şükela:  tümü | bugün
  • olmaz ya, bir an için chp'nin iktidar olduğunu varsayalım. ben distopya dedim ama chp için ütopya olan o türkiye'yi hep beraber düşünelim. bunu yaparken de yalnızca chp'lilerin kendi söylemlerini kullanalım.

    yıl 2023...
    cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılmış ve televizyon kanallarının ekranlarında her yerin kırmızı ve mor yandığı seçim sonuçlarını gösteren türkiye haritaları var. chp genel merkezi'nde şampanyalar patlıyor. batıdaki "türkiye laiktir laik kalacak" sloganları güneydoğudaki "biji serok apo" sloganlarına karışıyor...

    ilerleyen günlerde, chp'nin bugün vaadettiği gibi, selahaddin demirtaş ve tutuklu diğer hdp'li siyasetçiler serbest bırakılıyor. selahaddin demirtaş hapisten çıkıp "cumhurbaşkanı ekrem imamoğlu" tarafından beğenilen siyasetini icra edip diyarbakır'a "apo" heykeli dikiyor.

    terörle mücadelede sihalar, sezgin tanrıkulu'nun dediği gibi katil ilan ediliyor ve kullanımdan kaldırılıyor. kemal kılıçdaroğlu'nun da dediği gibi dhkp'cli'ye de pkk'lıya da gidilip fikri alınıyor. terörist cenazelerine gidilip, göz yaşı dökülüyor.

    canan kaftancıoğlu'nun önderliğinde ermeni soykırımı tanınıyor ve ermenistan ile soykırım tazminatı görüşmelerine başlanıyor.

    suriye'deki türk güçleri geri çekilip, "yurtta sulh cihanda sulh" ilkesi uygulanmaya başlıyor. rahatlayan pkk/ ypg, kürdistan'ı ilan ediyor. artık güney sınırımızda suriye değil, kürdistan var. kılıçdaroğlu'nun da dediği gibi güneydoğu vilayetlerimizde özerklik tartışılmaya başlanıyor. bu tartışmanın güneydoğu anadolu bölgesinin kürdistana katılması fikri de konuşulmaya başlanıyor. kayyum atanan belediyeler hdp'li başkanlara geri veriliyor. bu belediyeler yine pkk'ya yardım göndermeye başlıyorlar. eski hükümet döneminde kopmuş olan, pkk'nın dağ kadrosu ile şehir kadrosu arasındaki irtibat tekrar sağlanıyor.

    suriyeliler, suriye'ye geri gönderilip esad güçlerine teslim ediliyorlar. suriyeli sığınmacılar büyük bir katliama maruz kalıyor ama türkiye ekonomik olarak rahatlıyor.

    üniversitelerde başörtüsü yasaklanıyor. (böyle bir şey olmaz diyenler chp'li yazarların başörtüsü başlıklarının altına yazdığı entryleri okusunlar) üniversitelere eskiden olduğu gibi solcu ve atatürkçü rektörler atanıyor. üniversite kampüslerinde yine sol örgütlenmeler başlıyor ve yine eskisi gibi okul kantinlerine pkk bayrağı asılabiliyor. sağcı ve solcu öğrenciler yine özgürce kavga edebiliyor. boğaziçi üniversitesinde pkk'lı öğrenciler "vur gerilla" marşı söyleyip halay çekebiliyorlar. fırat çakıroğlu cinayeti gibi pek çok cinayet yine özgürce işlenmeye başlanıyor.

    kamusal alanda da başörtüsü eskisi gibi yasaklanıyor. memurlar yine eskisi gibi başı açık ve ilerici kişilerden seçiliyor. orduevlerine başörtülü anneler alınmıyor ve çocuklarının yemin törenlerinde kapıda bekliyorlar.

    ordu, yine kemalist generaller tarafından ele geçiriliyor. rejim karşıtı olduğu düşünülen siyasi partiler tsk baskısı ile kapatılıyor. yerli silah üretimi yine onların zamanında olduğu gibi yüzde yirmilere geriletiliyor ve kapalı ihalelerle ülke bütçesinin üçte biri her sene batılı ülkelere akıtılıyor. ama son derece laik ve ilerici bir yapıya kavuşuluyor, değmez mi? gülü seven dikenine katlanır elbet. ancak burada hdp-ordu ilişkisinin ne olacağını hayal edemedim. sonuçta iktidarı elde tutmak için hdp'ye ihtiyacı var, hayalin burası saçma bir yere varıyor. chp'li yazarlardan yardım bekliyorum bu konuda.

