şükela:  tümü | bugün
30 entry daha
  • türk tarihinde en çok bilinmesi gereken olaylardandır. bu işgal ile büyük britanya, bu bölgeyi kendi kolonisi haline getirmeyi amaçlıyordu.

    herkesin bilmesinin gerektiğini düşündüğüm ve daha öncesinde de birkaç başlıkta yazdığım büyük britanya'nın birinci dünya savaşı sonrası kurmayı planladığı istanbul merkezli osmanlı kolonisi başlıklı yazımı, görsel destekli olarak historeal blogumuzdan okumak isterseniz şöyle buyrun.

    1915 yılındaki tarihimizin en önemli savaşlarından olan çanakkale muharebeleri'ne gelibolu çıkarması ile dahil olan britanya askerlerine moral olması amacıyla dağıtılan mendillerde yer alan bayrak çiziminin köşesinde bir kurdele üzerinde "hilal ve yıldızın tutulması" yazmaktadır.

    bu çizim, ingiliz ayakları altında ezilen türk imajı çizer. hilal ve yıldız, britanya bayrağı tarafından tutulmuş halde gösterilir. bu, ingilizlerin biz türklere diz çöktürdüğü ve biz türkleri, ingilizlerin kölesi veya mandası, adını siz koyun her ne ise ona çevirdiğini simgeler. ingilizler, büyük cihan harbi'nin sonuna doğru ne yunanları ne de rusları istanbul'a sokma taraftarıydı. başlangıçta her iki tarafa da istanbul'u vaat etseler de, bu kadim şehri aslında kendileri için istiyorlardı. nitekim balkanlar'da bir kara ordusu kurulmasına izin vermeden, denizden boğazlara gelme sebepleri de budur.

    çanakkale savaşı ile istanbul'u ele geçirmeyi hedefleyen birleşik krallık, hindistan ya da hong kong gibi sömürge bir devlet kurmayı planlıyordu istanbul'da. malum boğazlar, deniz ticareti avantajına sahipti ve nüfus gücü de ucuz işçi anlamına geliyordu. çanakkale'yi savaşarak geçemeyen ingilizler, bu emellerine sevr ile ulaşmaya çok yaklaşırlar. 1915'te, bir yarımadaya yığdıkları devasa ordularına rağmen geçemedikleri çanakkale'den, osmanlı'nın yenilmesi ve ordunun terhisi sonrası tek mermi atılmadan geçerler ve istanbul'a demirlerler.

    mehmet vahdettin de kendisiyle aynı adı taşıyan büyük büyük dedesi fatih sultan mehmet'in fethettiği istanbul'un ahahtarını ingilizlere selam çakarak verir.

    6 ekim tarihinin önemini kimseler pek bilmez ya da umursamaz. ingilizler, bizim istanbul'un işgali dediğimiz şeye constantinopolis'in fethi derler ve kendilerinden de fatih diye bahsederler. 6 ekim'de bu işgal, kurtuluş savaşımız neticesinde sonuçlanır ve istanbul yeniden kayıtsız şartsız biz türklerin egemenliğine girer yani sonsuza dek.

    büyük taarruz ile izmir kurtarıldıktan sonra ordu, çanakkale boğazı üzerinden trakya'ya geçip istanbul'a girmeyi planlar. aynı şekilde diğer ordu da izmit tarafından girmek üzere yoldadır. ingilizler bu ikili kıskaç karşısında türk ordusu'na saldırabilirdi çünkü istanbul ve boğazlar tarafsız bölge ilan edilmişti. işgal altındaki istanbul'da hayat türkler için çok zordu. tecavüz, yağma, sorgusuz sualsiz tutuklama ve daha nicesi. istanbul halkı, türk ordusunun zafer haberleriyle umut doluyordu ve şükrü naili gökberk istanbul'a ordusuyla girdiğinde askerlerine çöl gözlüğü taktırır. bunun sebebi; askerlerin ağladığını halkın görmesini istememesindendir.

