52321 entry daha
  • hali hazırda türkiye cumhuriyeti devleti'nin en tepesinde makamı temsil eden ve şu günlerde inanılmaz hatalar zinciriyle ülke yönetmeye çalışan asrın lideri bıyıklı.

    1 ay öncesine kadar elinde bu ülkede kuş uçurtmayacak kadar yetkiye sahipken kendisi idlib'de milletin evlatlarıyla age of empires oynuyordu ve 33 şehit verdi bu ülke sırf kendisinin yanlış politikaları yüzünden. tam 1 hafta kayboldu ortadan ve ilk açıklamasında sanki 33 şehit vermemiş gibi şen şakrak gülerek şakalar komiklikler yaptı ilk basın toplantısında.

    covid-19 virüsü dünyada hatta çıktığı yer olan çin'in wuhan şehrinde 2019'un aralık ayının son haftasıydı. yani tam 3.5 ay önceydi. çin gibi bi ülkeden dünyaya yayılacağı bu kadar aşikarken gayri resmi olarak iilk vaka bulguları türkiye'de ocak ayında görülmesine rağmen hiçbir önlem almamış, komşu ülkelerinde bu virüsten ölenler olmasına rağmen sınır kapılarını kapamayı bile son raddede düşünmüştür.

    covid-19 virüsüne ait ilk vaka tam 15 gün önce açıklandır. bu 15 günde bu vakaların artacağı gün gibi açıkken ki önünde çok benzer italya örneği varken yine önlem almakta geciken ve basiretsiz bir süreç yönetmiştir. ilk başta 65 yaş ve üstü insanları toplumdan dışlayan bir karara imza atmış(yasağı doğru, uygulanışını yanlış buluyorum) ve toplumdaki yaşlı nüfusu adeta ölüme itmiştir. zira ülkede 65 yaş ve üzeri ne kadar insan varsa eve hapsetsen dahi bu insanların içinde hala faal olarak çalışanlar var evine ekmek götürmek zorunda olanlar var kimsesi olmayanlar var ne 112 ne zabıta ne de devletin hiçbir memuru yetişemez bu adamların normal hayatlarını idame ettirmelerine ki maddi manevi bunun organizasyonunu düşünmediğine eminim. 65 yaş ve üzeri adamları eve kapatıp maddi olarak ne verebiliyorsun? sıfır. bu adam emekli değilse bi şey değilse ne yiyip içecek? bi de üstüne covid-19 pozitifse? allah rahmet eylesin demekle eş değer bu.

    bunun dışında toplumun en çok sosyalleştiği ortamlar olan avm'lere 15 gündür kilit vurmaya yüreği yetmemiştir. mağazalar artık kendileri kapattı baktılar gelen giden yok, korkudan millet dışarı çıkamıyor zaten devlet de kapatamadı bari biz kapatalım da daha çok zarar etmeyelim dediler. resmen avm lobisine boyun bükmüş ve yüreği yetmemiştir türkiye'de bulunan 432 avm'yi kapatmaya.

    öte yandan tüm eğlence mekanlarını! kapatmış tüm camileri ise önce kapatmayarak mü'min kardeşlerinden gitmemelerini rica etmiş sonrasında o mü'min kardeşleri onu takmadığı için 20 yıldır meydanlarda "bunlaaaaar camileri kapattılar " diye bahsettiği olayı kendi gerçekleştirmiştir ki belki de süreçteki tek doğru kararı budur.

    bunun haricinde bilim kurulu üyeleri dahil, tüm bilim insanlarının virüsun hareketini durdurmak ve engellemek için sokağa çıkma yasağı ilan edilmesi gerektiğini söylerken patron dünyasını üzmeyerek "herkes kendi ohalini kendi ilan etsin" demiştir. kısaca bu ülkenin 85 milyon vatandaşına bırak 3-5 ayı 1 ay bile kelle başı asgari ücret verecek parasının olmadığını dolaylı yoldan göstermiş olup doğal seleksiyona halkı maruz bırakmıştır.

