5954 entry daha
  • çin, hindistan gibi kendi başına açık bir laboratuvar olduğundan ötürü bakterinin virüsün özel şartlar altında geliştirilmesine lüzum yok. gelin ben size çin'deki ortamları anlatayım, gerekirse fotoğraflar ve videolar ile destekleyeyim. kalanına kendiniz karar verin. çünkü üç gün şangay'da turist olarak gezmiş tiplerin aşırı bilmişliğinden gına geldi.

    çin'de her şeyden öncelikle kocaman bir sağlık/hijyen standardı sorunu var. pazarların büyüklüğü ve günlük sirkülasyonları göz önüne alındığında hiç bir gıdanın test edilmediğini, hiç bir şekilde gıda güvenliğinin kontrol altına alınmadığını kolayca fark edebilirsiniz. zaten ağaç kurbağası ve rakun gibi çiftlikte yetiştirilmeyen türlü vahşi canlının satıldığı bir yerde kontrol sağlamanın imkansız olduğunu anlamak için bilimsel veriye de ihtiyaç yok.

    evvela bizzat çinlilerin çektiği videolardan pazarların durumuna bir göz atalım. konu çinlilerin kendi tabirleriyle jie shi. yani giyim kuşam, teknoloji vb. dışında et, süt, sebze vs. satılan ıslak marketleri. buralara ıslak market diyorlar çünkü hayvanlar orada müşteri önünde kesiliyor. ingilizcesiyle wet market. genel olarak bunlar nasıl yerler bilmek istiyorsanız aşağıdaki linkleri takip edin.

    bu foshan'daki en büyük canlı hayvan pazarı:
    https://youtu.be/witx4zgvfrm

    videodan görebileceğiniz üzere kedi, rakun, yılan, sıçan, kurbağa, tür tür kuş vs. ne ararsanız var. satılması bir yana hepsi canlı ve ufacık kafeslerde birbirinin üzerine yığılmış şekilde duruyorlar. bu hayvanların bazılarının yan yana durması dahi kendi başına risk. şimdi kim buraya gıda güvenliği garantisi verecek? resmi bilgilere göre çin, gıda güvenliği konusunda türkiye'den daha iyi durumda. türkiye'de pazardan canlı yılan, rakun alıp evde yemeyi bırak bunları kanlı canlı kaç insan görmüştür? hayvanları doğadan kafesledikleri gibi satıyorlar işte. hangi gıda güvenliğinden bahsediyoruz.

    pazarların durumuna dair başka bir örnek görmek isterseniz sizi şuraya alayım:
    https://youtu.be/rk8wrhucfpe

    bütün etler aynı tezgahta aynı bıçaklarla kesiliyor. bütün müşteriler etleri tek tek elleriyle kurcalayıp satıcıya veriyorlar. bone, ağız maskesi, eldiven hak getire. bir diğer videoda dalyarak pazarcı, sigara içtiği elinin parmağını yalayıp poşet alıyor sonra eti o poşete koyuyor. beyaz kırmızı, mor, ejderha eti ne varsa hepsi birbirine karışmış halde. hayvanların can çekiştiği, sopayla vura vura öldürdükleri videoları hassas bünyeler için koymuyorum buraya.

    bu arada aklıma gelmişken çin'in troll ordusu hakkında da bir kaç kelam etmek istiyorum zira bunlar gerçekten büyük algı operasyonları yapıyorlar. hem virüs hem genel olarak çin hakkında bir sürü saf insanı kolayca manipüle edebiliyorlar. batıdaki sjw akımından sonuna kadar faydalanıyor at hırsızları. virüs ile birlikte iyice azdılar. dikkat edin, ingilizce bütün popüler sitelerde ve tiktok gibi kendi ellerinde olan uygulamalarda sürekli çin güzellemesi yapıyorlar. negatif bir başlık gördükleri an saniyeler içinde ad hominem dolu yanıtlar döşüyorlar. özellikle reddit'e dikkat edin. ak trollerden daha düşük zekalı trolleri var. lan oğlum ne diye rakun yiyorsunuz? diye soruyorsun. sanki batıdakiler "egzotik hayvan" yemiyorlar şeklinde yanıt veriyorlar. herif rakunu egzotik zannediyor. işin kötü tarafı bunlara destek veren inanan batılıların olması.

