şükela:  tümü | bugün
707 entry daha
  • nba tarihinde açık ara en sevdiğim, net favorim olan; oynadığı oyunla beni bambaşka etkileyen ve her açıdan muazzam bir eğlence adamı olan; ayrıca da benim için nba tarihinin görmüş olduğu en dominant ve yine benim için en iyi pivotu olan eski nba basketbolcusudur.

    murat murathanoğlu’nun yaptığı “bir zamanlar amerika shaquille o’neal” bölümü, canlı veya kayıt olarak izlediğim birçok shaquille o’neal nba maçı, all-starlarda yaptığı muazzam gösteriler ve en sonunda okuduğum “shaq uncut” isimli otobiyografi kitabıyla birlikte artık kendisi hakkında uzunca bir yazı kaleme almam gerektiğini düşünmeye başladım.

    shaquille o’neal’ın çocukluğundan bahsedecek olursak aslında çok iyi bir çocukluk yaşamadı. annesi çok genç yaşta shaq’a hamile kaldı ve shaq doğduğunda öz babası ortalarda yoktu. bunun yerine her zaman öz baba gibi bildiği üvey babası phillip harrison o’na babalık etti. askeriye çıkışlı olan, disiplini seven ve agresif olan phillip harrison’ın direktifleri ve baskısıyla büyüyen shaq; bir yandan güzel ama bir yandan da epey katı bir çocukluk geçirdi. ancak phillip harrison bunları asla shaq’a zarar vermek için yapmıyordu, bilakis shaq’ın daha iyi yerlere gelmesi için yapıyordu. çünkü maddi durumları göz önüne alındığında hep suçun ve uyuşturucunun yaygın olduğu mahallelerde oturuyorlardı. shaq’ın suça veya uyuşturucuya bulaşması demek, hayatının büyük ölçüde kayması demekti. hem o dönemlerde suçu olsun veya olmasın siyahilere yapılan muameleleri, özellikle de gettodan gelen bir siyahiyseniz, çok iyi biliyordu. bunun dışında eğer shaq bir yaramazlık yapmadıysa phillip harrison çok şefkat dolu bir adamdı. shaq’a her türlü desteği oluyor, basketbola başladığında her maçını ilgiyle takip ediyor ve shaq hata yaptığında gerekirse sert bir dille de olsa onu uyarıyordu. belki shaq gibi disiplinsizliği ve rahatlığıyla da çok fazla eleştiri alan bir insanın yanında o dönemlerde böyle bir mentor olmasaydı, bugün nba’de böyle bir pivotu seyredememiş olabilirdik.

    shaq kısa bir süre avrupa’ya, almanya’ya gittikten sonra kolej için tekrardan amerika birleşik devletleri’ne dönüyor ve daha sonrasında da louisiana state üniversitesi’ne girerek basketbol kariyerine başlıyor. shaq, daha o dönemlerden gayet ünlü olmaya hatta etrafındakilere imzalar vermeye başlayan bir basketbolcu haline dönüşmeye başlıyor. tabii ki biraz cebi para gören ve ünlenen her genç gibi o da bu işin havasını atmayı epeyce seviyor. yalnız şunu da es geçmemek gerekiyor, shaq asla kendini kaybedecek kadar ünlülük sevdasına, mağrurluğa ya da “ben oldum” havasına düşmüyor. derslerini de takip ediyor, notlarını da yüksek tutmaya çalışıyor ve en önemlisi ailesini geride bırakmak yerine onlara daha da sıkı sarılıyor. antrenmanlardan çok hoşlanmasa da, kendini sürekli formda tutmaya çalışan veya buna özen gösteren bir oyuncu olmasa da, rahatına düşkün birisi olsa da yine de kolejdeki antrenmanlarını aksatmıyor. shaq’ın en büyük artılarından birisi de aslında rekabet duygusu. shaq bize dışarıdan çok fazla rahat ve hiçbir şeye takılmayan bir insan gibi gözükse de, shaq uncut kitabını okuduktan sonra bunun böyle olmadığını anlıyoruz. shaq o dönem bulunduğu takımdan, mücadele ettikleri konferansa kadar kendinden iyi bir oyuncunun ve kendisininkinden iyi bir takımın olmasını hazmedemiyor. bu sebepten ötürü de eğer birisi kendisine bulaşır, kendisinden daha iyi olduğunu iddia eder ya da öyle bir izlenim bırakırsa bile shaq o gün çılgına dönmüş bir canavar gibi oynuyor.

