şükela:  tümü | bugün
589 entry daha
  • -osmanlı’da bazı batıl inançlar ve büyü

    -batıl inanç dediğimiz şey, gelenek ya da adet olarak yapılan davranışlardır. kötülüklerden korunma, daha mutlu ve huzurlu olmak için bölgeden bölgeye değişen davranışlar. büyü ve batıl inanç arasındaki bağlantı da oldukça ilginç: batıl inançlar ilk kez yapıldığı dönemlerde büyü amacıyla yapılıyordu. zaman içerisinde bu büyülerin aslında etkisiz olduğu fark edilmiş ancak kültürde hala varlıklarını korumuşlardır. pek çoğunun yapılma şekliyle amacı arasında bir bağlantı kuramasak da binlerce yıllık din, kültür ve coğrafya birikimimizin bizlere mirası olduğunu söyleyebiliriz.

    -türkler büyüyü çok önceden biliyorlardı. islamiyet öncesi şamanizm inancı bu konuda çok zengindi. şamanizm’de şaman’ın ayinleri çok farklı öğeler içeriyordu. cinler, atalar, kötü ve iyi ruhlarla şaman iletişim kurup kendinden geçerdi. hastalıkları tedavi eder, gaipten gelecekten haberler verip kehanetlerde bulunurdu. çok farklı ritüeller söz konusuydu. islamiyet’in kabul edilmesiyle büyü farklı şekillere bürünmüştür. gelenekler ve adetler arasında islami kurallara göre yumuşatılmış, dinin sınırları içerisinde kabul edilebilir hale gelmiştir.

    -büyü ve batıl inançlar konusunda çok zengin bir kültürümüz var. osmanlı döneminde yaşanmış/inanılan bazı batıl inançlar ve büyülerden bahsedeceğim.

    -osmanlı devleti’nin beylik yıllarında yapılan bir büyüden bahsedeyim. 1302 yılında osmanlı ve bizans arasında koyunhisar savaşı yapılır. bu savaşı osmanlılar parlak bir zaferle kazanırlar. savaşta osman bey’in yiğeni aydoğdu bey şehit olur. savaş kahramanı olan aydoğudu bey’e bir mezar yapılır. bu mezar daha sonra türbe olur. bir süre sonra türbe atların sakinleştirmek, ehilleştirmek için getirildiği bir yer olur. atın sahibi atı türbeye getirir ve etrafında üç kez dolaştırır. türbenin olduğu bölge manevi bir havaya sahip olur. gel zaman git zaman mezarın toprağı da şifalı kabul edilmiş, sıtma hastalarına iyi geldiği düşüncesiyle mezarın toprağından bir parça alınıp hastalara içirilmiş.

    -osmanlı devleti’nin duraklama dönemlerinden bir örnek vereyim. 1774 yılında osmanlı-rus savaşı’nı sonlandıran küçük kaynarca antlaşması yapılır. bu antlaşma osmanlı devleti açısından büyük toprak kayıplarıyla sonuçlanır. ruslarla yapılan görüşmelerden sonuç alınamayınca farklı bir yol denenmek istenmiş olabilir. bir kaynağa göre osmanlı elçisi osman efendi rus elçileri antlaşma konularında ikna edebilmek için muskalar hazırlattırmıştır. bu muskalar, kırmızı kumaş keselerin içine koyulmuş, rus elçilerin geçeceği yerlere gömülmesi düşünülmüştür. muskalar ne kadar etkili olmuştur antlaşma maddelerini okuyup siz karar verin. (osman efendi’nin kim olduğu kesin olarak bilinmemektedir. nişancı yenişehirli osman efendi ya da ayasofya şeyhi yâsinîzâde osman efendi olabilir).

    -halk arasında yapılan büyüler ise genelde aile hayatı üzerinedir. karı-koca, çocuk, aşıklar üzerine belki binlerce büyü ve batıl inanç vardır. bugün bunların pek çoğu anadolu’da yaygın olarak bilinmektedir. birazdan anlatacaklarıma benzer şekilde bende bir büyü bulmuştum. gaziantep burç ormanı’nda piknik yaparken bir ağacın dalına asılmış defalarca poşetle sarılmış bir kağıt buldum. kağıdın yarısı latin alfabesi yarısı arap alfabesiyle yazılmıştı. muhtemelen sevilmeyen, belki de nefret edilen bir kişi için hazırlanmış olmalıdır. görsel

    -doğu karadeniz’de çocuğu olmayan bir kadının hamile kalması için yapılan bir büyü şöyledir: “bir kırlangıcın sol kanadı üç gün ay ışığında bırakılır. çocuğu olmayan kadının adı söylenerek, kuşun kanadı bir ocağın çevresinde yedi kez döndürülür. kırk defa “ya kâdir” denilerek ocağa üfürülür. kanadın üzerine kadının ismi yazılarak bir muşambaya sarılır. ipek iplikle bağlanıp bir kıyıya bırakılır.” bu büyünün işe yarayıp yaramadığını bilmiyoruz ancak 1850-1910 yılları arasında yaşamış bir osmanlı beyefendisi abdülaziz bey bu tür büyü ve batıl inançların bilgisizlikten meydana geldiğini söylemektedir.