    örneğin köpek eti yeme meselesi son yıllarda çok revaçta. üç beş tiktokçu çinli kadın ağlayarak çin'de köpek yenmez, köpekler bizim en yakın dostlarımız temalı sürüyle video paylaştılar. daha sonra buna destek olarak köpek sadece kuzey kore sınırında korelilerin restoranlarında tüketiliyor. yok efendim sadece kıtlıkta köpek yedik gibi bir sürü zırvayla desteklemeye çalıştılar. bunların hepsi anti-çin temalı emperyalist güçlerin uydurması vs. akla hayale sığmayacak argümanlar sıktılar. türkiye'de dahi bu yalanlara inanan geri zekalılar türedi.

    o yüzden aradan bu yalan dolanı çıkaralım da başımız ağrımasın. geçen başka bir morona anlatırken kullanmıştım, buyurun siz de kendi gözlerinizle şahit olun.

    https://youtu.be/3cjphdpbh1i
    https://youtu.be/xtlpxswwaxc?t=10

    burası meşhur yulin şehri. hani her yıl yulin dog meat festival adıyla anılan şehir. birincisi burası güneyde. kuzey kore ile alakası yok. ikincisi hui yani müslüman çinliler ve uygurların yoğun yaşadığı batı bölgeleri hariç çin'in bütün her şehrinde köpek eti satılır. her şehirde onlarca köpek eti restoranı bulabilirsiniz. şuraya çin'in en popüler sosyal medya aracı qq ve hoakan'dan bir kaç video ekleyeyim. açılmazsa yeşilendirin bir yerlere yüklerim. öncelikle köpek yemeyen milletin menü zenginliğine bir bakın. sonra kaniş kavurma nasıl yapılır onu izleyin. bu da kuçu kuçu yahni tarifi. pezevengin koyduğu müzik de ayrı olay. sanki japonya'yı istilaya gidiyor.

    şurada çin hakkında pek bilgili bir elemanın köpek eti hakkında kendi çektiği videolar ve detaylı açıklaması var.
    https://youtu.be/3i7oe3mknf0

    bir de kendiniz gerçeği öğrenmek istersiniz diye şöyle basit bir kılavuz hazırladım.

    öncelikle https://map.baidu.com/ adresine girelim. bildiğiniz gibi çin'de google yok. kendi arama motorlarına sahipler. sistem google ile aynı şekilde işliyor. tıpkı google da olduğu gibi buraya da kobe bifteği, adana kebabı vs. yazarsanız size haritada bu yiyeceklerin satıldığı işletmeleri gösteriyor.

    siteye girelim ve google translate üzerinden arayacağımız kelimeyi yazarak çinceye çevirelim. ben "dog meat restaurant" yazdım. siz ister ingilizceden ister türkçeden çevirin. sonuç aynı gelecek. https://prnt.sc/rbf9js

    bu çeviriyi kopyalayıp baidu haritasındaki arama kısmına yapıştırıp "enter" tuşuna basalım. ne oldu? karşımıza çin'de köpek eti satan ve baidu'ya kayıtlı olan bütün işletmeler çıktı değil mi? https://prnt.sc/qy0f7x

    gördüğünüz genel harita. yakınlaştırdıkça sayısının ne kadar çok olduğunu kolayca idrak edebilirsiniz. hatta gelin sağlamasını yapalım. rastgele bir kümeye tıklayıp içinden bir işletme seçelim. karşımıza mekanın bütün bilgileri yanı sıra google gibi fotoğraf da çıkarıyor baidu. https://prnt.sc/qy0ld1

    tamam görsele ulaştık ama belki burada kanatçı haydar yazıyor ne biliyoruz değil mi? o yüzden google abimizden bir destek daha alıyoruz. google translate uygulamasında dilleri çince-ingilizce olarak ayarlayıp kamera ile anlık çeviri modunu açıyoruz. kamerayı tabelaya tuttuğumuz vakit bakın ne yazıyor? https://eksiup.com/p/gf335056spx6

    bunu neden bilal'e anlatır gibi anlattım. çünkü bazılarının kafasına girmiyor. akşam sofrasında zehirli yılan, kirpi, ne bileyim kokarca tüketen adamların topluca "köpek kavurma" yapabileceğini nedense o bozuk zihinleri almıyor. hayır doğu perinçek ile tartışsam bu kadar delilden sonra en fazla sinirlenrek alçak puşt der kaçardı. bunlar; bu sayfada ki yazıların hepsini okudum ve mahmut, sen haksızsın ibne. seni kınıyorum ve sana laflar hazırladım tribine giriyorlar.

