şükela:  tümü | bugün sorunsallar (7)
30019 entry daha
  • ikinci dünya savaşı'nda yunanistan ve savaşın yunanistanla etkileri ile sonrasındaki iç savaş;

    ii. dünya savaşı sırasında 1941-44 yılları arasında mihver devletleri* işgali altındadır yunanistan. işgale karşı faaliyet gösteren silahlı ve silahsız farklı siyasi görüşlere sahip gruplar da yunan direnişini başlatırlar. ii. dünya savaşı'nın sona ermesinden az önce almanların ülkeden atılmasının ardından direnişin farklı unsurları iktidarı almak için birbirleriyle mücadeleye girişmiş ve sonunda yunan iç savaşı patlak vermiştir. çok değil, henüz 20 yıl kadar önce biz türklere yaşattıkları acıların aynılarını yaşamaları da tarihin de tıpkı doğa gibi intikamını elbette alacağına delalet eder. darbeler, iç çatışmalar, savaşlar, monarşiye karşı geliş ve daha neler neler. kısa zamanda birçok felaket ile karşılaşmıştır yunan. yunanistan'ın ikinci dünya savaşı'na yaşadıkları ve sonrasındaki süreç yazısı için historeal blogumuza bekleriz.

    işgal yunanistan'ı

    ikinci dünya savaşı'nda yunanistan
    ii. dünya savaşı sırasında nazi almanyası'nın yunanistan savaşı'nda ülkeye saldırması ile nisan 1941'de başlamış ve ekim 1944'te almanya'nın ana topraklardan geri çekilmesi ile son bulmuştur. geri çekilmenin ardından yine de girit ve bazı önemli adalar 1945 haziranı'na dek alman askeri birliklerinin denetimi altında kalmıştır.

    yunanistan'ı ilk olarak işgal etmeye kalkışan devlet italya'dır. ekim 1940'ta ülkeye saldıran italya'nın yunanistan'ı almada yaşadığı başarısızlığın ardından alman lider adolf hitler, balkanlar'ı kontrol altına alabilmek için ordusunu doğruca yunanistan'a yönlendirmiştir. hızlı bir yıldırım savaşı* taktiği ile 1941 nisanı'nda ülkeye girilmiş ve mayıs ayının ortalarına doğru yunanistan, almanya, italya ve bulgaristan olmak üzere üç farklı devletin işgali altında kalmıştır.

    işgal altında olunan süre boyunca sivil yunanistan halkı birçok zorluk ile karşı karşıya kalmış ve 300,000 sivil açlık ve salgın hastalıklardan dolayı yaşamını yitirmiştir. ülkenin ekonomisi tamamı ile çökmüştür. tüm bu olumsuzluklara rağmen avrupa'da görülen en etkili direniş hareketleri yine de yunanistan'dan çıkmıştır. bu güçler ülkeyi denetim altında bulunduran gruplara karşı gerilla atakları ile saldırmışlar ve büyük casusluk eylemlerinde bulunmuşlardır. 1943 yılına gelindiğinde bu direnişçi gruplar birbirleriyle çatışmalara girmişler ve tam bağımsızlığın alındığı 1944 yılında krizde olan ülkede iç savaşın çıkmasına neden olmuşlardır.

    yunanistan'ın düşüşü
    28 ekim 1940 tarihinde, sabahın erken saatlerinde italya büyükelçisi emmanuel grazzi, yunan başbakan yannis metaksas'a resmi bir ültimatom verdi. yunanistan'ın uyarıyı tanımamasını bildirmesi üzerine italya 3 saat içinde işgal altında bulundurduğu arnavutluk topraklarından yunanistan'a kaydırma yaptı. mussolini'nin yunanistan'ı işgalindeki bir başka amaç da italya'nın da alman orduları ile aynı oranda güçlü olduğunu kanıtlama çabasıydı. yunanistan'ın da işgali üzerine mussolini güneydoğu avrupa'nın, italya'nın avuçlarında olduğu düşüncesine inanmıştır.

    işgal üzerine karşı harekete geçen yunan ordusu, mussolini'nin ve generallerinin bu görüşünü bir nebze yıkmıştır. italyan saldırılarına misilleme yapan yunanistan, aralık ortalarına gelindiğinde italya'nın işgali altında bulunan arnavutluk'un çeyreği kadarını ele geçirmiştir. yunan ordusunun bu başarılarını, 1941 yılının mart ayında italyanların balkanlar'ın hakimiyetini ele geçirdikleri yönündeki tüm savlarını yıkan bir yenilgi alması izlemiştir. yunanistan'ın bu başarısı ii. dünya savaşı'nda çoklu kuvvetlerce işgal edilmiş topraklarda kazanılmış ilk zaferdir.

    6 nisan 1941 tarihinde italya'nın aldığı bu yenilginin üzerine hiç hesapta olmamasına karşın almanya italya'nın yardımına koşmak zorunda kalmış ve bulgaristan üzerinden ülkeye girerek yunanistan savaşı'nı başlatmıştı. yunan orduları alman askerleri ile giriştikleri mücadelede başarısız olmuş ve 27 nisan'da başkent atina düşmüştür.

    üçlü işgal süreci
    yunanistan toprakları işgal süresince almanya, italya ve bulgaristan olmak üzere üç ayrı devletin kontrolünde kalmıştır. almanya, başkent atina, selanik, orta makedonya ve girit gibi bazı adaların da arasında olduğu stratejik öneme sahip noktaları işgal ederken, bulgaristan evros ili hariç, batı trakya ve doğu makedonya'ya girerek bu bölgeyi topraklarına kattığını açıklamıştır. savaştan sonra uzun süre bu topraklar üzerinde hak iddia eden bulgaristan istediğini elde edememiştir. bulgaristan ve almanya'nın işgal ettiği yerler dışında kalan diğer tüm yerler de italyan kuvvetlerince işgal edilmiştir. eylül 1943'te italya'nın silah bıraktığını açıklaması ile bu bölgelere alman askeri birlikleri kaymıştır. bu dönemde ingiliz ordusu italya'nın çekildiği bölgelere konuşlanarak ege denizi'ne inmeye teşebbüs etmişse de leros savaşı'nda alman ordularına yenilmiş ve geri çekilmiştir.