    -iç anadolu’da yürüyemeyen çocuk için yapılan büyü şöyledir: “yürümesi geciken çocuğun ayağına kırmızı bir ip bağlanır. önüne çocuğun sevdiği yiyecekler koyulur. başka bir kişi yiyecekleri alıp kaçar, diğeri ise çocuğun ayağındaki ipi kestikten sonra arkadaşını kovalar.” böylece çocuğun ayağını bağlayan her neyse çözüleceğine ve çocuğun kısa sürede konuşacağına inanılırdı. yine konuşamayan ya da geç konuşan çocuklar bir camiye götürülürdü. caminin anahtarı çocuğun ağzına sokulup, döndürülürdü. böylece çocuğun daha kolay konuşacağına inanılırdı.

    -birkaç tane de muska örneği verelim. eşler arasındaki muhabbeti artırmak için bir kağıdın üzerine daire çizilirdi. dairenin dışına eşlerin isimleri yazılırdı. dairenin içine de “nisa” sûresinin herhangi bir ayeti yazılırdı. kağıt katlanır ve muşambaya sarılırdı. sarma işleminden sonra eşlerin isimlerindeki harf sayısı kadar dikiş atılırmış. bu muska yatak odasında bir yere koyulurdu ve böylece eşler arasındaki sevginin artacağına inanılırmış.

    -kurşun önleme muskası: bir kağıda hûd suresi yazılırmış. bu surenin etrafına da hadid suresi yazılırmış. ardından yirmi kez mülk suresi okunurmuş. kağıt katlanıp, muşambaya sarılarak muska oluşturulurmuş. bu muskayı taşıyan kişiye kurşun işlemeyeceğine inanılırmış.

    -doğanın mucizesi olarak görülen mıknatıs da bir zamanlar büyü ve büyüden koruma amaçlı kullanılmıştır. kastamonu il halk kütüphanesi’nde bulunan, 1714 yılına tarihlenen bir elyazmasında mıknatısın faydaları anlatılmıştır. tıbbi amaçlı kullanımından tutun sosyal hayata dair pek çok faydası olduğu söylenmiştir. örneğin: “mıknatıs olan evde dirlik olur. karı-koca arasını bozmak istersen mıknatısa sarımsak sürüp o eve gömersin; artık o evde düşmanlık, kaygı, azgınlık ve felaket eksik olmaz.” diyerek mıknatısın kötü niyetli kullanımı anlatılmaktadır. bir başka örnekte ise “eğer düşmanını dost etmek istersen bu taşın bir parçasını demir ile o kişinin evinin eşiğinde gömesin, o kişi sana dost olur.” denilmektedir.

    -osmanlı devleti’nde bu işleri meslek edinmiş, bu işten para kazanan insanlar vardı (cinciler, büyücüler, üfürükçüler). bu kişilerin dışında perilere söz geçirdiğine inanılan “karışık kadınlar” vardı. karışık kadınlar perileri kullanarak gaipten haber aldıklarını, hastalıkları öğrendiklerini söylerlerdi. genelde siyahi olan karışık kadınların çok sayıda yardımcısı olurdu. yardımcıları girdikleri her ortamda ve fırsatta ustasının değişik hallerinden, çeşitli olayları bildiğinden bahsederek ustasını yüceltirdi. bazı insanlar genelde eşler arasında bağlılık, bir hastalığın şifası gibi isteklerle bu kadınlara giderdi. gelen müşterinin adı bir kağıda yazılır, daha sonra “tütsüye koyarak” tütsülendirilirdi. kişinin korunması için senede bir kez tütsülenmesi gerektiği söylenirdi.

    entry daha iyi görmek için videoyu izlemenizi öneririm.
    yaklaşık bir yıldır tarih ve genel kültür içerikli videolar hazırlıyorum. amacım güzel vakit geçirirken bir şeyler öğrenmek/öğretmek. youtube kanalıma bakmak isterseniz buradan ulaşabilirsiniz.

    kaynakça
    • elif dülger, evliya çelebi seyahatnamesi'ndeki büyü, sihir ve falın halkbilimi açısından değerlendirilmesi.
    https://islamansiklopedisi.org.tr/buyu
    • özkan daşdemir, 18. yüzyıla ait bir risaleye göre mıknatısın dinsel-büyüsel ve tıbbi işlevleri.
    • cafer erdal, türk kültüründe büyüler (konya örneği).
    • abdulkadir sipahi, türk halk inançlarında büyü ve büyü ile ilgili uygulamalar.
    • abdülaziz bey, osmanlı adet merasim ve tabirleri.
710 entry daha
hesabın var mı? giriş yap