şükela:  tümü | bugün
  • tekrar ediyorum, suç mağduru bir aileyiz ve bunu görüşmüş olduğum diğer birçok suç mağduru ailelerin de sesi olmak adına yapıyorum.

    bir önceki #103878926 bu yazımda ve aslında şu ana dek defalarca da konuyu açıkladım o yüzden mümkün nispet bu kez kısa tutmaya çalışacağım. yazımda da belirttiğim üzere, "inşallah büyük çapta bir rezalete imza atmazlar" dedim ama durum yazık ki çok kötü, "büyük çapta bir rezalete imza atacaklar" gibi gözüküyor.

    görüyorum ki, (isimleri lazım değil) birileri bunun güya "infaz düzenlemesi" olduğunu af olmadığını söyleyerek milleti aptal yerine koymaya çalışmaya başlamış. bunun sebebi de kuvvetle muhtemel ki toplumun ve mağdurların tepkisini dindirmeye veya bastırmaya çalışmak.

    mhp'nin çirkin af/indirim/şartlı tahliye talebini güya redderek,
    "şahıslara karşı işlenen suçları affedemeyiz, o zaman adil bir iktidar olamayız."
    "mağdur-mazlum affeder o ayrı ama biz asla."
    "hırsıza, katile, dolandırıcıya, gaspçıya, uyuşturucu tacirine... kader mahkumu mu diyeceğiz?"
    "devlet kendisine karşı işlenen suçlarda af yetkisini kullanabilir. şahıslara karşı işlenen suçlara devletin af yetkisi yoktur. bu bizim temel ilkemiz."
    "yapanın yanına kâr kalmayacak bir düzenleme olacak"
    ... gibi sözleri şu ana dek de defalarca telaffuz eden akparti ve hükümet şimdi neredeyse "şahıslara karşı işlenen tüm suçlara" af/indirim/denetimli serbestlik hazırladı.

    öldürme(taksirle yani hız yaparak/alkollü ve maganda kurşunu...gibi)/teşebbüs,
    hırsızlık, dolandırıcılık, yağma/gasp...(nitelikli veya değil)
    cinsel suçlar,
    uyuşturucu
    alıkoyma,
    mükerrer
    çeteler-mafyalar-örgütler,
    kaçakçılık,
    sahtecilik,
    yaralama-sakat bırakma,
    tehdit,
    şantaj,
    işkence
    firar ... gibi birçok suç bu affa tabi olacak.

    -neden bu bir aftır?
    rahşan affı da bilindiği üzere temeli şartlı tahliyeydi. ama sonuçta ne oldu? içeri girmiş ve girecek olan binlerce can, mal, namus... düşmanı cezasız veya cezaları yarıda kesilerek salıverildi. toplum halen bunun acılarını, sancılarını yaşamaya devam ediyor.

    mhp'nin çirkin af/indirim/şartlı tahliye talebini reddenen akparti ve hükümet şimdi aynısının laciverdini yapmaya çalışacak ve gözüken o ki muhalefetin de hiç umrunda değil mağdurlar! bir dönem çok kişi karşı çıkıyordu ne oldu ise birden sesleri azaldı hatta aksine mağdurların lafını eden yok, arkasında duran yok ama suçluların tahliyesi için canhıraşlar... yazıklar olsun!

    şimdi bilmeyenlere özet geçeyim;
    birçok suçun infaz oranının 1/2 olması ve şu asıl sorun teşkil eden denetimli serbestlik-şartlı tahliye denen garabetin 3 yıl gibi uçuk bir rakama çıkarılması demek,
    yani:
    -6 yıl ve altındaki cezalı içerideki ve içeri girecek olan suçluların serbestliği demek.
    -10 yıl alanın bile 2 yılda çıkması demek.
    -mağdur edilenlerin yüzüstü bırakılması, tekrar mağdur edilmesi, ahlarının yerde kalması demek.
    -cezanın sadece ve sadece bir imza ile savuşturulması demek.
    - (bunun altını çizerek söylüyorum) binlerce soruşturmanın, kovuşturmanın(davanın), onama bekleyen cezaların... neredeyse hiçbir anlam ifade etmemesi demek.
    -onlarca suç işleyen bir suçlunun dahi her bir suçuna yalnızca imza atarak cezalarından kurtulması demek.
    -bu kul hakkı yemektir.
    -cezaların zaten caydırıcı olmayan niteliğini tümden bitirmek demek.
    -adalete olan güvenin yer ile yeksan olması, yapanın yanına kâr kalması demek.

