şükela:  tümü | bugün sorunsallar (7)
32116 entry daha
  • hiç evrim'in üretilen sanat eserlerine, özellikle tablolara etki edebileceğini düşündünüz mü?

    içinde türkiye'nin de buluduğu ve sanat - evrim ilişkisi üzerine yapılmış çok önemli bir çalışmayı sizlere anlatacağım. türkiye'nin en çok istediği ve en çok istemediği tabloyu da aşağıdaki metinde bulabileceksiniz.

    bundan 30 sene önce komar ve melamid adında iki ressam kendilerine şu soruyu sordular:
    -insanların en çok istediği ve en çok istemediği tablolar ne olabilir?

    bu amaçla, most wanted painting adındaki tabloyu çizebilmek için amerika ve içinde türkiye'nin de bulunduğu 9 farklı ülkede (finlandiya, türkiye, portekiz, izlanda, kenya, rusya, ukrayna, fransa, çin) ayrı ayrı 1000 kişiye şu üç soruyu sordular:

    1) en sevdiğiniz rengi seçmeni gerekirse hangisi olurdu?
    2) eviniz için resim, fotoğraf seçerken geleneksel mi yoksa modern mi yaklaşıyorsunuz?
    3) tablolarınızda aslan, leopar, fil, zürefa gibi vahşi hayvanların mı olmasını istersiniz yoksa kedi, köpek, kuş gibi hayvanları mı tercih edersiniz?

    bununla birlikte genel itibariyle de istedikleri tablolar hakkında yorumlar yapmaları da istenildi. keskin şekiller mi, belirli motifler mi, dış manzara mı yoksa iç manzara mı tercih ettiklerini de belirtmelerini istediler. sonuç olarak ortaya çıkan eser tam olarak bu oldu. evet, insanların istekleri doğrultusunda anket sonucuna göre çizdikleri bu yağlı toblaya da america's most wanted painting* adını verdiler.

    söz konusu tablonun özellikleri nedir?
    1) özel bir ağacın olması,
    2) güven veren tarihi bir figürün bulunması*,
    3) hipopotomun bulunması,
    4) geyiklerin tercih edilmesi,
    5) dış mekan olması, savanalara benzemesi, saklanılacak kayalıkların olması,
    6) bir su kaynağının olması,
    7) manzaraya bir sığınaktan bakıyormuş gibi olmamız,
    8) çocuk ve kadınların bulunması.

    tabi aynı anketin içerisinde amerika ve 9 ülke için least wanted painting* çalışması da yapıldı. amerika'nın en az istediği tabloyu da buradan görebilirsiniz.

    söz konusu olan tablonun özellikleri nedir?
    1) şekillerin sivri olması
    2) renklerin kırmızı, gri ve sarıdan ağırlıklı olması,
    3) motiflere bakınca bir sıkıntı halin oluşması,
    4) geometrik bir şekile atıf olması (net üçgen)

    şimdi sıkı durun, asıl konuya geliyoruz. yukarıda da bahsettiğim gibi 9 ülkede daha yapılan bu çalışmanın sonucunda, ilgili ülkelerin de türkiye dahil olmak üzere tercihleri linkteki gibi olmuştu. yani ankete katılan herkes ezici çoğunlukla birbirlerinden habersiz olarak aynı tercihi yapmışlar.

    gördüğünüz gibi 9 farklı ülke, 9 farklı coğrafya, 9 farklı iklim ve 9 farklı kültürün tercih ettiği tabloların renkleri, dokuları ve hikayeleri aynıyken; tercih etmek istemeyecekleri tabloların da ana fikirleri aynı. yukarıda madde madde belirtilen özellikler kenya'da yaşayan bi insan ile, izlanda'da şehirde yaşayan bir insan için yüzde yüz paralellik gösteriyor. zevkler ve renkler tartışılmadan aynı sonuç ortaya çıkıyor.

    tam bu noktadan sonra bu çalışmanın farkına varan ve bilişsel evrim'i araştıran evrim teorisyenleri devreye giriyorlar; sanatçı iç güdümüze etki eden faktörlerin nasıl genlerimize işlendiğini bu ortak özellikleri ele alarak açıklamaya çalışıyorlar:

    1) özel bir ağacın olması,
    -afrika savanalarında atalarımız on binlerce yıl boyunca sürekli ağaç aradılar. ince dallı, gölgei geniş ve kolay tırmanılabilen ağaçlar bizi her zaman güvende hissettirdi. gelin bu ağaca bir göz atalım. sizde ilk olarak uyandırdıkları nedir? gözünüzü kapatın ve düşünün. araştırmacılar, çocuklar da dahil olmak üzere yaptıkları çalışmada bu ağaçlara bakınca ilk olarak tırmanma duygusunun *kamçılandığını, aslanın akıllara geldiğini ve ağaca çıkıp etrafı keşfetmek istediklerini ortaya çıkartmışlardır. çünkü bu on binlerce yıl boyunca yaptığımız bir eylemdi.

