şükela:  tümü | bugün sorunsallar (1)
877 entry daha
  • dinamiklerini çözmeye başladıktan sonra gayet keyifli hale geldi. fm 2019 başlığında öneri ve tavsiyelerimi yazmıştım: (bkz: #92022645). şimdi önceki versiyonla karşılaştırma, yeni versiyonla ilgili düşüncelerim vs.ye geçeceğim:

    -oyunda fenerbahçe ile 5. sezondayım. beni en çok heyecanlandıran maçlar, gian piero gasperini'nin (gerçekte şu anda atalanta'da) juventus'una karşı 5. sezon şampiyonlar ligi grup maçları oldu.

    bu iki maç, yeni versiyonda neyi yanlış yaptığımı bana daha iyi gösterdi. normalde "team mentality" olarak "balanced" ve "positive" dışındakileri %1 etmeyecek kadar nadir kullanıyorum. lakin, büyük takımlarla oynadığım deplasman maçlarında zorlanıyor, mentality'yi cautious'a aldığımda fazla geriye yaslanıyordum. ki, bir önceki versiyonda maça özgü diziliş, savunma çizgisi, bireysel önlem vs. ile bu deplasmanların üstesinden geliyordum.

    bu sefer, geçişlerde kontra-pres yapmayı bıraktım. çünkü rakip topu kazandıktan sonra ilk 1-2 pası çabuk ve olumlu kullanırsa ön tarafta çok çabuk çözüldüğümü, arka tarafın buna göre kayarken pozisyon ve kondisyon kaybettiğini gördüm.

    fakat regroup'u da seçmedim: çünkü regroup yapınca da takım topu kazanan ilk kişiyi yeterince rahatsız etmiyor. dolayısıyla hiçbir şeyi seçmedim.

    yeni versiyonda bu konu, eskisine göre daha önemli hale gelmiş ve bu seviye maçlarda team mentality ile yakın bir ehemmiyete sahip.

    ikincisi de; önde baskı çizgisini "much higher" veya "higher" olarak kullanıyordum, savunma çizgimi de aynı şekilde oranlıyordum. bu sefer, baskı çizgisini standard'a çekip, savunmayı higher'da tutarak daha yakın ve daha etkili bir savunma yaptım.

    tabii bu "şeytanın aklına gelmeyecek" bir şey değil. oyuna baskı ve savunma çizgisi özellikleri eklendiğinde, bunu denemiştim fakat gerçekçi olmayan, sağlıksız sonuçlar almıştım. sanırım bu versiyonda buna daha çok dikkat etmişler, artık blokları daha yakın tutmak mümkün. maçın ilk birkaç dakikası baskı çizgimi çektiğim yere göre oluşan tabloyu gözlemleyip karar veriyorum.

    belki "cautious" seçeneği ile aranızda çok fark olan rakipleri, yine blokları epey daraltıp yenmek de mümkün olabilir, bunu denemedim. cautios'ta denemeler yaptım ancak dediğim gibi takım çok yaslanıyor.

    yukarıda bahsettiğim şeyleri elbette şampiyonlar ligi'nin elit takımlarına karşı yapıyorum, yoksa ligde kaleciye kadar kontra-prese devam...

    -diğer konu, overlap seçeneği ile kenardan beki aksiyona katmak için özel bir çaba göstermek ve bir kenara doğru hücuma odaklanmak, son 3-4 versiyondur eskisi kadar işe yaramıyor; bu oyunda da yaramıyor. yani kanatsız oynayan bir rakibe karşı "overlap" yaptığımda veya bir kenarı açıkça daha güçsüz bir rakibe karşı oynadığımda oraya oynamak istersem; yeterli verimi alamıyorum. oyunu doğal haline bıraksam da zaten istediğim bekler ve kenarlar belli ölçüde yararlı oluyor, bunları seçmek/seçmemek arasında henüz bariz bir fark görmedim.

    kanımca buna eğilmeliler ve hatta rakipler de yeri geldiğinde bizim bir kenarımıza doğru çok daha fazla yoğunlaşmalı. keşke overlap/underlap'e overload da eklense ama muhtemelen bu oyunun motorunu hayli karıştırır, çeşitli buglar vs. yaratır.

    -rakiplerin hücum temposu çok yüksek ve tehditkar beklerini genelde markaj vererek + tüm bireysel savunma önlemlerini alarak (close down, show on to weak foot vs.) savunuyordum. bu sefer bu da eskisi kadar iş görmüyor. bu nedenle kenar oyuncumu örnekse aml'den ml'ye çekmek zorunda kaldığım epey maç oldu (yine markaj yaparken) ve bu galiba eskisine göre biraz daha "şart" gibi. yoksa elit bekleri savunmak epey güç.

