şükela:  tümü | bugün
21 entry daha
  • 2018 uluslararası konut kanunu'na göre, taban alanı (haliyle asma katlar hariç) 37m2'yi geçmeyen yapıya verilen isimdir. böyle yapıların tasarlanmasıyla da "tiny-house movement" (small-house movement olarak da biliniyor.), türkçe ismiyle "küçük ev hareketi" oluşagelmiş. peki nedir bu "küçük-ev hareketi"? wikipedia'da yazdığına göre, sade yaşamayı destekleyen mimari ve sosyal bir harekettir. sürekli "en büyük, en lüks, en yeni"nin rağbet gördüğü bir dünyada asıl ihtiyacımız olanın yıllarca kredi borcunu ödeyeceğimiz kocaman bir ev değil de her bir alanını kullanabileceğimiz bir "yuva" olduğunu idrak etmemize imkân sağlayan şahane bir oluşumdur. tabii, minimalizm akımıyla da bir miktar ilintili olduğunu söylemek mümkün; ama her küçük evi (tiny house yerine "küçük ev"i kullandım. aynı isimde bir dizi varmış yıllar yıllar evvel, annem bahsetmişti.) olan kişinin minimalist olduğunu iddia etmek pek doğru olmaz.

    yanlış hatırlamıyorsam, yıllar evvel lisans okurken bu evlerle tanışmıştım. minicik halleri pek de hoşuma gitmişti; ama nedense hiç üzerine kafa yormamış, hiç bu evlerden birinin içinde yaşama hayalini kurmamıştım. geçtiğimiz ay, youtube bir şekilde daire kanalının videolarını önerdi. "aa, ev tasarlamışlar, fena da olmamış; ama çok lüks bunlar." diye düşündüm. iki mimarın tasarladığı minik evin videosunun tamamını izleyip birkaç videoya atlaya atlaya baktım. sonra, youtube never too small kanalının videolarından birini önerdi. bu kanaldaki videolar bana daha çok hitap ediyordu zira küçük alanların dönüştürülmesini görmek hoşuma gidiyordu. sonra, yine youtube'un önerisiyle bu videoya denk geldim. ta tam! bryce langston'ın living big in a tiny house kanalı ile bu şekilde tanışmış oldum. (aslında living big in a tiny house başlığına mı yoksa buraya mı yazsam diye de düşündüm; ama buraya yazmanın daha doğru bir tercih olacağına karar verdim.) hemen her gün yemek yerken bu kanaldaki videolardan birini izler oldum. öyle çok yaratıcı fikirle karşılaştım ki "neden olmasın?" diye düşünmeye başladım, "neden benim de 'küçük ev'im olmasın?" eveeeet, bir bu eksikti! aslında doğru söz şu olacak: "tam da aradığım şey!". henüz kanaldaki tüm videoları izlememiş olsam da izlediklerim arasından beğendiğim bazıları şöyle:

    - buradaki videoda, florence'ın tasarımını çokça beğendim. kuzeniyle beraber yapmışlar. bazı nesneleri de ikinci el olarak satın almış. duştaki şahane fikre de bayıldım! 15000 pound gibi bir tutara mal olmuş.

    - bu küçük ev, sabit bir yerde durmasından ziyade gezebilmesi için tasarlanmış (this one's been built to travel.). tasarımını oldukça başarılı buldum!

    - yine bir diy* projesi olan buradaki küçük evi de beğendim. depremden sonra evlerden kurtarılmış malzemeler kullanılmış. malzemeleri dönüştürüp yeniden kullanılabilir hale getirmek beni benden alıyor. kırkyama* gibi bir şey oluyor; ama rastgelelik değil de bir uyum ve ahenk var. tabii, bu tarz malzemeler evdeki "yer duygusu"nu daha çok hissettiriyor.

    - burada da başka bir diy projesi var. çalışma masasına dönüşen bir dikiş makinesine sahip olan ve asma kata çıkan merdivenlerinin tasarımını beğendiğim bir küçük ev. zaten küçük evlerdeki pek çok merdiven de çekmeceli, dolaplı olarak tasarlanıyor. en sevdiğim!

    - bu küçük ev de bir diy projesi. pencerelerin dış cepheden görünümünü beğendim! özellikle diy projelerini seçtim gibi oldu; ama sanırım beni en çok onlar etkiledi.

    - bu videoda, beş kişilik bir ailenin bile küçük eve sığabildiğini görüyoruz. tercih meselesi elbette; ama tasarımlarını oldukça beğendim.

    - burada da modern bir küçük ev örneği var. mutfaktaki pencerelerin tamamen açılması ve tezgahın adeta bara dönüşmesini beğendim!

