şükela:  tümü | bugün sorunsallar (3)
17673 entry daha
  • öğretmen bir babanın ve ev hanımı bir annenin 3 çocuğundan birisi olan aziz yıldırım 2 kasım 1957 tarihinde diyarbakır'da doğdu. düzce’de hem ilk ve ortaokul tahsilini bitirdi, hem de hamidiyespor bünyesinde amatör olarak top oynadı. daha sonra ankara devlet mühendislik ve mimarlık fakültesi’nden inşaat mühendisi olarak mezun oldu. 1998 yılına kadar fenerbahçe’de belirli kademelerde yöneticilik görevini sürdürdü. 15 şubat 1998 tarihinde ise girdiği seçimle birlikte vefa küçük’ü 1 oy farkla geçerek fenerbahçe spor kulübü’nün 36. başkanı oldu. fenerbahçe’de 20 yıllık başkanlık süreci içerisinde dibi de gördü, zirveye de çıktı. 20 yıl içerisinde hem birçok başarıya imza attı, hem de kulüp için skandal olan dönemlerde başkanlıkta bulundu. şike kumpası oldu, hapishaneye girdi, son saniyede şampiyonluklar kaybetti, spor kulübü olarak birçok branşta kupa da kazandı. olimpiyatlara hep en fazla oyuncuyu gönderen spor kulübünü yarattı. şimdi ben, son kongre döneminde (bkz: 3 haziran 2018 fenerbahçe seçimli genel kurulu) ali koç’u desteklemiş birisi olarak fenerbahçe’mizin eski başkanı aziz yıldırım’ın dönemini yazmak istiyorum. eksiğiyle, fazlasıyla; doğrusuyla, yanlışıyla elde ettiğim kaynaklardan süzdüğüm bilgileri buraya koyacak; biyografi bitene kadar da kendi kişisel yorumumu eklemeyeceğim.

    aziz yıldırım, vefa küçük’ü 1 oy farkla geçerek 15 şubat 1998 tarihinde başkan olduğu ve geldiği sezonu fenerbahçe 71 puan ile 2. sırada bitirdi. tabii bu aslında yarım dönemlik bir başkanlıktı. esas, 1998-99 sezonuna takımı tamamen aziz yıldırım yönetimi hazırlayacaktı. sonraki 2 sezonu 3. ve 4. sezonda bitiren fenerbahçe, nihayet 2000-01 sezonunu şampiyon olarak bitirdi. oynadığı 34 maçın 24’ünü kazanan ve 4 tanesinde berabere kalan fenerbahçe, 76 puan ile 73 puanlı galatasaray’ın önünde ligi şampiyon bitirdi. 2001-02 sezonunda yine ligde son saniyeye kadar şampiyonluğu kovalayan fenerbahçe, bu sefer şampiyonluğa muvaffak olamadı ve 78 puanlı galatasaray’ın 3 puan gerisinde 75 puanda kalarak 2. sırada ligi noktaladı. aslında bu sezon 25. haftadan sonra hep fenerbahçe ve galatasaray arasında geçen bir çekişme oldu. 25. haftayı lider geçen beşiktaş, galatasaray’a 26. haftada kaybetti ve bir daha ilk 2’deki iki isim olan fenerbahçe ve galatasaray’ın adı asla değişmedi. 2003-04 sezonunda fenerbahçe, aziz yıldırım dönemindeki 2. şampiyonluğunu elde etti. trabzonspor’un 4 puan önünde sezonu lider tamamlayan fenerbahçe toplamda 76 puan kazandı. 2004-05 sezonunda o başarılı havayı sürdüren fenerbahçe, yine trabzonspor’u bu sefer 3 puan farkla geçerek şampiyonluğa ulaştı. 2005-06 sezonunda şampiyonluğu kaptıran fenerbahçe 3 yıl üst üste şampiyonluk yaşama fırsatını kaybetse de, 100. yılını kutlayacağı 2006-07 sezonunda şampiyon olmayı bildi. ikinci sıradaki beşiktaş’a 9 puan fark atarak, çıktığı 34 maçın 20 tanesini kazanıp sadece 4 tanesinde mağlup olan fenerbahçe 70 puan alarak ligi lider bitirdi. 2009-10 sezonunda talihsiz bir şekilde bursaspor’a şampiyonluğu kaptıran fenerbahçe; 2010-11 sezonunda trabzonspor’u averajla geçerek şampiyon oldu. ligin ikinci haftasında trabzonspor’a deplasmanda 3-2 kaybeden fenerbahçe, içeride 2-0’lık net bir skorla kazanmayı bildi. genel averajda da rakibinden 4 gol fazla atan fenerbahçe, şampiyonluğu kazandı. 2013-14 sezonunda, ersun yanal yönetimindeki fenerbahçe, nisan ayında şampiyonluğunu ilan ederek aziz yıldırım dönemindeki 6. ve son şampiyonluğunu kazanmıştır.