    -duran toplarda, serbest vuruş savunması sorunum vardı; nasıl aştığımı anlatayım, en azından belki bunun üzerinden bir şeyler geliştirerek daha iyisini yapabilirsiniz.

    direkt vuruşlarda bir şey değiştirmedim ve bir zararını görmedim. fakat bir ara 50 maçta yediğim 23 golün 11'ini serbest vuruşlardan geldi, bunları da rakipler hep pas/orta şeklinde kullanıyordu.

    evvela, önceki versiyonda, kaleye direkt vuruş yapılabilecek bir nokta değilse barajda tek kişi bırakıyordum. bu sefer bir organizasyon kodlamışlar: atışı kullanan oyuncu bir kısa duvar pası ile topu geri alıyor ve topu sürüp; orta/pas/şutla gol pozisyonu yaratıyordu.

    bu sebeple barajları artık 2 kişi kuruyorum. ceza yayına bir oyuncu bırakmak zaten şart (edge of area). bu arada, bazen rakip, yaya 2 kişi bırakıyor; genelde biri ceza alanına koşuya, biri ise orada kalmaya ayarlı oluyor. lakin siz yayda 2 kişi bırakınca, 2 oyuncunuz neredeyse üst üste duruyor ve birinin hiçbir yararı yok.

    şimdi anlatması meşakkatli bölüme geliyorum, kornerlerimi anlatıp oraya geçeyim:

    -kornerlerde ben 4 adet alan savunmacısı bırakıyorum ve bunları arkaya doğru yaslıyor, en yakını boş bırakıyorum. buradaki ilk ve 3. oyuncuların uzun olması önemli, mesela santrforunuzun jumping reach'i iyiyse onu ilk oyuncu yapabilirsiniz zira markajı düşük olacağı için, adam tutarken pek işe yaramaz. 2. adamın çok uzun olması gerekmiyor, orayı ineni genelde öndeki karşılıyor.

    iki stoperime; havadan ve markaj konularında en iyi iki oyuncuma uzun oyuncu markajı veriyorum. yakın kale direğine genelde sol korner savunuyorsam sol beki, sağ korner savunuyorsam sağ beki veriyorum. en arkaya da diğer beki veriyorum. yani rakip benim solumdan korner atıyorsa, sağ bekim en arka direği savunuyor, böylece topu kazanırsam ya da ikinci top söz konusu olursa, tekrar organize olmam daha kısa sürüyor. ama bir bekiniz diğerine göre açıkça daha kısa vs. ise, direği ona tutturun.

    1 oyuncumu yayda tutuyorum. 1 direk tutan adam + 4 alan savunması yapan adam + 1 yay + 2 uzun oyuncu markajcısı hariç 2 oyuncum boşta kalıyor, onlara da adam markajı veriyorum ve hibrit savunma yapıyorum (alan-adam karışık).

    -şimdi, bütün serbest vuruş savunmalarımda detay farkı var.

    direkt/şut atma ihtimali düşük yerler:

    korner savunması gibi ancak tabii direği tutan kimse yok + bu sefer alanın en arkası boş, yani 4'lü alan savunması ön tarafa doğru yaslı. yine solumdan gelen vuruşta sol beki önde, sağ beki arkada bırakıyorum. markajı iyi olmayan ama iyi sıçrayan 2 oyuncumu bekler arasına yerleştiriyorum, en iyiye uzun markajı veriyorum. 1 yayda oyuncu, 2 barajda oyuncu kullanıyorum. uzun oyuncuyu alan hariç markajda 2 oyuncu kalıyor.

    endirekt/uzak:

    burada 5 alan oyuncusu kullanıyorum, markajcı 1 adet azalıyor, 2 markajcımı da stoperlerim yapıyorum. çünkü burada önde/arkada boş kalan alanı çok kullanıyorlar.

    endirekt/derin:

    burada korner savunur gibi, en önü boş bırakarak 4 alan savunmacısı kullanıyorum, yine 2 baraj, 1 yay ve 3 markajcı.

    şu anda duran toptan gol yeme problemini aşmış gibiyim fakat halen 1-2 değişiklik gerekiyor olabilir gibi hissediyorum.

    yayda takımın en hızlısı ve beceriklisini bırakmak geçişler açısından kritik.

    -ben bu yukarıdaki detaylarla uğraşırken çok eğlendim, hatta oyunda en eğlendiğim kısımlar şampiyonlar ligi'nde oynadığım büyük maçlar ve bu nüanslar oldu.

