şükela:  tümü | bugün
3 entry daha
  • pek bilinmeyen, israil'in "begin doktrini" kapsamında suriye'nin kurmak istediği nükleer tesisi yok ettiği operasyondur.

    bir süredir mossad'a suriye'nin bir nükleer tesis kurma isteği konusunda birtakım ucu açık, doğrulanamamış bilgiler geliyordu. her ne kadar bilgiler birleştirilse bile bir sonuca ulaşılamıyordu. temmuz 2007'ye kadar bu işin içinde olabilecek kişiler tespit edildi, gelen bilgiler değerlendirilmeye devam edildi.

    temmuz 2007'de iki israil istihbarat subayı londra'da bulunan kensington oteli'ne ulaştı ve lobide beklemeye başladı. kısa süre sonra bir suriyeli otelin asansörünü kullanarak aşağı indi ve otelden çıkış yaptı. adamın suriye'ye gideceğini bilen iki israilli rahat şekilde adamın odasına çıktı. kapıyı daha önce ele geçirdikleri kart sayesinde açıp odayı aramaya başladılar. birçok belgeyi ele geçirdiler ve odada bulunan dizüstü bilgisayara da gelişmiş bir trojan attılar. bu trojan sayesinde tel aviv'de bulunan diğer istihbarat subayları bilgisayara erişmişti. iki israilli odadan çıktılar ve kimseye fark ettirmeden otelden uzaklaştılar.

    tel aviv'deki subaylar ise bilgisayarı bütün hafızasıyla incelemeye başladılar. kısa süren bir inceleme sonrası üstleriyle acil toplantı talep ettiler. yapılan toplantıda bilgisayardan ele geçirilen bilgiler gelen istihbaratları doğruluyordu. suriye'nin deyrizor'a kurmak istediği nükleer tesisin çizimleri, planları tamamen ele geçirilmişti. kuzey kore bu konuda suriye'ye yardım ediyordu, finansal desteği veren de iran'dı.

    mossad, suriye-kuzey kore ilişkilerini uzun süredir mercek altına almıştı. 1990 yılında kim il-sung'un şam'a yaptığı ziyaretle birlikte iki ülkenin ilişkileri başlamıştı. görüşmeler sırasında nükleer teklifinde bulunulsa bile hafız esad bunu reddetti. 2000 yılında öldüğünde cenazesi henüz sürerken oğlu beşşar esad cenazeye katılan kuzey koreli heyetle bir görüşme gerçekleştirdi. babasının aksine beşşar nükleer tesisi kurmak istiyordu.

    diplomasi trafiği bir süre sürdü. temmuz 2002'de şam'da yeni bir toplantı yapıldı. bu sefer toplantıya iranlı yetkililer de katıldı. nükleer reaktör konusunda anlaşmaya varıldı. yapılan bütün hesapların ardından projenin 2 milyar dolara yapılacağı belli oldu.

    mossad ve cıa bu tip ilişkileri takip eder, bu ilişkiler üstünden varsayımlarda bulunurlardı. işin içinde olan kişiler tek tek takip edilir, yapboz tamamlanmaya çalışılırdı. 2005 yılına kadar suriye'nin nükleer üretme konusunda ne cıa ne de mossad başarılı bir gözlem gerçekleştirebildi. cıa elde ettiği eksik, ucu açık bilgileri birleştiremiyordu. mossad da bazı bilgileri ele geçiriyor, suriye'nin nükleer üretme kapasitesi olmadığı düşünüldüğü için bunları görmezden geliyordu.

    2005 yılında kuzey kore'den suriye'ye çimento taşıdığı düşünülen "andorra" adlı bir yük gemisi nahariya yakınlarında battı. 2006 yılında başka bir kuzey kore yük gemisine kıbrıs açıklarında el konuldu. gemilerin incelenmesinden bir şey çıkmadı, mossad daha sonra bu çimentoların nükleer tesis yapımında kullanıldığını anlayacaktı.

