şükela:  tümü | bugün sorunsallar (6)
29371 entry daha
  • corona günlerinde birçok kişi eski sevgilisine sarmış durumda. bu konuda bazı düşüncelerimi paylaşayım.

    öncelikle yalnız kalmak neden düşüncelerimizi arttırıyor?
    eskiden düşüncelerin özel bir noktada olduğu düşünülürmüş fakat gelişen nörobilimle bu noktaların bile beyinde çeşitli bağlantılarla birleştiği biliniyor. beyin ise boştayken mevcut en son kötü olayı hatırlama eğilimine girerek, güçlü nöron ağları kuruyor. "düşünmeyeceğim" diyerek engelleme şansınız pek yok hatta buna daha fazla enerji harcıyorsunuz. beyinde nöronların bağlantılar kurmasına öğrenme deniyor ve nörofizyolojide hebb kuralı ile açıklanıyor.

    kısaca o kişiyi düşünürseniz devamlı yeni bağlantılar kurarsınız. bu ağları zayıflatmak için başka bir işe ya da işlere kanalize olmanız gerekir. ayrılık yüzünden oluşan major depresyon durumundan bahsetmiyorum, o durum farklı. şurada kötü hatıralarla ilgili birkaç makale mevcut:
    ref: https://www.livescience.com/…l-memories-linger.html

    süreç nasıl işliyor? tedavisi var mı?
    uzun süreli hafıza yanıltıcı olabilir. her çağrışımızda farklı anlamlar yükleyebilir, abartabilir ya da çarpıtabiliriz ki bunda yeniden yapılandırma deniliyor. kötü anıları tekrar çağırdığımızda norepinefrin salgılarız ve titreme, kalp çarpıntısı, terleme gibi tepkilerle anıları güçlendirmemize sebep olur. bir çalışmada örümcek korkusu olan deneklere norepinefrin engelleyici bir ilaç veriliyor(diğer gruba da plasebo) ve belli bir süreden sonra örümcekleri tutmaları isteniyor, herhangi bir kötü hafıza geri çağrıldığında norepinefrin salgılanmıyor ve denekler örümcekleri tutabiliyor. benzer bir ilaç travma geçiren hastalara verildiğinde de yine beyin taramasında aktifliğin azaldığı görülüyor. tabii ilaç hala gelişme evresinde...
    ref: https://www.sciencealert.com/…your-painful-memories

    genellikle bize acı veren olayları tamamen unutmak yerine hatırlayıp, üstüne düşünüp, bunu çözmemiz gerekebilir. bir araştırmada kişilere bir çok fotoğraf gösterip, bazılarını hatırlamayı, bazılarını unutmayı denettiriyorlar. fmri ölçümlerinde unutma esnasında beyinde daha fazla aktivite olduğu görülüyor.
    ref: https://www.sciencealert.com/…euroscientists-reveal

    bilimsel birkaç atıftan sonra konumuza dönelim:
    biten ilişki ardından bir erkeğin/kadının yapacağı en büyük hata tekrardan inanmaktır. (erkeklerin %80'ni bunu yapar.) aslında büyülü bir cümleyle o kadını geri getirebilecektir. itiraf ederse, dürüst olursa o kadın onu kabul edecektir. "denersem, yeniden olur, hem hata bendeydi, benim sevgimi anlarsa geri döner" diye devamlı düşünür durur. bu mevcut anıların manipüle edilmesiyle ilgilidir. üstte bahsettiğimiz gibi anı çağrılır, o an akışkan haldeyken kişi kendinin hatalı olduğuna dair bir bağlantı kurar.

    bu dürtüden kurtulmak istiyorsanız yapabileceğiniz bazı etkinlikler mevcut ilki kişinin güçlü bir düşünceye tutunmasıdır! bilişsel terapilerde de böyledir. o kadınla neden olmayacağı üstüne net güçlü bir fikriniz olmalı ve onu hatırladığınızda bu fikri hatırlayarak anılarla ilişkilendirmelisiniz. yalnız bu sebep "gerçek" olmalıdır. örnek sizi aldattı ya da gerçekten canınızı yakacak bir harekette bulundu diyelim. o an bunu da düşünmelisiniz. bu şekilde sentezlenen proteinle bu anılar yavaş yavaş değersizleşecektir.

    belirtmem gerekir ki esas problem böyle güçlü bir neden olmadığında ortaya çıkıyor. bazen anılar gereğinden fazla abartılı hatırlanabiliyor ve önüne geçecek bir sebep bulamıyorsunuz. kötülemeye çalışıyorsunuz ama nedeniniz "gerçekçi" olmadığı için işe yaramıyor. işte bu kişiler genellikle nörolojik süreci anlamıyor ve ne denirse denilsin o kişiye ulaşıyor, ağzının payını alıyor ve daha kötü birşey oluyor. örneğin ayrılıktan 1 ay geçmiş, hayat normale dönmüş fakat bu hareket sebebiyle o 1 aylık iyileşme süreci geride kalıyor. yeni protein senteziyle anılar daha da abartılı ve işin içinden çıkılmaz hale geliyor, unutmaya çalıştığınızda ise üstte bahsettiğim gibi daha fazla enerji harcamanıza neden oluyor. resmen ışıl ışıl yanıyorsunuz.

    bazıları da tam tersi bu süreçte dayanamayıp, adi herif/kadın diye başlayan, aslında sizin ne kadar sevilmeyecek biri olduğunuz ya da sizi önemsiz gördüğü üstüne öfke dolu mesajlar atabiliyor. üstte bahsettiğim gibi bu tam olarak beynin savunma mekanizmasıyla ilgili bir süreç, olumlama değil de olumsuzlama yapılmış oluyor...
    (bkz: eski sevgiliye mail atmak)

    sizce bunu okuyan karşı taraf ne hisseder? hiç bir şey. onun kafasında çoktan ilişki bitmiş, sizin olumlu/atarlı/sinirli tavırlarınız muhtemelen onun için önemsizdir. birşeyler hissediyorsunuz diye karşı taraf da hissetmek zorunda değil. belki başta umut varken olabilir ama sonrasında farklı bireylersiniz, farklı hayatlarınız var. o bağ kopmuş durumdadır. önce bu gerçeği anlamanız gerekiyor. ardından ise boş kalmayacaksınız, o düşünceyi hatırlatıcı kaynaklardan uzak durarak kendinize odaklanacaksınız. devamlı bir şeye uğraşarak ilgili ağların zayıflamasını sağlayacaksınız.

    bunları destekleyici ilgili bir diğer yöntem:
    alfred adlerin psikanalitik tedavi yöntemlerinde de buna benzer bir yöntem bulunulur ve işe yarar. hastaya önce iyi bir anı çağırması istenir, sonra ne hissettiği sorulur. ardından canını yakan hatıranın çağrılması istenir, yine ne hissettiği sorulur, hemen sonrasında yine önceki iyi anının çağrılması istenir, kişi yine iyi hissettiğini fark eder. yani ortada kalan kötü anının önemi kalmamıştır. buradan yola çıkılarak hislerinizi düşünce ile kontrol edebildiğiniz ispatlanmış olur.

    özet olarak bu durumlar tabii ki erkekler kadar kadınlarda da görünüyor ve bitmiş, artık kurtarılacak bir şey yapmamış bir ilişkide; çaresizlik durumlarında ortaya çıkıyor. kendinizi bu dürtüye kaptırmayın, boş kalmayın ve komik durumlara düşmeyin.
6277 entry daha