şükela:  tümü | bugün
328 entry daha
  • madem ki zamanım var, eğitimle ilgili yazacaklarıma neden devam etmeyeyim ki?

    uzuuun bir entry oldu. şuraya konu başlıklarını yazayım, isteyen doğrudan istediği yere gitsin:
    keman benim için uygun bir enstrüman mı?
    ben çalabilir miyim?
    yaşım geçti mi?
    öğretmen seçimi
    enstrüman seçimi
    klasik batı müziği mi doğu müziği mi?
    öğrenme adımları neye benzer?

    öncelikle biraz enstrüman seçiminden, yapabilir miyim meselesinden bahsedelim.

    ilk olarak lütfen gözünüzü korkutan arkadaşlara kanmayın. keman dünyanın en zor enstrümanı, çalanlar da insanüstü canlılar değil. yemin ediyorum değil. evet, birçok enstrümana göre farklı zorlukları var. örneğin bir piyanonun başına geçtiğiniz anda dinlenebilir sesler çıkartabilir, azıcık uğraşla sevdiğiniz bir şarkının ilkel bir versiyonunu dahi çalabilirsiniz. gitarda örneğin, bunun için biraz daha uğraşmalısınız. ama yaylı enstrümanlar gibi, üflemeli enstrümanlar gibi evvela ses çıkartmak için çalışmanız gereken enstrümanlar çok daha farklı bir sabır miktarı istiyor sizden. kendinize, enstrümanınıza karşı sabırlı ve şefkatli olmalısınız bu süreçte. yetenekli olmak bir yere kadar işinizi kolaylaştırır, doğrudur. ama en yetenekli ve yatkın kimsenin bile çalışması gerekir. duyduğunuz sesleri ayırt edebiliyor, ritim algılayabiliyor, melodi hatırlayabiliyorsanız her türlü yaparsınız. bunları yapamıyorsanız bir yere kadar yine yaparsınız ama bu oldukça zahmetli olur. zamanınız ve kaynaklarınız kısıtlı. bu işe böyle bir yatırım yapmayı düşünecek kadar isteyip istemediğinizden emin olun. ha 'perde yok, o yüzden çok zor nereye basacağını bilmiyorsuuuun!!!' diyenlere gözlerinizi devirebilirsiniz. fal bakmıyoruz sonuçta, her şeyin bir tekniği var.

    size ellerin uygun değil, parmakların uzun falan diyebilirler. bana dediler mesela. viyolonsel çalmam gerekiyormuş. kemanım onu çalıyorum diye kızmıyor bana senelerdir. hadi bana kızmıyor, itzhak perlman'ın elinde keman yok oluyor. fiziksel yatkınlık işleri kolaylaştırıcı bir unsur. ama yine başa dönüyoruz, mesele beklentilerinizi netleştirmek, bu uğurda ne kadar zamanı ve emeği yatırmaya gönüllü olduğunuzu belirlemek ve bir kar zarar hesabı yapmak. parmaklarınız keman için uzun olabilir, bu çalamayacağınız değil biraz zorlanacağınız anlamına gelir. benim mesela seneleeerce entonasyonum bozuktu. kendimi yerden yere vurdum niye yapamıyorum diye. sonra bir gün arkadaşım viyolasını verdi. aaa elime alır almaz sesler nasıl temiz gelmeye başladı! meğer aralıklar küçük geliyormuş kemanda. sonra ne oldu? kendime göre çalma ve çalışma stratejileri geliştirdim. hala entonasyonum bozuk ama bu benim dangalaklığım*

    başlama yaşı

    şimdi biz keman için bir çocuğun okuma yazma biliyor olmasını istiyor ve kas gelişimiyle ilgili bazı şeylere bakıyor, istekli olup olmadığını anlamak için ufak bir görüşme yapıyoruz. ama yukarıda bahsettiğim mesele ciddi bir muhakeme yeteneği gerektiriyor ve takdir edersiniz ki bu sorgulamayı 8 yaşında bir çocuğun yapmasını beklemiyorum. ben burada, 'ya benden olur mu? yaşım geçti mi? yetenekli miyim ki?' diyen kesime sesleniyorum. ben ders öncesi ilk görüşmede muhatabım kaç yaşında olursa olsun yukarıdakine benzer bir konuşma yapıyorum. okulu bitirmiş, çalışmaya başlayan, hayatta öğrenci olmaktan büyük dertleri olan insanlarla bu konuşmayı yaparken biraz daha ciddi ve ürkütücü oluyorum. bunun nedeni şu: 8-10 yaşında bir çocuk bir şeyi yavaş öğreniyor olmayı o kadar da umursamıyor. ama 30 yaşında, kariyeri için uğraşan, bir yandan sosyal ilişkiler bir yandan ev yaşamı ve bir kariyer götürmeye çalışan biri o 15-20 dakikayı ayırmak için ciddi bir fedakarlıkta bulunuyor. dolayısıyla bunun meyvesini hemen almak istiyor. çooook yüksek bir ihtimalle hemen alamayacak. tıpkı bir çocuğa öğrettiğimiz gibi abc'sini öğreteceğiz. zaman ve emek alacak. bunu göze alıyorsa öğrenci, kaç yaşında olduğunun hiçbir önemi yok. öğrenir. ama bu gerçekten uzuuun uzun düşünülmesi gereken bi süreç.