    işgal sürecinin ardından siyasi kaosa sürüklenen ülkede kısa süre içinde yunan iç savaşı olarak bilinen iç savaş çıkar.

    yunanistan, ii. dünya savaşı'ndan toprak kazancıyla çıkan birkaç avrupa ülkesinden biridir. savaşın sonunda, i. dünya savaşı'nda italya'ya verilmiş olan oniki ada yunanistan'ın eline geçmiştir.

    kökenleri
    yunanistan'daki direniş hareketleri ülkenin alman işgaline uğramasıyla başlamıştır. 1940 yılında arnavutluk üzerinden başlatılmaya çalışılan italya krallığı işgal girişimi yunan ordusu tarafından püskürtülmüştü. alman işgali sırasında önce atina, sonra da girit'in düşmesinden sonra kral ii. george ingiltere'ye ve hükümeti mısır'a kaçarak sürgünde hükümet kurarlar. bu hükümet sovyetler birliği hariç diğer müttefik devletler tarafından tanınır. yunan hükümeti, işgal öncesinde de kralın diktatörlüğe varan uygulamaları yüzünden sol siyasi parti ve gruplarca tanınmaz. bu gruplar hükümetin köklerini yannis metaksas diktatörlüğüne götürürler. almanlar işgal edilen yunan topraklarında hemen bir işbirlikçi hükümet kurarlar. yorgos çolakoğlu başkanlığında kukla hükümet kurulur. bu hükümet hem alman ve italyan silahlı kuvvetlerine dayandığı, hem de bu ülkelerin istekleri gereğince yunan topraklarını bulgaristan'a verdiği için kamuoyu tarafından benimsenmez. hükümet ve işgalci kuvvetler 1942 kışındaki açlık salgınını engelleyemeyip kitlesel ölümlerle karşılaşınca daha da gözden düşer.

    sürgün hükümetinin o dönem ingiliz sömürgesi olan mısır'ın başkenti kahire'de olmasından dolayı kahire hükümeti olarak da anılmıştır. hükümetin liderliğini yapan kral ii. georgios, nazi almanyası'nın yunanistan'ı işgali üzerine nisan 1941'de sürgüne gönderilmiştir. hükümet önce girit adası'nda kurulmuş, daha sonra kahire'ye taşınmıştır. nazi güçlerinin ülkeden çekildiği 17 ekim 1944 tarihine kadar kahire'de kalmıştır. sürgün hükümetinin ülke içerisindeki yetkisi yok denecek kadar az olmasına rağmen birleşik krallık'ın yoğun desteğini de alarak savaş sırasında uluslararası alanda tanınmaya devam etmiştir.

    savaş yıllarında işgal güçlerine karşı yunan direnişi gelişmiş, yunan halk kurtuluş ordusu ve ulusal kurtuluş cephesi, kurtarılmış komünist bölgeler ilan etmiştir. bu yapılar işgal sonrası ulusal kurtuluş siyasi komitesi adıyla de facto olarak ayrı bir yönetim kurmuştur. marksist-leninist ilkeleri benimseyen bu komünist hükümet, hem o dönem ingilizler'in sömürgesi olan mısır'ın başkenti kahire'de oluşturulan sürgün hükümetine hem de mihver devletleri ile iş birliği yapan yunanistan hükümete karşı muhalif çizgideydi.

    ilk direniş
    belgelenememiş olsa da yaygın kanıya göre yunan direnişi evzon konstantinos koukidis tarafından gerçekleştirilse de kanıtlanabilen ilk direniş eylemi 30 mayıs 1941 gecesi gerçekleşmiştir. iki genç öğrenci apostolos santas ve manolis glezos akropolis'de göndere çekilen gamalı haçı indirmişlerdi.

    geniş çaplı ilk direniş hareketleri kuzey bölgelerinde bulgaristan krallığına terk edilen topraklarda başlar. bulgar işgali altında kalan drama'da ilk kitlesel ayaklanma yaşanır. bulgarların asimilasyon politikalarına karşı 28-29 eylül 1941 gecesi silahlı olarak ayaklanan halkın isyanı düzenli bulgar ordusu tarafından kolaylıkla bastırılacak, olayların sonunda 3 bin kişi idam edilecektir. benzer olayların yaşandığı yunan kasabaları doxatove choristi günümüzde kahraman şehirler olarak bilinir.

    ilk silahlı gerilla/partizan tarzı direniş ise makedonya dağlarında 1941 ekim ayında başlar. silahlı grupların teslim alınamamasıyla beraber almanlar bölgedeki sivil halka karşı gerillalara destek verdikleri gerekçesiyle katliamlar düzenlemiştir.

    direniş kuruluyor
    genel olarak kabul gören bir hükümetin olmaması ve işgal öncesi iktidarı elinde bulunduran sınıfların hareketsizliği ülkede siyasi bir boşluk yaratmıştı. yunan halkı bir bekleyiş içinde olmuş, bazı subaylar almanlarla savaşmak üzere ingiltere kontrolündeki orta doğu topraklarına geçmiştir. geride kalanlar çok sayıda farklı gruplar halinde örgütlenerek direnişe başlamıştır.

    ilk büyük çaplı direniş ulusal kurtuluş cephesi eam tarafından örgütlenir. siyasi bir hareket olarak ortaya çıkan ve 1944 yılına gelindiğinde 1,8 milyon üyeye sahip olan örgüt, başta yunanistan komünist partisi olmak üzere çok sayıda küçük sol parti tarafından kurulur. geleneksel siyasi partiler, bu örgüte katılmayı tercih etmeyecek ve kendi direniş örgütlerini kuracaklardır.