    2) güven veren tarihi bir figürün bulunması*,
    -kabile şefinin olması her zaman güven verir.

    3) hipopotomun bulunması,
    -size tehdit oluşturamayacak bir vahşi hayvanın bulunması bize afrika'yı hatırlatır.

    4) geyiklerin tercih edilmesi,
    -geyik av hayvanı olarak oldukça iyi bir besin kaynadığıdır.

    5) dış mekan olması, savanalara benzemesi, saklanılacak kayalıkların olması,
    -niçin iç mekan seçilmedi, kayalıkların olması tamamen saklanma duygusunu kamçılar ve yeşil savanalar bizim geldiğimiz yerdir.

    6) bir su kaynağının olması,
    -su, hayattır. tarih öncesi yapılan bahçelerde hep su yolları, su fişkiyeleri yapılmıştır. sadece roma'da bini aşkın çeşme vardı. günümüze yalnızca beş tanesi ulaştı. suyu gören evler bu yüzden pahalıdır. göl dde olsa deniz de olsa kanal da olsa suyun yanı başında bir şeyler içmek ve yemek her zaman huzur verir.

    7) manzaraya bir sığınaktan bakıyormuş gibi olmamız,
    -bir sığınamız var ve kendimizi güvende hissediyoruz. çevreye hakimiz ve her şey kontrolümüzün altında.

    8) çocuk ve kadınların bulunması.
    -tanıdık ve güvendik yüzler bulmak istememiz, sosyal olduğumuz için tablomuzda onlara yer vermemiz de genetiğimize kodlanmış bir bilişsel evrim gerçeğidir.

    tüm bunlara ek olarak kenya coğrafyasıyla, izlanda coğrafyası arasındaki ortak nokta ne olabilirdi ki istedikleri tablo aynı olsun? tabi ki gökyüzü, su ve ağaçlar; tabi bir savana üzerinde!

    peki ya en az istenilen tablolar? bunların ortak özellikleri nasıl açıklanıyor?

    1) şekillerin sivri olması
    sivri şekiller her zaman silahı hatırlatır. sivri şekil bir tehdit ve ölüm demektir.

    2) renklerin kırmızı, gri ve sarıdan ağırlıklı olması,
    -dökülen kanımız, kararmaya başlayan bir hava ve kurak bir çöl... atalarımızın başına gelebilecek en kötü hikaye bu olabilirdi değil mi?

    3) motiflere bakınca bir sıkıntı halin oluşması,
    -sıkıcı, basık ve bir yere sığınılmış havas verilen bu motifler sanki bir yere sabit biçimde uzun zaman bakıyormuş hissi yaratır. avcıdan saklandık ve saatlerce dışarıya çıkamadık. kapana kısıldık! işte bilişsel evrim bakış açısının güzel bir yorumu daha.

    4) geometrik bir şekile atıf olması (net üçgen ve kare)
    - bu motifler bir avcının sivri dişine, bir sürüngenin derisinin motiflerine ve dikkatli bakarsanız bir leoparın desenlerine benzer. kamufle olmuş bir yırtıcıdan daha sıkıntılı ve istenilmeyen ne olabilir?

    evet, buraya kadar okuduysanız, küçük bir özet geçelim,
    bilişsel evrim binlerce sene boyunca bizimle yaşayan ve bizi hayalet gibi takip eden davranışlarımızdan oluşur. bir oyun parkına girdiğiniz zaman kız çocuklarının tırmanma oyunlarını, erkek çocuklardan daha fazla oynaması bir tesadüf değildir. çünkü dişilerin ağaca tırmanma becerileri binlerce yıl boyunca erkeklerden daha fazla olmuştur. bunu erkeklerin ayak morfolojisine bakarak anlayabilirsiniz (kaynak). çünkü korunmasız olan dişi atalarımız, binlerce yıl daha ağaçlara tırmanmaya devam ettiler. bu yüzden de üç-dört yaşındaki kız çocukları genelde yataklarının altındaki (alttan gelen tehlike) canavarlardan korkarken; erkek çocuklar dolapta saklanan (yandan gelen tehlike) canavarlardan korkarlar (kaynak).

    savana hayaletimize bilindik bir örnek daha: trafikteyken önümüzdeki aracın "dur" ve "dikkatli ol" farları birbirine tam simetrik ve disk biçimde yerleştirilmiş bir çift yırtıcı gözünü andırır ve aniden parlar. bu, sizin sürüngen beyninizde* etki bırakır ve takip mesafeinizi korumanızı tetikler. istemsiz bir dikkat sağlar.

