şükela:  tümü | bugün
4 entry daha
  • rütbeler bahsinde de, tek iyinin kendimizde ve maddi hayata yönelik her türlü ünvanın eğer bizi tatmin ediyorsa da kaderden, etmiyorsa hatta yıkıyorsa da kaderden geldiğinden önemsenmemesi gerektiğini belirten kadın felsefenin kafasındaki asıl tilkidir: "estne aliquid tibi te ipso pretiosus"

    "..sed delicias tuas ferre non possum qui abesse aliquid tuae
    beatitudini tam luctuosus atque anxius conqueraris. quis est enim tam conpositae felicitatis ut non aliqua ex parte cum status sui qualitate rixetur? anxia enim res est humanorum condicio bonorum et quae uel numquam tota proueniat uel numquam perpetua subsistat." (iv, 40-46)

    "..mutluluğunun birazını yitirdiğin için bu kadar kederli ve bu kadar evhamlı şikayetler edince, zevklerine böylesine düşkün olmana dayanamıyorum. hiç kimse kendi konumunu az da olsa kusurlu bulmayacak kadar mutlak anlamda mutlu olamaz. insanın mutluluğunun özü kaygı uyandırıcıdır, ne tamamen ele geçirilir, ne de sonsuza dek sürer."

    mutluluğun, yaşamdaki pozisyonlarla elde edilip, kaybedilmeyeceği üzerine felsefenin tesellisi örneklerle devam eder;

    "..huic census exuberat, sed est pudori degener sanguis; hunc nobilitas notum facit, sed angustia rei familiaris inclusus esse mallet ignotus. ille utroque circumfluus uitam caelibem deflet; ille nuptiis felix orbus liberis alieno censum nutrit heredi. alius prole laetatus filii filiaeue delictis maestus inlacrimat. ***idcirco nemo facile cum fortunae suae condicione concordat***;" (iv, 46-53)

    "bir adamın çok büyük bir geliri olabilir, ama aşağı bir soydan geldiği için utanç içindedir. bir başkası soylu doğumlu olduğu için tanınır, ama ailesinin kaynakları az olduğu için tanınmamış olmayı yeğler. bir adam hem zengin hem de soylu olabilir, ama yaşamını bekar sürdürdüğü için hayıflanır. bir başkasının mutlu bir evliliği vardır, ama hiç çocuğu olmadığından servetini bir yabancıya miras bırakmak için arttırır. başka bir adam ise çocukları olduğu için mutludur, ama oğullarının ya da kızlarının işlediği kusurlar yüzünden üzülür, gözyaşlarına boğulur. demek ki ***hiç kimse kendi payına düşenle birebir uzlaşamaz***"

    zira felsefe kadın'a göre; her durumun tatsız bir yanı mutlaka vardır (inest enim singulis quod inexpertus), sadece henüz yaşamadığı için bilmiyordur. bilindiğinde de ürkütücü olur. (ignoret expertus exhorreat)

    "adde quod felicissimi cuiusque delicatissimus sensus est et nisi ad nutum cuncta suppetant, omnis aduersitatis insolens minimis quibusque prosternitur;" (iv, 55-58)

    "ayrıca çok mutlu kişiler, müşkülpesent olur ve en ufak bir zorlukla karşılaşmaya alışık olmadıklarından, herhangi bir şey beğenilerine uygun düşmediğinde yere yıkılırlar."

    felsefenin tesellisinin bu kısmı kesinlikle seneca 'nın de providentia 'sını anımsatmakta. hatırlayalım;

    "..keyiften kaçınalım, takat kesen mutluluktan sakınalım, ruh bunlarla sersemleşir ve insanlığın ortak yazgısını anımsatan bir şey müdahale etmedikçe, sonu gelmez bir sarhoşlukla uyuşmuş gibi kalır. sınırı aşan her şey zararlı da olsa (bkz: hybris) en tehlikesi sınırsız, ölçüsüz mutluluktur. beyni uyarır, akla boş hayaller çağırır, yanlış ile doğru arasına kalın bir sis perdesi çeker. sınırsız ve ölçüsüz iyiliklerle çatlamaktansa, erdemi davet edip sürekli mutluluğu üstlenmek daha uygun olmaz mı?" (bkz: tanri varsa niye bu kadar aci var soylemi/@jimi the kewl)

    boethius 'un sürgün olarak değerlendirdiği burası (bkz: pavia) aslında buranın yerlileri için bir memlekettir. (hic ipse locus quem tu exilium uocas, incolentibus patria est;) o yüzden bu sürgün (!) hayatından mutsuzluk duymamalıdır; eğer o zavallı olduklarını düşünmezse, hiçbir şey zavallı olamaz. (bkz: adeo nihil est miserum nisi cum putes) dünyevi şeylerin getirdiği mutluluk sefildir, insanı yüzüstü bırakır, endişeyle yaşayanları da zaten bütünüyle tatmin etmez. (liquet igitur quam sit mortalium rerum misera beatitudo quae nec
    apud aequanimos perpetua perdurat necanxios tota delectat.) insan kendisine sahipse, asla yitirmeyi göze alamayacağı ve kaderin de ondan kapıp götüremeyeceği bir şeye sahiptir demektir. mutluluk gelip geçici şeylerde asla olamaz; mutluluk akıl sahibi bir varlığın en yüce iyisiyse ve en yüce hiçbir şekilde kapıp götürülemiyorsa, kapıp götürülemeyen bir şey daha iyi bir şey olduğuna göre; öyleyse kaderin değişkenliğinden mutluluğu elde etmesi asla beklenemez. (si beatitudo est summum naturae bonum ratione degentis nec est summum bonum quod eripi ullo modo potest, quoniam praecellit id quod nequeat auferri, manifestum est quoniam ad beatitudinem percipiendam fortunae instabilitas adspirare non possit. [iv, 79-85])

    yani bunun farkında olan daimi kaybetme korkusundan muzdarip veya kaderin değişebilir olduğundan habersiz cahil kişilerden her ikisi de mutsuzluğa yazgılıdır. zira gelip geçici mutluluk bedenin ölümüyle kesin olarak sona ereceğinden, böyle bir mutluluk refah getirse bile, ölüm gelip çattığında insan soyunun mutsuzluğa sürükleneceğinden hiç kuşku duymamak gerekir.
2 entry daha