    - bu videoda, diğer küçük evlere göre daha büyük bir küçük ev var (3x12m); ama depolama için oldukça akıllıca çözümler getirmişler. banyoyu da beğenmişim, öyle not almışım.

    - bu videoda da bir ağaçta küçük ev örneği var.

    - son olarak, bu da bryce ve sevgilisi rasa'nın küçük evi.

    peki neden küçük ev benim "tam da aradığım şey"? öncelikle; pratik depolama çözümlerine ve birden fazla işlev atanmış eşyalara sahip olması, güneş enerjisinden ve yağmur/kar suyundan yararlanabilmeyi mümkün kılması, mümkün olduğunca doğa içinde konumlanması, gerektiğinde hareket edebilmesi ve normal bir eve göre çok daha ucuz olmasıyla beni ikna etti. tabii, bütün bunlar haricinde, bir evden beklentimi fazlasıyla karşıladığını düşünüyorum. ben, normal boyutlardaki bir müstakil evde yaşayabilecek kadar zengin değilim. hem öyle bir müstakil ev de bana büyük olurdu. bunun elektik faturasını, su faturasını, kullanılmayan boş odalarını da düşününce bana pek uygun olmadığını söyleyebilirim. peki ya küçük ev öyle mi? hiç de değil! her şeyini kendim tasarlarsam ve işini bilen insanlarla çalışırsam (o türkiye'de biraz zor sanırım.) o kadar da pahalı bir fiyata mal olmayacağını düşünüyorum. yıllarca bir apartman dairesine kira ödemek yerine kendi kendime tasarladığım bir evde yaşamak, kendi ruhumdan ona nakşetmek şahane olmaz mı?

    geçtiğimiz ay, doğum günümde şöyle yazmıştım:

    "- içinde kaygılanmadan çello çalabileceğim (hatta abartıp piyano da ekleyeyim hadi, kısmet.), kocaman bir ahşap masası olan, mutfak pencereleri yeşile bakan, az eşyalı, çok kitaplı, az duvarlı, çok bitkili bir evim olsun istiyorum. canım annemin elleriyle yaptığı masa örtülerini kullanabileyim artık. bazı bitkilerim sabah güneşinden nasiplerini alsınlar. iyice abartıp, kışın evin içinde bir ateş sesine de maruz kalayım, artık soba mı dersiniz, şömine mi bilmiyorum, ben ikisine de tavım. üzerinde “may your home always be too small to hold all your friends.” (“evin bütün arkadaşlarını içinde barındıracak kadar küçük olsun.”) yazan bir kartpostal var, irlanda’da kasabamsı bir yerde denk gelmiştim. (kilkenny miydi acaba?) öyle minnoş bir ev çok "hayal" geliyor; ama olsun, hayal etmek bedava. nazmie de, the holiday’deki ıris’in evini çok beğendiğimi hatırlamış. öyle bir ev hayal etmiş o da benim için. (iris simpkins ile ne çok benzeşiyoruz!)"

    burada yazan ile küçük ev yapma isteğimin de örtüştüğünü düşünüyorum. hep çatı katında yatmak istemişimdir. evin içinde ocak/şömine/soba olsun istemişimdir. pencerenin önünde oturabileceğim bir alan olsun istemişimdir. mutfağın tezgahının önünde pencere olsun istemişimdir. evimin az duvarları olsun istemişimdir. küçük alanları değerlendirmek/dönüştürmek istemişimdir. evimde gönül rahatlığıyla çello çalabileyim istemişimdir. belki minik bir bahçem, hiç olmadı ekili marul maydanozum olsun istemişimdir. bütün bu isteklerimi harmanlayarak tasarım yapabileceğimi düşünüyorum. o kocaman ahşap masayı da evin içine koyamam belki ama evin dışına bir tane atabilirim. sonra belki çocukları çağırırım ateş yakıp müzik yaparız, şarkı söyleriz. sonra çok uzun zamandır yapmadığım yemekli davetler veririm. sonra belki çiçeklerim de ben de güneşe doğarız. sonra annemle babam geldiklerinde evimin o kadar da küçük olmadığını gösteririm. ("biz gelince nerede kalacağız yaaa?" diyen annemle babama sevgiler!)

