şükela:  tümü | bugün
  • seneca 'nın, doğa bilgisini elde etmek için doğayı anlamak istemesi üzerine yazmaya giriştiği eseridir. zira, ona göre; doğadan gelen felaket, doğanın kendisindendir. doğayı anlayarak, korkuyu kendimizden uzak tutabiliriz.
    bu bilgiler çerçevesinde; eserin liber v. ve liber vi. yani 5. ve 6. kitaplarıyla ilgili bir entiri döşemek istiyorum, tabi döşerken beri yandan ben de öğrenmiş olacağım, hep beraber öğreneceğiz.

    liber v de ventis
    (5. kitap, rüzgarlar üzerine)

    v. kitap şu tanımla başlıyor; "ventus est fluens aer." (1,1) (aer 'le ilgili kısa bilgi için: http://en.wiktionary.org/wiki/aer) yani "rüzgar akan havadır."
    yunan anlayışında o güne kadar 4 hava tipi var, seneca bu eserinde yerel havaları da ekliyor bu dörtlüye. önce dörtlüyü yazalım;

    eurus (bkz: güneydoğu) - notus(bkz: güney) - boreas (bkz: kuzey) - zephyrus (bkz: batı)

    2.1 'de demokritos 'un fikrini verir;
    demokritos 'a göre; küçük ve dar bir alanda atomlar olarak adlandırılan parçacıklar varsa, orada rüzgar çıkar, alan genişse birkaç parçacık varsa orada hava sessizdir. örneğin; forumda az kişi varsa, karmaşa yoktur. kalabalık varsa karmaşa vardır. bir ileri, bir geri; rüzgar itişip kakışmadan doğar.

    ****************************************************
    [2,1] democritus ait, cum in angusto inani multa sint corpuscula, quae ille atomos uocat, sequi uentum; at contra quietum et placidum aeris statum esse, cum in multo inani pauca sint corpuscula. nam quemadmodum in foro aut uico, quamdiu paucitas est, sine tumultu ambulatur, ubi turba in angustum concurrit, aliorum in alios incidentium rixa fit: sic in hoc quo circumdati sumus spatio, cum exiguum locum multa corpora impleuerint, necesse est alia aliis incidant et impellant ac repellantur implicenturque et comprimantur, ex quibus nascitur uentus, cum illa quae colluctabantur incubuere et diu fluctuata ac dubia inclinauere se. at ubi in magna laxitate corpora pauca uersantur, nec arietare possunt nec impelli.
    ****************************************************

    * burada atom yerine kullanılan kelime corpusculum 'dur. corpus 'dan türemiştir bu kelime, onun da zerre, madde, cevher manaları vardır. (yaygın olarak gövde, vücut manasında kullanılır.)

    seneca bu görüşe cevap verir; rüzgar hiçbir zaman bulutlu bir havada esip durmaz. corpuscula yani atomlar dar bir alanda toplaşır ve bulutlara baskı yapar. nehir ve göl civarında hava zerrecikleri yüzünden bulutlar havada daha sık biraradadır, fakat rüzgar her zaman çıkmayabilir. bulutlu hava rüzgardan bağımsızdır. rüzgar, bulutlu havada değil de, güneşli havada daha sık çıkar. rüzgarların oluşmasını açıklarken, (4.1.) tek bir nedenden söz etmez.

    *****************************************************
    [4,1] quo modo ergo, inquis, uenti fiunt, quoniam hoc negas fieri? - non uno modo: alias enim terra ipsa magnam uim aeris eicit et ex abdito spirat, alias, cum magna et continua ex imo euaporatio in altum egit quae emiserat, mutatio ipsa halitus mixti in uentum uertitur.
    *****************************************************

    ve seneca 5.16.1 'de; yukarıda verdiğim 4 rüzgar tipini açıklamaya girişir;

    rüzgarlar dört tanedirler. (uenti quattuor sunt) doğuya, batıya, güneye ve kuzeye ayrıldıkları söylenir. ve burada bir şiirden alıntı yapar; eurus şafağa doğru çekilir, nabataea krallığında (arabia'nın kuzeyinde bir kent) yol alır , pers ülkesine ve güneşin ilk ışıklarının altında yatan doruklarına da. akşam ve güneş batarken ise ısınan kıyılarsa yakındır zephyris'a. batı rüzgarı, korkunç boreas ele geçirmiştir scythia'yı, kutbun yıldızlarını. art arda gelen bulutlarıyla auster ıslatır karşı ki toprakları.

    *****************************************************
    [16,1] sed ut ad id, de quo agitur, reuertar: uenti quattuor sunt, in ortum, occasum, meridiem septemtrionemque diuisi; ceteri, quos uariis nominibus appellamus, his applicantur. "eurus ad auroram nabataeaque regna recessit persidaque et radiis iuga subdita matutinis. uesper et occiduo quae litora sole tepescunt proxima sunt zephyris. scythiam septemque triones horrifer inuasit boreas: contraria tellus nubibus assiduis pluuioque madescit ab austro."
    *****************************************************

    * kutbun yedi yıldızı; septemque triones
    * scythia; iskitlerin ülkesi
    * auster; güney rüzgarı (auster sıfatının manası da keskindir, keskin rüzgara adını vermesini de böyle açıklayabiliriz.)

    liber vi de terrae motu
    (6. kitap, depremler üzerine)

    seneca, eserinin 6. kitabında evvela presokratik filozofların depremlerle ilgili açıklamalarına yer verip, onlara cevaplar hazırlar.