    benim biyografisini okurken en çok şaşırdığım şeylerden birisi de shaq gibi bir azmanın ilk başta smaç basamıyor oluşuydu. tabii smaç basmak sadece boy ile alakalı bir şey değil ama boyun da önemli bir avantaj olduğu yadsınamaz bir gerçek. shaq o dönemlerde hem sıçrama stilini bilmemesinden, hem de smaç basarken “ya kaçırırsam” korkusu olmasından dolayı uzunca bir süre smaç basmaktan kaçınıyor. yine bu sorunu çözen kişi üvey babası phillip harrison oluyor. shaq’ı sertçe uyararak cesaretlendiriyor ve shaq’ın bugün nasıl bir smaç canavarı olduğunu, kaç kez pota kırdığını biliyoruz. shaq, üniversitede oynarken bir yandan da nba’e girme hayalleri kuruyor. nba’e draft olacağı güne kadar üniversitesinde birçok bireysel ödül alıyor ve en önemlisi de orada şampiyonluğa ulaşıyor. ayrıca babası phillip harrison’ın yaptığı şey şu: shaq eğer bir ödül alırsa, ertesi gün o ödülü hemen ortadan kaldırıyor ve shaq “baba ödülüm nerede?” diye soracak olursa “ödül yok oldu, git ve kendine bir tane daha kazan. “ diyerek onu sürekli aç tutmaya çalışıyor.

    orlando magic:

    1992’de 1. tur 1. sıra draftı olarak orlando magic tarafından seçilmişti shaquille o’neal. büyük umutlarla alınmıştı. shaq, orlando magic’de oynadığı 4 yıl boyunca sırayla 3.0, 3.9, 4.8 ve 5.7 milyon dolarlık kontratlar almıştı. 1992-1993 sezonunda yılın çaylağı ödülünü almasına rağmen sezonu 9. sırada bitirerek play-offlara kalamadılar. takip eden sezonda ise doğu konferansını lider bitiren orlando magic ile birlikte playofflara kaldılar ancak ilk turda 3-0 elendiler. bir sonraki sezon brian hill’in etkisi ve takıma yeni katılan oyuncular ile birlikte geçen yıl ilk turda süpürülen magic, nba finaline kadar çıkmıştı. tabii daha hiç nba finalleri tecrübesi olmayan ve nerede nasıl davranacağını çok iyi çözememiş olan shaq’e karşı, sinirlerine hakim olan ve shaq’ın hiçbir tahrik etme çabasına yanıt vermeyen hakeem olajuwon’lı houston rockets olunca 4-0’lık bir mağlubiyet söz konusu olmuştu. shaq o sezonu 29.3 sayı ortalaması (nba’de ulaştığı en yüksek ortalamalardan birisiydi), 2.4 blok ve 11.4 ribaund ortalamalarıyla sonlandırmıştı. ayrıca o sezon houston rockets’a karşı 33 sayı, 12 ribaund ya da 28 sayı, 3 blok, 10 ribaund gibi maçlar çıkartsa bile tek bir maç dahi kazanamamışlardı. hem de normal sezonda, bir tanesi 23 sayı farkla olmak üzere, 2 kere yendikleri houston rockets’a karşı tek maç bile kazanamamışlardı.

