şükela:  tümü | bugün
9 entry daha
  • yazık olmus bir film. bir iki ajitasyon dışında hiçbir duygu uyandırmayı başaramıyor. hatta bunu denemiyor bile sanki. dramatik yapı yok, kendimizi icinde hissedecegimiz hicbir gercek catisma yok filmde. kendi icinde cozulup biten kucuk baloncuklari saymazsak. zaten nazım hikmet baştan sona yüzünde güller açan bir sevgi adamı olarak resmedilmiş. bu yetkin dikincilerin suçu değil elbette, elinde hiç malzeme yok ki adamın...

    nazim hikmet hakkinda bir film yapilir da icinde nasil catisma olmaz?

    --- spoiler ---
    piraye ile cok catistiklari dile geliyor filmde ama bunun söylendiği noktaya kadar sadece birbirine yaşlı gözlerle gülümseyen sonsuz aşık bir masal çifti görüyoruz. sonrasında da yok su otelde kalsin yok bu otelde kalsin uzerinden bir catisma, ha tabii bir de münevver ortaya ciktiktan sonra olusan ask ucgeni durumu var ama öyle kopuk ki, o noktaya nasıl gelindi, neler yasandı, neler hissedildi, nazım hikmet bu iki kadının arasında nasıl kaldı, hiçbir duygusal ipucu yok.
    --- spoiler ---

    acaba diyorum, sadece varolan anektodlara dayalı bir film yapma kaygısından mı oluşmuş bu durum? ama sinema bu değildir ki... yasanmis olaylari ardarda dizerek bir film yapamazsınız. senaryo dediğimiz şeyin kendi yapısı, başı, sonu, dönüm noktaları vardır. senaryoyu önceden varolan bir malzemeye 'dayandırabilirsiniz' ancak. aynen alıp arka arkaya dizdiğinizde bu sinema değil, başka bir şey olur... film bu haliyle bir ortaokul dönem ödevine benzemiş.

    keşke nazım hikmet ile ilgili düzgün bir metin üzerine yeni bir film çekilse ve yine yetkin dikinciler oynasa... bu hali çok yazık olmuş.
52 entry daha