şükela:  tümü | bugün
8 entry daha
  • diskin üzerinde toplam 45 tane (her bir işaret için bir tane) damga kullanılmış. işaretler diskin üzerine iyi bir planlama ile yerleştirilmiş. ne anlattığı çözülmüş değil. bulunmuş bir benzeri (henüz) yok. diskteki semboller elle kazınmamış, bu damgalar kullanılarak baskı yapılmış.

    günümüzden yaklaşık 3700 yıl önceye tarihlenen dünyanın bu ilk basılı belgesinin neden akdeniz’de bir matbaa sürecini işaret etmediği mevzusu ise şöyle:

    faistos diskinde yer alan sembollerin heceleri temsil ettiği düşünülüyor. dildeki tüm hecelerin baskı malzemesi olarak kalıplara dökülmesinin, bu kalıpların da dönemin ilkel metotlarıyla elle yapılmasının ne denli meşakkatli bir süreç olacağını hayal edin. harflerin damgalarının yapılması, heceye oranla bin kere, bin beş yüz kere pratik. ama harf dediğin alfabe demek. alfabe dediğin logogramdan fersah fersah ileride bir dil (ve düşünce) gelişmişliği demek. mö. 1700’de girit’te ne arasın.

    damgalar kilin üzerine basılmış, kâğıda değil. kile göre çok daha kullanışlı bir madde olan kâğıt girit’te yok (hiçbir yerde yok; icadına daha on altı yy. var). kile baskı nasıl yapılsın.

    seri baskı yapacaksan kalıplarının dayanıklı olması gerek. dayanıklı olması için metalden yapacaksın damgalarını; bu da o sırada girit’te (ve yüzlerce yıl daha dünyanın hiçbir yerinde) olmayan bambaşka bir teknoloji gerektiriyor: metal işleme teknolojisi (o bildiğimiz matbaalarda harfler ve kalıplar kalay-çinko-kurşun alaşımı, pirinç alaşımı, bronz alaşımı falan filanla yapılıyormuş).

    daha bunun mürekkebi var, yazını var, kültürü var, oralara gelmedik bile. ortada matbaayı düşündürecek bir durum yok özetle. gayet unique ve özel bir disk faistos diski.

    (director’s cut: diski icat eden insanı düşünelim şimdi. kentin kuzeyinde (sıcağı ve denizi çok sevmiyor) yaşayan bir adalı. adanın sınırlı sayıdaki okuryazarlarından, pek muteber biri. bütün yazdığı alacak verecek notları olduğundan, bunlar da keçiden koyundan ne bileyim incirden duttan ibaret olduğundan, aynı şeyleri yaza yaza usanmış ve bir gün yazmak yerine basmak fikrini bulmuş. çok parlak di mi. âlâ! ama hani garibimin kâğıdı mürekkebi, hani garibimin baskı makinesi toneri? icat, icat edenle bitmiyor ki biraz da toplum lazım, uygarlık lazım; biraz da dönem lazım, çağ lazım. insana öncül lazım ardıl lazım. ayol insana şans da lazım. kimse bana “ben yanlış çağda/yanlış yerde doğmuşum demesin bundan sonra. adalım garibanım. çok romanı yazılacak tipte bir yalnızmışsın yalnız.)
3 entry daha