    istanbul generali harrington, lloyd george'un türk ordusuna ateş emrine rağmen saldırmamıştır çünkü yenileceğini biliyordur. hükümet bile savaşı uzatmak istemez ve george başbakanlıktan düşürülür. çanakkale krizi olarak anılan bu olaya değinecek olursak;

    türk ordusu, 9 eylül 1922 tarihinde izmir'e girdikten sonra çanakkale'den başlayan tarafsız bölge üzerinden istanbul'a doğru ilerlemeye başladı. birleşik krallık bakanlar kurulu, 15 eylül 1922 tarihinde bir araya geldi ve bölgedeki ingiliz kuvvetlerinin konumlarını koruması gerektiğine karar verdi. ertesi gün, dışişleri bakanı lord curzon'un yokluğunda, bazı kabine bakanları türkiye'nin sevr antlaşması'nı ihlal ettiği gerekçesiyle, ingiltere ve dominyonları tarafından türkiye'yi bir savaş ilanı tebliği ile tehdit etti. 18 eylül'de fransa'da bu konuyu görüştükten sonra ülkesine geri dönen lord curzon, fransa başbakanı raymond poincaré tarafından geri çağrıldı. 20 eylül'de tekrar fransa'ya gelen curzon'a poincaré, çanakkale'de bulunan fransız birliklerinin derhal geri çekilmeye başladığını bildirdi ve ateşkes yapılması için sert bir dille azarladı.

    ingiliz halkı, çanakkale'de türklerle tekrar savaşa gitme olasılığı ile paniğe kapıldı. dominyonlar, başbakan david lloyd george'un bu konu hakkında danışmaması üzerine hiçbir kuvvet göndermeyeceklerini açıkladılar. kanada başbakanı mackenzie king, durumun 8 yıl önce patlak veren birinci dünya savaşı'ndan farklı olduğunu, asker gönderebilmek için kanada meclisi'nin karar vermesi gerektiğini açıkladı. italya, romanya ve sırbistan da çanakkale'ye savaşmak için herhangi bir kuvvet göndermeyeceklerini açıkladılar.

    bu gelişmeler sonucunda, 23 eylül'de toplanan birleşik krallık bakanlar kurulu, doğu trakya'yı türkiye'ye terk etme kararı verdi. bunun üzerine türk orduları başkomutanı gazi mareşal mustafa kemal paşa, orduya durma emri verdi. ayrıca ateşkes görüşmeleri için mudanya'yı teklif etti. taraflar, 3 ekim'de mudanya'da bir araya geldi. 11 ekim'de ateşkes şartları ingilizlerin takviye kuvvet alması üzerine 2 saatlik bir gecikmeyle birleşik krallık tarafından kabul edildi. türkiye, bu takviyenin herhangi bir mukavemete sebebiyet vermemesi konusunda ikna oldu.

    bu kriz sonrasında muhafazakar parti, 12 ekim 1922'de carlton house deklarasyonuyla hem hükümetten çekildi, hem de bir sonraki seçimlere liberal parti'den ayrı olarak gireceğini beyan etti. böylece lloyd george önemli bir destekten yoksun kaldı. ayrıca lord curzon, lloyd george'tan desteğini çektiğini açıkladı. daha sonra lloyd george, parti siyasetinde önemli bir figür olarak dönmemek üzere başbakanlıktan istifa etti.

    ingiliz ve fransız kuvvetleri lozan antlaşması'nın onaylanmasının ardından, 1923 yılının yaz aylarında tarafsız bölgeden çekildi.

    öldü denilen bir millet, tanrı olarak görülen ingilizleri savaşmadan psikolojik olarak kafada yenmiştir. hatta birçok ingiliz, türkleri haklı görmeye başlar atatürk ve kurtuluş savaşı ile. sakarya'da "ya istiklal ya ölüm" denerek satıh müdafaası yapan ordu davasında haklıdır ve kazanır.

    bütün ülke ümidini kaybetmişken bir paşa samsun'a çıktı. ilk defa biz türkleri başka bir ülke hamiliği altına sokacak olan bu antlaşmayı kabul etmedi ve yırttı attı. eğer kurtuluş savaşı olmasaydı, ulu önder mustafa kemal atatürk bu mücadeleyi başlatmasaydı ülkemiz bu denli acı içerisinde parçalanacaktı.
1 entry daha