    16 şubat 1942 tarihinde eam başarılı bir silahlı direniş örgütlemesi için komünist lider thanasis claras (sonraları aris velouchiotis olarak tanınacaktır) ile temasa geçer. andarte olarak anılan ilk gerilla birlikleri eam'ın silahlı kolu yunan halkının kurtuluş ordusu elas olarak italyan, alman ve işbirlikçi yunan birliklerine karşı muharebelere girmeye başlar.

    sonradan kurulan bir diğer direniş örgütü de venizelosçu ulusal cumhuriyetçi yunan birliği edes olur. eski bir subay olan albay napoleon zervas tarafından kurulan örgüt simgesel lider olarak sürgündeki cumhuriyetçi lider nikolaos plastiras'a bağlılık bildirir. 1941 yılında kurulsa da 1942 yılına kadar silahlı bir eylemde bulunmaz.

    dağlarda direniş
    yunanistan dağlık bir bölgede bulunur. özellikle de osmanlı imparatorluğu döneminde yunan isyanı ve bağımsızlık mücadelesi kapsamında dağlarda direniş geleneği kuvvetlidir. alman işgali sırasında özellikle kırsal bölgelerdeki ulaşım zorluğu ve merkezi yönetim boşluğu sebebiyle buralarda denetim yavaş yavaş direnişin eline geçmeye başlar. güçlenen ve büyüyen direniş örgütleri merkezi hükümetin çok ötesinde yaygınlığa ve denetime sahip olur.

    partizanlar
    1942 şubat ayına girildiğinde artık yunanistan komünist partisi'nin öncülüğünü yaptığı elas, yunanistan'ın orta bölümlerinde aris velouchiotis yönetiminde faaliyet halindedir. izleyen yaz aylarında eski albay napoleon zervas da edes'in silahlı kolu olarak yunan ulusal gerilla gruplarının eoea kurulduğunu ilan eder. albay dimitrios psarros öncülüğünde kurulan ulusal ve sosyal bağımsızlık ekka adlı örgütün silahlı kolu 5/42 evzon alayı giona dağı bölgesinde etkili olur.

    1942 yılı yazına kadar işgal kuvvetleri kurulma aşamasında olan silahlı direniş tarafından rahatsız edilmemiştir. hatta özellikle kırsal bölgeleri denetimlerinde tutan italyanlar durumun normale döndüğüne dair raporlar vermiştir. ancak dalga dalga büyüyen ve güçlenen direniş (özellikle eam/elas), yerel jandarma karakollarına saldırmaya, köylere açıktan giderek direnişe katılma çağrıları yapmaya başlar. küçük yerleşim yerlerine yönelik şiddetli italyan ve alman baskıları ise yerel halkın dağa çıkıp direnişe katılmasına yol açacaktır.

    yunan direnişi bölgedeki gücünü dünyaya görkemli bir sabotaj eylemiyle duyuracaktı. gorgopotamos demiryolu köprüsü 25 kasım 1942 günü havaya uçuruldu. harekat ingiliz gizli servisinin desteğiyle işbirliği yapan elas-edes örgütlerince ortak olarak gerçekleştirilmiştir.

    özgür yunanistan
    özellikle italyan birliklerine karşı yapılan saldırılar ve fardykampos muharebesi sonucu yüzlerce italyan askerinin esir edilerek önemli miktarda cephane ele geçirilmesi italyanların bazı bölgelerde geri çekilmesine yol açmıştır. 1943 yılı temmuz ayında artık karditsa, grevena, trikkala ve metsovon başta olmak üzere çok sayıda kasaba özgürlüğüne kavuşmuş durumdadır. mihver orduları ana yollar ve şehir merkezlerini denetimlerinde tutsalar da kırsal ve iç bölgeler direnişin elindedir. iyon denizi'nden ege denizi'ne kadar uzanan bu bölge artık özgür yunanistan olarak adlandırılmakta ve yaklaşık 30,000 km² arazide 750 bin kişiyi kapsamaktadır.

    italyanların çöküşü ve almanların gelişi*
    marita harekatı, ii. dünya savaşı'nda yunanistan ve arnavutluk'ta vuku bulan ve almanya, italya ve bulgaristan kuvvetlerinin yunanistan, birleşik krallık, avustralya, yeni zelanda kuvvetleri ile yaptığı savaştır. yunan-italyan savaşı'nın devamıdır.

    yunanistan-italya savaşı ii. dünya savaşı sırasında italya'nın arnavutluk üzerinden yunanistan'ı işgal girişimiyle başlamış fakat yunanistan işgali durdurmuş ve güney arnavutluk topraklarına girmiştir. 6 nisan 1941'de almanya italya'yı kurtarmak amacıyla bulgaristan üzerinden yunanistan'a saldırmış, sonuçta yunanistan ve yardım için gönderilen britanya ordularını yenerek 27 nisan 1941'de atina'ya girmiştir. yine de, 50,000 yunan ve ingiliz askeri başarıyla yunanistan'dan tahliye edilmiştir. 24 gün sonunda kalamata'nın almanlarca alınmasıyla çatışmalar bitmiştir. yunanistan galip devletlerce paylaşılmıştır. 42,311 müttefik askeri ingilizlerce yunanistan'dan tahliye edilmiştir.

    bazı tarihçiler almanya'nın yunanistan'a saldırarak sovyetler birliği üzerine planlanan barbarossa harekatı'nda vakit kaybettiğini, bu nedenle nihayetinde ii. dünya savaşı'nı yitirdiğini ileri sürmüşlerdir. diğer bir görüşe göre, marita harekatı sovyetler birliği'ne yapılan saldırıda hiç etkili olmamıştır. türkiye savaşta tarafsız kalmıştır, bu da alman galibiyetinde rol oynamıştır. savaşı kazanan almanlar, ülkeyi üçe böldü: bulgar, italyan ve alman işgal bölgeleri olmak üzere. daha sonra girit'i de hava yoluyla işgal ettiler.

