şükela:  tümü | bugün
17 entry daha
  • 36 yaşındayım, haliyle 2000 senesini çok net biçimde takip etme şansım oldu.

    öncelikle 2000 yılı galatasaray için olgunluk yılıydı. zira 98-99 sezonu grup aşaması son maçında atl bilbao deplasmanında saçma sapan bir mağlubiyet ile juventus ile aynı puanda kalıp grup 2.si olarak şl'ye veda etmek, galatasaray için kabus gibiydi. hafızam beni yanıltmıyor ise beraberlik dahi yetiyordu ve yine hafızam beni yanıltmıyor ise filipescu abuk subuk bir şey yapmıştı. kırmızı kart falan olabilir.

    99/2000 yılına gelindiğinde, galatasaray şl ligi h grubunda;
    chelsea fc , weah, zola, flo, desailly, babayaro, deschamps, gustavo poyet, sutton
    ac milan, bierhoff, weah, shevchenko, boban, leonardo, giunti, serginho, ibrahim ba, gattuso, maldini, costacurta, albertini
    gibi dev kadrolar ve nispeten daha düşük seviyeli fakat istikrarlı ve iyi bir takım olan;
    herta berlin; deissler, ali daei (dönemin popülerlerinden), sverisson, preetz, dardai, helmer, ve gri haşofmanı ile kalede kraly

    ile eşleşti.

    ilk maç herta berlin ile ali sami yen'deydi. o dönemde muzdarip olduğu "gol yemeden gol atamama hastalığı" gereği; 12 ve 13'üncü dakikalarda ardı ardına gelen herta gollerine galatasaray hakan ve hagi'nin maçın sonlarına doğru attığı gol ile yanıt verdi ve maç 2-2 bitti.
    https://www.youtube.com/watch?v=0iqp4gwhduw

    ikinci maç çok yakında terim'in kısa süreli de olsa evi olacak guiseppe meazza'da ac milan karşısındaydı.
    https://www.youtube.com/watch?v=i9dgscbeppm
    milan avrupa'nın en iyi kadrolarından bir tanesine sahipti dersek hata etmiş olmayız. buna rağmen oldukça dengeli giden bir ilk yarı ve ümit'in kaçırdığı 100%'lük bir gol pozisyonunun ardından, 44 ve 45'inci dakikalarda gelen iki milan golü (leonardo, şevçenko) galatasaray'ın ikinci yarıdaki işini oldukça zora soktu. ikinci yarı başladıktan 5 dakika sonra galatasaray golü buldu ve oyunun net hakimi oldu.ardı ardına çok ama çok net gol pozisyonlarına girmesine rağmen skoru eşitleyemedi ve maç 2-1 milan üstünlüğü ile sona erdi. maç bu skorla bitmişti belki ama, galatasaray'ı izleyen herkes bu takımın bu defa bir şeyler yapacağından emindi.

    3. maç stamford bridge'de chelsea ile oynandı. maçın 31. dakikasında taffarel ceza sahası dışında topa elle müdahale edince galatasaray 10 kişi kaldı. 55. dakika'da chelsea petrescu ile skoru buldu ve maç 1-0 bitti.
    https://www.youtube.com/watch?v=saau7cx52yk

    grup aşamasının ilk turu tamamlandığında galatasaray'ın oldukça umut vaat eden oyunu ve yalnızca 1 puanı vardı. (tipik terim reaksiyonu şimdi başlıyor)

    https://www.youtube.com/watch?v=wjyj4_n4x70
    ilk maçta oldukça erken 10 kişi kaldığı rakibine 1-0 yenilen terim reaksiyon vermesi gerektiğini düşündü ve şahsi kanaatimce kariyerindeki dönüm noktalarından bir tanesi olan chelsea maçına alabileceği tüm riskleri alarak çıktı. fakat bu maçı terim'in dönüm noktası yapan şey risk alması değil, aldığı riski kapatmak için uygulamaya çalıştığı önlemi belki de ilk ve son defa tercih etmesiydi. zira terim hücum pres ve önde oynama takıntısının doğurduğu problemleri "ofsayt taktiği" ile çözmeye çalışmış, belki de futbol tarihinin en kötü ofsayt taktiği performansını izleme şansını vermişti bizlere. maç tamamen chelsea yarı sahasında oynanıyor lakin cezası nedeniyle taffarel'in yokluğunda mehmet bölükbaşı'nın koruduğu kaleye yapılan her chelsea akını gole dönüşüyordu. biz ve galatasaraylı oyuncular bu tarihi ana şahitlik ederken, chelsea'li oyuncular izlemek yerine tarih yazmakla meşguldü. maç 0-5 bitti. medya terim'i inanılmaz düzeyde salladı fakat 3 sene üst üste şampiyon olmuş bir terim'in bu şekilde yıkılması mümkün değildi.

    https://www.youtube.com/watch?v=xvzidvrq_a8
    galatasaray'ın ve terim'in kaybedecek hiçbir şeyi kalmamıştı. hagi, ünsal, ümit sahada ceza ve sakatlıkları nedeniyle yer alamayacaktı belki ama galatasaray'ın uefa kupası yürüyüşünü hakan, tugay, okan ve muhteşem oyunuyla emre başlatacaklardı.
    galatasaray berlin'de herta'yı 1-0 geriye düşmesine rağmen 1-4'lük harika bir skorla devirdi. akıllarda tugay'ın aşırı sempatik gol sevinci ve elbette okan'ın muazzam golü kaldı.

    galatasaray aldığı bu 3 puan ile puanını 4'e çıkartmış ve herkesin bildiği o tarihi maça mutlak galibiyet gayesi ile çıkmıştı. sonrasını hepimiz biliyoruz.
    https://www.youtube.com/watch?v=70hd5v3btqi

    bana kalırsa 99-2000 şl grubu maçları galatasaray'a;
    - yemeden atamama hastalığından kurtulması gerektiğini
    - hücum oyununun savunma dengesini asla yok etmemesi gerektiğini
    - ve nihayetinde ofsayt taktiği garabetinin doğru yapan için muazzam bir silah, eksik yapan için ise pimi çekilmiş bir el bombası anlamına geldiğini öğretti.

    tüm bu öğretiler ışığında; arsenal finali soyunma odasında o meşhur "taktik maktik yok, bam bam bam" sözü, terim tarafından ofsayt taktiği riskini almamaları gerektiğini belirtmek için futbolculara söylenmişti.

    edit: bilbao maçını tekrar izledim, golü kaçıran burak akdiş, golü yediren fatih akyel.. ben neden filipescu'ya kızmışım lan. hakkını helal et filipescu. sorry.
55 entry daha