    1- [su] thales 'e göre depremlerin kaynağı su'dur. (ona göre herşey su..) zira disk şeklindeki yeryüzü, ona göre su üzerinde yüzmektedir. hatta koca bir gemi metaforundan söz edilir.
    seneca, thales'in fikrini şöyle eleştirir; bu teori gerçek olsaydı o zaman yeryüzünde sürekli bir sallanmadan söz etmek lazımdı, o halde yeryüzünün sallanmaması şaşırtıcı olurdu. oysa depremler, yeryüzünün sadece belli kısımlarında meydana gelmektedir.

    *******************************************************
    [6,1] in aqua causam esse nec ab uno dictum est nec uno modo. thales milesius totam terram subiecto iudicat umore portari et innare, siue illud oceanum uocas, siue magnum mare, siue alterius naturae simplicem adhuc aquam et umidum elementum. hac, inquit, unda sustinetur orbis uelut aliquod grande nauigium et graue his aquis quas premit.
    *******************************************************

    2- [ateş] anaksagoras 'a göre; bulutların çarpışması ateş yaratır. çıkış arayan ateş yeryüzünde engelle karşılaşır, sıyrılır, yolunu bulamayarak, yeryüzünü sallaya sallaya kendini gösterir.

    *******************************************************
    [9,1] ignem causam motus quidam iudicant, imprimis anaxagoras, qui existimat simili paene ex causa et aera concuti et terram: cum in inferiore parte spiritus crassum aera et in nubes coactum eadem ui qua apud nos quoque nubila frangi solent rupit et ignis ex hoc collisu nubium cursuque elisi aeris emicuit, hic ipse in obuia incurrit exitum quaerens ac diuellit repugnantia, donec per angustum aut nactus est uiam exeundi ad caelum aut ui et iniuria fecit.

    *******************************************************

    3- [toprak] anaksimenes'e göre; toprağı sadece toprak sallar, suyla yumuşar, ateşle kavrulur, şiddetli bir şekilde sallanır. zaten toprak yaşlandıkça aşınır.

    *******************************************************
    [10,1] anaximenes ait terram ipsam sibi causam esse motus nec extrinsecus incurrere quod illam impellat, sed intra ipsam et ex ipsa: quasdam enim partes eius decidere, quas aut umor resoluerit aut ignis exederit aut spiritus uiolentia excusserit. sed his quoque cessantibus non deesse propter quod aliquid abscedat aut reuellatur; nam primum omnia uetustate labuntur nec quicquam tutum a senectute est; haec solida quoque et magni roboris carpit.
    *******************************************************

    4- [hava] arkhelaos 'a göre; rüzgarlar, en ücra köşelere kadar giderler. dolduğu yerde darbeye girişir, kovmaya kalkışırlar. bulunan yerdeki hava hareketlenir, önüne çıkan tüm geçitleri yıkar. toprağın sarsılmasına neden olur. toprak havasız yaşayamaz. zaman zaman sallanması çok doğaldır. ve presokratik görüşler içinde, seneca en çok bu görüşe yatkındır.

    *******************************************************
    [12,1] spiritum esse qui moueat et plurimis et maximis auctoribus placet. archelaus, uir quidem satis diligens, ait ita: uenti in concaua terrarum deferuntur; deinde, ubi iam omnia spatia plena sunt et in quantum aer potuit densatus est, is qui superuertit spiritus priorem premit et elidit ac frequentibus plagis primo cogit, deinde proturbat;
    *******************************************************

    seneca örnek olarak campania depremini ele alır. (1.1; 1.2; 1.10; 1.13; 1.15; 12.2; 25.3; 31.1; ) ona göre havanın sıkışması, insanın yediklerini sindirmesi gibidir, rahatlaması, yayılmasıyla mümkündür. bu yayılma depremdir. deprem, en önemli felaketlerden biridir. herkes depremde, evinden dışarı çıkar. toprak yarılıp giderken, evden çıkmanın aslında bir manası yoktur. zira doğadan kaçılamaz, kaçtığımızı sandığımız yer de doğaya aittir. işte seneca 'nın bu görüşü; stoacı kimliğine pek uygundur. eserinin, rüzgarlar ve depremler üzerine bu iki kitabında sonuç olarak altını çizdiği şey; insanın doğayla uyumu ve doğayla uyum gerekliliğidir. depremden kaçılamaz; deprem gibi diğer tüm doğa faaliyetlerinden kaçılamaz. bu güncel sorunumuzla alakası da; kanımca seneca 'nın bu eserini gözümüzde daha değerli kılmaktadır.
3 entry daha