şükela:  tümü | bugün
143 entry daha
  • muz cumhuriyetinde yaşadığımızın kesin kanıtlarından biridir.

    bir kaç soru ile başlayalım.

    1. adaleti ve hukuku kanunlar yoluyla doğrudan ve açık biçimde yazmak yerine, son derece yuvarlak çeröevelerle birtakım bireysel eylem sınırlar çizerseniz adalet sağlanır mı?
    2. bu yuvarlaılmış genel geçer kaideler üzerinden yaratılan ve devletin güvenliğine dayandırılan sudan gerekçeler yaratmak, vatandaşı korumak adına değil, vatandaşı suçlamak için yasalar belirllerseniz suçlu olmayan kalır mı?
    3. köeni darbe hukuku olan bu düzenlemeyi sözde birtakım iyileştirmelerle perdeler ve aynen korur, inisiyatifi neredeyse tüm uygulamalarda birtakım bakanlıklara ve iktidara, diğer her durumda mahkeme başkanının kişisel görüşüne bırakırsanız böyle bir ülkede neler olabilir?

    cevap: böyle bir ülkede herşey olabilir, kimse de adalete güvenmez.

    akp li veya haddinden fazla toplumdan ve iktidardan çekinen mahkeme başkanları fetöcü hakimler ölçüsünde tehlikelidirler. buradaki yargısız infazı açık biçimde görüyoruz. nefret edilesi türk devlet ve mahkeme mantığının şu sorusu bu konunun kilit noktasıdır.

    " bu paylaşımı yaptığında tepki alacağını düşünmedin mi?"

    böyle bir sorumluluk bana mahkeme tarafından yüklenemez, ne münasebet? yani hiç bir birey böyle bir suçlamaya hem de mahkeme başkanı tarafından maruz bırakılamaz.
    ilkel bir ülke ve ilkel bir hukuki durum söz konusu ise ancak o zaman mahkemeler insanlara doğru vatandaşlık direktifleri verebilirler i onlara da cunta rejimi veya diktatörlük denir veya başka isimle anılan anti demokratik rejimler.

    burada resmen şeriat hukuku işletilmiştir. üstelik bu aşırı hassas şeriat hukuku da ibret olması düşüncesi ile suça iştirak etmeyen birine yönelik olarak kullanılmıştır.
    daha da ötesi camilerden müzik yapan provokasyon fiili ötü niyetli bütün hedeflere ulaşmış bu noktadaki suç ortaklığını da doğrudan devletin mahkeme başkanı sıfatıyla bir hakim yerine getirmiştir.

    zira mahkemelerin böyle bir yetkisi yok dünyanın hiç bir yerinde. ancak bizim ülked ilginçtir mahkemede sanıklara bu sorunun sorulması nereeyse gelenek haline gelmiştir.
    birilerinin buna tepki gösterceğini düşünmedin mi?
    bu polisin ve güvenlik güçlerinin işi bunu bir bireye fiile yönelik durumu paylaştığı için sormak da mahkemenin işi değil.

    burada şunu açıklığ kavuşturalım suç fiili yok ortada yani mahkeme başkanının bana hırsızlık yapınca bunun bir karşılığı olur demesi son derece gereksiz ama doğru bir şey olabilir. ama başkasının eylemini haber olarak paylaştığım için ve birileri bu haberden rahatsızlık duyduğulinç kampanyası başlattıkları için mahkeme bundan beni sorumlu tutamaz, insan olan böyle bir adalete yargı demez, yargısız infaz der. linç olgusu linç organizasyonunun bir suç fiili olarak değerlendirilmesini zorunlu tutar medeni bir hukuk sisteminde. "sen ortalığı karıştırmışsın bilader gel bakalım şöyle" anlayışı polis devletinin kabadayılık yoluyla sağlamaya çalıştığı ilkel adalet anlayışını temsil eder.

    burada sadece iki ihtimal var ve büyük bir de tehdit.

    1. hakim iktidardan çok çekiniyor ve hassas bir konu olan din ile ilgili konularda tarafsızlığını koruyamıyor, suçlayacak birini arıyor biri liçedilirken linç edenleri değil linç edileni sorumlu tutuyor.

    2. hakim bunu bilerek isteyerek bu şekilde yorumluyor elindeki yetkiyi kötüye kullanmaktan çekinmiyor ve bu yolla aynı sosyal gruba dahil olmadığı için bu kadını kendisi cezalandırıyor.

    her iki ihtimal de aynı ölçüde korkunçtur ve üçüncü bir ihtimal daha bulunmamaktadır. türkiyede adalet tek bir provokasyon yoluyla yine çuvallamış, masum bir vatandaş boş yere sonraki mahkemelerde aklanacak serbest kalacak olsa bile psikolojik darbeler yemiştir. (muhtemelen bu lkede geçireceği hayatı boyunca bundan sonra korkarak yaşayacak, asla bu topluma uyum sağlayamayacak)

    aferin benim aziz milletim ve yüce adalet anlayışı eserleriniz ile gurur duyuyor olmalısınız! hamdolsun!

    edit: bu aradacamiden müzik yayını olayını yapan kişileri bulan var mı? kim yapmış, yakalandılar mı? yok. "ama bir kız yakaladık komserim haber ilk onun tarafından paylaşılmış internette, herkes de buna bozulmu zaten suçluyu bulduk sayabiliriz!
    deliler ülkesine hoş geldiniz, suçlular insanları bıçaklayanlar dışarda dolaşıyor suç işlemeyenler haber yayını yapanlar içerde, polisler suçlularla uğraşmak suçun işlendiği yerlere girmek başına bela almak istemiyor, yolda yürüyeni duyuru yapanı çeviriyor, mahkemeler de hep bu "adaleti" (!) sıkı sıkıya gözetiyor..
127 entry daha