şükela:  tümü | bugün
1 entry daha
  • bir sıkıntı göremediğimdir.

    - deniz gezmiş bir halk kahramanı falan değildir. evet cesurdur ama sapına kadar da yanlıştır. asılmamaya gayret edeceksin...

    gezmiş ve arkadaşları ellerine silah aldılar, banka soydular, adam kaçırdılar, evet kimseyi öldürmediler ama suç işlediler. "bağımsızlık için" falan gibi numaraları bırakın, son amaç bal gibi komünizm değil miydi?

    nasıl bir oyunda "figüran niyetine" kullanıldığını farkına varamıyorsan, bırak kahramanlığı, efsane olmayı... gazoz bile değilsindir.

    - en çok nobel alamayan(!) türk yazarı yaşar kemal de türkiye'de altmışlı yıllara damgasını vuracak "köylü modasını" başlattığı ve bütün bir gençlik kitlesini etkileyip türk solunu yolundan saptırdığı için kahraman falan değildir. gariban köylüyü, ne garibanı, düpedüz kanundışı bir eşkiyayı "devrimci kahraman" yapmıştır. bu mudur halk kahramanı?

    işin suyunu çıkarıp, para kazanmak uğruna "takip ciltleri" de yazmış olmanın, rambo 2, rocky 3 gibilerden piyasaya ince memed 2, ince memed 3 vermiş olmanın utancını bir gram bile yaşamayan adam mı halk kahramanıdır?

    rahmetli mesela "roman olarak çok beğenmem ince memed'i" demişti hidayete ermeden önce... aferindi. doksan yaşına merdiven dayayınca edebiyattan anlamaya başlamıştı ama ömrü yetmedi.

    zengin ağadan alıp fakir köylüye dağıtan bir çeşit "çukurova robin hood'u"... rahmetlinin kısıtlı hayal dünyası ancak bu kadarını yazmaya yetmişti...

    - sinema sanatının evrensel ilkeleri açısından bakıldığında da, yılmaz güney filmleri de kötü yeşilçam filmleridir... kendisine halk kahramanı diyecek kişi aklını kaçırmış olmalıdır.

    kendisi adana'da bir gazinoda kavga çıkarmış ve genç bir hakimi suratından kurşunlayarak öldürmüş, adi bir katildir. suçu üstlenen bir çocuk sayesinde paçayı kurtarmış, muhtemelen mafya ilişkileri bu konuda isine yaramıştır. yilmaz güney istanbul'un haracını yiyen rizeli mafya babasının (dündar kılıç) adamlarından birisidir. kendisi sanatçıdan başka her şeye benzemektedir, sanatla alakası yoktur. belinde tabancayla mafyanın şoförlüğünü yapan sanatçı mı olur?

    ayrıca ilk 3'ün tamamını da doğuludan oluşturmak da art niyetlidir. eşit davranılmamıştır. sonuna kadar haklıdır.

    edit: deniz gezmiş hakkında yazdıklarım baya bir şovenisti üzmüş... içim parçalandı.

    deniz gezmiş'in yiğitliğine ve dürüstlüğüne dil uzatacak olanın ağzını yırtarım, ama yanlıştı çocuk... neyin ne olduğunun farkında bile değildi... ne türkiye'yi tanıyordu, ne dünyayı, ne de hayatı... anadolu köylüsünü hiç mi hiç...

    o yaşta babam da tanımıyordu ama "eylem" yapmadı. "köylerden şehirlere" ya da "şehirlerden köylere" gibi saçmalıkların peşinde koşmadı.

    en kaba tanımıyla "sağ", bir türlü dili ve yüreği varıp da, "gaddarlık ettik" diyemiyor.

    en kaba tanımıyla "sol" da "hata ettik" diyemiyor. ulan herkes ağlaşmayı tercih ediyor.

    trilyonda bir ihtimalle kazansalardı, dört çakaralmazla koca bir oligarşiyi dize getirselerdi, bugün de "komünizmin tahribatından" kurtulmaya çalışıyor olmayacak mıydık? eşeği nasreddin hoca gibi önce kaybedip sonra tekrar bulmamız mı gerekiyordu? bu mu makbul olacaktı? böyle bir coğrafyada "bloksuzluk" mümkün müydü? mareşal tito gibi savaş mı kazanmıştık, ahmed sukarno gibi dünyanın öbür ucunda mı yaşıyorduk da "bağlantısızlık" hareketine katılabilecektik? "sistemin" dışına neyimizle çıkacaktık? en küçük bir kıpırdanmada, en ufak bir diklenmede canımıza okurlardı. okudular da.

    o yüzden bana mesaj atıp hikaye anlatmayınız. istek, dilek ve önerilerinizi kendinize saklayınız.
305 entry daha