    tabii fenerbahçe’nin aziz yıldırım döneminde lig dışında aldığı 3 süper kupa ve 2 türkiye kupası da mevcuttur. 5 ağustos 2007 tarihinde fenerbahçe ile beşiktaş arasında almanya’da oynanan maçı deivid de souza ve mateja kezman’ın golleriyle 2-1 fenerbahçe kazanmış ve kupayı müzesine götürmüştür. 2 ağustos 2009 tarihinde yine beşiktaş ile karşılaşan fenerbahçe, alex de souza’nın attığı 2 gol ile kupayı yine müzesine götürmüştür. son süper kupa galibiyetini ise 2014 yılında alan fenerbahçe, seri penaltı atışlarına giden maçta rakibi galatasaray’ı 3-2 mağlup ederek kupayı müzesine götürdü. fenerbahçe’nin 29 yıldır kazanamadığı türkiye kupası hasreti ise aykut kocaman döneminde son buldu. 2011-2012 ve 2012-2013 yıllarında art arda 2 defa türkiye kupasını kazanan fenerbahçe; 2011-12 sezonunda bursaspor’u 4-0, bir sonraki yılda da trabzonspor’u 1-0 geçmiş ve kupayı müzesine götürmüştür. bu kupalar dışında da birer kere başbakanlık ve atatürk kupası'nı müzesine götürmüştür.

    şimdi biraz da aziz yıldırım dönemindeki fenerbahçe’nin avrupa karnesine bakalım. fenerbahçe, şampiyonlar ligi’ndeki durumundan dolayı avrupa’da başarısız bir kulüp olarak görülmesi aslında yanlış bir algıdır. “fenerbahçe, uzun yıllardır avrupa’ya gidemiyor” gibi bir laf dolaşsa bile, fenerbahçe avrupa’ya değil şampiyonlar ligi’ne gidemiyordur. 2010-11 ve 2013-14 sezonlarında şampiyon olmasına rağmen 2 kez şampiyonlar ligi’ne gönderilmeyen fenerbahçe’nin aslında avrupa karnesi pek de kötü sayılmaz. aziz yıldırım döneminde toplamda 81 kez avrupa’da boy gösteren fenerbahçe, 31 galibiyet, 17 beraberlik ve 33 mağlubiyet almış; 116 gol atıp 115 gol yemiştir. 2007-08 şampiyonlar ligi sezonunda arthur zico yönetiminde çeyrek final gören ve chelsea’yi elemeyi kıl payı kaçıran fenerbahçe, 2012-13 sezonunda da aykut kocaman yönetiminde avrupa ligi’nde yarı final görmüş ve gayet “karışık” bir yönetim neticesinde kupadan elenmiştir. hatta 2008’de, fenerbahçe’nin altın çağının yaşanmasından dolayı aziz yıldırım, forbes türkiye’de kapak iş adamı olmuştur ve “aziz’in mucizesi: “fenerbahçe, dünyanın en değerli 30 kulübü” listesine girdi. ” başlığıyla bu yazı yayımanmıştır.

