şükela:  tümü | bugün sorunsallar (3)
2961 entry daha
  • 11 mart 2011 japonya depremi ve sonrasında yaşananlar ile koronavirüs salgını sırasında yaşananları karşılaştırıyorum. durum çok benziyor. sanki değişen yalnızca yıl.
    yine bir mart ayı, yine aynı terane. 2011'i hatırladıkça insanı ifrit ediyor.

    deprem sonrasında halkta bir korku ve endişe hakimdi.
    bu sefer de virüs nedeniye bu korku ve endişe kısmen var. ama o zaman da panik yoktu şimdi de yok.

    bilgilerin teyit edilmesi güçtü ve çoğu kez tek kaynaktan geldiği için süzülerek damlardı. fısıltı gazetesi ile yayılan söylentiler "bilgi" adına yağardı, ama işe yarar bilgi ancak cımbızla seçilirdi. durum aynı.

    deprem sonrasında yabancı ülke vatandaşları japon makamlarından bağımsız kaynaklardan türlü haberleri paylaştığı için felaket tellalı ilan edilir ve japonlara pipirikli görünürdü. durum hala değişmemiş.
    misal alman devletinin japonya'daki en resmi kurumunun (büyükelçilik) yayımladığı tebliğin özeti.

    "japonya içinde koronavirüs taraması için yapılan tahlillerin yetersizliği neticesinde, bildirilmemiş enfeksiyonların olduğu varsayımına varılmıştır. bu nedenle ülkedeki salgının doğru bir biçimde değerlendirilemeyeceği kanısı hasıl olmuştur."

    deprem sonrasında hayat normale dönsün "işler aksamasın, japonya gücünü dünyaya göstersin" düsturuyla akıl almaz bir biçimde işyerleri ve hele hele okullar alelacele açılmıştı. öyle ki saatinde düzeninde işleyen ulaştırma ağı henüz oturmamışken bir dünya çocuğu okula göndermekte bir abes görmemişti akil adamlar. şimdi de durum aynı. hanamiler içmeceler gani gani.

    deprem sonrası dönemde matem havasından eğlence-içmece yönünden bir çekince vardı. insanlar daha bir makul ya da ihtiyatlıydı. şimdi o hissiyat yok bu farkı atlamayayım.

    nükleer santral patlamaları neticesinde yayılan radyasyona ilişkin durum her gün kötüye giderken ve artık durum ayan beyan açıkken halktan bilgi saklayan, yanıltıcı ya da eksik bilgi geçen hükümet (naoto kan hükümeti) ve devlet kurumları (japon atom enerjisi kurumu) bir de hakkını yemeyelim aman bilançomuz kötü diyen basiretsiz tepco ve tepco'yu kurtarma çabasındakiler vardı.
    şimdi de durum aynı. o zaman tepco kurtarılmak istenendi, şimdi olimpiyatlar.

    too big to fail dedikleri de bu olsa gerek.

    halka gözünün içine baka baka yalan söyleyen bir hükümet ve bunu sorgulamayan basın yayın vardı. bir avuç hakikati savunan bürokrat haricinde herkes dut yemiş bülbül gibi sessiz, ya da etliye tuzluya karışmayan vatandaş durumundaydı.

    yıllar sonra "paniğe neden olmamak için radyasyon haberlerini gizledik" diyen naoto kan -ki siyasi kariyeri çöktükten sonra nükleer enerji karşıtı olacak kadar durumun vehametini idrak etmiş birisi- gibi politikacıları vardı. alimallah hala benzerleri görevde.

    koca ülke aynı tas aynı hamam düzeni ısrarla devam ettirmekten perişan olacak. istikrar şart.
    her kim ki bu istikrar olayına takıntılı derecede bağlı, bilin ki orada bir kokuşmuşluk, bir haltları örtbas etme çabası var.

    deprem sonrasında temcit pilavı gibi ajitasyon yapan "acımız büyük vakit dayanışma vakti", "santral kötü durumda ama endişe edilecek bir durum yok, radyasyon zaten etkisiz", "hükümet önlemleri alıyor" diyerek halkı uyutan-uyuşturan medya ve kendine verilen hiç bir bilgiyi sorgulamayan, sorgulasa da ses etmeyen, kuzu kuzu dinleyen bir halk vardı. bu da maşallah hiç değişmemiş. o halk da medya da hala yerli yerinde.

    şu sırala tuvalet kağıdına hücum edenler de, deprem zamanı temiz şişelenmiş suya hücum edenler de, muhtemelen aynı kişilerdi . kimlik tespiti yapılsa ıskalamaz tahminim.

    debe editi: istikrar istikrar istikrar. sıçarken de sıvarken de istikrar.
496 entry daha