    1943 yılı temmuz ayına gelindiğinde elas, stefanos sarafis komutasında etkinliğini artırır. edes, epir bölgesinde varlık gösterirken ekka ise daha sınırlı bir bölgede bulunur. müttefiklerle italya arasındaki mütareke sonucunda italyan ordusu artık erimeye başlayınca italyanlara ait silah ve mühimmat direnişin eline geçer.

    italyanların hakimiyetindeki bölgeler bu dönemin ardından almanların denetimine girecek ve direnişçiler karşılarında daha gaddar, daha deneyimli ve daha güçlü bir düşman bulacaklardır. direnişçiler ise çatışmalara devam ederek bölgeye gelen çok sayıdaki alman, yugoslavya'da mücadele ettikleri tito komutasındaki partizanlara karşı biriktirdikleri deneyimi yunan topraklarında uygularlar. sonuçta bu dönemde yoğun katliamlar, köy boşaltmalar, köy yakmalar yaşanacaktır.

    iç savaşın işaretleri
    1943 yılı temmuz ayında önde gelen üç direniş örgütü (eam/elas, edes ve ekka) arasında ortak işgalci düşmana karşı birlikte hareket etmeye ve askeri birliklerini general henry maitland wilson komutasındaki müttefik devletler ortadoğu yüksek komutasına bağlanmasına onay verir. ancak siyasi alanda eam ile diğer örgütler arasında gerginlik yükselir. komünistlerin artan etkisi ve yunanistan'daki en kuvvetli silahlı güç haline gelmeleri çeşitli çevrelerde rahatsızlık yaratır. özellikle sürgündeki yunan hükümeti ve birleşik krallık hükümeti almanların ülkeden ayrılmasından sonra ülkede sovyet yanlısı bir rejimin kurulmasını istememekteydi. özellikle winston churchill bölgede olası bir sol iktidara karşı çıkmaktadır. 1944 yılında yapılan moskova konferansında churchill ve stalin daha sonraları yüzdeler anlaşması olarak anılacak şekilde alman işgali altındaki ülkelerin bağımsızlık sonrası kaderleri üzerine anlaşırlar. buna göre yunanistan genel olarak ingiltere hakimiyet sahasında kalacak ve ülkedeki solculara sovyet yardımı verilmeyecektir.

    ülkede öne çıkmaya başlayan eam, artık ingiliz destekli anti-komünist direniş gruplarının da hedefi haline gelmeye başlar. bazı kralcı örgütler artık işgalcilere karşı değil sadece komünistlere karşı savaşmaktadır. 1943 yılı sonlarına gelindiğinde almanların gözleri önünde ilan edilmemiş bir iç savaş başlamıştır. elas epir'de edes'e saldıracak ve ancak 1944 yılı şubat ayında ilan edilen ateşkes sonucunda saldırılar duraklayacaktır. ülkedeki alman yönetimi de edes ile ateşkes ilan ederek solculara karşı savaşta kolaylık sağlayacaktır. 1944 yılı mart ayında eam, ulusal bağımsızlık siyasi komitesi adıyla kurduğu yapıyla işgal sonrası yunanistan'da iktidarı hedeflediğini ilan etmiş olur. 17 nisan 1944 tarihinde sağcı ekka'nın 5/42 adlı silahlı örgüt karargahını basılarak çok sayıda militanla birlikte örgüt lideri dimitrios psarros da öldürülür.

    adalar ve girit
    girit direnişi, girit adası sakinleri tarafından alman ve italyan işgaline karşı örgütlenen direniştir. yunan direnişinin en önemli kısımlarından birisini oluşturan direniştir. alman paraşütçü birliklerinin adaya ilk inişleri sırasında toplumun tüm kesimleri bulabildikleri en temel silahlarla (bıçak, balta, orak vb) hatta çıplak elleriyle düşmana saldırmışlardır. bu yüzden adaya hakim olduktan sonra almanlar toplu katliamlar gerçekleştirmiş ve intikam almaya yönelik eylemlerde bulunmuşlardır.

    şehirlerdeki durum
    şehirlerde direniş çabuk örgütlense de ilk başlarda çapı küçük kalmış ve yapısı dağınık olmuştur. 1942 kışının olağanüstü sert geçmesi ve savaş ortamı nedeniyle kıtlık yaşanması sebebiyle özellikle atina'daki işçi mahallelerinde kıtlık çekilmiş, yüz binlerce kişi hayatını kaybetmiştir. bu şartlar direnişe katılmak isteyenlerin sayısını artırsa da direnişçiler yeterli ekipmana, desteğe ve mali kaynağa sahip değillerdi. şehirdeki direnişçilerin görevleri çoğunlukla istihbarat ve sabotaj eylemleri olmuştur. direnişin ilk görevlerinden birisi de yunanistan'da bulunan esir veya kaçak müttefik askerlerinin ülke dışına kaçırılması olmuştur. direniş grupları özellikle ingiltere gizli servisi ile temas halinde olmuş ve işbirliği yapmışlardır. ancak farklı siyasi görüşlere sahip direniş gruplarının birlikte hareket etmemesi şehirlerde direnişin istenildiği şekilde güçlenmesini ertelemiştir. özellikle telsiz yayınıyla ülke dışındaki ingiliz istihbaratı ile iletişim sağlamaya çalışan direnişçiler almanların frekansları dinlemesi sebebiyle büyük tehlike altındaydılar. abwehr ve gestapo direnişçileri ağır işkencelerle sorguluyor ve genelde şebekeler hakkında derinlemesine bilgi sahibi olabiliyordu.

    şehirlerdeki direniş kitlesel ve geniş çaplı protesto eylemleri de düzenlemiştir. bu olaylardan ilki 25 mart 1942 tarihindeki ulusal bağımsızlık gününün yıl dönümünde yaşanır. isimsiz asker anıtına çelenk bırakmak isteyen öğrenciler, kukla hükümetin polisleriyle çatışmaya başlar. bu eylem sayesinde şehirli nüfus direnişle tanışmış olur. aynı yılın 12-14 nisan tarihleri arasında ise posta ve telefon idaresinde çalışan işçilerin atina'da başlattığı iş bırakma eylemi tüm ülkeye yayılır. çıkış sebebi maddi olsa da eylem kısa sürede siyasi bir çehreye kavuşacak, eam'a bağlı solcu sendika eam önderliğindeki örgütlü işçilerin eylemi başarıya ulaşacaktır. 21 nisan günü baskılara boyun eğen hükümet, işçilerin maaş artırım taleplerini kabul etmenin ötesinde tutuklanan sendikacıları da serbest bırakmak zorunda kalır.

