şükela:  tümü | bugün
37 entry daha
  • bugün kullandığımız yazı tipleri, yani fontlar latin alfabesinin tipografi, paleografi ve kaligrafi tarihini, baskı ve kağıt teknolojisini, matbaayı, rönesansı, reformasyonu, inanç ve kültür tarihinin teknik arka planını (yani elyazması incil’leri kaleme alan kişilerin el hareketlerini, tüy kalemleri, parşömenleri, derileri vb.) içeren zengin bir tarihin ürünleri.

    bu yazıda almanca adı gebrochene schrift olan gotik yazı tipinin dönüşümünü ele alacağım. (gotlar ve gotik yazı tipi arasındaki bağlantı için bkz)
    gebrochen yazı tipi (görselde sağda) keskin köşeli tiplerin hepsini kapsayan genel bir başlık (ing. blackletter, broken type). gebrochen aslında kırık demek. yazının devamında değineceğim fraktur da latincede aynı anlama geliyor. bu „kırık“ yazı teknik gelişmeler, pratik kullanım, taştan deriye, deriden parşömene, parşömenden kağıda geçiş gibi faktörler sayesinde yüzyıllar içinde bugün kullandığımız yuvarlak (antiqua) yazı tipine dönüşüyor.

    araya bir not düşeyim:
    latin alfabesinden söz ettiğimiz için hristiyanlık öncesi pagan metinlerin yazıldığı runik harfler bu yazının konusu değil. onları da uygun bir zamanda yazmaya çalışırım. ben almanca yazıyla ilgilendiğim için ortaçağ’da irlanda’da kullanılan insular ve italya’da kullanılan beneventar yazı tiplerini de burada ele almıyorum.
    teknik açıdan runik harflerin taşlar ve tahtalar üzerine, muhtemelen büyükçe hançerler, sivri taşlar, bıçaklarla yazıldığını, bu nedenle düz çizgiler şeklinde olduğunu, dolayısıyla gotik yazıdan daha ilkel göründüğünü fark etmek lazım. yalnızca dilin, edebiyatın, yaşam biçiminin, ticaret tarihinin vb. elverişsizliği nedeniyle değil, teknik imkansızlık yüzünden de kıvrımlı, yuvarlak, eğik gibi yazı tipleri kullanılamıyordu. kıvrımları yapabilmek için daha hafif bir malzeme, yani kalem ve mürekkep lazım. bu kıvrımlı harfleri kalıcı hale getirmek için de dayanıklı bir taban lazım, parşömen gibi, hayvan derisinin iç yüzeyi gibi.

    gotik yazı tiplerine gelirsek

    kutsal roma cermen imparatorluğu’nda (bkz: cermen/@metonymics) 800-1200 yıllarında kullanılan ve sırf küçük harften oluşan bir elyazısı tipi vardı: karolingische minuskel (ing. carolingian minuscule). bu yazı tipi gotik olmamakla birlikte gotik fontların atası. almancada "karolingische renaissance" adı verilen bir dönem var: ortaçağ’ın başında karl der große döneminde kültür faaliyetlerinin desteklendiği sanatın, mimarinin, eğitimin, bilimin muteber sayıldığı dönem. karoling yazı tipi de adını buradan alıyor. (bkz: carolus magnus/@metonymics) (minuskel küçük harf demek, majuskel de büyük harf). şu linkte arkeolojik/epigrafik bir buluntudan söz ediliyor. karl der große dönemine tarihlenen ve karoling yazı tipiyle kaleme alınan bir elyazması bulunmuş.
    dikkat ederseniz, yazı tipi henüz çok da kıvrımlı değil. uzun uzun çekilmiş çizgiler ağırlıkta. yani runik üslup sürüyor diyebiliriz sanırım.
    karl der große cermen kavimlerini bir araya toplayan ve hristiyanlığı resmi din olarak kabul eden hükümdar olduğu için cermenlerin ehlileştiği ve yerleşik hayata geçtiği bu dönemde artık yazıt gibi yerleşik kültüre ait olmayan formlar terk ediliyor olmalı mantıken.

