şükela:  tümü | bugün
1 entry daha
  • ideal romalı örneklerinden biri marcus tullius cicero 'dur.
    mme stael 'e göre; cicero tıpkı sallustius gibi devrin en karakterli adamlarından değildir. fakat kabiliyetiyle bu yüzyılın ruhuna bürünür. "roma onların eserlerinde canlı olarak yaşar." (edebiyata dair, çev: vahdi-safiye hatay, meb yay, sf: 103) stael yine şöyle ekler; " romalıların felsefe düşüncelerindeki başlıca esaslar, yunanlılardan alınmıştır; fakat romalılar yaşayış tarzlarında, yunanlıların kitaplarında geliştirdikleri prensipleri aldıkları için, faziletin başta gelişi onları ahlâkla ilgili her şeyin tahlilinde yunanlılardan çok üstün kılmıştır. ödevlere ait hükümleri cicero, kendisinden önce hiç bir eserde raslanmadık bir bütünlük, açıldık ve kuvvetle göstermiştir. hayırlı bir dinin kuruluşundan, siyasî ve medenî köleliğin kaldırılmasından önce, daha ileriye gitmek imkânsızdı.
    ..
    şeref sahibi bir insan herhangi bir korkuya kapılacak duruma düşseydi, bunu içinden o kadar büyük bir kuvvetle söker atardı ki böyle bir korkunun kalbinde yer almasına bir daha ne fırsat, ne de imkân kalırdı. romalı filozoflar arasında, acı veya öfke, gıpta veya esef gibi heyecanlı duygular için de mesele aynıdır: irade dışındaki her hareketten yüzleri kızardığı için, onları ne kendi içlerinde, ne de başkalarında tanımaya yanaşmazlardı. insan kalbinin incelenmesi onlarca kuvvetin veya zaafın incelenmesiydi. daima şöhret peşinde olduklarından, kendilerini öz huylarının icaplarına terk etmezler, daima mürakabaya tabi bir varlık olarak görünürlerdi. şahsiyeti, yazılarında beliren biricik yazar cicero'dur: bununla beraber o bile onurunun icab ettirdiği duygulara sistemiyle karşı koymaya çalışır. felsefesi, görüşlerden değil, kuralardan meydana gelmiştir. romalılar ikiyüzlü değildiler; fakat iç bakımından kendilerini gösteriş için yetiştirirlerdi. romalı karakteri, bütün büyük adamların örnek seçtikleri bir modeldi; ahlâkçı yazarlarda da daima aynı misallere raslanırdı.

    cicero, officia 'sında decorum'dan yani faziletin bir parçası olarak faziletin dış şekillerinden bahseder; bir ahlâk ödevi olarak dilin temizliği, telâffuzun güzelliği ile saygıyı sağlayacak imkânları öğretir. insan vakarını artıran her şey romalı için faziletti. onlar, fedakârlıkların mükâfatını ulu bir dinin mülayim telâkkilerinde değil, felsefî hazlarda bulurlardı. insanlara metanet vermek için kaib tesellilerine değil, gurura baş vururlardı. yaradılışları o derece vakurdur; hissi hareketlerle ilgili her şeyden, hatta bu hareketler ahlâk metaneti icabı da olsa, kendilerini uzak tutmaya çok gayret ederlerdi.
    ..

    belagat bahsinde dayanılmaz ihtiraslara yer vermezler; ruh sükûnu ile ateşli bir mantığı telif ederlerdi.

    bununla beraber romalılar yunanlılardan daha gerçek bir duyarlığa sahiptiler, adetlerdeki ciddiyet ince duyguların bekasını - yunanlıların sefahate düşkün yaşayış tarzlarından - daha iyi sağlar. " (stael, a.g.e., 93-95)

    ayrıca marcus tullius cicero başlığında şöyle demişim;

    "..ovidius da sürgüne yollanmış fakat cicero gibi bu acısını asilleştirmez, ovidius , tristia eserinde, kendisine zulmeden lideri [kim acaba?] över. cicero, kendisini sevmeyen, günün güçlü liderine karşı taş gibi serttir, dimdiktir oysa. ovidius ise tıpkı -yazdıklarımı, ilgili kişiler belki bir gün okurlarda, bana acırlar.- zihniyetini taşırmış gibi davranırken, zamanının genel karakterini bize yansıtır." (kaynak: #7510597)
12 entry daha