    1995-96 sezonu ise shaq’ın son sezonuydu. penny hardaway ile çıkan sorunlar ve “kimin daha yüksek ücret alacağı” polemiği ile birlikte shaq artık orlando magic’ten gitmek istiyordu. orlando magic o sezonu 60 galibiyet, 22 mağlubiyet ile chicago bulls’un arkasında 2. sırada bitirmişti. ilk turda detroit pistons’ı 3-0, doğu konferans yarı finalleri’nde atlanta hawks’ı 4-1 geçen orlando magic; michael jordan ile birlikte ikinci three peat’ini yapacak olan chicago bulls’a 4-0 geçilmişti. istatistikleri bir kenara bırakırsak ve shaq’ın biraz hayatına odaklanmak gerekirse, shaq her zaman lüks içinde ve zenginlik içinde yaşamayı seven bir oyuncuydu. shaq için vefa denen bir şey sporda pek yoktu ve bunu kendi kitabında da çok fazla belirtiyor. elinde bir imkan vardı, yokluğun, sefilliğin ve suçun içinde büyümüştü ve artık tek amacı çok para kazanmaktı. hem para kazanmak istiyor, hem de parasını çok fazla harcıyor. bir yandan yatırımlar yapıyor, bir yandan da 100 bin dolar vererek aldığı arabayı, arabanın fiyatının 5 katını harcayarak modifiye ediyor ve kendine uygun bir hale getiriyordu. bazen gerekmese bile arkadaşlarına hava atmak için ya da kendi kendilerine uydurdukları “üstünlük savaşı”nda geriye düşmemek için gereksiz gereksiz şeylere para harcıyordu. mesela bir takım arkadaşı 1 mercedes aldıysa, kendisi ertesi gün gidip 2 mercedes alıyordu. bir arkadaşı evine güzel bir havuz yaptırırsa, kendisi, kendi evindeki havuzu büyütmek için konuk evini yıktırmak pahasına da olsa daha geniş ve derin bir havuz yaptırıyordu. şimdi kendisinin biraz görgüsüz olduğunu söylemekle birlikte, çok nahif ve yardımsever bir insan olduğunu da belirtmek gerekiyor.

    maalesef o sezon da para konuları çok fazla ayyuka çıkmıştı. shaq, kendi takımında bir oyuncudan daha az ücrete oynamayı kabul etmemişti ve bunu neredeyse basına kadar götürmüştü. o yıl 100 milyon dolara imza atan arkadaşından daha fazla para edeceğine inanıyordu ve bu yüzden de orlando magic’in, kendisi için “komik” sayılacak teklifine evet demedi ve yeni piyasalara açılma fırsatı buldu. o dönem daha “kısıtlı oyuncu” tanımı gelmediği için, draft ettiği takımın onayladığı bir başka takıma imza atma zorunluluğu yoktu ve shaq tamamıyla serbest bir oyuncuydu.

    los angeles lakers:

    shaq o dönem serbest olduğu için tüm takımların tekliflerini değerlendiriyordu ama gönlü de magic johnson’dan dolayı los angeles lakers’daydı. shaq önceleri kendini tatmin etmeyen teklifler alsa bile daha sonrasında nba’in o dönem için en kârlı sözleşmelerinden birisini yaptı. los angeles lakers için oynadığı 8 sene boyunca toplamda 144,5 milyon dolarlık bir para aldı. shaq, orlando magic’ten kötü ayrılmıştı. yazları gittiği evi orada olmasına rağmen ve bu evi değiştirmemesine rağmen artık orlando’ya çok sık uğrayamıyordu. nba’in en köklü takımlarından birisi olan los angeles lakers’a tek bir amaç için gelmişti: şampiyonluk!

    shaq, orlando magic’teyken birçok şey başarmış ve sansasyonel işler de yapmıştı. orlando magic gibi o dönemlerde ligde daha çok yeni olan bir takımla nba finali oynamış, maçlarda potalar kırmış, 1000 sayı 1000 ribaund gibi istatistiklere erkenden ulaşmış ve epeyce baskın bir pivot olacağının mesajlarını vermişti. ancak shaq için yapılan en büyük eleştirilerden birisi de büyük maçları oynayamıyor olmasıydı. shaq baskındı, güçlüydü, iriydi, pota altında durdurulamıyordu ama kazanan bir oyuncu değildi. nba finallerine kadar çıkmış ama orada takılıp kalmıştı ve her elenişinde daha büyük bir eleştiri bombardımanına tutuluyordu. shaq için sürekli “beceremeyecek, yapamayacak, şampiyonluk kazanacak kumaşı yok, oynadığı takımı şampiyon yapamaz” gibi sözler ediliyordu ve shaq bunu ciddi ciddi kafasına takıyordu. shaq aslında parayla birlikte şampiyonluk kazanmak için de los angeles’a gelmişti.

