şükela:  tümü | bugün
3 entry daha
  • kant için de pratik akıl açısından hayli önemli bir yer kaplamaktadır summum bonum kavramı. akıl kuramsal işlevinde olduğu gibi pratik işleminde de koşulsuz bir birlik, bütünlük arar. bu koşulsuz bütünlüğün, pratik akıldaki yansıması istencin koşulsuz nesnesidir, summum bonum' dur. kendisi hiçbir şeye bağlı olmayan anlamında en yüksek iyi anlamında alınabileceği gibi kant terminolojisinde (zaten kant' ın insanlara sıkıntı veren yönlerinden birisi de budur, farklı yollardan farklı şeyleri söyler ve o farklı şeylerin aynı şeyi söylemek istediği imler ya da tam tersi aynı kavramlarla, farklı şeyleri imler vs...) kendisi başka bir bütünün parçası olmayan bütün anlamında, ayrıca ben' in koşulsuz birliği olan ruh gibi pratik akıl için her şeyin altına toplandığı en yüksek, mükemmel iyi anlamlarında değerlendirilebilir.

    kant için, önceki felsefe kuramlarını izlerken, erdemin en yüksek iyi olup olmadığı sorusu karşımıza gelir. fakat kant' a göre erdemin en yüksek iyi olmasından onun insan için koşulsuz birliğin bütünsel nesnesi olduğu anlamı çıkmaz. ve kant' ın düşüncesinde sadece erdem değil mutluluk da mükemmel iyi kavramında içeriliyor olmalıdır. sonuç olarak kant için summum bonum' un içeriği hem erdemdir hem mutluluktur. fakat ikisi arasında bağıntı nasıl kurulmuştur? kant bunu da hemen açıklar.

    kant için ikisi arasında hiçbir mantıksal, analitik ilişki yoktur, dolayısıyla erdemli olma mutluluğun ussal bir yolda aranışı ile aynı değildir, böyle olsa analitik bir bağıntı olurdu. zaten kant açısından böyle bir şeyi söylemek olanaksızdır çünkü kant kısaca "kendinde evrensel yasa olacak maksime göre davran" derken mutluluğun ahlaksal yasaya zemin teşkil edemeyeceğini çözümlemişti. o halde der kant, mutluluk ile erdem arasında sentetik bir bağıntı vardır: erdem bir nedenin etkisini üretmesi gibi mutluluğu üretir. kant bunun sentetik olduğunu söylemekle kalmaz, a priori bir bağıntı olduğunu da söyler. erdem ve mutluluk arasındaki ilişki, erdemin mutluluk üretmesi gerektiğini kabul ediyor olmamız anlamında zorunludur. fakat bundan erdemi aramanın amacı mutluluk olmalıdır sonucu da çıkamaz kant' a göre çünkü kant için yalnızca ödev uğruna davranmak ve başka hiçbir amaç ya da çıkar için davranmamak gerekir.

    tabi başka sorunlar da ortaya çıkmıştır. erdemin zorunlu olarak nasıl mutluluk ürettiği gibi. özellikle gerçek hayatta erdem ve mutluluk birlikte bulunuyor olsalar bile, bunun salt olumsal bir gerçek olduğunu gösterir başka örnekler de vardır. böylece empirik açıdan bir çelişkiye düşer kant' ın kuramı. kant bunun üstesinden "erdem zorunlu olarak mutluluk üretir" önermesinin koşullu olarak yanlış olduğu düşüncesiyle gelir. erdemi doğanın sahip olduğu bir nedensellik ilişkisi içerisinde mutluluk üretiyor olarak alırsak bu tabi ki yanlıştır. yani kendimi sadece duyulur alanda duyumsuyor ve kendinde şeylerin alanında yani numenal dünyada varsaymıyorsam kuşkusuz fenomenal dünyanın yasaları içerisinde neden sonuç ilişkisi gibi bir ilişki olamaz erdem ve mutluluk arasında. koşul buyken ikisinin nedensellikle bağlı olduğu düşüncesi yanlışlanır olumlu olarak fakat öte yandan kant ahlaksal buyruğun bize kendimizi, özgürlük için de, numenal bir dünyada varım düşüncesine zorunlu olarak ittiğini ve bundan mutluluk ile erdem arasındaki ilişkinin mutlak olarak yanlış olamayacağı sonucunun çıktığını bildirir. ahlaksal yasa istencin içerisinde zorunlu olarak özgürlüğü koyutladığı için numenal bir dünyanın olanağına inanmamız gerekir. o halde summum bonum' un gerçekleşmesi bu zeminde olanaklıdır. böylece erdemin en yüksek iyi olarak dolaylı olarak mutluluğu ürettiği düşüncesindeki çelişki aşılmış olur.pratik akıl burada emprik kanıtlarla çelişki içerisine bırakılamaz.

    eleştirel olarak bakarsak, kant' ın olanak olarak bıraktığı kendinde şeyler dünyasını onun kendi çıkarımlarını takip edersek zorunlu olarak kabul edip etmemiz gerektiği bize kalmaktadır. bilinemez, deneyim ötesi olarak adlandırılan ve metafizik olanın da sınırlarını belirleyen kendinde şeyler dünyasının bize özgürlüğün, koşulsuz bütünlüğün anahtarı olarak sunulması kuşkusuz içinden çıkılamayacak sorunlar içermektedir. yeni kantçı okulların bir çoğunun kendinde şeylerden vazgeçmesi de boşuna değildir.
6 entry daha