şükela:  tümü | bugün
8 entry daha
  • festivalde gösterilen bir belgesel.
    paris j’etaime’deki öykülerden birinin uzun hali... muhteşem bir 2 saat.
    bir kere mezarlıkta geçiyor.. proust, chopin, modigliani, sanat, sonsuzluk üstüne... gayet açık büyüleyici olacağı.
    klasik müzik çalarken proust ve ölümsüzlükten bahsediliyor...üstelik fransızca. daha ne olsun.
    tek ufak nokta: son sahnesi hakikaten morrison’ın mezarı ile tek karede bitmeliydi.
    insanın içine işleyen bir belgesel olmuş.. (seneler önce aynısını aşiyan mezarlığı için düşünmüştüm, orhan veli, cansever, asaf dizeleri, tezer özlü, tanpınar cümleleri, münir nurettin selçuk müzikleri.. ama belgesel olarak tasarlamamıştım ben. iki kişinin tepede başlayıp kıyıda biten ve mezarlıkta geçen öyküsünü anlatmaktı düşüncem. iki kişinin tepede başlayıp kıyıda biten... tamamı mezarlıkta geçen öyküsü işte...yapılmış diyerek bir çizik daha atıyorum bir düşüncenin daha üstüne...)
    mezarların başlarındaki insanların genelde kadın oldukları büyük bir mezarlık zaten hayat da... çiçek suluyoruz şarkı söyleyerek, ağlayarak taşların başında...
19 entry daha