    o yıl, 1996 draftından charlotte hornets’ın seçtiği ve aynı gece los angeles lakers’a gönderdiği kobe bryant da kadrodaydı. genç, başarıya aç, azimli ve kimseyle konuşmayan bu genç çocuk ile hem en iyi, hem de en kötü günlerini yaşayacaktı shaquille o’neal. tabii şampiyonluk hemen gelmiyordu. shaq ve kobe ikilisinin şampiyonluk için 4 yıl daha beklemeleri gerekecekti. batı konferansını 4. sırada bitiren los angeles lakers, ilk turda portland trail blazers’ı 3-1 geçmiş ama utah jazz’e batı konferans yarı finalleri’nde 4-1 geçilerek play-offlardan elenmişti. ertesi sene batıyı 3. sırada bitirmişlerdi. bu sefer play-offlarda bir tık daha ileriye gittiler ama rakip yine değişmedi. batı konferans finalleri’nde utah jazz’e bu sefer 4-0 elenen los angeles lakers yine evine eli boş dönmüştü. 1998-99 sezonunda ise batıyı yine 4. bitiren lakers, playofflarda batı konferans yarı finalleri’ne kadar gelip san antonio spurs’e 4-0 ile geçilmişti. 26 yaşına gelen ve artık bir yüzük kazanmak isteyen shaquille o’neal iyice sinirleniyor ve hırslanıyordu.

    takımdaki büyük problemlerden birisi de kobe bryant’ın paslaşmadan ve bencilce oynadığı oyundu. “takım toplantıları” denen ve koçun dahi alınmadığı oyuncu toplantılarında herkes kobe’ye yükleniyordu. ancak gm, koç ve başkan ise kobe’den yanaydı. bu sorunlar bir şekilde çözülmeye ya da hasır altı edilmeye başlandı. 1999-00 sezonuna phil jackson yönetiminde başlayan los angeles lakers, o yılın normal sezonunu 1. sırada bitirmişti. ayrıca o sezon los angeles lakers normal sezonda 67 galibiyet 15 mağlubiyet ile oynadı. bu galibiyet sayısı bugün hâlâ los angeles lakers’ın bir sezonda en fazla maç kazanma rekorudur. playofflara geldiğimizde sacramento kings’i 3-2, phoenix suns’ı 4-1 ve portland trail blazers’ı 4-3 ile geçen los angeles lakers sonunda nba finalleri’ne ayak bastı. shaq’ın orlando magic’ten sonra gördüğü ilk finaldi. shaq ayrıca bu yıl hem all-star mvp ödülünü, hem normal sezon mvp ödülünü, hem de finallerin mvp’si ödülünü alarak 3’te 3 yaptı. normal sezonu 29.7 sayı, 3.0 blok, 13.6 ribaund ortalamalarıyla bitirdi. bu sayı ortalaması, shaq’ın bir daha hayatı boyunca yakalayamayacağı bir ortalamaydı. ayrıca bu ribaund ortalaması da, çaylak sezonundan sonra yaptığı en yüksek ortalama olarak tarihe kazınacaktı.

    los angeles lakers, boston celtics’ten sonra en fazla nba şampiyonu olan takım olarak finallerin gediklisi bir takımdı. buralarda az oynamamışlardı ancak 1990-91 sezonundan beri tam 9 yıldır burayı görememişlerdi. bir şampiyonluk kazanmayalı ise 12 yıl oluyordu. la lakers, boston celtics’e karşı çok fazla nba finaline çıkmıştı ve genel anlamda da kaybeden taraf olmuştu. bu sefer karşısında boston celtics olmasa bile bir boston celtics efsanesi olan larry bird’ün yönettiği ındiana pacers vardı. lakers ve o’neal seriye fırtına gibi girdi. ilk maçta 43 sayı, 19 ribaund; ikinci maçta ise 40 sayı 24 ribaund ile oynadı. 3. karşılaşmayı kaybeden lakers, 4. maçta 36 sayı, 21 ribaund ile oynayan shaq’ın performansıyla birlikte seriyi 3-1’e getirdi. 5. maçı büyük bir farkla kaybeden lakers, son maçta shaq’ın 41 sayı, 12 ribaund, 4 blok istatistikleriyle birlikte kazandı. shaq, ilk şampiyonluğunu kazanmıştı. bu başarı 2 yıl daha devam etti ve nba’de “three peat” adıyla tanımlanan “arka arkaya 3 şampiyonluk kazanma” durumunu shaq ve kobe ikilisi gerçekleştirmiş oldu. 2001 yılında finalde philadelphia 76ers’ı 4-1 ile geçerlerken, bir sonraki sezon da new jersey nets’i 4-0 ile geçerek şampiyonluğa uzandılar. bu 3 finallerin tamamında da shaquille o’neal nba finaller mvp’si unvanını aldı.