    tüm bunların yanında fırsat bu fırsat covid-19 gibi bi kaos ortamı bulmuşken arka planda "o kadar çok lazımken" af yasası düzenlemesini meclise çok yakın zamanda sunacaktır. yani düşünün ülke vatandaşı canıyla uğraşıyor, her gün vaka sayın artıyor ve sen devlet olarak doktoruna, sağlık çalışanına maske ve eldiven ekipmanı bile sağlayamıyorken gidip af yasası için uğraşıyorsun. vatandaş da doktor da gebersin mantığının devletçe tezahürüdür bu.

    tabi erdoğan'ın kaostan beslendiğini cümle alem bildiğinden yine fırsat bu fırsat deyip hdp'nin 8 belediyesine kayyum atadı. peki neden erdoğan ülke şu durumdayken böyle konudan uzak ve çok gereksiz hatta yanlış işlerle uğraşıyor?

    birincisi erdoğan'ın yönettiği devletin kasasında beş kuruş para yok. olası bir sokağa çıkma yasağı getirse bu ülkenin %60'ı bordrolu çalışan. bu adamlar evine ekmek götürmek zorunda ve devlet de eve hapsettiği vatandaşına maddi manevi destek vermek zorunda. şu an devletin kasasında kaba taslak 3 ay herkese asgari ücret verdiğini düşünsek 650-700 milyon parası yok. hadi kobi'lere bobi'lere destek falan vermiş olsa 3 ay maddi anlamda totalde bu devletin 2.5-3 milyar parası yok demektir. bunun yanında az önce dedim ya patronların karlarından kuruş zarar etmemesi için fatura öteleme ya da fatura ödememe gibi bir opsiyon da sunamıyor çünkü allah ne verdiyse hepsini özelleştirdi kendisi ve enerji şirketleri zaten batık son darbeyi vuran olmak istemiyor.

    ikincisi erdoğan kompleksli bi adam. malum sağlık bakanı covid-19'dan ötürü her gün halk karşısına çıkıp da popülaritesini biraz arttırınca erdoğan hemen bunun önüne geçti farkındaysanız. sağlık bakanı ilk 10 gün tıpkı istenen ve beklenen bakan gibi davranırken birdenbire hem erdoğan'a hem de berat'a teşekkür üstüne teşekkür ve saygı seli göstermeye başladı. çünkü erdoğan kendisi dışında kahraman istemez, kahramanlık yapacak olursa da ipini çeker, daha önce bi gecede başbakan kellesi almışlığı var malum. hatta herkes fahrettin koca'dan sokağa çıkma yasağı gibi bir haber beklerken "kendi ohalinizi kendiniz ilan edin" lafın duyunca bi anda homurtular başlayınca bu sefer bu yavaş yavaş biriken öfkeyi "covid-19 yüzünden istifa eden doktorlar var" diyerek bu bir avuç insana yönlendirdi. az önce bahsettiğim gibi personelinin neden istifa ettiği konusunda tek sebep olarak covid-19'u sunmalarının nedeni ise doktorların korkak ve aslında bi çeşit hain olduğunu belirtmek istemeleriydi fakat kendi hekimine doktoruna yeterli ekipman sağlayamadığı konusunda ise dış kulvardan kel zabıta "tüm fabrikalara el koyarız, ayaklarını denk alsınlar" dedi. bakın bu zaman zarfında tam 15 gün geçti ve bu 15 günde bu tür maske ve eldiven krizi yaşayacak son kişi ve kurumlar doktorlar ve hastaneler olmalıydı ama en başta onlar yaşadı/yaşıyor. garip di mi? ve bu şartlarda çalışamayan ya da çalışmak istemeyen doktoru da hain ilan edebiliyorlar. ne güzel di mi? 15 gün sürede bırak maskeyi eldiveni 15 tane hastane yapılabilirdi ama biz hala bugün sağlık çalışanların maske sıkıntılarını konuşuyoruz. kendisinin nasıl bir "deha" yöneten olduğunu buradan da görebilirsiniz.