    2006 yılında iranlı yöneticiler şam'ı ziyaret etti. hem cia hem de mossad bunu takip etti ama görüşmenin içeriğine vakıf olamadı. bu durum şüphelerin artmasını sağlıyordu. kuzey koreli gemiler suriye'ye yöneliyor, kuzey koreli ve iranlı yöneticiler şam'ı ziyaret ediyordu ama bu iki istihbarat teşkilatının elinde hiçbir şey yoktu. suriye bu konuda katı önlemler almıştı. tesis içinde çalışan kişilerin elektronik cihaz kullanması yasaktı. dış dünyadan tamamen soyutlanmışlardı. aileleri ve sevdikleri ile sadece mektup yoluyla iletişim kurabiliyorlardı ve bu mektuplar da tek tek okunuyordu.

    7 şubat 2007'de ali rıza asgari -iranlı general, iran devrim muhafızlarının komutanlarından birisi ve eski savunma bakanı yardımcısı- şam havalimanı'na indi. bir dizi görüşmeler yaptıktan sonra bekledi. istediği mesajı alınca istanbul'a uçtu ve sonra ortadan kayboldu. beklediği mesaj, ailesinin iran'ı terk ettiği mesajıydı. asgari batıya iltica etmişti.

    istanbul'da gözden kaybolduktan sonra almanya'da bulunan bir amerikan üssüne götürüldü. yapılan görüşmelerde deyrizor'da bulunan nükleer tesis hakkında bilgi verdi. böylelikle nükleer tesis hakkında en ciddi istihbarat alınmış oldu. cia öncelikle bu işin içinde olan kişilerin isimlerini aldı, daha sonra projenin ayrıntılarını öğrendi.

    mossad direktörü meir dagan bu haberi alınca acil durum ilan etti. subaylarını daha fazla bilgi almak için görevlendirdi. başbakan ehud olmert'in de katıldığı; ordu komutanları, savunma bakanı ve istihbarat teşkilat yetkililerinin bulunduğu bir toplantı yaptı. tam yetki aldı.

    işte bu toplantıdan 5 ay sonra londra'da kensington oteli'nde bir suriyeli askerin dizüstü bilgisayarı ele geçirilmişti. bunun yanında meir dagan'a bağlı timden bir istihbarat subayı uzun uğraşlar sonucu nükleer tesiste çalışan bir görevliyi tespit etti ve görevliyi kimilerine göre parayla kimilerine göre baskıyla ele geçirdi. içeri sızdırılan kamera ile reaktörün iç ve dış fotoğrafları çekildi. kullanılan parçalar dahil, her şey mossad'ın elindeydi.

    mossad çalışmalarına hız verdi. kuzey koreli yöneticilerin yaptığı telefon görüşmeleri, suriye üstündeki uydu görüntüleri her şey inceleniyordu. diplomasi kanalından yapılan baskılar sayesinde abd olaya tamamen girmek zorunda kaldı. kendi teknolojisini kullanarak olay hakkında bilgi toplamaya başladı. elde edilen raporlar israil için korkutucuydu. suriye'nin nükleer tesis konusunda çok bir yolu kalmamıştı.

    ehud olmert bu olayların üstüne washingon'a uçtu ve bush ile görüştü. bush'a saldırıyı abd'nin yapması gerektiğini söylese bile bush'a göre yeterli kanıt yoktu. bunun üstüne meir dagan uydu ile başka görüntüler elde etti. görüntülerde çalışan kuzey koreli yetkililer gözüküyordu. her şeyden ötesinde tesis nyongbyon'daki kuzey kore tesisine çok benziyordu, yapılar aynıydı. bush bunlarla da tatmin olmayınca mossad şam'da bulunan yetkililer ile pyongyang'da bulunan yetkililer arasında yapılan görüşmelerin tam metnini ele geçirdi ve bush'a sundu. bush yine ikna olmamıştı ve saldırıyı desteklemiyordu.