    tabii şunu diyoruz: fenerbahçe, aziz yıldırım döneminde tesisleşti, amatör branşlara önem vermeye başladı ve bir futbol kulübü olmaktan daha fazlasına evrildi. mesela 2012 londra yaz olimpiyatları’na 18 sporcu ile en fazla sporcu gönderen kulüp fenerbahçe oldu. bunun dışında, türkiye basketbol tarihindeki kulüp olarak en büyük başarıyı euroleague’i 2017 yılında kaldırarak yine fenerbahçe getirdi. basketbol takip edenler bilir, kaan kural da söyler “euroleague’deki başarı kıstası esas olarak final four’a kalabilmektir. eğer şampiyonluğu kaçırırsanız bu çok büyük başarısızlık olarak nitelendirilmez ama basketbolda lokomotif olan kulüplerin ilk amacı düzenli olarak euroleague yapabilmektir. “ diye. fenerbahçe, son 5 yıldır da bunu yapabilmeye başlayan bir kulüptü. son 5 yıl içinde hep final fourdaydı, 3 defa da final oynadı ve bunların 1 tanesini kazandı. zaten cska moskova finalini aklı başında ve vicdanlı spor izleyicilerinin nasıl yorumlayacağını biliyoruz. bu başarı, euroleague kazanılması kadar değerlidir çünkü sadece 1 defa final yapıp kupayı kazanan ama sonra final hatta final four yüzü dahi göremeyen takımları biliyoruz. hatta şu an türkiye’de a lisans euroleague lisansına sahip 2 takımdan birisidir fenerbahçe. ayrıca türkiye basketbol ligi’nde aziz yıldırım döneminde 7 defa şampiyonluk kazanıldı. kadınlar voleybol takımı hem avrupa şampiyonu hem dünya şampiyonu oldu. ligde kadın voleybol takımı 5, erkek takımı ise 4 kez mutlu sona ulaştı. masa tenisinde de 3 kez avrupa'da kupa kazanıldı. fenerbahçe, tüm branşlarda toplamda 74 kupa ve sayısız madalya kazandı. aziz yıldırım da amatör branşlarda vergi düzenlemesi ile ilgili önerge yaptı ve bu süreçte öncü oldu. faruk ılgaz tesisleri, samandıra can bartu tesisleri, fenerbahçe fikirtepe tesisleri, ülker spor tesisleri kendisinin döneminde inşa edildi. ayrıca şükrü saraçoğlu stadyumu, 1999 ve 2006 yılları arasında parça parça yıkılarak tekrardan yapıldı. “hedef 1 milyon üye” gibi birçok sosyal projede bulundu. fenerbahçe’nin eski efsanelerini tekrardan onore etti.

    fenerbahçe’ye, aziz yıldırım döneminde ariel ortega, roberto carlos, pierre van hooijdonk, alex de souza, robin van persie, nicolas anelka, luis nani ve daha birçok yıl oyuncu ya da fenerbahçe’de oynayıp yıldızlaşan oyuncular geldi. tabii bu övünülecek kadar yerilecek de bir durum oldu. fenerbahçe’nin bu isimler ile anlaşarak türkiye’ye gelmelerini sağlamak tabii ki prestij açısından çok büyük bir hamle; ancak bu isimlerin alacağı maaşların da kulübün üstüne yüklediği yük muazzamdı. aziz yıldırım, “fenerbahçe eskiden de ekonomik olarak aynı güçteydi. şu anki durumundan farklı değildi. “ diyor. ancak hem pastanın büyümesi, ekonominin gelişmesi; hem finansal fair play bizi çok etkiledi. sizin ekonominiz rakamsal olarak aynı olabilir ama atıyorum o günün 300 milyon eurosu bugünün 300 milyon eurosu etmiyor maalesef. değer olarak sizin elinizdeki para gün geçtikçe eriyor çünkü siz 10 yıl önce vasatüstü bir forveti 10 milyon euroya getirebiliyorken bugün 30-40 milyon eurolara kadar harcamak zorunda kalabiliyorsunuz. ikincisi de finansal fair playden çok, harcanan paraların karşılığında sportif başarıların gelmemeye başlaması da kulübü çok etkiledi. hadi diyelim aziz yıldırım haklı olsun, gerçekten o günün 300 milyon eurosuna denk düşecek bir yüzde ayrıldı transfere; yine de sen o harcadığın paranın karşılığında bir sportif başarı elde edemezsen karşılığında elinde sadece borç olan bir kulüp olarak kalıyorsun. nitekim, simon kjaer, luis nani, robin van persie gibi isimlerin alındığı ama yine şampiyonluğun gelmedi o sezondan sonra dikkat ederseniz fenerbahçe hep grafik olarak aşağıya doğru gitmeye başladı futbolda.