    çocuk yaşımızdaki davranışlarımızdan tutun da hayatımızdaki ufak detaylara kadar bizi etkileyen savana hayaletlerimizölene kadar bizimle olacaktır. geçmişten gelen ve genimize kazınan "bu hayaletler" hiç şüphesiz ki sanatçı iç güdümüze, düşünme biçimimize ve stres altında kaldığımız anlardaki davranışlarımıza da yön verecektir. yoksa coğrafyasında hiç yılan bulunmayan insanların ya da hayatında hiç sürüngen görmemiş minik kemirgenlerin korktukları ve iğrendikleri tek ortak hayvan nasıl yılan olabilirdi?

    buraya kadar sabırla okuduysanız, teşekkürler. bu yazıyla beraber; baktığınız ve etkilendiğiniz tabloları bir de bilişsel evrim gözüyle incelerseniz, okuduğunuz edebi metinlere bu gözle bakarsanız ya da gerçek hayatta karşılaştığınız ufak detayları bu gözle yorumlarsanız yazıyı amacına ulaştırmış olacaksınız.

    kaynaklar ve meraklısına notlar

    üst edit:
    hipopotam'ın tehlikeli olduğuyla ilgili bir kaç mesaj okudum ve bilgiyi buraya yazmak istiyorum:
    hipopotaminsan için tehlikeli değildir. bölgesini savunur, etobur değildir ve hiç bir zaman bizim avcımız olmamıştır. bölgesi belli olan bir tehlikeye karşı korku duymamak son derece doğaldır. doğada bir canlıyla karşılaştığınızda, canlıyı direkt olarak etkileyen ilgili iki önemli soru sorarsınız: "bu canlı neyi yer?" ve "bu canlıyı kim yer?" hipopotam, insanlık tarihi için iki sorunun da cevabı değildir. grup halinde bir taktikle üzerine gelen aslan ya da yerini bilemediğin leopar, çıta ve yılanların yanında, hipopotam sizi güvende hissettirir. ama turizm için gidip, hippopotamların dibine yaklaşıp fotoğrafını çekersen ya da para ve ego için avlamaya çalışırsan, bu agresif hayvan tarafından öldürülürsün. bilinen ilk hippo avcılığı antik mısır'da, m.ö 4000'lü yıllara denk gelmektedir. yani şunun şurasında maksimum 6000 yıllık (evrim için çok kısa bir süre) ve avcı olduğumuz bir geçmişten bahsediyoruz.

    bu yazıyı yazarken temel fikirlere ve çalışmalara yılanlar, gündoğumları ve sheakspare adlı gordon h. orians'ın kitabında rastladım.
    -komar ve melamid'in yapmış olduğu çalışmanın ve anket sonuçlarının tüm detaylarını bu linkten görebilirsiniz.
    -yine komar ve melamid'in yazmış olduğu ve tüm sonuçlarını açıkladı painting by numbers: komar and melamid's scientific guide to art adlı kitaba mutlaka göz atmak gerekiyor.
    -dennis dutton'ın oxford üniversitesi'nde yayınladığı bu makalede bilişsel evrimin sanat üzerine etkisi özet geçilmiş ve bol alıntılı bir çalışmadır.
    -detaylı bir sanat ve evrim temalı, melamid ve komar'ın çalışmasını analiz eden bol alıntılanmış bir makale : dissanayake, ellen. "komar and melamid discover pleistocene taste." philosophy and literature 22.2 (1998): 486-496.
    -yine dennis dutton'ın yazdığı çok önemli bir eser: the art instict: beauty, pleasure and human evolution
    -sanat bir adaptsyon mu yoksa sonradan öğrenilen bir olgu mu? buradaki makale özet geçmiş.
    -stephen davies'in the artful species: aesthetics, art, and evolution adlı kitabına da bu konuyla ilgili göz gezdirmek gerekir.
277 entry daha