    neyse ıslak market konusuna geri dönelim. eşi abd vatandaşı bir çinli var şu videoda. pazarın ne durumda olduğunu ve kişisel hijyen konusunu uzun uzadıya anlatıyor. siz ilk beş dakikasını izleyin yeter.

    https://youtu.be/6p-p4vry1oc

    özetle anlattığı şey çin halk cumuriyeti başlığı altında yazdığım entrynin biraz yumuşatılmışı. (bkz: #97736615)

    et konusunu geçelim. sebze, meyve, endüstriyel ürünlere bir göz atalım. çünkü bu ülkede ambalajlı hiç bir ürünün standardı yok. gıda güvenliği konusunda etten daha kötü durumda. hindistan gibi çin'de de bitkiler bin türlü farklı hormonla yetiştiriliyor. hızlıca büyümeleri için oksitosin, daha parlak gözükmeleri için yıkadığınızda dahi gitmeyen türden silikon sıkılıyor üzerlerine. şu videoda bir çok konuyu açıklanıyor.
    https://youtu.be/kqhd37ywnow

    daha fazla detay için al jazeera'nın konuyla ilgili mini belgeseline göz atabilirsiniz.
    https://youtu.be/5oqbcoz9nlu

    bu mini belgeselde sahte gıdaların nasıl üretildiği inceleniyor. çin'de sokak yemeği olarak satılan en popüler ürünlerden birisi domuzlu noodle. herifler bunu yaparken maliyetten kaçmak için un yerine içinde formaldehit bulunan bir toz kullanıyorlar ki bu akciğer kanserine yol açıyor. hamuru hazırlamak için yumurta yerine kullandıkları tozdan ise kurşun, kadmiyum, arsenik hatta boraks çıkıyor. bunların da insan bünyesine vereceği tahribatı az çok tahmin edersiniz.

    türkiye'de temizliğinden şüphe duyduğumuz döner bunların gıda hileleri yanında organik kobe bifteği kalır. kanalizasyondan süzülme yağ (bkz: gutter oil) konusunu zaten hepiniz biliyorsunuz. atık yağları kanalizasyondan süzüp tekrar yemek pişirmekte kullanıyorlar. buna mukabil sahte bira, sahte kola, sahte viski gibi onlarca farklı ürün de cabası. öyle saçma bir hale gelmiş durumda ki sahte yumurta dahi üretip satıyorlar bu ülkede.

    hem gıda sağlığı hem toplumsal hijyen konusunda ise finali şununla yapalım.
    https://youtu.be/avt6kf9gtr0

    bu videoda sahte gıdalar, tuvaletlerin durumları gibi bir çok konuya değiniyor. sahte alkolden ölen insanlardan, sahte ilaçlardan ve halk sağlığının ne kadar kötü durumda olduğundan bahsediliyor.

    peki şimdi bu kadar yazdın çizdin de konunun wuhan virüsü ile ilgisi nedir? dediğinizi duyar gibiyim. evladım siz salak mısınız? böyle soru mu olur? sars dediğimiz nane misk kedisinden geçmedi mi? mers yine başka bir hayvandan geçmedi mi? peki bu virüs taşıyan hayvanları tüketen diğer hayvanlar? hangi birisi incelendi, hangi birisinin tüketimi durduruldu? yarasası da, o yarasayı yiyen yılanı da ne varsa hepsi hala aynı pazarlarda satılıyor. sadece geçici olarak durduruldu. gelecekte yasak masak demeden devam edecek. bundan daha doğal bir virüs üretim merkezi olabilir mi? resmen simpsons senaryosu gerçekleştirdi geri zekalılar. https://youtu.be/vnrzifnhuyg?t=30

    toparlamak gerekirse; bu şartlar altında yaşayan milyara yakın insan olduğunu unutmadan diğer faktörleri bir senaryo ile gözden geçirelim. restorana yemeğe gelen bir adam tuvalete gidiyor. tuvalette ise kağıt, su, sabun hiç bir şey yok. adam, yanında götürdüğü gazete kağıdıyla götünü silip, ellerini yıkamadan yemeğe geri dönüyor. restoranda pişen et, yerlerde sürünmüş, sopayla öldürülmüş hayvanların her türlü bakteriyle karıştığı pazarlardan geliyor. bu pazarlar ki lama gibi her yere tükürüp sümküren insandan geçilmiyor. üstüne her türlü eti aynı alet edevatla soğuk zinciri olmadan kesip satan moronlardan alıyorlar. çorbasının içindeki erişte yukarıda anlattığım gibi cesetlerin çürümemesi için kullanılan formaldehitli sahte hamurdan mamül.

