şükela:  tümü | bugün
88 entry daha
  • bilinenlerden farklı bir kavramdan bahsdeyim. "benlik" düşündüğünüz gibi bir şey olmayabilir. örneğin neo-freudçu psikanalist harry stack sullivan'a göre benlik bir çeşit savunma mekanizmasıdır, fazla gelişirse insanı anksiyeteden korurken gerçeklikten koparır. ortaya attığı ilginç kavramlardan biri de kişiliğin varsayımsal olduğudur. esas incelenmesi gerekenin ilişkiler olduğunu, hatta ilişkiler için insan gerekmediğini, hayal ürünü de olabileceğini öne sürmüştür.
    https://en.wikipedia.org/wiki/harry_stack_sullivan

    benliğin gelişmesi:
    sullivan'a göre benlik sistemi insanın güvenliği için diğer sistemlerden ayrılmaya çalışır. kendisiyle çelişen süreçleri yok sayar, eleştiriden uzak durur. gelişim üst düzey olursa benlik, gerçek kimliği ayırt edemeyebilir. hatta şöyle tanımlar:
    "benlik sisteminin, toplumun mantık dışı yönlerinin bir ürünüdür."

    yani kişi, toplumda çarpık olaylar gördükçe kendine döner ve savunmaya geçer. eğer anksiyete gereğinden fazla artarsa benlik diğer sistemlerden tamamen kopar ve yine anksiyeteden zarar görmeyi engeller. bu pozitif bir durumdur fakat benlğin geri çekilmesi aynı zamanda insanlarla sağlıklı ilişki kurmanın da yolunu kapayacaktır.

    benlik ile anksiyete ilişkisi:
    sullivan'a göre anksiyete temel olarak "gerilim" ürünüdür ve gerilim doğuştan olarak var olan bir şeydir. hatta anneden empati yoluyla geçtiğine inanır. yani engellenemez! anksiyete gelişme sürecinde ilgisiz olaylarla ilişki kurarak (parataksik süreç) diğer insanlar ile anksiyete sahibi olur. ardından benlik gelişmeye başlar.

    insanlarda yine doğuştan gelen "salt haz(öfori)" mekanizması mevcuttur ve bunu zıt kutup olarak tanımlar. yani bir ucun salt gerilim, diğer ucun salt haz olduğunu varsayarsak insan bu arada kişiliğini geliştirir ve alsa "salta" ulaşamaz, zaten ulaşsaydı koruma mekanizmaları geliştiremezdi, insan olamazdı. ancak bu arada dengede durabilir, iyice dinginleşirse "salt haz" bölgesine yakınlaşabilir.

    anksiyeteye son verilebilir mi?
    üstte anlattığımız gibi anneden empati ile geçer ve insan bunu yok etme iç güdüsünden yoksundur, ancak sonradan öğrenebilir. süreç şöyle işler
    bebek ağlar-->anne panik yapar ve anksiyete duyar-->bebek anneden anksiyeteyi öğrenir ancak büyüdükçe bununla başa çıkmasını öğrenir ki buna "uyuklama tepkisi" denir. aşırı anksiyete altında insan kendini kapatır.

    benlik anksiyeteyle nasıl başa çıkar?
    benlik sisteminin anksiyeteye karşı geliştiğini söylemiştik. savunmaları şöyleydir:
    a) ilgili bölgeden uzaklaşmak, yüz yüze gelmemek veya konu açıldığında kapatmak (örnek kişi askere gitmeyi istemiyor, açıldığında ciddi bir huzursuzluk duyuyor ki buna anksiyete diyoruz, hemen konuyu saptırıyor)
    b) kaçamayacağı durumlarda pazarlık yapar, iknaya uğraşır. hareketinin aslında doğru olduğu üstüne savunmaya geçer. örneğin ebeveynlerin onaylamadığı bir davranış sonunda huysuzlanan, kötü hisseden çocuk cezadan kaçmak için ağlar.

    savunmalar kişiyi rahatsa da aşırıya kaçılması içe kapanıklığa, sosyal çevreden kopuşa, davranış kayıplarına, olaylardan doyum sağlamamasına, çevresi tarafından yanlış algılanmasına sebep olabilir.

    benlik sistemi ancak ikincil ergenlik olarak açıkladığı (sullivan'a göre insanın 7 aşamalı gelişim sürecinin 6.sıdır. olgunluk dönemidir.) bölümde tutarlı hale gelir. gerilimlere karşı etkin yüceltme mekanizmaları oluşturur. (konuyla ilgili olarak bir çok kişilik bozukluğu hastalığının 40 yaşından sonra hızla azaldığı bilinmektedir.)

    fark edildiği üzere devamlı koruyucu bir benlikten ve ilişkilerden bahseden sullivan'ın uzmanlık alanı şizofrenidir.

    daha derin okuma yapmak için referanslar:
    1) engin geçtan - "psikanaliz ve sonrası"
    2) harry s. sullivan - "the interpersonal theory of psychiatry" amazon link
    3) john h. morgan - the ınterpersonal psychotherapy of harry stack sullivan: remembering the legacy
24 entry daha