şükela:  tümü | bugün
5 entry daha
  • sanmayın ki pagan roma'sında sıkışıp kalan bir ifadedir bu.

    çok etkileyici geldi bana bilmem sizler de katılır mısınız; şu satırlara bakın, bir yazar neo-latin diliyle nasıl da estne aliquid tibi te ipso pretiosus ifadesini açıklamış, hem de çağını makaraya alan bir adam kimliğiyle, adam kim mi? önce okuyalım neler yazmış sonra adamın kimliğini açıklıyayım;

    "quis regem non et opulentum, et dominum fatetur? atqui nullis animi bonis instructus est, atqui nihil illi satis est, iam videlicet pauperrimus est. tum animum habet plurimis addictum vitiis, iam turpiter servus est. ad eumdem modum in caeteris quoque philosophari liceret. sed hoc exempli vice posuisse satis sit. at quorsum haec? inquiet aliquis. audite quo rem deducamus . si quis histrionibus in scena fabulam agentibus personas detrahere conetur, ac spectatoribus veras nativasque facies ostenderel, nonne is fabulam omnem perverterit, dignusque habeatur, quem omnes e theatro velut lymphatum saxis eiiciant? exorietur autem repente nova rerum species, ut qui modo mulier, nunc vir: qui modo iuvenis, mox senex: qui paulo ante rex, subito dama: qui modo deus, repente homunculus appareat. verum eum errorem tollere, est fabulam omnem perturbare. illud ipsum figmentum et fucus est, quod spectatorum oculos detinet. porro mortalium vita omnis quid aliud est, quam fabula quaepiam, in qua alii aliis obtecti personis procedunt, aguntque suas quisque partes, donec choragus educat e proscenio? qui saepe tamen eumdem diverso cultu prodire iubet, ut qui modo regem purpuratum egerat, nunc servulum pannosum gerat. adumbrata quidem omnia, sed haec fabula non aliter agitur. hic si mihi sapiens aliquis coelo delapsus subito exoriatur, clamitetque hunc quem omnes ut deum ac dominum suspiciunt, nec hominum esse, quod pecudum ritu ducatur affectibus, servum esse infimum, quod tam multis, tamque foedis dominis sponte serviat. rursum alium, qui parentem exstinctum luget, ridere iubeat, quod iam demum ille vivere coeperit, cum alioqui vita haec nihil aliud sit quam mors quaedam. porro alium stemmatis gloriantem, ignobilem ac nothum appellet, quod a virtute longe absit, quae sola nobilitatis sit fons, adque eumdem modum de caeteris omnibus loquatur, quaeso, quid is aliud egerit, nisi ut demens ac furiosus omnibus esse videatur? ut nihil est stultius praepostera sapientia, ita perversa prudentia nihil imprudentius. siquidem perverse facit, qui sese non accommodet rebus praesentibus, foroque nolit uti, nec saltem legis illius convivialis meminerit, ê pithi, ê apithi, postuletque ut fabula iam non sit fabula. contra, vere prudentis est, cum sis mortalis, nihil ultra sortem sapere velle, cumque universa hominum multitudine vel connivere libenter, vel comiter errare. at istud ipsum, inquiunt, stultitiae est. haud equidem inficias iverim, modo fateantur illi vicissim hoc esse, vitae fabulam agere."

    "bir krala, pek zengin ve pek kudretli bir ölümlü gözüyle kim bakmaz? ama, onun ruhu itibara layık hiçbir sıfatla süslü değilse, sahip olduğu şeylerden memnun değilse, o gerçekten pek fakir değil midir? ruhu birçok kötü tutkunun egemenliğine boyun eğmekte ise, o tutsakların en aşağısı değil midir? bu dünyanın bütün diğer şeyleri hakkında böyle usa vurmalar yürütülebilir. fakat bu örnek yeterlidir. belki bana bütün bu usavurmalar nereye varıyor, diyeceksiniz, nereye vardığını şimdi göreceksiniz. aktörler rollerini oynarken biri gelip onların maskelerini söküp atarak seyircilere doğal çehrelerini gösterirse, sahneyi bozmaz mı? bir çılgın gibi tiyatrodan dışarı atılmayı hak etmez mi? fakat bu olunca her şeyin hemen yüzü değişir: kadın bir erkek olur, delikanlı da bir ihtiyar, krallar, kahramanlar, tanrılar o anda gözden kaybolurlar ve yerlerinde yalnız birtakım sefiller, maskaralar görülür. hayal mahvolmakla piyesin uyandırdığı bütün ilgi mahvolur, işte bu kılık değiştirme, bu gizlenmedir ki seyircinin gözlerini sahneye bağlar. fakat hayat nedir? böyle şekillere girmiş olan insanlar, sahneye çıkarlar, rollerini oynarlar ve tiyatro sahibi bazen kıyafetlerini değiştirdikten, onları kâh kralların görkemli erguvanı içinde, kâh esaret ve sefaletin iğrenç paçavralarına bürünmüş olarak gösterdikten sonra, nihayet sahneyi terk etmeye zorlar.
    gökten düşen bir bilge, birdenbire aramızda görülse de şöyle haykırsa: 'tanrınız ve efendiniz gözüyle bakmakla olduğunuz kimse, insan adına bile layık değildir; o madem ki hayvanlar gibi idaresini vahşi tutkularına bırakmışsa, o halde hayvanlar sınıfından da üstün değildir, madem ki bu kadar aşağılık efendilere kendi arzusuyla boyun eğmektedir, o halde tutsakların en alçağıdır.' babasının ölümüne ağlayan bir adama da şöyle dese: 'sevin baban şimdi yaşamaya başlıyor, zira bu dünyada hayat bir çeşit ölümden başka bir şey değildir.' unvanlarıyla övünen bir soyluya da şöyle dese: 'sen ancak bir soysuz ve bir piçsin, çünkü gerçek soyluluğun, tek şartı olan erdem sende yoktur.' özetle, hayata ait her şey hakkında bu tarzda konuşsa, rica ederim bana söyleyiniz, bütün bu güzel sözlerle ne kazanır? her tarafta ona bir çılgın, bir divane diye bakarlar. yersiz bir bilgeliğe sahip olmak ne kadar delilikse, muzır bir bilgelik sahibi olmak da o derece ihtiyatsızlıktır. zamana ve şartlara uymasını bilmeyen, komedyanın bir komedya olmamasını isteyen bir ihtiyatlılık, ihtiyatlılıklarm en zararlısıdır.

    grekler eskiden davetlilerine: için, yahut kalkın gidin derlerdi, hakları da vardı. madem ki insanız, gerçek ihtiyatlılık, yapımızın kaldırdığından daha fazla bilge olmamaktan ibarettir. ya kalabalığın deliliklerine tatlılıkla katlanmalı, ya da kalabalıkla birlikte hatalar deryasına kendimizi kaptırmalıyız. "fakat, diyeceksiniz, böyle bir hareket deliliktir." bunu kabul ederim; ama siz de hayat komedyasını oynamanın gerçekten bu olduğunu kabul edersiniz."

    ne kadar acımasız ve ciddi bir yergi değil mi? oysa bu satırlar çağıyla ve çoğunlukla stoacılarla, bilge görünen somurtkanlarla, aklileşmiş umut kırıcılarla dalga geçen bir deliye, erasmus'a ait. (moriae encomium, 29) neredeyse boethius'tan 1000 sene sonra yaşamış bir adama ait. bu başlıkta mutluluk alt küme ünvan, aile üzerine yeteri kadar konuştum varsayıyorum, erasmus'dan örnek verebildiğime göre;
1 entry daha