şükela:  tümü | bugün
2143 entry daha
  • sayın pek ulusalcı perinçek kafalılar, bu ateş üfleyerek sönmez boşuna kasmayın.

    nobelden filan girdiniz hadi anladık. şimdi de tutup "ordusu çoh kuvvatlidir. karşı gelebilmek olamaz" diye sayıklıyorsunuz. ileride "sen çin'i savundun alçak puşt" ithamlarıyla karşılaşmak istemiyorsanız o aydınlık dergisini yavaşça yere bırakın.

    öncelikle üretim konusunda "olmasalar olmazdık" kafasından bir çıkalım. dünyada üretim konusunda hangi devlet vatandaşlarını köle gibi çalıştırsa yine cep telefonlarımız "made in falanca" ibaresini taşır. merak etmeyin. halkını istismar eden tek devlet çin değil ve öyle kalmayacak. bunun yanında, endüstri 4.0 sayesinde o da giderek azalacak ya neyse başka bir konu.

    ayrıca çin'in hayvan gibi üretime yoğunlaşmasının ya da tarihteki önemli bir kaç insanı yetiştirmiş olmasının wet marketlerle, komünist parti'nin tekrar tekrar virüs çıkaran bu yerleri "ama pangolin taşşağını yiyince bir gecede 5 posta garantiymiş" anlayışıyla kapatmıyor oluşunun alakası nedir, biri bana açıklayabilir mi? ya da mesela sırf kuyruğu dik tutmak için virüs ilk çıktığında gizlemenin hangi nobel ödülüne karşılık yapılabileceğini anlatabilecek var mı?

    ne yani, sırf cebimdeki telefonu üç on paraya topluyorlar diye bu saçmalığa eyvallah mı demem gerekiyor? siz mi salaksınız yoksa kaçırdığım bir nokta mı var?

    kültür boyutu ise aslında bir nevi ikilem. nazilik ve milliyetcilik de almanya'nın bir kültürel değeriydi. ortada bariz ve yoğun katılımlı olarak bir yanlış yapılıyor. bunu "kültür" paketiyle sunabiliyorsak, suudi arabistan'daki kadınların haklarını savunmak da kadük kalıyor.

    ve son olarak ırkçılık... kendi doğduğum topraklardan ayrı yaşayan ve ırkçılıktan çeken biri olarak belirtmem gerekiyor ki sjw mekanikleri çalışmıyor artık dostlar. olmuyor yani. ne isa'ya ne de musa'ya yarıyor. hem ırkçıları haksızken haklı duruma getiriyor, hem de ırkçılığa maruz kalanları mutlu etmiyor bu tip pembe götlü davranışlar.

    çünkü ırkçılık bireysel bir mesele olmaktan çıkalı baya oluyor. durum biraz da 1930'lar dünyası gibi, ırkçılık artık siyasetin temel yakıtı haline gelmek üzere. hem siyasetçiler hem de toplum olarak elimizi sobaya dokunduğumuzda yaktığını unuttuk. ya da sobaya dokunmadan da çok yaklaşabileceğimizi öğrendik. şimdi daha cesur ve sinsi bir şekilde elimiz sobaya yaklaşıyor. belki dokunmuyoruz ama çok yakınlarında yanmadan dolaşıyoruz. bu biraz ürkütücü geliyor bana. muhtemelen başka bir felaketle sobaya çok yaklaşmanın da iyi bir şey olmadığını anlayacağız. ama bu da farklı bir mesele.

    edit: imlalar, noktalamalar, bkz'lar.
148 entry daha