 entry daha
  • çok fazla sanatçı saysam da hiç çalışmalarına yer vermediğimi farkettim. mesajlarda da soran çok olunca bir derleme, ufak çaplı bir antoloji yapmaya karar verdim. çok uzun olmasın diye birkaç parça olacak; önce edebiyat, daha sonra siyaset ve felsefe, arkasından müzik, hemen peşinden sinema ve en son olarak da diğer sanat dalları ile ilgili yazacağım. format daha çok isim/çalışma/bilgi notu şeklinde olacak ama bazen sadece çalışmayı anıp geçeceğim (özellikle sinema kısmında), bazen hiç bilgi notu yazmayacağım.

    edipler ve eserleri:

    benim çok sevdiğim brezilyalı yazar jorge amado'nun teresa batista isimli romanı çok güzeldir. kalın bir kitap ama kolayca okunuyor. bir orospunun hayatı üzerinden kuzey brezilya'da (bahia bölgesi) kahve tarımının yükselişi ve amazon ormanlarının katledilme süreci gayet güzel anlatılmış. ayrıca yine brezilya'daki ırk ayrımı teması da alttan alta işleniyor.

    gabriel garcia marquez ve meşhur romanı yüzyıllık yalnızlık zaten her listeye yazılıyor. okumuşsunuzdur ama okumadıysanız, methedildiği kadar var ve çok büyük zarardasınız. ayrıca kendisinin tarihi romanları da vardır. latin amerika'nın özgürleştirici liderlerinden biri olan simon bolivar'ın son günlerine odaklandığı labirentindeki general bana epey hüzünlü gelmişti.

    meksikacarlos fuentes okuması biraz zor bir yazardır. her babayiğit okuyamaz, iyi bir okur olmanız lazım. zaten fuentes okuyabilenler aşmış okuyuculardır diyebilirim. meksika'nın amerika ile olan çetrefilli sevgi/nefret ilişkisini çok güzel işler. koca gringo adlı romanı ve cam sınır adlı hikaye kitabı nisbeten kolay okunur. ayrıca artemio cruz'un ölümü romanı bence bir şaheser. doğmamış cristof ve terra nostra (bizim toprak) adlı romanlarını okumak çok zor, en sona saklayın ya da hazır olmadan okumaya kalkmayın derim.

    şilili roberto bolano'yu okumak da biraz zordur. oldukça yoğun ve bir o kadar da meydan okuyucu üslubu var. yine de tılsım adlı romanı 120 sayfa falan, yavaş tempoyla da gitseniz en fazla bir haftada biter. mario vargas llosa, sadece latin amerika'ya odaklanmaz kitaplarında ama yine de pek çok eserinde arkaplan ülkesi peru'dur. özellikle ilk dönem eserleri harikadır. nobel aldıktan sonra biraz çaptan düştü sanki ama muhteşem eserleri var. yeşil ev adlı eserinin kurgusu biraz değişik ama müthiş bir kitap. yine de bunu okumadan önce üslubu öğrenmek, ona alışmak için teke şenliği adlı kalın ama kolay okunan kitabını tavsiye ederim. biraz hüzünlü bir kitaptır yalnız.

    arjantinli jorge luis borges'i yazmak bir zul aslında. yani, biliyorsunuzdur herhalde diye yazmayacaktım ama her ihtimale karşı yazıyorum. her kitabını tavsiye ederim, isim zikretmeyeceğim (ayrıca kendisinin bir dünya hikaye ve yazar antolojisi vardır. dünya edebiyatına meraklı ve hangi yazarın hangi kitabını okuyacağınızı bilemiyorsanız bir bakın derim).

    jose saramago bir portekizli. latin amerikalı değil yani ama eserleri genelde evrensel nitelik taşır. nobellidir, ilginç bir üslubu vardır. latin amerika diktatörlüklerinden (ve tabii ki kendi ülkesindeki diktatörden) de epey ilham almış, üstü kapalı toplum eleştirileri vardır. ispanyol ve portekizli yazarların latin amerika üzerinde etkileri olduğu kadar oradan da etkilendiklerini unutmayın. körlük adlı romanı nefistir. devamı olan görmek daha geri plan da kalmıştır (galiba okuması daha zor, kurgusu değişik olduğu için) ama o da gayet güzeldir. ben şahsen çok daha gösterişsiz ve basit bir roman olan filin yolculuğu adlı eserini de çok severim.

    juan rulfo latin amerika edebiyatına sessiz sedasız damga vurmuş bir öykücü. zaten iki kitabı var toplasan 300 sayfa ya var ya yok. biri roman diğeri öykü kitabı. ikisini de tavsiye ederim. pablo neruda, gabriela mistral falan da yazmak istemiyorum aslında, zaten biliniyorlardır herhalde. eser olarak da her yazdıklarını okuyun. zaten şiir okumak öyle atla deve değil. en baba şiir kitabı iki saatinizi almaz.

    ernesto sabato arjantinli bir yazar ama askeri rejim sonrası hakikat komisyonlarında da çalışmış birisi aynı zamanda. tünel adlı romanı çok alegoriktir ama çok güzeldir. aslında bu bir üçlemenin ilk kitabı ama diğer iki kitabı okumak öyle kolay değil. hem kalın hem de ağırlar. tünel tek başına da okunabilecek bir roman. ayrıca, türkçeye çevrilmese de adolfo perez esquivel'in hayatını bir okuyun derim. askeri darbeye karşı çıkmış, tabiri caizse boynunda yağlı iple dolaşmış bir abimizdir. 1980 yılındaki nobel barış ödülünün sahibidir. hakkında bir belgesel de var, mutlaka izleyin.

    çok uzatmadan burada kesiyorum. daha çok kişi ve eser var ama zaten okurken siz kendiniz keşfedeceksiniz. ben en sevdiğim, çarpıcı bulduğum eserleri ve yazarları ekledim. sırada siyaset ve felsefe var. okuyunuz okutunuz efenim!..
5 entry daha