    her şey güzel gidiyordu. en azından görünende durum öyleydi. 3 sene de üst üste nba’de final oynamışlar ve hepsini kazanmışlardı. shaquille o’neal durdurulamaz bir oyuncuya dönüşüyordu. los angeles clippers’a karşı yaptığı ve bence nba’in en domine edici performanslarından birisi olan `6 mart 2000 los angeles lakers los angeles clippers maçı` buna örnektir. shaq, kitabında “o gün için clippers yönetiminden 12 ücretsiz bilet istemiştim ama onlar bana bilet vermediler. ben de o gün parkeye çıktım ve 61 sayı, 28 ribaund ile oynayarak ‘bir daha ben bilet istediğimde bana o bileti verin’ dedim. “ diye bu performansı anlatıyor. bilenler bilir, bilmeyenler için tekrarlamakta fayda var los angeles lakers ile los angeles clippers bir los angeles derbisidir ve los angeles clippers 1970 yılında yani lakers’tan daha sonra kurulmuştur. bu yüzden de aralarında aslında değişik bir rekabet vardır. tabii o dönemlerde clippers daha lakers ile baş edecek durumda değildi ama son dönemlerde “los angeles’ın takımı clippers’tır” gibi bir algı oluşmaya başlamıştı. tabii şunu da unutmamak gerekiyor o dönem için los angeles clippers’ın ne tarihsel, ne de dönemsel olarak lakers ile baş edecek bir gücü bulunmamaktadır ki shaq’ın bu performansı gerçekleştirdiği sene los angeles clippers sezonu batı sonuncusu olarak bitirmiştir.

    shaq’ın böyle dehşet verici performansları vardı ve eğer kendini maça veriyorsa ya da bir şeylere sinirleniyorsa o’nu o gün durdurmak çok zordu. shaq’ı o dönemlerinde çok az kişi durdurabilmişti; eğer o gün formundaysa ve maçı da kazanmak istiyorsa veya birisi o’nu sinirlendirdiyse, istediği kadar sayı atıp ribaund alabiliyordu. ancak shaq’ın bir problemi vardı, kobe bryant kadar ya da diğerlerinin istediği kadar çalışmıyordu. shaq’ın kafasında oyuncular aslında iki tipti: birincisi kobe bryant gibi, dwyane wade gibi, lebron james gibi salata yiyiciler yani vücudunu ve formunu belirli bir seviyede tutanlar; ikincisi ise shaq gibi güç üzerine oynayan oyuncular. shaq, “ben zaten istediğim gibi oynayabiliyorum, 3 kere üst üste şampiyon oldum, durdurulamayan bir oyuncuyum, neden ekstra antrenman yapıp çok fazla çalışmam gerekiyor ki?” gibi bir düşünceye sahipti. hatta bir dönem sakatlık geçirmişti ve o dönemlerde ameliyatını iyi yapacak birisini ararken medyaya “ben lakers için çalışırken sakatlandım, lakers için çalışırken ameliyat olurum. kendi tatilimden yiyemem. “ gibi bir beyanat vermişti. yarı şaka, yarı ciddi olan bu röportaj maalesef kulüp yöneticilerinin hoşuna gitmemişti. bir yandan da kobe bryant ile felsefeleri hiç uyuşmuyordu. shaq biraz daha parti, eğlence, sağlıksız beslenme, şov, yeteri kadar antrenman adamıydı; kobe bryant ise sakat olduğu halde kendisini zorlayarak antrenman yapan, günün tamamını çalışarak geçiren, amerika basketbol milli takımı kampında oyuncuların erken kalkma saati olarak kararlaştırdıkları saatten bile erken kalkıp çalışma yapan bir oyuncuydu. dolayısıyla shaq’ın bu tavırları kobe’yi rahatsız ediyordu. ancak kobe’nin de bireysel oyunu, fazla paslaşmaması tüm takımı rahatsız etmekteydi. 2002-03 sezonunda shaq 67 maç oynadı, yine kendi ortalamalarına yakın bir sayı ortalaması tutturdu ve lal o sezonu 5. bitirerek playofflara kaldı ama batı konferans yarı finalleri’nde san antonio spurs’e karşı 4-2 elendi.