    bizim en çok eleştirdiğimiz ikinci konu ise sürekli teknik direktör değiştirilmesiydi. türkiye’de teknik direktörlerin çok fazla görevleri başında duramaması bilindik ve kanıksanmış bir şeydir; ancak fenerbahçe gerçekten bunun biraz suyunu çıkartmış bir kulüp olmaya başlamıştı. aziz yıldırım neredeyse 20 yıllık fenerbahçe kariyerinde 1 teknik direktör ortalaması yakalamaya yaklaşmış bir başkandı. kendisi, 20 yılda 17 teknik direktör ile ve 97 farklı yönetici ile çalıştı. özellikle arthur zico ve ersun yanal dönemleri gerçekten fenerbahçe taraftarının içinde kalan süreçlerdi. ersun yanal tekrardan kulübün başına geldi ancak ben o dönemki ivme ile şu anki durumun aynı olduğunu düşünmüyorum. zico saçma sapan bir sebepten gönderildi, ersun yanal saçma sapan bir sebepten gönderildi. ikisi de başarılı ve iyi giden bir takıma sahipti ve belki daha uzun süreler kalabilselerdi farklı bir fenerbahçe konuşuyor olabilirdik şu an.

    aslında kendisinin fenerbahçe dönemi mutluluktan çok sıkıntı ve elem ile geçti. 2001’de ve 2006’da 2 defa fenerbahçe başkanlığını bırakmak istedi ancak camiadan gelen baskılarla görevine devam etti. 2006’da ve 2010’da kaçan kupalar ile yıkıldı. 2011 yılında şike kumpası yüzünden tutuklandı, 1 sene hapis yattı. fenerbahçe bu dönemlerde çok büyük yaralar aldı. 2 defa şampiyonlar ligi’ne gitme hakkı gasp edildi. tabii bu süreç ve sonrasında aziz yıldırım’ın da büyük suçları oldu. öncelikle yukarıda da bahsettiğim gibi fenerbahçe’de başarı yakalamaya başlamış her hocayı, her oyuncuyu bir şekilde göndermesi. alex de souza gibi bir ismi yakışıksız şekilde göndermesi. kendisi alex dönemi ile alakalı “alex ile aykut kocaman’ın bir problemi vardı. benim de bir yönetici olarak bu problemi çözmem gerekiyordu ve kulübün kurumsal yapısına uygun olarak aykut kocaman’ı kulüpte tutup alex ile yolları ayırarak çözmeye çalıştım. “ diyor. şimdi kurumsal olarak tabii ki fenerbahçe’den üstün kimse yoktur. senin belirli önceliklerin olabilir. kimse fenerbahçe’den üstün değildir ama göndermek var göndermek var! alex gibi bir efsane böyle apar topar, jübile yapılmadan sadece bir tweet ile gönderilmeyi hak etmiyordu.

    aziz yıldırım 8 olağan, 4 olağanüstü olmak üzere 12 kongreden de fenerbahçe başkanı unvanı ile ayrıldı. ta ki 3 haziran 2018 fenerbahçe seçimli genel kurulu’na kadar. girdiği 13. seçimde 4.644 oy almasına karşın, rakibi ali koç’un aldığı 16.092 oy karşısında büyük bir hezimete uğradı. başkanlık süreci bittikten sonra da kendisi iş hayatına atılmayı istedi. sporla, fenerbahçe bünyesinde veya başka bir kulübün içinde profesyonel olarak uğraşmak istemediğini belirtti ve artık fenerbahçe’nin sadece bir taraftarı olduğunu söyledi.

    iyisiyle, kötüsüyle 1 asırdan fazla bir tarihi olan fenerbahçe'nin tarihinin 5'te 1'ine başkanlık yapmış birisidir kendisi. tabii bu kadar uzun bir süre başkanlık yapan birisi olduğu için, tek bir olayla ya da tek bir sav ile eleştirilmesini ya da yüceltilmesini doğru bulmuyorum. iyi yaptıklarına iyi demek kadar, kötü yaptıklarını da eleştirmek gerektiğini düşünmekteyim.
7 entry daha