şükela:  tümü | bugün
239 entry daha
  • yakın tarih olarak 2014-16 dönemlerinde yaptığı etkiler ile hatırladığımız; vücuda, vahşi doğada bulunan hayvanların kanlarına veya vücut sıvılarına temas ile geçebilen; bir insandan diğer insana yine aynı şekilde birçok temas yoluyla bulaşabilen ve öldürme oranı gayet yüksek olan bir virüstür. afad'ın bilgilendirme yazısına göre ebola kendi cinsi içerisinde bundibugyo ebolavirus (bdbv), zaire ebolavirüs (ebov), sudan ebolavirus (sudv), reston ebolavirus (restv) ve tai forest ebolavirüs olarak 5 farklı dalda sınıflandırılmıştır.

    national geographic, ebola ile alakalı fena sayılmayacak bir belgesel yapmış. ebola'nın hem tarihçesi anlatılıyor hem de bir canlandırma hikaye ile nasıl bir süreçten geçtiği anlatılıyor. tarihsel olarak muhtemelen bin küsur yıllık tarihi bulunan bu virüs ile insanlık ilk olarak 1976 yılında aynı anda başlayan 2 salgın sonucunda tanıştı. afrika'nın ormanlarıyla ve vahşi doğayla çok fazla iç içe olmaya başlayan halkın, bu virüsü ormanda bulunan bir hayvandan ya da bitkiden kaparak kendi yaşam yerlerine getirdiği, sonrasında da önü alınamayacak şekilde salgına sebep olduğu düşünüldü.

    ebola, öldürme oranı çok yüksek olan ve yakalanan hastaların çok az bir kısmının kurtulabildiği bir virüs. belirti olarak ilk başta ateş, yoğun halsizlik, kas ve eklem ağrısı, baş ağrısı ve boğaz ağrısının aniden başlamasıyla ortaya çıkar. daha sonrasında ise kusma, ishal, vücutta döküntüler, böbrek ve karaciğerde fonksiyon bozukluğu ve bazı durumlarda hem vücut içindeki hem de dışındaki kanamalar bu belirtileri takip eder. hasta için ağır, acı verici ve korkunç bir ölüm gerçekleşir. özellikle orta afrika'yı çok fazla etkileyen bu hastalığın çıkış bölgesi de burası olmasına karşın filipinler ve çin halk cumhuriyeti gibi bölgelerde de can kaybına sebep olduğu kayıtlara geçmiştir.

    şimdi hastalığın tarihsel olarak nasıl bir ölüm oranına sahip olduğunu görmek için verilen verilere ve istatistiklere bakmak gerekiyor.

    hastalığın ilk olarak tanımlandığı 1976 senesine bakacak olursak:

    demokratik kongo cumhuriyeti: 318 vaka, 280 ölüm (%88)
    sudan: 284 vaka, 151 ölüm (%53.1)

    daha sonrasında 20 yıl kadar çok büyük salgınlar göstermeyen bu virüs, 1994 ila 1996 yılları arasında yine aynı bölgeyi ve aynı ülkeleri vurdu. bu 3 yıl içerisinde:

    gabon: 149 vaka, 97 ölüm (%65.1)
    demokratik kongo cumhuriyeti: 315 vaka, 250 ölüm (%79.3)
    fildişi sahilleri: 1 vaka, 0 ölüm (%0)
    güney afrika: 2 vaka, 1 ölüm (%50)

    hastalık 2000 ila 2012 yılları arasında yine aralarında uganda, demokratik kongo cumhuriyeti, sudan, kongo cumhuriyeti, gabon gibi ülkelerde 1241 kişiye bulaştı ve 744 kişinin ölümüne sebep oldu. ancak hastalığın esas salgınlarından birisi 2014 ila 2016 yılları arasında geldi. orta afrika ülkelerinde toplamda 28.652 kişiye bulaşan bu virüs, 11.325 kişinin ölümüne sebep oldu. hastalık geçtiğimiz yıllarda ise sadece demokratik kongo cumhuriyeti'nde 54 kişide tanımlandı ve bu insanların 33 tanesi hayatını kaybetti.

    tabii ebola kadar bulunduğu ülkenin şartları, yetersiz tıbbi kaynaklar, steril olmamak, yetersiz beslenme gibi durumlar yüzünden de burada ölüm oranları bir hayli yüksek. hatta maalesef aynı şırıngayı 2-3 kişide birden kullanmak zorunda kalan afrikalı doktorlar yüzünden bu hastalık, normalde o hastalığa bulaşmayan birisine dahi aktarılabiliyor.

    ebola ile alakalı olarak cdc'nin verilerini incelemek için buradaki linke,
    sağlık bakanlığı'nın ebola ile alakalı hazırladığı bilgilendirme yazısını okumak için buradaki linke
    afad'ın ebola ile ilgili yaptığı bilgilendirme tanıtım yazısını görmek için ise buradaki linke bakabilirsiniz.

    ayrıca üstte bahsettiğim national geographic belgeselini de buradaki linkten seyredebilirsiniz: mikro katiller - ebola
    bbc türkçe'nin yaptığı "60 saniye: ebola nedir, nasıl bulaşır?" başlıklı videoyu da buradan seyredebilirsiniz.
2 entry daha