    son 3 yılın şampiyonu, durdurulamayan takım lakers için daha yarı finallerdeyken elenmek büyük bir problem olmuştu. bir sonraki sezon için karl malone’lu, shaq’lı, kobe’li, gary payton’lı kadrosuyla birlikte gayet iddialı bir ekip olan lakers, o sezonu 2. sırada tamamladı. maalesef karl malone’un sakatlanmasıyla ve sezonun çoğunu kaçırmasıyla birlikte kobe bryant hakkında açılan tecavüz davalarının birleşmesi lakers’ı epey yıprattı. o kadar soruna rağmen ilk turda houston rockets’ı, yarı finallerde san antonio spurs’ü ve konferans finalleri’nde minnesota timberwolves’u geçerek nba finaline çıktılar. finalde ise detroit pistons’a 4-1 kaybederek şampiyonluğu kaçırdılar. shaq aslında ilk maçta 34 sayı, 11 ribaund ile 4. maçta 36 sayı, 20 ribaund ile oynayarak fena bir ortalama çıkartmadı ancak yine de detroit’i yenemediler. zaten bu takımın neden başarısız olduğunu kaan kural da anlatmaktadır, o videoyu izlemek isteyenler buraya bakabilirler.

    miami heat:

    shaq ve kobe’nin arasındaki tartışma, süper takımın kurulmasına rağmen şampiyonluk gelmemesi ile birlikte 31 yaşındaki shaquille o’neal’ı takımdan yolladılar. aslında orada bir seçim yapılması gerekiyordu. ipler çok fazla kopmuştu, kobe bryant, shaq’ı “tecavüz davası döneminde yanımda olmadı” diyerek suçlamış ve shaq için birçok şey söyleyerek shaq’ı sinirlendirmişti; shaq, lakers’ın antrenman salonunu basarak kobe bryant’la kavga etmeye çalışmıştı ve artık işin geri dönülemez bir hale geldiğini herkes fark ediyordu. shaq, bir sezon öncesi maçında jerry buss’ın önünden geçerken herkesin içinde “bana paramı ver” diye bağırmasıyla birlikte iyice tepkileri üstüne çekmişti. oysa shaq sadece eğlenmek istiyordu, ciddi değildi; ancak yine de suçlu duruma düşmüştü. shaq’ın yorumuna göre “daha genç olanı, kobe bryant’ı seçmişlerdi ve beni takaslamışlardı. “ shaq, miami heat’ın oyuncusu olmuştu. shaq, miami heat’ta geçireceği 3 sezon için 67.9 milyon dolarlık bir kontrat almıştı.

    shaq, miami’ye büyük umutlarla gelmişti ve kendisi de buraya gelmek istiyordu. alıştığı bir iklimdi ve ilk oynadığı kulüp olan orlando magic’e de, dolayısıyla da orlando’ya çok yakındı. kendisi büyük ve görkemli bir karşılama töreniyle karşılandı. kırmızı halı serildi ve şehrin anahtarı kendisine teslim edildi. shaq ise miami heat’ı şampiyon yapacağına söz vermişti. aslında heat, shaq’ın son ciddi durağıydı. her yıl, bir önceki sezona göre daha düşük ortalamalar yakaladı. ilk sezonunda 22.9 sayı ve 10.4 ribaund ortalamalarıyla oynadı. ayrıca kariyerinde son defa 2 blok ortalamasını geçerek 2.3 blok ortalaması tutturuyordu. eğer merak ediyorsanız, shaq’ın heat formasıyla lakers’a karşı oynadığı ilk maçı heat 104-102 kazandı. shaq o maçta 24 sayı, 11 ribaund ile oynarken, kobe’nin attığı 42 sayı galibiyet için yetmedi.