    "türkiye'de yaşayacağım kesinleşirse gayet de yaparım ben bunu!" diye düşündüm. hem hiçbir zaman gerçek olmayacağını bildiğim bir ev tasarlamak yerine olma potansiyeli yüksek bir ev tasarlamak daha gerçekçi ve daha heyecanlı geliyor. üstelik bu ev de çevreci olacak, güneş ışınlarından yararlanacak, yağmur suyunu kullanacak, mümkün olduğunca doğa içinde konumlanacak, konumlandığı yeri değiştirebilme özgürlüğüne sahip olacak. (türkiye'deki karavan koşullarını bilmesem de olabilirmiş, neden olmasınmış?) tek yapmam gereken, buna biraz zaman ayırmak. sketchup becerilerimi yeniden ortaya çıkarabilirim. hem belki revit öğrenirim. ve tabii önümüzdeki 5 yılda yapılacaklar listeme de "kendi küçük evimi" de eklerim! ağaç kokan, kırmızı perdeli, mavi tencereli bir ev de olabilir bu! küçük ev de olsa dans edecek bir alanımın da olması gerekiyor tabii. bunu da hesaba katacağım, evet.

    peki, türkiye'de böyle bir ev yapmak mümkün mü? buradaki videodan (bu video izlediğim en berbat küçük ev tanıtımı yapan videoydu. bence olmamış. ama teknik bilgiler için tam da link verdiğim yerden izleyebilirsiniz.) anladığım kadarıyla türkiye'de böyle yapılara izin veriliyor. neticede ev değil de karavan olarak, taşıt olarak geçtikleri için bu minik evlere de taşıt muamelesi yapılıyor. ben öyle anladım.

    her ne kadar türkiye'de çok fazla örneğe denk gelmesem de türkiye'deki mentaliteyle yurt dışındaki mentalitenin de biraz farklı olduğunu gözlemledim. türkiye'deki küçük evler daha ziyade "dağ evi" yahut "yazlık" niyetinde kullanılırken yurt dışındaki benim denk geldiğim örnekler uzun süreli yaşamak için tasarlanıyor. [türkiye'deki örneklerden birine de buradan ulaşmak mümkün. küçük ev ilgimi çektikten sonra, daire'nin bu videosunun da tamamını izledim; ama bu video ve evin tasarımı o kadar da ilgimi çekmedi. bryce'ın evini ziyaret ettiği kişilerin evlerini tanıtım biçimleri ve evleriyle kurdukları ilişki daha sıcak geldi. bu evde onu pek hissedemedim.] bu yüzden de yurt dışındaki evlerde tasarıma daha çok önem verildiğini ve evdeki her bir alanın kişinin kullanımını kolaylaştıracak biçimde tasarlandığını yorumladım. yurt dışındaki örneklerden izlediklerimin pek çoğunda evin kullanıcıları evi kendileri tasarlamış ve tasarım sürecinde ikinci el eşyalar kullanmış. yurt dışındaki insanların çoğu yıllarca süren ev kredisi ödemek yerine küçük ev yapmayı tercih etmiş. üstelik seçtikleri araziler de genel olarak doğayla iç içe olmalarını sağlayan yerler. bir taşla çok kuş vurmuş olabilirler. ben de onlar gibi bir taşla çok kuş vuracağım. kuş vurmak da değil de işte, küçücük evimde kocaman yaşayacağım!

    küçük ev tasarlamayı/kullanmayı düşünenlerin "living big in a tiny house" kanalına göz atmalarını öneririm. biraz reklam yapmış gibi oldum; ama bryce çok çeşitli seçenekleri bir arada sunmuş. evlerde yaşayan insanların deneyimlerini dinleyip her bir kullanıcının çeşit çeşit önceliği olduğunu görmek de kişinin fikir edinmesini sağlıyor. bir de, türkiye'de tasarım yapan bir firmaya denk geldim. kendileriyle herhangi bir alakam yok. ileride bakmak için sitelerini not ettim. merak edenler olursa buraya da bırakayım: vagoon house

    sanki yarın inşa edecekmişim gibi düşünmeye, kafamda yerleşim planı* oluşturmaya, hatta kafamdakini taslak olarak çizmeye başladım. en son böyle heyecanlanarak ne zaman bina tasarladım? sanırım 8 yıl evvel. ne çok olmuş? çelloyu her yere taşıdığım için "kaplumbağa gibi evini sırtında taşıyorsun." diyordu nazmie. eğer bu hayal gerçek olursa bu kez sahiden de evimi sırtımda taşıyor olacağım! ne çok pollyanna, ne çok romantiğim değil mi? olsun. pollyanna olan taraflarımın filizlenmesine çok ihtiyacım var. bu hayal de hızır gibi yetişti. uzun zamandır hiçbir şey için bu kadar heyecanla kafa patlattığımı hatırlamıyorum. bazı şeylerin hayali bile çok güzel. o yüzden, neden olmasın?

    düzeltme: yazım yanlışı, anlatım bozukluğu, hede ekleme.
18 entry daha