şükela:  tümü | bugün
50 entry daha
  • 1912 yılında uçağı ilk kez görmüş birinin elini çenesine götürüp "hmm evet bu bir işe yarayabilir" demesiyle şu andaki drone hareketliliğine bakanların yorumları aşağı yukarı aynı paralelde ilerliyor. çok işe yaradığını görüyoruz, potansiyelin farkındayız ama bu tavşanın oyuğu ne kadar derinlere gidebilir kimsenin ortaya tuğla gibi kesin bir analiz koyma gibi bir cüreti yok. henüz. oysa değişim aynı 1912 gibi çok yakında, halihazırda gerçekleşiyor.

    siyasi hiçbir tarafa bulaşmadan yalnız askeri tarafını ele alırsak işte ilginç zamanları yaşıyoruz. yukarılarda biri yazmış, "sadece iha ile savaş kazanılabileceğini düşünüyor musunuz?" o sorunun cevabını bulmak benim işim. ama bilmiyorum! göstergeler, parametreler vs doğrudan yok lan hayır diyebilmek için çok gerçek dışı şeyler söylüyor. aynı şekilde 1939 martında biri tutup bana "sadece tankla savaş kazanılabileceğini düşünüyor musunuz" diye sorsa evet demeye çekinirdim. bu doktrinin* ağababaları bunu yazıp çizmiş olmalarına rağmen gerçek savaş ortamında test edilmediği için bu kanıtlanmamış bir teori olarak dururdu. ama polonya 1939 bize gösterdi ki tank savaşı tek başına kazanmasa da 1918'in gerçeklerine saplanıp kalmış bir askeri anlayışı tersyüz edip savaşı kendisini kullanana altından tepside veren bir aygıt olabiliyormuş. 1960'larda falan bunu yapamayacak bir hale gelecek mesela. hiçbir silah uzun süre o tip domine edici üstünlüğünü koruyamaz. ama tank konsantrasyonunun 1939’daki cephenin kilidini açacak gücünün bir benzeri bugün bir anda siha oluverdi. zerg scourge gibi yüzün üstünde sayılarda havada olan siha’ların konvansiyonel hava araçlarına karşı koymak için geliştirilmiş ve konuşlanmış hava savunma sistemlerini zorlaması işte böyle bir üstünlük. idlibte şu an savaşın bug’u bulunmuş ve abuse eden de ne kadar ilginçtir biziz. bu denklemin tam bir ilacı karşılığı antisi yok. aslında var ama maliyet ekseninde savunan için çok kötü. ve ilginçtir bunu biz yapıyoruz. türk silahlı kuvvetleri de bir doktrine önayak olacaksa o genellikle teknoloji tabanlı değildir. şu anda da teknolojik bir üstünlük tabii yok (stealth süpersonik siha gibi mesela) ama teknolojik tabanlı, doğrudan teche sırtını yaslamış bir doktrin konusunda epeyce var.

    drone bugün bu işi tek başına yapabilir mi? hayır! ama netekim bu uzaktan kumandalı oyuncaklarla zırhlı saldırılar durdurulabilir, gece gündüz yakın hava desteği verilebilir, sead görevleri kayıpsız icra edilebilir, yüzlercesini bir araya toplayınca düşman görev gücü/task force zorlayabilirsiniz. dönüp bi daha okuyun, ortamda zırhlı saldırı durduran uzaktan kumandalı oyuncaklar var! 20 yıl önce bunları yapmak eğitilmiş yetkin bir hava gücü, modern bir hava armadası, ithal maverick rockeye harm shrike vs mühimmatları, epey bir kayıp oranı ve korkunç maliyetler yanında bayağı da şans isteyen şeylerdi. 1989’da da uav/iha vardı ama gün gelecek “uav operations against armour” (zırhlı harekata karşı iha/siha operasyonları) gibi bir brifinge gireceğiz deseniz size ohhahaha diye gülerlerdi. bugün gülmeden giriyoruz. mesela soğuk savaşın sonlarına doğru nato'nun kuzey atlantikte bir deniz görev gücüne, task force'a yapılacak bir saldırıda sovyet saldırı grubunun en az 50 uçaktan oluşacağı öngörülüyordu. bunlar havadan satıha (air to surface) mühimmatlarla donatılmış olup radar ekranının her yerinden bir anda belirip task force ortasındaki fleet uçak gemilerine allah ne verdiyse ateş edip görev gücündeki ciws mukavemet sistemlerinin durdurma kapasitesinin üzerinde bir eş zamanlı saldırı yapacaktı. sırf bu vukua gelmesin diye amerikan donanması e2c hawkeye gibi platformlara meyletmiş, gelen düşman filosu iki dakika önceden farkedilebilsin de hazır olalım diye a6 intruder uçaklarına daha geniş alan tarayan radarla elektronik harp ekipmanı falan eklenmiştir.

    işin korkutucu kısmısı bu doktrin 5 yıl öncesine kadar yerli yerinde duruyordu. kimsenin drone based bir şekilde multi milyar dolarlık yapımı üç yıl süren gemileri, yapımı 4 gün süren dronelar ile birilerinin tehdit edebileceğine imkan vermiyordu. bir anda değişen bir askeri gerçeklik var. neden geçmiş zamanda konuşuyorum? idlib harekatı yüzünden bu mevzu çok yerinden oynadı. bu pilav da daha çok su kaldırır. çünkü türkiye arkasında kendi üretimi bir drone/iha/siha armadasıyla kendi hava kuvvetlerine çok da iş bırakmadan deli sonuçlar aldı. çok kısa bir zaman öncesine kadar yapılamayacağı öngörülen şeyler şu anda harp sahasında vukua geliyor. bu teknolojinin önderi değiliz, ilk biz yapmadık ama bu sayılarda ve bu şiddette bir uav/siha kullanımına önayak olan da her nasılsa biz olduk. yabancı askeri analistlerin gözleri şu an sadece idlib'e bakıyor ve gelen her veriyi ders gibi çalışıyorlar.