    1943 yılında almanların yunanlardan köle işçi toplayarak almanya'ya sevk edeceği haberleri yayılır. buna karşı ilk direniş şubat ayında başlar. 24 şubat gününe gelindiğinde atina çok sayıda gösteriyle çalkalanmıştır. 28 şubat günü ise yunan ulusal şairi kostis palamas'ın cenazesi de işgalin protesto edildiği bir gövde gösterisine dönüşür.

    alman işgalinin sona ereceği günler artık hissedilmeye başlayınca aralarında siyasi görüş farkları olan direniş örgütleri birbirlerine karşı mücadele etmeye başlar. özellikle sol karşıtları sürgünde mısır'da bulunan yunan hükümetini desteklerler. ingiltere de bu kapsamda sol karşıtı grupları (edes ve ekka) destekleyerek silah ve para yardımı yapar. alman işgalinin sona ermek üzere olduğu dönemde artık açıktan silahlı çatışmalar yaşanmaya başlar. bu dönemde elas üyeleri ekka kurucusu dimitrios psaros'u da öldürecektir. kırsal bölgede özellikle güçlü olan komünistler bağımsızlık öncesi siyasi arenada dikkat çekmektedir.

    10 mart 1944 tarihinde solcuların desteğini de alan ancak geniş halk kitleleri tarafından desteklenen bir şekilde ulusal kurtuluş siyasi komitesi kurulur. başkanlığını atina üniversitesi öğretim üyelerinden anayasa uzmanı aleksandros svolos yaptığı kurum, kurtarılan topraklarda iktidarda olduğunu, yunan halkının egemen olduğunu ilan eder. bu durumda mısır'daki hükümete rakip konuma gelen komite yunan topraklarındaki ilk serbest genel seçimi de gerçekleştirir. seçimlerin sonucunda meydana gelen ulusal konsey evritanya köyünde 14-27 mayıs 1944 tarihleri arasında toplanır.

    ortaya çıkan iki hükümet arasında özellikle mısır'da bulunan hükümetin başbakanı emmanuel tsouderos, bu ülkedeki yunan askerlerinin yoğun baskısı altında kalır. komitelerde örgütlenen askerler ulusal konseyin tanınması yönünde baskı yapar. ancak tsouderos baskıya boyun eğmez ve ulusal birlik hükümetini reddederek askerleri isyancı ilan eder. mısır'daki yaklaşık 20 bin yunan askeri ingiliz askerleri tarafından tutuklanarak libya ve eritre'deki toplama kamplarına gönderilir. isyanın bastırılmasından sonra tsouderos istifa ederek yerini önce sofoklis venizelos sonra da george papandreou yönetimine bırakır. papandreou'nun çabaları sonucu tüm tarafları içeren bir konferansın lübnan'da toplanmasına karar verilir. bütün direniş unsurlarını ve ulusal konseyi de içeren bileşenler sonunda papandreou başbakanlığında kurulacak olan bir ulusal birlik hükümetini onaylar. alınan karar 20 mayıs 1944 tarihinde lübnan'da imza altına alınır. ancak bu uzlaşmaya rağmen siyasi olarak bir uzlaşma sağlanmamış ve direniş örgütleri silah bırakmamış durumdadır. 3 eylül 1944 günü yeni hükümet kurulur ve bünyesinde altı adet ulusal konsey milletvekili barındırır. 12 ekim 1944 tarihinde almanlar, atina'yı terk ederken 18 ekim günü ulusal birlik hükümeti başkente girer. ülke sonunda iç savaşa gidecek olan sürece girmiş olur.

    yunan iç savaşı
    1946-1949 yılları arasında yunanistan'ı siyasi istikrarsızlık içine iten, etkileri 1955 yılına kadar hissedilen ve temelde sağ-sol mücadelesi olan savaştır.

    iç savaşı hazırlayan ortam
    osmanlı devleti’nden bağımsızlığını kazandıktan sonra yunanistan’da anayasal monarşi kuruldu ve bu ülke, ii. dünya savaşı’na kadar sürekli bir devrim ve karşı devrim süreci içine girdi.

    1924-1935 yılları arasında yunanistan cumhuriyet rejimi ile yönetildi. karışıklıkların giderilememesi üzerine 1935 yılında bir plebisit yapıldı ve yunanistan’da yeniden anayasal monarşi kuruldu.

    1936 yılında yunan kralı, ioannis metaksas’ı başbakanlığa getirdi. metaksas, başbakanlığa gelir gelmez parlamentoyu feshetti ve 1938’de ömür boyu başbakan ilan edildi. metaksas, 1941’deki ölümüne kadar ülkeyi faşist özellikler gösteren bir diktatörlükle yönetti. metaksas kendi yönetimine klasik yunan ve bizans’tan sonra üçüncü uygarlık adını vermiş; koyu bir "kralcı" olarak basını susturmuş, muhalifleri sürgüne göndermiş ve tam bir baskı yönetimi kurmuşsa da, belli bazı reform hareketleri de gerçekleştirmiş ve ülkenin savunmasını güçlendirmiştir.

    ii. dünya savaşı sırasında önce italya, ardından da almanya’nın işgaline uğrayan yunanistan’da kral londra’ya, hükümet ise kahire’ye sığındı. yunan yurtseverler ii. dünya savaşı içinde alman işgaline karşı çeşitli direniş örgütleri kurdular. bunlar arasında öne çıkan ulusal kurtuluş ordusu(elas) sol, hür demokratik yunan ordusu(edes) ise sağ eğilimliydi. bu iki örgüt alman işgal ordusuna karşı etkili bir mücadele içine girdi.