    nitekim yine son dönemde farklı yapısıyla dikkat çeken meb bakanı ziya selçuk var malumunuz. eğitimin içinden gelen ve eğitimin sorunlarını iyi bilen eğitimci olarak yine o da fahrettin koca gibi popülerleşen bir bakanken ne tesadüftür ki okulların kapalı olduğu dönemde, tv üzerinden verilen eğitimin ilk gününde idam canlandırması gösterildi tüm öğrencilere. milli eğitim bakanı ise bunu denetimsizlik ve güvendiği kişilerin hatası olarak değerlendirdi. tabi normal insanlar bunu bi dikkatsizlik, liyakatsizlik ya da beceriksizlik olarak gördüler ya da düşündüler. o işin algı kısmı. erdoğan kendi partisinde kendisinden ve damadından daha çok ilgi gören öz kardeşi olsa bile önünü keser. bu yayınların bilinçli ve de kasti olarak yapıldığını düşünüyorum. zira düne kadar ziya selçuk nispeten kamuoyunda olumlu bi imaj çizerken gün itibariyle idam sahnesi ve kafa kesme sahnesi izleten bakana dönüştü.

    peki erdoğan'ın bu davranışlarını neye yorabiliriz? birincisi en geç ama en geç 2020 sonu bağıra bağıra seçime gidecek erdoğan. malum erdoğan 2014'de ve 2018'de seçildi cumhurbaşkanı olaraktan ama 2017'de yapılan anayasa değişikliğinden dolayı erdoğan 2014'de seçilmesini ilk seçim olarak hesaba katmıyordur diye düşünüyorum zira bunun iki sebebi var. birincisi erdoğan malum yasa gereği kendi seçim kararı alırsa 2 dönem kuralına takılıyor. dolayısıyla meclisin karar alması gerek ki onun için de 360 vekilin oyu gerekli. şu an hali hazırda akp'nin 291 mhp'nin 49 vekili var mecliste. toplamda 340 yapıyor ve geriye 20 vekil ihtiyacı doğuyor erdoğan'ın tekrar cumhurbaşkanı seçilebilmesi için 20 vekile ihiyacı var.

    aslında çok benziyor rahmetli ecevit de gider ayak kendi iktidarını sürdürmek için "rahşan affı" çıkarmıştır hatırlarsınız ama yetmedi tabi, ondan sonra dsp averaj partisi oldu. nitekim erdoğan da son kozlarından birini oynuyor bu da genel af görünümlü "infaz yasası düzenlemesi". yani erdoğan'ın amacı 20 vekili tarafına çekip seçim kararı aldırmak bu birinci ihtimal, ikinci ihtimal ise hdp'nin kökünü kazıyarak tıpkı 2015'teki gibi ülkeyi kaos ortamına götürmek ve kendisini tek ihtimal olarak parlatıp iyi parti'den vs 20 tane vekil transfer etmek. üçüncü ihtimal ise çok daha vahim olası bir ikinci 15 temmuz dalgası yaratıp bu doğrultuda khk ile süresini direkt ölene kadar uzatabilir*. şaka gibi geliyor ama olmaz diyebilen var mı buna? yapsa çok mu şaşırım? hayır. bu infaz yasası sonucunda da dikkat edilmesi gereken nokta erdoğan'ın bu kozlarından hangi şanslı 20 kişi ne tür çıkar sağlayacak?

    yani erdoğan şu dönemde dahi kendi ülkesinin vatandaşından çok kendi siyasi iktidarını düşünmekte. ülkede corona varmış , idlib'te asker şehit olmuşmuş, ülke ekonomisi yan yatmış bilmem ne bunlar erdoğan'ın zerre umrunda değil. bu arada dip not olarak dün seçilen yargıtay başkanı mehmet akarca, ethem sancak'ın eniştesi. infaz yasası düzenlemesi ile ilgili kafanızda belki bi ışık yanmıştır.

    velhasıl bekleyelim görelim.
190 entry daha