    türkiye'deki bütün belediyeler chp'nin en köklü belediyesi olan izmir belediyecilik standartlarına erişiyor. bütün şehirler izmir gibi kokuyor, alt yapıları izmir gibi oluyor, çöpler izmir'deki gibi zaman aralıklarında toplanıyor.

    yine eskisi gibi, yapılan her yeni kamu binasının, sosyal tesisin, okulun,mahallenin, sokağın adı atatürk oluyor. tabi bu batı vilayetleri için geçerli, doğuda bu isim abdullah öcalan ve pkk büyükleri olarak değişiyor. (ama korkmayın zaten çok da fazla bir şey yapılmıyor)

    var olan bir milyon atatürk heykeline, bir milyon atatürk heykeli daha ekleniyor.

    gece 22:00'daki alkol yasağı kalkıyor ve alkol tüketimi zirve yapıyor. türk gençleri istedikleri kadar alkolü hem de çok ucuza tüketmeye başlıyorlar. parklar, bahçeler yine eskisi gibi sarhoş gençlerle doluyor. muhteşem laik ve ilerici bir ortama erişiyorlar. aile içi şiddet ve tarfik kazaları bir miktar artıyor ama olsun sonuçta herkes eğleniyor.

    andımız isimli şiir geri geliyor ve her sabah türk ve kürt gençleri "ne mutlu türküm diyene"diye bağırıyorlar. iktidar ortağı hdp, bu duruma tam olarak ne tepki verecek onu kestiremiyorum ama ne önemi var, sonuçta tayyip erdoğan rejimi devrilmiş, bulunur bir yolu. gerekirse sözler, güneydoğu şehirleri için "apo'nun açtığı yolda.." ve "ne mutlu kürtüm" diye şeklinde düzenlenir. bir şiir için iktidar ortakları kavga edecek değil ya.

    doğu akdeniz'deki hidrokarbon sondaj gemileri geri çağırılıp bölge ingiliz ve fransız petrol şirketlerine terk ediliyor.

    türk ordusu libya'dan geri çağırılıp bölge hafter güçlerine bırakılıyor. akdeniz'de libya ile yapılan deniz sınırı anlaşması iptal ediliyor.

    "şehir hastaneleri" kılıçdaroğlu'nun dediği üzre masraflı bulunduğu için kapatılıyor. yerine adana'daki gibi tam teşekküllü sahra hastaneleri yapılıyor. hastaneler, kemal kılıçdaroğlu'nun ssk müdürlüğü dönemindeki gibi modern bir görünüme kavuşuyor.

    toplum, artık imamoğlu'nun söylediği şekilde eşcinsel evliliklere hazır hale geliyor ve eşcinsel evliliği yasalaşıyor. chp'li belediyelerin hazırladığı afişler doğrultusunda çocuk eşcinsellerin hakları da kabul ediliyor. toplum olarak eşcinselliğe doyuyoruz. özgürlüğün verdiği sevinçle birbirimize sarılıyoruz.

    yalova'daki chp belediyesinin yaptığı ağaç katliamı bahane edilerek muhalifler sokağa çıkıp ülkenin her yerini aylarca yakıp yıkıyorlar. polise molotoflar atılıyor ama chp iktidarı olaylara müdahale etmiyor. gösterilere destek vermeyen chp'li işletmelerin camları kırılıyor, bankamatikler parçalanıyor, polis arabaları ve belediye otobüsleri yakılıyor ama chp bunu özgürlük olarak tanımlayıp sadece uzaktan izlemekle yetiniyor. muhalifler topluca, cumhurbaşkanı ekrem imamoğlu'nun annesine küfür ediyorlar ama bu da özgürlükler kapsamında kabul ediliyor. polis ve bekçiler adım başı kimlik sormuyor, kırk çeşit terör örgütü bomba koymak için en uygun yeri sokakta yaptığı istişarelerle özgürce belirleyebiliyor.

    elinde basın kartı bulunduran kişi dokunulmaz oluyor. örneğin kişi terör eylemine bizzat katılmış bile olsa basın kartı varsa yargılanamıyor. çünkü yargılanırsa "hapisteki gazeteciler" algısından çekiniliyor.

    bir çırpıda aklıma gelenler bunlar, alta siz de aklınıza gelen ilericilikleri yazarsanız chp iktidarını zihinlerimizde tamamlamış oluruz sanırım.
33 entry daha