    kabaca 11. ve 12. yüzyıllarda mimari bir üslup olarak doğan gotik tarz sonradan elyazmalarına da yansıdı. böylece elyazmaları karoling tipten gotik tipe kaydı. gotische minuskel adlı bu yazı tipinin karoling’den farkı hep dik yazılması, harflerin aynı boyda ve kısmen daha derli toplu olması, ayrıca almanca eski metinleri okurken can sıkan şu s harfini ilk kez kullanıma sokması.
    kutsal roma cermen imparatorluğu da roma imparatorluğu da ticari faaliyetlerin yoğun olduğu devletler olduğu için kolay taşınabilir, anlaşılabilir, kullanışlı yazılara ihtiyaç duyuyordu muhtemelen.

    bu yazı tipini izleyen font ise textura. örneğin gutenberg'in ilk bastığı incil'in yazı tipi textura. yüzyıllarca incil’in de yazılıp basıldığı ve çoğaltıldığı tip. ortaçağ’a damga vuran yazı formu. textura’yı tüm modern gotik fontların öncülü olarak düşünelim.
    sağa eğik yazılırsa adı notula oluyor ki okunması en zor gotik yazı tipi bence.

    ortaçağ’ın sonuna doğru italya’da ortaya çıkan ve aslında textura’dan evrilen dik yazı tipine rotunda denmiş, yuvarlak gotik. renaissance döneminde en sık kullanılan gotik formlardan biri olması lazım.

    rotunda’yla aynı dönemde, özellikle ticari yazışmalarda kullanılan yazı tipi ise bastarda. bastarda'nın modernize bir formu şurada.
    eğik yazı tipiyle dik yazı tipini birleştirerek oluşturulduğu için bastarda adı verilmiş. bazı utangaç bilim insanları bu yüzden „hybrida“ da diyebiliyor bu fonta.

    15. yüzyılın sonunda johannes gutenberg’in matbaayı geliştirmesinden sonra basılabilir ve kolay çoğaltılabilir yazı tiplerine daha çok ihtiyaç duyuluyor. bu dönemden itibaren geliştirilen fontlar 20. yüzyıla dek kullanımda kalan fontlar.
    15. ve 16. yüzyıl almancası’na (frühneuhochdeutsch) hakim olan ve bu dönemlerin edebiyatının yazı fontu olan tipin adı schwabacher. yine textura’dan gelişen gotik bir yazı tipi. üstelik - yanılmıyorsam - luther incili’nin de yazı tipi.

    16. yüzyılın sonlarında artık fraktur’a geçiyoruz. 20. yüzyıla, nazi dönemine dek kullanılan yazı işte bu yazı tipi. günümüzde hala ödül töreni duyurularında, vaftiz, nikah, doğum günü davetiyelerinde, romanların giriş cümlelerinin ilk harfi olarak karşımıza çıkan yazılar hep fraktur.
    buraya kendi kütüphanemden bir örnek koyayım.
    thomas mann'ın buddenbrooks'unun 1909 baskısı. kitabın ilk sahibi de adını bir çeşit fraktur'la (kurrentschrift) yazmış. künyede ise "mit genehmigung von s. fischer verlag, berlin / copyright 1909 by s. fischer verlag, berlin / alle rechte vorbehalten" yazıyor.

    görsel

    görsel

    görsel

    fraktur’un el yazısına uyarlanan biçimi kurrent. kurrent’lerin en bilinenleri ise sütterlin ve offenbacher. naziler 3 ocak 1941'de yasaklayana kadar kullanılan yazı tipi.

    bu yazıda gotik yazı tipinin ana hatlarını ele aldığım için atladığım çok fazla ayrıntı var. örneğin unzial gibi, capitalis gibi, inkunabel gibi. ayrıntıları da belki zamanla yazarım.
2 entry daha