    şimdiiii gelelim öğretmen seçimine:

    bizde koooocaman bir yanılgı var: iyi bilen iyi öğretir. lakinki o iş öyle değil. yani öğretmen seçerken ilk önceliğiniz cv'si, müzisyenliği ve bir müzisyen olarak hatta bir öğretmen olarak bile prestiji olmamalı. ilk önceliğiniz iletişim becerileri olmalı. ileride de bahsedeceğim, öğrenmek/öğretmenlik one size fits all bir şey değil. sabırlı olması, sen bana uyacaksın kafasından uzak olması, farklı şeyler denemeye, size kulak vermeye açık birisi olmalı. zaten başlangıç seviyesi eğitim alıyorsunuz. ilerledikçe yukarıda dikkat etmeyin dediğim şeylere dikkat ederek seçebilirsiniz elbette öğretmeninizi ancak şu aşamada sizi bu süreçte destekleyecek, sizinle iletişim kurmaya açık olacak, sorularınıza yanıt vermekten çekinmeyecek, birlikte çalışmaya açık biriyle birlikte olmanız çok önemli. bu yazıyı kendiniz değil çocuğunuz için okuyorsanız çok daha önemli. kimseden virtüöz yapmaya çalışmıyoruz. müziğe, enstrümana sevgisini koruması, farklı bir bakış açısına sahip olması, keyifli zaman geçirmesi, kendine güvenmesi ve bu işten zevk alması ilk önceliğimiz olmalı. yoksa bilekleri düşmesin diye elinin altına yanan mum koyan piyano hocası örnekleri biliyoruz. öğretmen seçimi çok çok çok çok çok! önemli. ha yeri gelmişken, öğretmensiz olur mu? olmaz. atacak tek bir taşım var, deneyeyim mi diyorsanız buyrun tabii. ama kendinizden ufacık bir beklentiniz dahi varsa bu işi youtube'dan öğrenmeye çalışmayın. her şeyi youtube'dan öğreniyoruz, rica ediyorum bunu öğrenmeye çalışmayın. çünkü olmaz. en azından başlangıçta birkaç sene hoca rehberliği şart.

    kendimizden eminiz, öğretmenimizi güzel seçtik, e hadi şuradan bir enstrüman seçiminde nelere dikkat etmemiz gerektiğine de bakalım ama yukarıdaki öğretmenden bulduysanız bu entry'e ihtiyacınız yok. o size yardımcı olur.

    derste bizi neler bekleyecek?

    ilk olarak ne çalmak istiyorum?

    şimdi kemanda klasik batı müziği ve doğu müziğinin teknikleri tamamen farklı. bunun ayrıntısına girmeyeceğim. ancak özetle şu soruyu soruyorum: türk halk müziği*, türk sanat müziği* mi çalmak istiyorsunuz, yoksa geri kalan her şeyi mi?
    eğer ki sadece ve yalnızca tsm, thm çalmak istiyorsanız elbette ki doğu tekniği öğrenebilirsiniz. ama unutmayın ki evrensel olarak kabul gören, her yerde geçer akçe olan bir teknik değildir ve sizi kısıtlar. ve doğu müziği çalan birinin klasik batı müziği tekniğini sonradan öğrenmesi sıfırdan öğrenen birinden çok daha zordur. yaşadım ordan biliyorum. benim şahsi önerim klasik batı müziği eğitimini tercih etmeniz. çünkü daha sistematiktir ve size daha fazla araç verir. bu teknikle tsm ve thm çalabilirsiniz. rakı sofralarında biz batı müziği çalanlar da eğleniyoruz, hem de ne biçim * ama doğu müziği öğrenirseniz ne bileyim mozart mi minör sonat hiçbir zaman çalamazsınız mesela. günlük olarak duyduğunuz farklı türlerdeki şarkıları çalmakta da sıkıntı yaşayabilirsiniz.

    tamam hadi diyelim ki klasik batı müziğinde de karar kıldık. süreç nasıl ilerleyecek?