    dahasını da anlatayım mı? suç mağduru olsun ya da olmasın telefonda rahatsızlığını, üzüntüsünü bildirenlere bazı yetkililer, bazı sözümona vekiller mağdurları bile tersliyor, ağlayan insanların yüzüne telefonu kapatıyorlar, dinlemek istemiyorlar. sanki arayan kişiler "suçlu" kişiler suç mağdurları değil!.. adalete güvenmiş olan mağdurlar bu durumda ne yapsınlar? adaleti kendi elimizle mi sağlayalım? devlet bize bunu mu söylüyor?!

    birkaç gündür suçtan her şekli ile zarar gören, hayatları bu suçlular yüzünden mahvolan, bu suçluların gadrine uğramış...canından, malından, sağlığından... olmuş suç mağdurlarının şimdi psikolojilerini bir düşünün!

    edit: çok az olsa anlamayanlar, anlamak istemeyenler var işine gelmeyenler var, olacak o kadar arsızlara alıştık... nicesini gördük bu zamana kadar...
    devlet; asayişi, insanların can, mal, namus...güvenliklerini sağlamak ile; bunu bozanları, aksi hareket edenleri de cezalandırmak ile mükelleftir.
    şayet bu şekilde olursa devlet görevini yapmamış olur hatta aksini yapar ise devlet kendi varlığına ve milletine ihanet etmiş olur.
    edit2: chp de açıklama yapmış. hiç şaşırtmadı! diyorlar ki, "kadına karşı suçlar ve uyuşturucuya karşıyız"... eee? diğer suçlar iyi mi? onların yaptıkları yanlarına kalsın öyle mi? ayrıca bu yukarıdaki suçlarda kadın-erkek ayrımı mı var? bu ne çirkin mantık?!
    "izinli" gaspçıların öldürdüğü (bkz: halit ayar) (bkz: cezaevinden izinli çıkıp birini öldürmek) binlercesinden yalnızca bir örnek!
    edit3: sayın yazar arkadaşlar lütfen up yazmayın. kurallara aykırı sanırım, kısa süreli çaylak yapılıyor.
    edit4: teşekkür etmeyi atladığım destek olan tüm vicdan sahiplerine teşekkür ederiz. birileri mutlaka sesimizi duydu onu biliyorum da, umarım birşeylere de faydası olur.
    edit5: kanuni manasıyla cinayet yani kasten adam öldürme yok diyorlar fakat yazdığım gibi taksir-bilinçli taksirle(trafik teröristleri, magandaların sebep oldukları...gibi onun kanun maddesi ayrı) o var... bir de yaralama, darp sonucu kalıcı hasar alan, uzuv kaybedenler ve hatta bir kişinin de babası ölmüş yazarlardan öyleleri de var ve maalesef bunlar bilinen anlamı ile cinayet diye geçmez. bununla birlikte, gasp/yağma, dolandırıcılık, hırsızlık sonucu büyük maddi kayıplarla birikimlerini kaybedenler hayatları altüst olanlar var, geçim sıkıntısı çekenler, sağlıklarını yitirenler var.
    demem o ki, hemenher suç insanlarda onulmaz yaralar açar. bu yüzdendir ki, bahsi geçen hiçbir suçun yanına bırakılması düşünülemez.

    #affahayır
339 entry daha