şükela:  tümü | bugün
38 entry daha
  • esasen islamda yeri olmayan, ama kafalarına göre islam dizayn etmeye kalkanların başvurduğu gayriahlaki allah'ı kandırma yöntemi...

    dini nikah kıyan eşlerin "boş ol" demek suretiyle birbirini boşamasına talak denir, talak denilen şey islama göre mübahtır.
    hatta hz muhammed'in bu konuda "allah'ın en sevmediği mübah talaktır" şeklinde bir hadisi olduğu rivayet edilir.

    islamda boşanmak kadın ve erkek için eşit bir haktır, lakin kadın bu hakkını istediği zaman kullanacağını nikah akdi sırasında öne sürmekle yükümlüdür. aksi takdirde kadının talak ile boşanma hakkı bulunmamaktadır.

    işte kadının nikah öncesi bu hak iddia etmesi dini nikahlarda genelde gözardı edilir, nikah kıyan kadınlar bu konuda uyarılmaz ve böylece boşanma hakkı elde edemezlerdi. kadının hak iddia etmediği nikah akitlerinde ise boşanma/talak hakkı yalnızca erkeğe ait olurdu.

    tabi dini nikahlarda kocasını boşama hakkı elde eden kadınlar da vardı.
    bu kadınlar genelde padişah kızları, kardeşleri olurdu, zengin kadınlar nikah akdi esnasında "talak yed-i ihtiyadımda" diyerek boşanma hakkı elde ederlerdi.

    osmanlı sarayında kocalarını talak ile boşamış pek çok prenses bulunmaktadır.
    bunlardan biri 2. abdülhamid'in kızlarından olan ayşe sultan'dır.
    https://i.ibb.co/hx3zvvl/azr.jpg

    2. abdülhamid'in kızı ayşe sultan'ın nikah akdi belgesi şudur;
    https://i.ibb.co/mzdhdc0/azr.jpg

    belgenin altındaki imzalar ayşe sultan'a, kocası mehmet ali bey'e ve şeyhülislam nuri bey'e aittir ve belgede ayşe sultan'a boşanma hakkı veren "talak yed-i ihtiyarımda" ifadesi geçmektedir.

    kadınların bu talak hakları bazen onları eşlerinden boşamak isteyen babaları tarafından da kullanılırdı.
    örneğin milli mücadeleye katılmak için istanbul'dan kaçan vahdettin'in damadı ismail hakkı tevfik okday, eşi ulviye sultan tarafından bu şekilde boşanmak zorunda kalmıştır.
    (bkz: #95732183)

    islam dininde boşanmanın önüne geçebilmek için bir kadını ancak iki defa boşayıp alma kuralı vardır. aynı kadını 3. defa boşayan kişi bir daha o kadınla evlenemez.
    boşadığı karısı ile yeniden evlenebilmesi için o kadının başka biriyle evlenmesi ve bu evliliğinden boşanması yahut kocasının ölüp dul kalması gerekmektedir.
    işte ancak bu şekilde koca eski karısıyla yeniden nikahlanabilir.

    işte bir kadına kocası "seni talakı selasiye ile boşuyorum, boş ol, boş ol, boş ol" dediğinde o kadınla 3 defa boşanmış ve bir daha nikah kıyamayacak duruma gelmiş olmaktadır ki bu şekilde pek çok boşanma vakası pişmanlıkla sonuçlanmış ama geri dönüşü mümkün olmamıştır.

    işte talakı selasiye ile yapılan boşanmalarda pişmanlık dönemi sonrası yeniden evlenebilmek için de hülle nikahı ve bu nikah için tercih edilen insanlardan oluşan hüllecilik mesleği doğmuştur.

    hülle nikahı ve hülleciliğin ortaya çıkışı abbasiler'in ünlü hükümdarı harun reşid dönemindedir.

    öncelikle onu anlatalım.
    harun reşid karısı zübeyde'yi çok severdi, lakin bir gün kızgınlıkla karısına "eğer benim mülkümde bir gece daha geçirirsen talak-ı selase ile boş ol" dedi.

    tabi bu söylediğinden pişman oldu, ama söz ağızdan çıkmıştı.
    eşi şayet abbasi topraklarında 1 gece daha geçirirse ondan boşanmış olacaktı. zira eşinin ülke sınırlarını 1 gece içinde terk etmesi mümkün değildi.

    bu pişmanlıkla bu boşanmadan dönebilmek için bir çare aradılar.
    bağdat'ta yaşayan ebu yusuf adlı bir din aliminin bu işe bir çare bulabileceğini söyleyerek onu harun reşid'in huzuruna getirirler.

    harun reşid olayı ebu yusuf'a anlatır ve bunun bir çaresi olup olmadığını sorar.
    ebu yusuf, "çaresi vardır" der ve anlatır;
    "allah, kuran'da mescidlerin kendisine ait olduğunu buyurur, bu yüzden mescidler allah'ın evidir, sizin mülkünüz değildir. zevceniz bir geceyi bir mescidde geçirirse boşanmış olmazsınız..."