    şimdi, keman eğitiminde de birçok farklı konuda olduğu gibi birbirinden farklı bin tane ekol var. bunlardan bir tanesini olan suzuki metodundan daha önce bahsetmiştim. bu metodun neden türkiye'de çok faideli olmadığından da. ben senelerdir başlangıç seviyesinde ömer can metodunu kullanıyor, ilerledikçe de bunu prestijli metot kitapları, eserler ve hepimizi eğlendirecek şarkılarla destekliyorum. türkiye'de suzuki kullandığını iddia eden birkaç tuhaf ve saçma -ki böyle dediğime bakmayın, bir kısmı oldukça prestijli- kurum dışında aşağı yukarı hepsi bu yöntemi kullanır.

    ben ilk dersi olabildiğince enstrümanla ve süreçle tanışma olarak görmeyi tercih ediyorum. bu bağlamda ilk olarak enstrümanı, bölümlerini tanıtıyor, biraz teknik meselelerden bahsediyorum. daha sonra ilk olarak kemanı nasıl tutacağımızı çalışıyoruz. evet henüz daha yay, yani arşe yok. dünya tepemize yıkılsa kemanı düşürmeyeceğimizden emin olduktan sonra işin içine yay giriyor. tutuş pozisyonumuzu öğreniyor ve yavaaaş yavaş yay çekmeye başlıyoruz. buradaki amacımız hareketin anatomisini anlamak. ilk haftayı böylece kapatıyoruz.

    ikinci hafta, bir önceki hafta yapılanları tekrarladıktan sonra artık nota görmeye ve okumaya başlıyoruz. tellerin nota karşılıklarını ve notaların farklı sürelerini öğreniyor, tek telde durarak ve akıcı yaylar çekiyoruz. bu esnada nota takibi alıştırmaları da yapıyoruz. terminolojiyi yavaş yavaş öğrenmeye başlıyor, o tuhaf çizgiler ve kancalı sopalı noktalar ne demek onları öğreniyoruz.

    üçüncü hafta telden tele geçiş alıştırmaları yapmaya başlıyor, bir önceki haftanın alıştırmalarını tekrarlıyoruz.

    burada dikkat çekmek isterim ki 3 hafta boyunca hiç nota basmadık. sol elimizle kemanı gövdeden tutuyoruz hala çünkü amacımız yaya belli bir form verebilmek.

    dördüncü hafta eğer her şey yolunda gittiyse la teli ve si notasıyla sol elimizi de kullanmaya başlıyoruz.

    bundan sonraki süreçte tek tek nota ekleyerek, telleri bitirerek 4 teli de adım adım öğreniyoruz ve bundan sonraki süreç hız bakımında herkeste farklı seyrediyor.

    burada bazı sorular sorabilirsiniz:

    şu kadar sürede şu seviyeye gelebilir miyim?
    bunun cevabı bilmiyorum. bunu süreç içerisinde yaşayarak görebiliriz.

    ben çalabilir miyim?
    muhtemelen çalarsın ama tatmin olur musun? onu anlamak için ilk bölüme hooop.

    bi kursla konuştum ben, 5 kişi aynı anda ders yapıyorlarmış. olur mu?
    olmaz. enstrüman eğitimi bireysel bir şeydir. çok zorda kalıyorsanız, başka seçeneğiniz yoksa ders alacağınız kişinin de sizinle aynı seviyede olması koşuluyla iki, maksimum üç kişiyle alabilirsiniz ama unutmayın bu öğretmeninizin size ayıracağı süreyi böler. ha bu toplu ders de tek sefer anlatırım aynı anda çalın hooop bitti biçiminde olmaz. hocanız bireysel olarak sizinle ilgilenmek zorunda.

    kemancılar verem oluyormuş doğru mu?
    keman yüzünden verem olan duymadım ama o kadar içli çalarsanız da üzülmeyin, veremin tedavisi artık var.

    son sorudan da anlayacağınız üzre sanırım şimdilik söyleyeceklerim bu kadar. başka bir sorunuz olursa elbette yazabilirsiniz, memnuniyetle yardımcı olurum. fakat rica ediyorum bir insan olduğumu, bu işi size yardımcı olmak üzere, bir karşılık beklemeden yaptığımı ve sizi gerçekten ciddiye alarak cevapladığımı unutmayın. nezaket kuralları çerçevesinde teşekkür ederek iletişim kuramayacaksanız rica ediyorum yazmayın. burada anlattıklarımla çok alakası yok ama bu durumla alakalı sitemimi ve nedenlerini de şuradan şeedebilirsiniz.
17 entry daha