    -"team report" ekranından analizcinin raporlarını kullanmak mükemmelleşmek için önemli ve unutulmaması gereken bir şey. takımınızın işleyen-işlemeyen taraflarını da böylece görebilirsiniz.

    -keşke gerçek analiz programlarında/aplikasyonlarında olduğu gibi rakibin tüm set hücumlarını izlemek gibi seçenekler olsa ve rakibi analiz ederken bunlardan yararlanabilsek diye de düşündüm.

    -antrenmanlara duran top çalıştırmaları sıkıştırmak yine çok efektif, unutulmamalı. ofansif kornerlerde ön direkte takımın en iyi sıçrayan oyuncusunu kullanmak yine en efektifi gibi. yay organizasyonları daha az işliyor. burada da bir eleştirim var: rakip ceza yayına 2 kişi bırakıyorum, bu 2 oyuncu da üst üste duruyor. halbuki gerçekte, direkt atılan toptan değil de, kazanılan ikinci toptan daha fazla gol oluyor ve bu yüzden yayda 2 hatta 3 oyuncu kullanan çok sayıda takım var. muhtemelen buglı bir yere doğru gideceği için bunu da detaylandırmıyorlar. yine de yayda 2 oyuncu tuttuğum bir organizasyonum var.

    -süper lig: fenerbahçe ile 5. sezonumdayım. şu ana kadar ligi ikinci bitiren takımlar daima 67-71 puan bandında kaldı. daha önceki versiyonlarda 75-77 puan bandı şampiyonluk için rahatlatıyor, ilk 3 sezon nadiren 80 puan üzerini 1-2 kez gören takım olabiliyordu.

    türkiye'de büyüklerin hepsi ffp kıskacında olduğundan, kaliteyi yükseltebilmek için elit takımlardan oyuncu kiralama formülü yine mantıklı. yeni oynayanlarda fark etmeyenler oluyor: kiralayabileceğiniz oyuncuları aramak için, kiralık listesine konanları filtrelemeyin. oyuncu arama ekranından (scouting/players/interested in: loan), kiralık olarak gelmek isteyen oyuncuları seçip, kiralık listesine olmayan ama kiralayabileceğiniz oyuncuları da görebilirsiniz.

    ilk 2 sezon yaptığım 26 transferin 20'si kiralıktı: zira hem para yok, hem 2 sezon satışı alımdan daha yüksek tutup durumu toparlamam gerekiyordu, hem de kiraladığım kalitede oyuncuları satın alamazdım. dördüncü sezon 5, beşinci sezon 4 oyuncu kiraladım. şu anda elimde jorginho, nicolas pepe gibi oyuncular kiralık, zira 31 yaşındaki jorginho'ya 20-30 milyon pound dökmek yerine kiralayıp, bu 20-30'u başka bir pozisyona eklemek daha mantıklı geliyor bana.

    22 yaş üzeri, yurt dışında oynayan 6 kiralık oyuncuyu kadroya yazdırabiliyorsunuz süper lig'de. bu arada oyuncu kalitenizin çok üzerinde bir kiralama imkanı olursa, teklifi 2 yıllık yapın. henüz bunu reddeden görmedim.

    -hiç 5. sezonumda, elimde gerçek yıldızların bu kadar fazla olduğu bir kadro olmamıştı. çünkü maddi yönden güçlü takımlar wonderkidlere daha çok el atmaya başlamış: fiyatları hemen uçabiliyor. eskiden 3-4-5-6 milyon poundlara çok sayıda wonderkid toplayabiliyordum, şu anda 20 milyon pound civarı transferlerimin sayısı hayli arttı, wonderkidler diğer takımlara da daha fazla kaçmaya başladı. bir anda 50-60 milyona fırlayanları oluyor ve elitlerle bu açıdan halen baş edemiyorum. kadromda zeki çelik, çağlar söyüncü, dan-axel zagadou, jorginho, nicolas pepe, hirving lozano gibi tanıdık oyuncular var, erling braut haaland'ı da alıp-sattım (tanıdık çok da, şöhreti yüksek olanlar bunlar).

    -bunlar ışığında: takımı elit seviyeye taşımak eskisine göre biraz daha zorlaşmış, bence daha da zorlaşsın lakin oyundan bezen birçok oyuncu olur.

    -epeydir oyuna chelsea, real madrid vs. seviyesinde bir takımla başlamadığım için jorginho gibi bir gerçek oyuncuyla çalışmamıştım. bu paragrafı hak ediyor. 2019'da muazzam regenler elimden geçti lakin böyle bir gerçek oyuncuyla epeydir oynamadım. ön liberodan 8-10 kilit pas attığı maçlar oluyor. top ayağındayken çok güven veriyor.