    bizim yapamadığımız, henüz teknolojisine erişemediğimiz taktik kısmı da yok değil. ilk bizim bulduğumuz bir şey değil demiştim, ama çok daha ileri drone teknikleri test aşamasını geçmiş halde. amerika da bu mevzunun testlerine balya balya dolar atıyor 2016'da yaptıkları testlerde drone-pod deneyerek orta irtifada seyreden iki f/a-18 uçağından yere 103 adet çapı 30cm'lik drone atıldı. bunlar kendi yüksekliklerine eriştiklerinde aktive olarak her beş tanesi tek bir hub kontrolör tarafından yönlendirilmek suretiyle birbirlerine çarpmadan ve koordinasyonu bozmadan hedeflerine bir dakika gibi bir sürede intikal edebildiler. drone'ların bir lider aracı yoktu ve birbirleriyle iletişim halindeydiler. leak olan kısmı burada var . ancak onlar dahi sıcak savaş ortamında bu doktrinlerini tankları vs olan konvansiyonel bir güce karşı test şansı bulamadılar. nato’nun uav operasyonunu ciddi bir şekilde kodifiye edip üç dört yıldızlı bir command seviyesinde doğu avrupaya koyması bir anda yıllar sonrasında gerçekleşecek bir şeyken şimdi birkaç ay uzakta bir şey haline geliverdi.

    şimdi bu havadan mini drone bırakma gibi şeye dönersek, bu tip görevleri iki yerine elli uçakla yaptıklarında her istikametten uçak gemilerine ya da çok yoğun korunan karadaki perimeter hedeflerine (mesela karargahlar) gelen 2550 adet dronu hangi donanma hangi ciwsle durduracak? vurulamayan %35-40 hedeflerine ulaştığında o kaybı hangi askeri mantıkla nasıl açıklayacağız? uzaktan kumandalı oyuncaklarla uçak gemisi batırılma ihtimali bile koca bir devrin sonunu haber veriyor gibi sanki. uzaktan kumandalı oyuncaklarla operasyonel taktik bombardımanın başarısı sayesinde şimdi stratejik ve naval drone based bombardıman fikri gerçeğe bir adım uzaklığa geldi.

    tehdit sürekli artma eğilimindeyken dünya genelinde ordular mevcut ve demirbaş olarak sürekli olarak küçülüyor. mesela 1950 yılında kore savaşı verilirken amerikan hava kuvvetleri ortamda iş görür avcı uçağı olan f-86'dan 9000 adet yapmıştı. 1979'da hizmete giren f-16'nın toplam üretim sayısı bunun yarısı kadardır. günümüzdeki f-35 ise tüm üye ülkeler ve yedekler vs dahil 3000'den fazla üretilmeyecek. yani silahlar sofistike hale geldikçe envanterdeki demirbaş azalıyor. 1950'de bir köprüyü uçurmak için 9 adet f-86 sortiye çıkıp ikisi mig alleyde düşüp beşi hedeflerini kaçırıp ikisi isabet kaydedince görev tamam oluyordu. bugün sortiye tek bir siha çıkıyor gecenin zifirinde vurup dönüyor. iha/siha günümüzün ve geleceğin küçük profesyonel ordularına çok uygun da bir şey.

    ben savaş uçaklarının biletinin kesildiğini düşünmemekle beraber hava-hava karşılaşmalarında bu drone/siha swarming yaklaşımının yakında çok anahat/mainstream bir model olacağı inancındayım. endüstrileşmiş ülkelerde savaşları erken bitiren ana sebeplerden biri maliyet diğeri de kayıp tahammül oranıdır. elimizde ikisine de cevap olan bir platform varsa, bu platformun radar cross sectionu martıdan biraz büyükse, hava-yer görevlerinde rüştünü ispatlayıp aktif güdümlü havadan havaya füzeler taşıyıp hava hakimiyeti doktrininde yepyeni bembeyaz bir sayfa açması ihtimali bana çok uzak gibi gelmiyor. idlib hadisesi sayesinde şu an herkes ışığı görmüş durumda.

    o ışığın ardındaki karanlığı, isengard’ın altındaki nehri de görmeniz lazım. görmeden tüm askeri umudu ihaya sihaya bağlamak ise yapabileceğiniz en büyük askeri yanlıştır. elektronik harp ve siber bu iha/siha doktrininin en büyük belası olacak. nato biraz da bu yüzden aco komutanlığına siber muharebe karargahını yakın zamanda açtı. rus hackerlar ülkede elektrik şebekesini tersyüz ederlerse, sihalarınız vs kontrolden bir anda çıkar giderlerse diye onların savunma direktifleri düşündüğünüzden çok daha baş ağrıtıcı şeyler.

    rus perspektifinden bakıldığında iha insiyatifi sam insiyatifinden böyle bir 1.5 kat fazla maliyeti de 0.05kat az olduğundan siha’nın fiziksel ateş gücüyle eliminasyonundan çok daha efektif bir metoda ihtiyacı var rusların. bu şu anda ellerinde yok, bunun da farkına idlib’de bir anda varıverdiler. dizayn büroları harıl harıl çalışmıyorsa ne olayım.

    yani keşke bu doktrine önayak oluşumuz ciğer yiyen el kaideciler ösoculara hizmet yerine daha ulvi bir amaç için gerçekleşseydi. olmadı lakin ona rağmen askeri açıdan değerlendirildiğinde ilginç zamanları yaşıyoruz netekim.
9 entry daha