    bunun üstüne 20 kadar suriye üniforması ele geçirildi ve israil istihbarat subayları suriye üniforması giyerek suriye'ye sızdı. helikopter ile deyrizor'a indiler ve topraktan örnek aldılar. topraktan alınan örnek bir nükleer çalışma olduğunu kanıtlıyordu. bush'a delil olarak bu sunulunca bush sonunda nükleer tesis bulunduğunu kabul etmek zorunda kaldı.

    bunun üstüne ehud olmert bush'u aradı ve "george, bu saldırıyı sizin yapmanızı istiyorum" dedi. bush oval ofis'te bir toplantı gerçekleştirmişti ve saldırıyı yine reddetti. eldeki bulguların dünya kamuoyuna sunulmasını, önce haklılık elde edilmesini istedi. böylece diplomasi yoluyla da bu iş çözülebilirdi. ehud olmert gayet kendinden emin şekilde "bu stratejiyi sevmedim, hoşuma gitmedi. israil'i korumak için ne gerekiyorsa yapacağım" diyerek telefonu kapattı.

    hemen ardından savunma bakanı, dışişleri bakanı ve askeri yetkililer ile görüşme gerçekleştirdi. olayın nasıl yapılacağı, olay sonrası hesaplandı ve saldırı oylama ile kabul edildi. ehud olmert, muhalefet lideri netanyahu'yu aradı. olayı anlattı. netanyahu hükümete bu konuda sonsuz bir destek verdiğini iletti. böylelikle israil muhalefeti de saldırının yanında durmuştu.

    4 eylül 2007'de israil'in özel kuvvetleri suriye'ye indi. reaktörü lazer ile işaretlediler. 5 eylül 2007 gecesi saat 23.00'e vurmuşken ramat david hava üssü'nden on f-15 uçağı havalandı. akdeniz'de uçmaya başladı. üçü geri çağrıldı ve yedi f-15 türk hava sahasına girdi. radarları imha ede ede deyrizor'a indiler ve nükleer tesisi yerle bir ettiler. nükleer tesisin adı el kibar'dı.

    saldırı sonrası ehud olmert hemen ankara ile temas kurdu. recep tayyip erdoğan ile görüşme gerçekleştirdi ve israil'in amacının savaş olmadığını, beşşar esad'a karşı aracı olmasını istedi. şam'dan bu konuda herhangi bir açıklama yapılmadı.

    israil bununla kalmadı. tesisi yok etmişti ama tesisin oluşmasında rolü olan kişiler tek tek tespit edildi. bunlardan birisi beşşar esad'ın gölgesi sayılan, gitgide yükselen, beşşar'ın en güvendiği generallerden birisi muhammed süleyman'dı. muhammed süleyman tartus'ta akdeniz manzaralı büyük evinde bir akşam yemeği düzenliyordu. dikdörtgen masanın etrafına toplanmış misafirler eğlenirken israil deniz kuvvetlerine ait bir bot evin 1,5 kilometre açığına, akdeniz'e iki israil deniz komandosu attı. komandolar yüzerek kumsala ulaştı. nişangâh ile evi inceledi. muhammed süleyman teşhis edilmişti. gereken emir geldiğinde ateş edildi. muhammed süleyman misafirleri ile birlikte yemek yerken başına gelen mermi ile masaya yığıldı. başından kanlar sızıyordu.

    esad, sessiz sedasız şekilde muhammed süleyman'ı gömdürdü. sonra da basit bir açıklama ile durumu geçiştirdi ama gitgide güçlenen; hem israil hem de batı için tehdit konumuna gelen bu askeri stratejist evinde, misafirlerinin önünde nükleer tesisin cezası olarak öldürülmüştü.

    bu olaydan 4 yıl sonra suriye bir iç savaşa sürüklendi.