    çin'in yakın geçmişi ve hastalığa dair bazı bilgiler için şuna da bir ara göz atabilirsiniz (bkz: #102932820)

    sonra siz bu adamlardan sağlıklı bir sonuç bekliyorsunuz. adamlar resmen nüfus planlaması olarak epidemik hastalık kullanıyorlar. bugüne kadar çin veya ekürisi hindistan'ın bir yerlerinden godzilla çıkmadığına şaşırıyorum ben. geçen sene çiğ şekilde kırkayak yemiş bir çiftin haberi vardı. tekrarlıyorum şunu çiğ şekilde yemişler. bir de çin kaynaklarında utanmadan çiğ yemeyin haberleri yapılmış. yemeyin demiyorlar. pişirince parazit ölüyor, öyle tüketin diyorlar. aha çözüm beklediğiniz zeka bu.

    hindistan'a gidip iç huzur arayanlar gibi kendilerine hayrı yok bok içindeki çin'in virüsü insancıl, mantıklı yöntemlerle engelleyebileceğini zannedenler var. kelin ilacı olsa kendi başına sürer. heriflerin önlem planı insanları evlerine hapsederek ölmelerini beklemekten ibaret. hiç kusuruma bakmayın ama bu noktada tek sevindirici husus salgının insan haklarını böyle ihlal edebilecek bir kaç ülkeden birisinde başlaması ve bizim bu ülkenin vatandaşı olmamamız.

    bu salgın abd'den başlasaydı neler olabileceğini ise güncel haberlerden görebilirsiniz. yüzlerce kişiyle temas içinde bulunmuş ve testleri pozitif çıkmış hasta, bir hafta boyunca acil durum merkezi ve hastaneleri arayarak kendisini zorla karantinaya aldırıyor. bir kaç güne abd'deki vaka sayısı iran gibi roket hızıyla yükselecek. aldıkları osuruktan önlemler de bir işe yaramadı. hele bu boktan sağlık sistemiyle virüsü kapan herkese yüzbinlerce dolar fatura çıkarmaya devam edeceklerse hiç kurtuluşları yok. millet o parayı vereceğine evinde suda eriyen grip ilacıyla paşa paşa ölümü bekler.

    anlayacağınız ekonomik güçleri açısından dünyanın en büyüğü olan iki ülkenin bu durumlara düşmesinden çıkarılacak çok ders var. birincisi nerede çokluk orada bokluk sözünün doğruluğu. ikincisi politikacıların ne kadar zeka yoksunu oldukları gerçeği. koca abd'nin bir avuç nüfusuyla moğolistan'ın sağladığı şartları sunamıyor olması çok saçma değil mi? moğolistan, salgın haberinin ilk gününde sınırını kapatıp ülkedeki çinlileri geri postaladı. sınır bölgesindeki köylerde okulları süresiz tatil ederek tv üzerinden eğitim programı başlattı. ücretsiz maske ve dezenfektan dağıtıp, çok olmasa da halka çalışmadıkları süreler için destek ödemesi yapmaya başladı. daha önce çin'den aldıkları araç gereçleri şu an başka ülkelerden tedarik ediyorlar.

    o esnada bizde hiç bir vaka olmaması ise inanılmaz anormal bir durum. eğer gerçekten teşhis konulmuş vakamız yoksa bu şansla filan açıklanamaz. bütün sınır kapıları açık, herkese hoşgeldin çekiyoruz. çin, italya ve iran ile uçuşları salgından iki ay sonra kapattık. eğer vakalar gizleniyor ise bu daha büyük başarı. bizimki gibi bir ülkede sırf popülarite uğruna karantina altındaki insanları ilk doktorları ifşalar. salgınsız normal günde zaten bala göte yaşıyormuşuz hissi sarıyor dört bir yanımı. virüsle birlikte iyice inancım arttı. yaratıcı, bunların zaten götüne yılan girmiş çıkaranı yok, bir de virüs mirüs uğraşmasınlar demiş. başka mantıklı açıklama bulamıyorum.

    anlık durumumuz budur bence: https://eksiup.com/images/76/41/f63475423aoe.jpg
8214 entry daha