şükela:  tümü | bugün
737 entry daha
  • uzun süredir benim ve çevremdeki kadınların problemi aynı: flört etmek isteyen, yakınlık kurmak isteyen, dertleşmek isteyen birçok erkek var ama bu erkeklerin çok büyük bir kısmı bir ilişkinin sorumluluğunu üstlenmek istemiyor. ya ilişkiye isim koymak istemiyorlar ya da ıssız adam havasında geziniyorlar.

    bundan yedi yıl önce boşandığımda bu kadar vahşi ve tiksinç bir flört piyasasının içine düşeceğimi hiç tahmin etmemiştim. hayatımın yaklaşık iki yılını yukarıda saydığım tipte bir erkek için heder ettim. selvi boylum al yazmalım ile sevginin emek olduğunu öğrenerek büyümüş bir kadın olarak çok uğraştım bir şeyler değişsin diye ama olmadı. sonunda kötü bir şekilde aldatıldım, kalbim kırıldı, karşılıklı muhasebeye girildiğinde de, "yapmasaydın o zaman," tepkisiyle karşılaştım.

    bu "yapmasaydın o zaman, emek vermeseydin," cevabı beni önce çok kızdırdı. 6 ay yemeden içmeden kesildim. gözümü her kapadığımda, "yapmasaydın o zaman" cümlesi beynimde yankılanıyordu ve sürekli kendi kendime bunu nasıl söyler bana diye düşünüyordum. o kadar kötü hissediyordum ki, kaçabildiğim kadar uzağa kaçmıştım. bir gece beynimde yankılanan bu ses beni yine uyutmayınca , gecenin üçünde, yabancı bir memlekette, karanlıkta in cin top oynarken dışarı çıkıp bir sigara yaktım. ilk kez o zaman yanlış soruyu sorduğumu fark ettim. bunu nasıl söyler diye sormamın anlamı yoktu, bir başkasının ne düşünüp, ne hissedeceğine, nasıl davranıp, ne kadar vicdanlı olacağına ben karar veremezdim, bu benim kontrol edebileceğim bir şey değildi. ama nasıl davranacağıma, neyi kabul edip etmeyeceğime ben karar verebilirdim.

    yüksek sesle şöyle söyledim: "yapmasaydım o zaman!"

    birini çok çekici bulabilirim, fiziksel, zihinsel ve duygusal olarak ondan çok hoşlanmış olabilirim ancak bir ilişkiden temel beklentilerimiz birbiriyle uyuşuyor mu, asıl sorulması gereken sorunun bu olduğunu o zaman anladım. beğendiğim birini kendi istediğim gibi yontmaya çalışmak beyhude bir çaba. bunu gördükten sonra kendime çok net bir çerçeve çizdim.

    ben günübirlik ilişki sevmiyorum. geleneksel sevgililik ilişkisi tercih ediyorum. şu halde:

    1. geleneksel sevgililik ilişkisine karşı olduğunu söyleyen hiçbir erkek, buna roma heykeli gibi olanlar da dahil, benim hedef kitlem içinde yer alamaz

    2. çok eşli olan erkekler ocak dışıdır

    3. kimsenin yaralarına pansuman yapmakla vakit kaybedemem

    4. kimseyi onurlu bir ilişki kurmak için ikna etmeye çabalamam

    5. yukarıda saydığım erkeklerle asla flört etmem

    6. yukarıda saydığım erkeklerle sohbet de etmem, dertlerini dinlemem, buluşup kahve içmem, cinsellik yaşamam

    7. geleneksel sevgililik ilişkisine kapalı bir adamla karşılaştığımda bütün iletişim kanallarını ona kapatırım, onunla oyalanmam

    peki bunları yapınca doğru düzgün bir adamla karşılaşma şansımı artırır mıyım? hayır bu ihtimali artıramam. ama ilgimi, sevgimi, şefkatimi, insanlığımı, kadınlığımı sömürmek isteyen erkeklerin tamamına yakınını çevremden uzaklaştırmış olurum.

    kadınların büyük kısmı aşkı, seksi, dostluğu bir arada, aynı adamdan ister. erkeklerin büyük bölümü bunları bölebiliyor, aşkı birinde, seksi öbüründe, dostluğu berikinde bulmak onları rahatsız etmiyor.

    şimdi hemşirelerim, gözünüzü kapatıp, ölüp bittiğiniz adamı hayal edin. hani şu geçmişinde bir kadından darbe yediği için ilişkilere sıcak bakmayan adamdan bahsediyorum. siz onun için her şeyi içinde bulduğu bir paket misiniz? adam ıssız olduğuna göre değilsiniz. peki sizde hangi ihtiyacını buluyor? aşkı mı, seksi mi, dostluğu mu? hangi ihtiyacına denk geliyorsanız onu sunmaktan vazgeçin. bırakın gitsin. sizi sevmiyor, sunduğunuz şeyi istiyor.

    tek eşli bir kadınsanız, sevip sevilmeyi istiyorsanız, ilişkinizi yatak odasına, bir telefon ekranına, kuytu köşelere saklayacak adamları acilen hayatınızdan ve çevrenizden kalıcı olarak uzaklaştırın. bunu yaparken:

    1. bahane bulmayın. hepimizin travmaları var. hepimiz en az bir kere aldatıldık ya da terk edildik. siz bunu başkalarını sömürmek için bahane olarak kullanmıyorsanız, karşınızdaki adamın da kullanmasına izin vermemelisiniz.