    josef stalin ile winston churchill, alman yenilgisinden sonra doğu avrupa’nın durumunu moskova’da görüşürlerken; churchill, yunanistan’ın britanya etki bölgesi olarak kabul edilmesini önermiş ve stalin de bunu kabul etmişti. savaşın son yılında birleşik krallık yunanistan’a asker gönderdi. britanya ordusu, elas ve edes almanları yunanistan’dan temizlediler. ancak bu temizlik yunanistan’a beklenen barış ve huzuru getirmedi ve ülke beş yıl sürecek olan son derece kanlı ve yıkıcı bir iç savaşın içine girdi.

    birinci aşama
    yunan iç savaşının birinci aşaması 4 aralık 1944 günü başlamıştır. o gün, britanya işgal makamlarınca telkin edilen ve yunan başbakanı tarafından verilen bir ültimatomla, elas’tan silahlarını teslim edip atina’yı terketmesi istendi. winston churchill’in iddialarına göre elas, atina’da terör havası estirmekte ve moskova tarafından yönetilmekteydi. yine churchill’e göre savaş sırasında almanlardan çok edes’e karşı savaşmıştı.

    bu iddialara karşın elas, aslında savaştan önce metaksas’ı devirmek için kurulan ve giderek nazilere karşı direnişte etkin rol oynayan solcu unsurları içinde barındırmaya başlayan bir örgüttü. 1944 yılının sonunda üye sayısı iki milyona ulaşmıştı. elas, metaksas’ın baş destekçisi kral george’a da karşıydı. kısaca, elas’ı harekete geçiren etken, (churchill’in iddialarının aksine) moskova değil iç politika kaygılarıydı. ayrıca, savaş sırasında birleşik krallık savunma bakanlığı elas’ı desteklemiş; hatta churchill, 1944 ilkbaharındaki lübnan toplantısı’nda elas ile edes’i nazilere karşı georges papandreu’nun komutası altında işbirliği yapmaya ikna etmişti. (dolayısıyla, savaş sırasında elas’ın edes’e karşı savaştığı görüşü doğru kanıtlara dayanmamaktadır.)

    elas, verilen ültimatoma uymadı. uymama gerekçesi olarak birleşik krallık’ın yunanistan’da kralı ve kralla birlikte sağcı bir diktatörü işbaşına getireceğinden endişe etmesini gösterdi.

    bunun üzerine atina ve çevresinde başlayan silahlı çatışma üç hafta kadar sürdü. zaten çok güçlü olmayan ve sovyetler birliği tarafından da desteklenmeyen elas’ın siyasi organı ulusal kurtuluş cephesi(eam) ateşkesi kabul etti. 12 şubat 1945’te eam ile edes anlaştılar. bu anlaşmaya göre tüm direniş örgütleri tek bir ordu içinde birleştirilecek, demokratik seçimler yapılacak (31 mart 1946’da yapıldı ve solcuların seçim boykotu nedeniyle katılım oranı % 50’lerde kaldı) ve ii. dünya savaşı sırasında londra’ya kaçan yunan kralının yunanistan’a dönüp dönmemesi konusunda referanduma başvurulacaktı. (% 90 oy ile yunanistan’da krallığın yeniden kurulması kararlaştırıldı. ancak bu yönde oy verenler arasında komünistlerin güçlenmesinden korkup cumhuriyetçi oldukları halde kral lehine oy verenler de vardır). böylece, 12 şubat 1945’te yunan iç savaşı’nın birinci aşaması bitmiş oldu.

    ikinci aşama
    yunan iç savaşı’nın ikinci aşaması, hükümetin kurulması ve kral’ın yunanistan’a geri dönmesiyle başlamıştır. bu aşama, birincisinden nitelik olarak farklıdır çünkü sorunun birleşmiş milletler gündemine taşınması ve yunanistan’ın üç kuzey komşusunun (bulgaristan, yugoslavya ve arnavutluk) solculara verdiği destekle iç savaş uluslararası bir nitelik kazanmıştır.

    1946 yılında yunanistan’ın kuzeyinde çete savaşları başladı. önceleri çetecilere karşı bir sempati vardı. zayıf merkezi hükümet, ekonomik durumun zayıflığı ve sosyal adaletsizlikler, köylülerin çetecilere yardımını kolaylaştırmıştı. merkezi hükümet, dağlık bölgelerde savaşan ve üç komünist devletten yardım alan çetecilerle mücadelede yetersiz kalıyordu. bu arada bm, kendisine bağlı bir araştırma komisyonu tarafından bölgede yapılan inceleme sonucunda, çetecilere kuzeyden yardım geldiğini açıkladı. çeteciler ise sadece eğitim ve yaralıların tedavisi gibi nedenlerle arnavutluk ve bulgaristan topraklarını kullandıklarını iddia etmekte ve kullandıkları silahların alman ve italyanlardan geriye kaldığını dile getirmekteydiler.

    çetecilerin önderi konumundaki general markos, 24 aralık 1947’de geçici demokratik yunan hükümeti adı altında bir hükümet kurdu ve 10 maddelik bir program ilan etti. bu programda sovyetler birliği ve üç balkan ülkesi ile yakın ilişkiler geniş yer tutmaktaydı. böylece, yunanistan’da merkezi hükümetin kolay kolay baş edemeyeceği bir iç savaş başlamış oldu. yunan hükümeti, sorunu bm gündemine getirmiş ancak çatışmalar 1950 yılına kadar devam etmiştir.

    sona ermesi
    iç savaş 1948 yılının başlarında sona ermişse de ufak çaplı çatışmalar 1950'ye kadar devam etmiştir. bm'nin ve merkezi hükümet'in, yunan iç savaşı'nın sona ermesinde pek etkinliği olduğu söylenemez. iç savaşın bitiş nedenlerinden birincisi, kominform'dan atılan yugoslavya'nın çetecilere yaptığı yardımı kesmesi, ikinci nedeni ise abd tarafından yürürlüğe konan truman doktrini'dir.

    yunanistan iç savaştan sonra iki yıl tam bir siyasi istikrarsızlık içine girdi. dört yıl içinde (1948-1952) liberal ve sosyal demokratlar’ın üstünlüğünde 13 ayrı hükümet kuruldu ve düştü.