    -gözden kaçmaması açısından oyundaki yerli oyuncu tavsiyelerim: erkan eyibil (2019'daki kadar iyi değil), fehmi koç (çok iyi değil 25. oyuncu olur) ve atakan akkaynak olabilir. erkan daha çabuk fırsat transferi haline gelebilir ama diğerleri gayet pahalı oyuncular. suat serdar'dan aşırı memnun kalmadım, o da 25. oyuncu gibi. umut meraş da sol bek olarak regenler gelene kadar en iyi yerli yedek herhalde.

    -bu arada dortmund'dan sergio gomez'e o kadar göz koymuştum ki, oyunun başında kiralamadım ki yeterince gelişmesin ve dortmund elden çıkarmaya çalışsın. 3.5 milyon pound'a aldım ve oldukça iyi ancak menajeri satış opsiyonu vs. konusunda çok ısrarcı. transfer pazarlığının en başında oyuncunun menajeri bir satış opsiyonu istediyse ve bu kaldırılabilir durumdaysa, ilgili seçeneği işaretleyip bu opsiyonu görüşmelerden tamamen kaldırın derim. ya da mümkünse uçuk bir fiyata kitleyin. hannibal mejbri, carles alena gibi büyük takımların gözden çıkardığı isimler yine çok işimi görüyor. rayan ait-nouri de oyunun başında wonderkid sol bek arayan ve bütçesi olanlara tavsiyem.

    -oyunda yaşananları kısaca geçip bitireyim:

    epl'de 4 sezonun ilkinde manchester city, son 3'ünde liverpool şampiyon oldu, 5. sezon devam ediyor.

    la liga'da ilk sezon barcelona, sonraki 3 sezon atletico madrid. diego simeone sezon başı inter'e gittiği için ispanya'nın dengeleri tekrar değişti.

    fransa'da psg kapattı gidiyor ve şu an 24 maçta 1 beraberliği var. "ne yapıyorlar lan acaba?!" diye lig ikincisi lyon'la maçlarını gidip izledim, kylian mbappe çok üzdü. öyle bir regen de gelmez elime, hiç çalışamayacağız :(

    almanya'da 3. sezon araya dortmund girdi fakat gerçekte olduğu gibi bayern'in avrupa'da eskiye nazaran topallaması sürüyor, robbery'li kadroya yaklaşılamadı.

    italya'da juventus 4 sezonda da şampiyon oldu. kadro kaliteleri düşüyor. şu anda forvette hızı 6 luiz suarez ve 8 cristiano ronaldo'yla vs. oynuyorlar.

    şampiyonlar ligi'ni ilk yıl liverpool, 2-3'te city, 4'te city'yi yenen barça kazandı. liverpool 2. yıl da final oynadı.

    manchester united 4.-5. sıranın üzerine bir türlü çıkamıyor ancak üçüncü sezon şampiyonlar ligi finalini city'ye kaybettiler. 1 yıldır takımı şenol güneş çalıştırıyor. kadroyu nispeten toparladılar, 2-3 transferle uçabilirler. şenol hocam geçen sezon ortası ayağının tozuyla takıma avrupa ligi kazandırdı. avrupa ligi'ni baştan itibaren: tottenham-united-valencia-united kazandı.

    liverpool'un mevcut kadrosu yaşlanma dönemine girdi, kritik bir dönemdeler ve transfer hamlelerini yeterli süratte yapmıyorlar. city ise kadroyu sürekli güncelliyor ve liverpool'la sürekli kafaya oynuyorlar.

    real madrid çok bozdu. ligde ilk dörtteler ama yıldız kalmadı gibi. vinicius junior'u chelsea'ye 155 milyon pound'a sattılar, chelsea de city gibi bu tip oyuncuların hepsini kapıyor fakat beklenen başarı bir türlü gelmiyor. chelsea'nin öyle bir yetenek rotasyonu var ki vinicius junior uzun bir sakatlık yaşamamasına rağmen mart ayına kadar henüz 3 maç falan oynadı. chelsea, oyunun devamındaki 3-4 yıl için önü en açık kulüp city'yle.

    barcelona gerçekte olduğu gibi kadro mühendisliği tutturamıyor, bazı bölgeler boş, bazılarında yığılmalar var. inter ise 200'lük alış-satışlarla 3.-4. sıralarda sallanmaya devam ediyor...
816 entry daha