    çare bulunmuştur.
    harun reşid'in eşi bir gecesini camide geçirir ve böylece boşanmaktan kurtulurlar.

    lakin böyle durumlar için başka bir çare bulunmalıydı.
    her zaman böyle kolay çözülemeyebilirdi bu durum.

    işte bu çözüm arayışları neticesinde "hülle" sistemi bulundu.
    birisi 3 kez "boş ol" dediği karısıyla yeniden nikahlanmak istediğinde para karşılığında başka bir adamla 1 günlüğüne karısını evlendirecek ve daha sonra o evlenen kişi de kadını "boş ol" diyerek boşanacak ve eski koca tekrar karısı ile evlenebilecekti.
    işte bu çare ile para karşılığında günübirlik hülle nikahı kıyan bir meslek ortaya çıktı;
    hüllecilik...

    ne var ki bu hülle nikahının sakıncaları da vardı.
    islamda nikahın geçerli olabilmesi için 3 ay içinde zifaf şartı vardır, aksi takdirde nikah akdi kendiliğinden ortadan kalkar.
    yani bu hülle nikahlarının geçerli olabilmesi için hüllecinin kadınla 1 gece yatması gerekiyordu.
    bu da doğal olarak pek çok kişiye ağır geliyor ve kabul görmüyordu.
    hatta zifaf gecesinde birbirinden hoşlanan hülleci ve hülle nikahı kıyılan kadınlar görülmeye başlamış, bunlar hülle nikahlarından vazgeçmemişler, ayrılmayı reddetmişlerdi. bu şekilde hülle yoluyla kadın alarak boşamayanların sayısı artmaya başlamıştı.

    bazen de kadın istemediği halde, hülleci sırf daha fazla para almak için eski kocaya şantaj yapar, boşanmak için anlaşılanın 3-5 misli para isterdi.

    bu tip durumların artması üzerine hülleciler, yaşlı ve hatta kör olan erkeklerden seçilmeye başlanmıştı.
    böylece hüllecilik mesleği körler arasında yaygınlaşmaya başladı.

    osmanlı'da hülleci esnafı diye bir esnaf tarifesi vardı. hatta bunların loncaları dahi mevcuttu.
    beyazıt'taki devlet kütüphanesinin yanında sahaflar çarşısına bitişik eski beyazıt külliyesi imareti'nin üst katı bu hülleci esnafının lokaliydi.

    hülleciler beyaz elbise, beyaz cübbe giyer, beyaz sarık takar ve burada müşteri(!) beklerlerdi.
    https://i.ibb.co/n8gtvcn/azr.jpg

    birisi hülle nikahı için başvurduğunda sırası gelen giderdi.

    hülleci esnafının bir kethudaları vardı.
    bütün hüllecilerin kazancı bu kethudada birikir ve hepsine eşit şekilde pay edilirdi.
    hülleci kethudası hülleciler arasında en yaşlı olan kişiden seçilirdi.

    hülle nikahı kıyılacak hülleci iş bu şartlar altında buradan araba ile alınır, hülle yapılacak kadınla nikahları kıyılır, gerdeğe girerken de "sadece bir kere aman ha" diye kendisine tembihte bulunulurdu...

    hüllecinin yaşlı olmasına dahi güvenmeyen bazı aileler de hülleci gerdeğe girerken kadına el sürmemesi için ekstradan hülleciye para verirdi.
    https://i.ibb.co/czyxvbr/h-lle.jpg

    hüllecilikte nikahın tamamlanması için hülle nikahı kıyılan kadınla gerdeğe girip aynı odada 1 gece kalması ve kadının eline elini bir kere sürmesi yeterliydi. böylece teknik olarak hülle nikahı tamamlanmış, allah da kandırılmış(!) oluyordu.

    hülle nikahı bir aldatmacadan ibaret olup islam dininde yeri yoktur.
    zira önceden boşanmak maksadıyla yapılan bir başka nikah olan muta nikahı dinen caiz olmayıp hükümsüz ilan edilen bir nikahtır.

    buna rağmen hülle nikahı dediğimiz nikah abbasiler döneminden beri yüzyıllarca yapılmış, ülkemizde hülle nikahı ve hüllecilik medeni kanunun kabulunden sonra tamamen ortadan kalkmıştır.

    sevgili arkadaşlar.
    işte insan tarihini bilir ve okursa günümüzde cumhuriyet rejimi'nin ve cumhuriyet'in özellikle kadınlara verdiği imkan ve hakları daha iyi idrak edebilir.
    bunları özellikle islami bir yaşam arzu eden ve şeriat düzeninde yaşamak isteyen kadınlar okursa ve bu kadınlara bu gerçekler okutulup öğretilirse onların da cumhuriyet rejimine ve atatürk devrimlerine bağlı olması sağlanabilir.

    hangi kadın bu muameleye tabi olmak ister?
    o halde aklın yolu bir değil mi?

    edit: imla.
1 entry daha