    heat o sezonu 59 galibiyet 23 mağlubiyet ile doğu konferansı lideri olarak bitirdi. ilk turda new jersey nets’i 4-0 geçen heat, doğu konferans yarı finalleri’nde washington wizards’ı 4-0 geçti. doğu konferans finalleri’ne kadar play-offlarda hiç maç kaybetmeyen heat, 7 maçlık serinin sonunda detroit pistons’a 4-3 boyun eğdi. aslında miami heat dönemi belli bir oranda kobe ve shaq arasındaki şampiyonluk yarışına dönmüştü. ikisi de 3 şampiyonluğa sahipti ve kimin kimi geçeceği merakla bekleniyordu. bu dönemlerde zaten kobe bryant da çılgın oynuyordu hatta 81 sayılık performansı da bu döneme denk gelmektedir. bir sonraki sezon shaq 20.0 sayı ve 9.2 ribaund ortalamalarıyla oynadı. o sezon 59 maça çıkmıştı ve yaşı da 33’e dayanmıştı. heat normal sezonu 2. sırada bitirdi. chicago bulls’u 4-2, new jersey nets’i 4-1, geçen yıl elenmelerine sebep olan detroit pistons’ı ise 4-2 geçerek hesabı kapatıp finallere çıkmışlardı. karşılarında dallas mavericks vardı ve miami heat seride 2-0 geriye düşmüştü. shaq’ın kendi kitabında anlattığına göre mark cuban’ın o dönem şampiyonluk kutlamasında hangi rotayı izleyeceklerini dahi belirleyip bunu basına servis ettiği yazmaktadır. tabii mark cuban’ın bu küstah tavrıyla birlikte heat takımı kendine geldi ve kalan 4 maçı da arka arkaya kazanarak 4-2 ile şampiyonluğa ulaştı. hatta serinin 6. ve son maçı için “yanınıza takım elbise alın, şampiyonluğu orada kutlayacağız” dendiği ve oyuncuların dallas’a takım elbiselerle birlikte uçtuğu da söylenir.

    shaq’ın anlattığına göre dwyane wade çok çekingen ve hata yapmaktan çok korkan bir oyuncuydu. miami heat da genel takım atmosferi olarak diken üstünde bir takımdı. shaq ise rahat ve şakacı bir takım arkadaşı olarak onları rahatlatmaya çalışıyordu ama bu takım yönetimi tarafından pek hoş karşılanmıyordu. shaq burada da çok fazla kalamayacaktı. kendisini lakers günlerinden beri takip eden sakatlığı yine nüksediyordu. heat, shaq’ın son sezonunda doğuyu 4. bitirse bile ilk turda chicago bulls’a 4-0 süpürülerek playofflara erken bir veda yaptı.

    phoenix suns:

    benim için shaq’ın artık oyunculuktan yavaş yavaş kopmaya başladığı dönemdir bu takım ve sonrasındaki dönemleri. shaq kariyeri boyunca 6 takım gezdi ve bana kalırsa ilk 3 takım ile son 3 takım tamamen farklıydı. shaq, suns’ta geçireceği 1.5 sezon için 41 milyon dolar kazanacaktı. phoenix suns’ta geçirdiği tek tam sezonda 17.8 sayı, 8.4 ribaund ve 1.4 blok ortalamalarıyla oynamıştı. artık yavaş yavaş çöken, o ilk 3 takımdaki yüzük peşinde koşan ve bu yüzük için çevresine güzel kadrolar kurulan shaq’ten başka bir shaq’e evrilmişti. miami heat’e, dwyane wade’in yanına giderken bile ana adam olarak kendisi karşılanıyordu ama ilk defa kendisi birisini şampiyon yapmak için transfer olacaktı. shaquille o’neal girmeden önce 4 sezon arka arkaya playoff yapan ve shaq gittikten sonraki ilk sezon hem de 3. sıradan yine playoff yapan suns, shaq’ın phoenix’te geçirdiği tek sezon olan 2008-09 sezonunda 9. sırada kalarak playoff yapamadı. tabii ondan bir önceki sezon 6 şubat 2008’de takaslanarak phoenix’e gelip yarım sezon oynayan shaq, ufak da olsa bir playoff macerası yaşamıştı. ancak shaq yine de phoenix dönemini kötü anımsamıyor hatta sakatlığı için gerçekten iyi bir tedavi uygulandığını, heat’da yapılan tedavi hatalarının yapılmadığını söylüyor.

    cleveland cavaliers:

    son ciddi kontratı olan ve iyi bir para alan shaq’ın durağı cleveland cavaliers’tı. 20 milyon dolarlık kontratının son senesindeydi ve 1 yıl için cavaliers forması giyecekti. kendisi “lebron james’i şampiyon yapmak için geliyorum” diyerek büyük bir beklenti oluşturmuştu. bir önceki sezon yaptığı gibi 2009-10 sezonunu da doğu konferansı lideri olarak bitiren cleveland cavaliers, geçen sezona göre 5 maç daha az kazanarak 61-21’lik bir oranla playoffa girmişti. ilk turdaki rakibi chicago bulls olmuştu ve seriyi cavs 4-1 ile geçti. doğu konferans yarı finalleri’nde ise 4-2’lik bir hezimet ile celtics’e elendiler. shaq, normal sezonu 12 sayı ve 6.7 ribaund ortalamalarıyla bitirdi. playofflarda ise 11 maçın tamamında oynadı ve 11.5 sayı, 5.5 ribaund ortalamaları yakaladı.

