şükela:  tümü | bugün
27 entry daha
  • ağır konuşacağım.

    ne kadar doğru lafmış: "taşraya üniversite açarsan, taşra şehirleşmez, üniversite taşralaşır"

    eğitimde fırsat eşitliği zorunlu eğitimde olur. üniversite denen kurum, malum artık itibarı yerlerde olduğu için böyle protestolara maruz kalabiliyor ama söylemek zorundayım: elitist bir sistemdir.

    evet! doğru duydunuz. üniversite eğitimi başlı başına elitist bir düzendir. günümüzde akp iktidarı sonrası "elit" kelimesinin anlamı: bmw + kırmızı marlboro + tesbih + nargile cafe olarak değiştiği için belki biraz yabancı gelebiliyor ama üniversite mezunu insanlar kalifiye olarak toplumun seçkin insanlarıdırlar. tabi ki her götü boklu ilçeye üniversite açılmasından sonra türkiye için ne kadar geçerli bir önerme tam olarak bilemiyorum ama amaç budur.

    altını tekrar çiziyorum. caps lock açık bak düşün. üniversiteler topluma doktor, mühendis, öğretmen, bilim insanı, sanat insanı * gibi "elit" insanlar kazandırmayı hedeflemektedir. üniversite eğitimi zorunlu eğitim değildir.

    dolayısıyla fırsatları kendine yarattığın sürece üniversite okumalısın. üniversiteler senin geçim sıkıntını düşünerek müfredatlarını ha-zır-la-maz. hazırlamamalıdır da.

    şimdi kimse kimseyi kandırmasın, bugün en gariban adamın elinde bile iphone, olmadı orta direk bir android telefon var. en azından üniversitelerde okuyan kitlenin bu teknolojik cihazlara erişimi var. bilgisayar niye yok kardeşim? internet niye yok? sizin ihtiyacınız olan, ödevlerinizi yapmanızı sağlayacak olan şeyler bunlar ulan hıyarlar!

    yıl olmuş 2020, ne sanıyorsunuz günümüzün dünyasını kardeş? sadece kağıt kalem ve kitap kullanarak mühendis, doktor, öğretmen olabileceğinizi mi sanıyorsunuz? bilgisayar ve internet erişimi olmadan, doğru bir şekilde e-posta kültürü edinmeden üniversite diplomasını ne yapmayı planlıyorsunuz? örnek vereyim, e-posta kullanmayı bilen 2-3 öğrencim vardı. neymiş efendim, benimle whatsapp'tan iletişime geçse olmaz mıymış? bunu bir kere saf zamanlarımda kabul ettim, telefonum gecenin köründe not dilenen öğrencilerin spamleriyle, aramalarıyla kafayı yedi. e-posta yazacaksınız dedim. bilmiyoruz dediler, whatsapp olsun dediler. bak hala! standardı kendine düşürmeye çalışıyor eşşoğlu. ek ders koydum e-posta yazmayı öğretmek için. şaka gibi gelebilir ama bunu bir üniversitede yaptım. o günden sonra tüm e-postasını "konu" kısmına yazanlar mı dersiniz. boş e-posta yollayanlar mı dersiniz... yılmadım. dönem projelerini e-posta üzerinden teslim edeceklerini söyledim. projeden iyi not alabilmek için e-posta kültürünü eşek gibi öğrendiler. buyrun, imkanı olmayan öğrencilerimiz not için imkanı ne güzel de yaratmışlar.

    sinirlendim ya, üniversite gibi yüksek öğretim kurumunun standartlarını zaten kendi düzeyine indirmeye çalışıyorsun... sen şimdi "elit" bir insan oldun mu? hayır, sen üniversiteni taşralaştırmak için elinden geleni yaptın.

    yine düşün bir bakalım... üniversitede neden veli denen bir muhabbet yok? çünkü her şey kişinin kendi sorumluluğunda. bilgisayarın mı yok kardeş? ça-lı-şa-cak-sın ve imkanını yaratacaksın. bunu yapan bir sürü öğrencim var, bir sürü! hepsi de derslerinden çok iyi notlar alarak geçtiler. üzgünüm ama hayat böyle. her boka "imkanım yok" diye isyan edip dünyayı kendi etrafında döndüremezsin! bir üniversite öğrencisi olarak bilgisayar sahibi olmak senin için defter kalemdir. internet bağlantısı senin için elektrik ve su gibidir. olmazsa, olmaz! sigaraya para vermeyeceksin, nike air ayakabbı giymeyeceksin, sıfırını bulamıyorsan ikinci elini alacaksın, ama bilgisayarın ve internet bağlantın evinde o-la-cak!

    evelallah kendine imkan yaratan gençler dersime kitapları olmadan geldiklerinde kendi cebimden çıkarıp kitap da aldım, okul ücretlerini ödeyemediklerinde* cebimden çıkarıp taksitlerini de ödedim. mutlulukla söylemek isterim ki benim yaptığımı yapan bir sürü akademisyen arkadaşım var. hani şu sürekli küfrettiğiniz? avrupalı akademisyenle karşılaştırıp çöp dediğiniz...
276 entry daha