    1952 yılında yapılan yeni anayasa, nispi temsil yerine çoğunluk sistemini getirince yunanistan’ı siyasal iflastan kurtarıp güçlü bir hükümet kurma iddiasındaki mareşal papagos’un sağ eğilimli yunan birliği partisi, hükümeti tek başına ele geçirdi ve bu dönem papagos’un 1955 yılındaki ölümüne dek sürdü. yavaş yavaş siyasi istikrara kavuşmaya başlayan yunanistan, 1955-1963 yılları arasında konstandinos karamanlis’in ulusal radikal birliği (ere) hükümeti tarafından yönetilmiştir.

    1967-1974 yunanistan askeri cuntası, 1967 ile 1974 yılları arasında yunanistan'da iktidarı ellerinde bulunduran bir dizi sağ-kanat askeri hükümettir. aynı zamanda albaylar rejimi, albaylar cuntası ya da sadece cunta olarak da bilinir.

    askeri yönetim, 21 nisan 1967 sabahı yapılan darbeyle başladı. darbe yunan ordusu'ndan bir grup albay tarafından yapılmıştı. askeri yönetim 1974 yılının temmuz ayında kıbrıs'ta organize ettikleri darbenin ters teperek, türk birliklerinin kıbrıs'a çıkmasıyla doğan bunalım sonunda hızla çöktü.

    darbe öncesi siyasi durum
    haziran 1963'te kral paulos'la çeşitli konularda anlaşmazlığa düşen konstantinos karamanlis'in istifa ederek ülkeden ayrılmasından sonra yunanistan'da yeni bir siyasi dönem başladı. kasım 1963'teki seçimlerin ardından kurduğu hükümetle güvenoyu alamayan yorgo papandreu, şubat 1964'te yeterli bir çoğunluk elde ederek hükümetin başına geçti.

    yeni hükümetin giriştiği reformlar çok geçmeden tutucu çevrelerin tepkisine yol açtı. paulos'un ölümüyle mart 1964'te tahta çıkmış olan oğlu ii. konstantinos, orduya solcuların sızmasına göz yumduğu gerekçesiyle temmuz 1965'te yorgo papandreu'yu görevden aldı. kralın bu tutumu büyük ölçüde merkez birliği'nin sol kanadına dayanarak önemli görevlere yükselen yorgo papandreu'nun oğlu andreas papandreu'nun girişimlerinden kaynaklanıyordu. birbirini izleyen kararsız hükümetler dönemi ülkedeki siyasal bunalımı daha da derinleştirdi. sonunda seçime gitmek üzere oluşturulan geçici hükümet nisan 1967'de bir askeri darbeyle devrildi.

    askeri rejim
    20 nisan'ı 21 nisan'a bağlayan gece, seçim kampanyasının başlamasına iki gün kala, birkaç subay (general stilyanos pattakos, albay yorgo papadopulos, albay makarezos) bir askeri darbe yaptılar.

    darbeden sonra kralın ısrarıyla yüksek mahkeme başsavcısı konstantin kolyas'ın başbakanı olduğu yeni hükümet (içişleri bakanı general pattakos, başbakan yardımcısı ve savunma bakanı general spandidhakis'ti) kral konstantinos'un önünde ant içti. her şeyden önce antikomünist ve partilerüstü olduğunu bildiren yeni hükümette kilit mevkiler darbeci komutanların eline geçti.

    hükümet, hemen öncelikle aşırı sola yönelik sert önlemler aldı; geniş çaplı siyasal tutuklamalara gidilerek katı bir sansür kondu ve anayasal haklar askıya alındı. rejimi yıkmaya çalışmaktan yargılanan andreas papandreou 9 yıl hapis cezasına çarptırıldı. 8 ay hapis yattıktan sonra abd yönetiminin en üst düzeyde baskısı sonucu, siyasal tutuklular için çıkarılan afla serbest bırakıldı ve ülkesini terk etmesine izin verildi. göz hapsine alınan babası ise kasım 1968'de öldü. 1967 sonbaharında ordu, bürokrasi ve eğitim kurumlarında büyük çaplı bir tasfiye hareketi başladı. aralık ayında silahlı kuvvetleri ve halkı cuntayı devirmeye çağırarak bir karşı-darbe girişiminde bulunan kral, girişiminin boşa çıkması üzerine roma'ya kaçmak zorunda kaldı. cuntanın buna gösterdiği tepki general georgios zoitakis'i naipliğe, albay yorgo papadopulos'u da başbakanlığa getirmek oldu.

    albaylar rejimi yurt dışında kıbrıs dolayısıyla yeni bir bunalımla karşılaştı; ankara'nın gittikçe artan baskısıyla, 1967 kasımında, türk birlikleriyle birlikte kendi birliklerini de adadan çekmeyi ilke olarak kabul etmek zorunda kaldı.

    1968 eylülünde yapılan referandum sonucu kabul edilen yeni anayasa, yetkileri esas olarak yürütme gücünün elinde topladı, ordunun devlet içinde öncelikli bir yere sahip olduğunu vurguladı. cunta, güdümlü bir halk oylaması sonunda yürürlüğe koyduğu göstermelik anayasayı bile uygulamadı. cunta, özellikle avrupa'da yaygın bir diplomatik baskıyla karşı karşıya geldi.

    1968 yaz ve sonbaharında güçlü bir muhalefet ortaya çıktı; merkezci bir militan olan aleksandros panagulis albay papadhopulos'a bir suikast düzenledi; 3 kasım'da atina'da yorgo papandreu'nun cenazesi dolayısıyla bir gösteri yapıldı. ama muhalefet örgütlenmekte zorluk çekiyordu. öte yandan yurt dışındaki siyasi sürgünlerin örgütlediği güçlü bir muhalefet ortaya çıktı. parti liderlerinin çoğu, eski bakan konstantin karamanlis ve yorgo papandreu'nun oğlu andreas papandreu gibileri sürgündeydi. andreas papandreu 1968'de panhelenik kurtuluş hareketi'nin (pak) önderliğine getirildi. pak, yurtsever cephe (aşırı sol) ve demokratik savunma hareketi (merkez sol) arasında yapılan bir anlaşma sonucu, 2 nisan 1969'da stockholm'de ortak direniş yapıları oluşturuldu. ama gerçekte muhalefet bölünmüştü.