    boston celtics:

    38 yaşına gelen ve artık nba’deki son dönemlerini oynayan bir oyuncu olan shaq, yavaş yavaş kariyerinin biteceğini biliyordu. aslında kendisi çok fazla oynamak istiyordu ama aşil sakatlığı ve yaş maalesef onu durduruyordu. shaq’ın kitabında da dediği gibi: “zaman dışında sahada beni durdurabilen kimse olmadı. “ shaq o sezon sadece 37 maçta oynadı ve 9.2 sayı, 4.8 ribaund ortalamaları yakaladı. doc rivers o sezon için “buraya süperstar olarak gelmiyorsun. yedek olarak girecek ve bazen tamamen benchte kalacaksın. bunu kabul edebiliyorsan gel. “ dedi. shaq artık bir süperstar değil, rotasyon oyuncusuydu. aslında güzel kontratlar almasına rağmen shaq, heat’tan koptuktan sonra böyle bir oyuncuya, yan parça oyuncusuna dönüşmeye başlamıştı ama hiçbirisi celtics’te olduğu görev gibi değildi. burada, 1 yıl için 1.3 milyon dolarlık kontrata imza attı.

    boston celtics o sezon doğu konferansını 3. bitirdi. ilk turda new york knicks’i 4-0 geçtiler ancak doğu konferans yarı finalleri’nde heat’a 4-1 geçildiler. shaq’ın kariyerindeki son şampiyonluk ihtimali de suya düşmüştü. shaquille o’neal’ın son oynadığı maç 9 mayıs 2011 tarihinde oynana heat-celtics serisinin 4. maçıydı. o maçta sadece 3 dakika 31 saniye süre aldı ve herhangi bir istatistik üretemeden maçı noktaladı. zaten playofflarda sadece ondan bir önceki maçta da oynayabilmişti ve o maçta da 2 sayı, 1 top çalma ve 1 asist istatistikleri yakaladı. shaq, takımı kendi problemleri yüzünden yalnız bırakmak istemedi. kontrat yenileyebilir ve tekrardan oynamayı deneyebilirdi ama sezonun yarısından fazlasını kaçırmış ve playofflarda sadece 2 maçta oynayabilmişti. aşilinin iyileşip iyileşmeyeceği kesin olmadığı gibi kopma ihtimali de vardı. o yüzden kendi tarzında çektiği ve twitter'dan paylaştığı bir video ile nba kariyerine nokta koyduğunu belirtti.

    daha sonra nba tv'de ve başka kanallarda gayet güzel basketbol programları yaptı. ayrıca da shaq uncut isimli bir kitap yazdı.

    shaq belli açılardan nba'i ciddiye aldı ama hiçbir zaman lebron james gibi, michael jordan gibi, kobe bryant gibi çalışan bir oyuncu olmadı. shaq bir eğlence adamıydı, nba'e %60'ını %70'ini verdiğinde bile 4 şampiyonluk, 3 finaller mvp'si, 1 mvp ödülü oldu. çoğu basketbol yazarının, yorumcusunun, anlatıcısının dediği gibi belki kendisini bu oyuna tamamen verse, çok ciddiye alsa ve yaz tatilinden formda dönüp, kendisine biraz baksa çok daha farklı bir pivot konuşuyor olabilirdik. tepe döneminde neredeyse durdurulamayan, double double double gibi iki istatistikte de 20'li sayıların üstüne çıkan oyunlar sergileyen ve daha gençliğinden itibaren nba'in en iyi pota altı oyuncularına karşı savaşan birisiydi.

    kaynakça:

    murat murathanoğlu'nun yaptığı "bir zamanlar amerika shaquille o'neal" bölüm #25.1

    murat murathanoğlu'nun yaptığı "bir zamanlar amerika shaquille o'neal" bölüm #25.2

    shaquille o'neal'ın otobiyografisi olan kitap: shaq uncut
61 entry daha