şükela:  tümü | bugün
72 entry daha
  • asagi yukari ceyrek asir once vincenzo natali’nin “cube” filmini izleyip begendiyseniz, zimbardo deneyi gibi psikolojik vakalar ilginizi cekiyorsa ve ispanyol sinemasina da ilginiz varsa dogru yerdesiniz.

    cube, saw ve ( filmin cikis noktasi olan zimbardo deneyi’nin ele alindigi) das experiment filmlerinden oldukca benzerlikler tasiyan “the platform” ; her katta iki mahkumun oldugu bir hapishane olan “delik”te gecer. mahkumlar, kac kat oldugu bilinmeyen delikteki her hangi bir katta uyanirlar. hangi katta olduklari her ay rastgele degismektedir. deligi her gun boydan boya kat eden ve ustu yemeklerle dolu bir platform vardir ve platform her katta bir kac dakika kadar durmaktadir, bu sure zarfinda mahkumlar istedikleri kadar yemek yiyebilmelerine karsin basit de bir kural vardir, platformdaki yiyecek o kata aittir, yani yemek, platform o kattayken tuketilmelidir. hal boyleyken, platformdaki yiyecekler asla belirli bir kattan daha asagisina ulas(a)maz, aslinda ulasmasi uzerine tasarlanmistir ancak ulas(a)maz.

    delik’te gecirecekleri sure boyunca, her mahkuma bir adet esya getirme hakki da taninmistir. gonullu olarak orada yer alan ve yanina aldigi nesne cervantes’in don kisot’u olan bir mahkum bu gidisati degistirmekte kararlidir, ancak bu kararliliginda, tipki don kisot’un cobana hakkini vermeyen toprak agasi ile olan mucadelesi gibi bas etmesi gereken etik, psikolojik ve toplumsal kodlarla karsilasir.

    katlar degistikce mahkumlarin kendi vicdan ve ahlak stratejilerinin de buyuk olcude erozyona ugrar. onceleri “imkansiz” gozuken seyler, hayatta kalma motivasyonunu tetiklemek adina gundelik hayatin bir parcasi haline gelir.

    yonetmen urrutia, katlar arasindaki yolculuklari acimasiz bir verimlilikte aktarir. bu yolculuklarda seyirciyi asagi-yukari gezdirerek, yer yer sinirlari zorlayan vahsete taniklik ettirir . bu taniklikla, sosyo-ekonomik hiyerarsinin arasindaki mesafenin , kapitalizm vahsilestikce, ne denli derinlestigini anlamamizi saglar.

    filmde, hapishane ve platformun ayri ayri kapitalizm icin bir metafor oldugu cok acik. bu duzende herkesin beslenebilmesi icin mahkumlarin sosyal demokrat bir ortamda rasyonel sekilde hareket etmeleri gerektigi tezini savunur. bu asamada alttaki insanlari ikna etmek (bir sekilde) mumkun olabilirken, usttekileri ikna etmek ise imkansizdir.

    spoilersiz yazmaya calistim, konuyu acarsak biraz daha yazilabilir ustunde, ama temelde bir sistem elestirisi oldugu zaten ilk 5-10 dakikasindan itibaren anlasiliyor.

    yonetmen urrutia, zor ve dar cercevede gecen bir konuyu fena islememis aslinda, ancak sonunu “doyurucu” bir sekilde getirdigini soylemek zor. zira, ıspanyol sinemasi; almodovar’in volver’i ve hable con ella’si, medem’in sex and lucia’si, kismen de olsa los amantes del círculo polar’i, (tam ispanyol degil ama yari-ispanyol diyelim) amenabar’in oscarli mar adentro’su ve carlos saura’nin cría cuervos’u ile karakter/kisilik kompozisyonu acisindan muthis ornekler sunsa da donem donem sonunu getirememe ile karsilastigini soylemek mumkun (elbette juan jose campanella'nin el secreto de sus ojos'unu ayri tutuyoruz)

    bitirirken...

    az once de bahsettigim gibi, neredeyse tum dunyanin eve kapandigi su gunlerde toplumsal kollektivizm’e giris 101 adi altinda ders olarak gosterilmesi gereken guzel bir ispanyol isi. bilinmeyen sayida katlardan olusmasiyla cube filmini, mahkumlarin bir kisminin gercekten mahkum, bir kisminin ise bir cesit takas yonetimi neticesinde orada olmasiyla das experiment’i, tek mekanda gecen ve kat degisiminin yaklasmasiyla yarattigi gerilimle de saw’u andirdigini soyleyebiliriz.

    filmde “dunyada uc tur insan vardir, asagidakiler, yukaridakiler ve dusenler” diye guzel bir replik var, acaba oyle mi, yoksa "tek bir insan mi var; asagidan, yukaridan ve tam karsidan bakildiginda ayri gozuken?"
1103 entry daha