    1970'ten sonra gerçek iktidar yalnız albay papadopulos'un elinde bulunuyordu. seçime gitmeyi reddeden albay, 1970 başlarında, üyeleri ya hükümet tarafından atanan ya da toplumsal meslek kuruluşlarınca seçilen bir danışma organı kurdu.

    mart 1972'de naip zoitakis'i uzaklaştırarak yerine geçen papadopulos, devletin yürütmesine el koydu. 1971'de belli bir yumuşama gerçekeştirmeye çalıştı: askeri mahkemeler yerlerini sivil mahkemelere bıraktı, tutuklu kampları kapatıldı. ama 25 mart 1971'de (osmanlılar'a karşı 1821 ayaklanmasının yıldönümünde) sol ve kralcı sağ kanattan 133 kişi demokrasiye geri dönülmesini istedi. hükümet buna siyasal davalar açarak karşılık verdi.

    albay papadopulos, muhalefetin kralın lehine dönmesinden korkup, 1 haziran 1973'te monarşiye son vererek cumhuriyet ilan etti. papadopulos da cumhurbaşkanlığı görevini üstlendi ve sivil yönetime dönüş hazırlıklarını başlattı.

    14 kasım 1973'te atina ve diğer üniversitelerden gelen öğrenciler atina teknik üniversitesi'ni işgal ederek ayaklanma çağrısında bulundular. halkın bir bölümünden de destek gören öğrenciler, 17 kasım günü sabaha karşı silahlı kuvvetler tarafından, kanlı bir baskın sonucu üniversiteden dışarı çıkarıldılar; olaylarda öğrencilerden 34'ü hayatını kaybetti, yüzlercesi yaralandı ve bin kadarı göz altına alındı. aynı gün sıkıyönetim ilan edildi, askeri mahkemeler oluşturuldu.

    bu ayaklanma papadopulos'un liberalleşme çabalarını sona erdirecek bir dizi gelişmeyi tetikledi. korku duyulan askeri polis lideri olarak papadopulos'a en yakın isimlerden biri ve cuntanın tutucularından tuğgeneral dimitrios yuannides, ayaklanmayı kamu düzenini yeniden inşa etmek için bir bahane olarak kullanarak 25 kasım'da papadopulos'a karşı bir karşı darbe gerçekleştirerek onu devirdi.

    yeni cunta yönetimi fedon gizikis'i cumhurbaşkanı, iktisatçı adamantios andruçopulos'u başbakan olarak atadı, yuannides ise perde arkasındaki gerçek iktidar sahibi olarak kaldı. anayasa askıya alındı, sıkıyönetim uzatıldı. muhalefete karşı baskılar genişlerken, yunanistan, avrupa'nın en yüksek enflasyon düzeyine ulaştı.

    cuntanın çöküşü ve demokratik rejime dönüş
    1974 temmuzunda kıbrıs ile süren anlaşmazlık, kıbrıs cumhurbaşkanı makarios'un kıbrıs ulusal muhafız örgütü'nde bulunan yunan subayları, eoka'lı aşırıları desteklemekle suçlayarak, bunların hemen ülkeyi terk etmelerini istemesiyle su yüzüne çıktı. halk arasında desteği zayıflamış olan rejime prestij kazandırmak isteyen cuntanın girişimleriyle, makarios'a karşı, kıbrıs'ta enosis'e yönelik bir darbe düzenlendi.

    ama darbenin ardından türk birliklerinin 20 temmuz'da kıbrıs'a çıkmasıyla doğan bunalım cuntanın hızla çökmesine yol açtı. kendi yarattıkları duruma karşı koyamayan askerler, ordunun da çeşitli kümelere bölünmesi sonucu, 23 temmuz'da iktidarı sivillere bıraktılar.

    sürgünden çağrılan konstantin karamanlis özgürlükleri getirecek önlemler aldı. 29 temmuz'da da aşırı sağdan ilerici sola kadar birçok siyasal eğilimi temsil eden geçici bir hükümet kurdu. iki komünist parti hükümetin dışında bırakıldıysa da, üyeleri arasında yakınları bulunan iç komünist parti hükümeti destekledi. 1 ağustos'ta bir anayasal karar alınarak, 1952 anayasası yeniden yürürlüğe kondu, ancak anayasa'nın krala ilişkin tüm maddeleri, ilk seçimlere dek askıya alındı; sendikal özgürlükler geri verildi. bir yandan da bir ekonomik atılım programı uygulamaya çalışan karamanlis, 1974 kasımına dek devlet başkanlığı unvanını elinde tutan gizikis'in onayına sunduğu kararnamelerle ülkeyi yönetti. bu anayasal karara göre, bundan böyle silahlı kuvvetler komutanları savunma bakanlığı'nca atanacaktı. daha sonra ordu, polis ve güvenlik örgütünde bir temizlik yapıldı.

    17 kasım 1974'te yapılan seçimleri karamanlis'in yeni demokrasi'si kazandı, 300 sandalyeden 221'ini elde etti; 8 aralık'ta yapılan halk oylaması sonucunda da oyların %69,2'siyle monarşinin kaldırılarak cumhuriyetin kurulmasına karar verildi.

    seçimlerden sonra, 1975 yılında 19 cuntacı yargılandı. darbe önderleri papadopulos, pattakos, makarezos ve dimitrios yuannides idama mahkum edildiler, ancak karamanlis hükümeti tarafından cezaları ömür boyu hapse çevrildi. cuntacıların on beşi 1990'ların başında yunan halkından özür dileyince sağlık nedenleriyle serbest bırakıldılar. papadopoulos 1999'da tedavi gördüğü hastanede ölürken, 7 kez ömür boyu hapis cezasına çarptırılan dimitrios yuannides, 16 ağustos 2010'da hapishanedeki koğuşundan solunum yetmezliği nedeni ile kaldırıldığı hastanede öldü.
3185 entry daha