    2. kimseye istemediği bir şeyi yaptıramazsınız ama kimsenin de size istemediğiniz bir şey yaptırmasına izin vermemelisiniz.

    3. bir kadınla sadece konuşmak bile erkekler için çok önemli bir hadise. erkek, bir başka erkek arkadaşına derdini anlattığında duyduğu şey, "kafana takma dostum ya," olur. bir kadınla konuştuğunda ise kadın sorular sorar, derdini dinler, çıkarımlar yapar, tavsiyeler verir, kısacası adama bir konfor alanı oluşturur. eh bu adam sizi ilişki kurmaya değer biri olarak görmüyorsa ona bu konfor alanını niye sunuyorsunuz? defolup gitsin parasını ödeyip bir psikologla görüşsün. size zerre kadar değer vermeyen insanların terapistliğine soyunmayın.

    4. ama o bana değer veriyor demeyin, vermiyor, en azından sizin hayal ettiğiniz biçimde değer vermiyor. çok iyi olursanız da değer vermeyecek. adamın hayatını baştan aşağı cennet bahçesine dönüştürseniz de değer vermeyecek. bu yaşıma geldim, çok iyi kalpli ve ilgili olduğu için baştan aşık olunmayan birine ilişkiye emek verdiği için sonradan aşık olunduğunu hiç görmedim, duymadım. siz, sadece iyi diye aslında aşık olmadığınız birine sonradan aşık olabiliyor musunuz? onlar da olamıyor. ha yara bandı olmaya razıysanız, asıl arzuladığı kişiden ret aldığında egosunu tatmin etmek için bir süre sizinle oyalanabilir arzu edeceği başka birini bulana kadar. kendinize dürüst olun, buna gerçekten de razı mısınız?

    5. biliyorum, insan inancını kaybediyor zaman içinde ama siz kaybetmemeye çalışın. dışarıda sizin istediğinizi isteyen, sevebileceğiniz, sizi sevebilecek başka biri var. ne zaman karşılaşırsınız bilmiyorum ama bir gün yolunuz kesişecek. acele etmeyin. ama duygularınız ve zaaflarınızdan istifade ederek sizi duygusal ve fiziksel olarak sömüren gavatlara zaman ve enerjinizi harcadıkça o kişiyle karşılaşma ihtimaliniz daha da düşecek, bunu çok iyi biliyorum.

    6. başkaları vazgeçilmez değildir. kendiniz için vazgeçilmez olan bir tek sizsiniz. aşkından ölüp bitiyorum dediğiniz herkesi bir gün unutursunuz. insanlar evlatlarını kaybedip yaşamaya devam ediyor, siz elin oğlu ile varolmadınız ki yok olasınız. aşkı zaaf olmaktan çıkarın. aşk, sevgi, sevgililik eşitler arası bir şeydir. koşullu sevgi olmaz. birinin diğerine tahakküm kurduğu, yokluğuyla tehdit ettiği, sınırlı süreli sunduğu şey sevgi değil, olsa olsa iş anlaşmasıdır.

    7. yes, aşk fedakarlık ister ama tek taraflı olanın adı fedakarlık değil, sömürüdür. sömürtmeyin kendinizi.

    8. ıssız adamcılık oynayan adamlarla seks yapmayın. espri kılıfında dahi olsa size kendinizi yeterince iyi, güzel, çekici, arzulanır hissettirmeyen kimseyle seks yapmayın. psikolojik şiddet hemen her zaman espri kılıfında başlar. bir sıcak, bir soğuk davranmak, ilgili igisizlik, işine geldiğinde hesap sorup, işine gelmediğinde, "sen benim sevgilim değilsin, hesap soramazsın," diyebilen insanlara kapıyı kapatıp anahtarı denize atın. kimse sevdiği veya sevebileceği insana bu kadar ucuz davranmaz. insanlar, sevdikleri, aşık oldukları insanları kaybetmekten korkar. karşınızdaki insan sizi kaybetmekten korkmuyorsa (bunun için sözlere değil, davranışlara bakacağız) sizi sevmiyordur.

    9. lafa kimse vergi ödemez. sen şöyle yaptın da aslında böyleydi, yanlış anladın da aslında öyleydi gibi savunmalara kulak tıkayın. gideceğinizi anlayan adamın geri vitesi, manevraları bunlar, insanı kendi kulaklarından, hafızasından ve zekasından şüpheye düşürür. adamın ne dediğine bakmayın, nasıl davrandığına bakın.

    10. hanımlar, allah aşkına kadın arkadaşlarınız üzülmesin diye birbirinize gaz verip durmayın. her sikindirik hareketi iyiye yormayın. erkekler bizim gibi imgelerle sembollerle hareket etmez. "ay şöyle dedi, sence ne demek istedi," sorusunun cevabı, "ay kesin seni çok seviyor ama geçmişten gelen güven problemi var, hep o kendisini aldatan şırfıntı eski sevgilisi yüzünden," değildir. sorunun asıl cevabını söyleyeyim, adam sana öküz gibi davranıyor çünkü seni çantada keklik olarak görüyor.

    11. bir kere aldatan hep aldatır. bunu açıklamaya gerek yok sanırım.

    12. kafa karışıklığı asla bitmez. bu da son derece açık.

    13. peki diyelim ki 3-4 yıl aradığımız gibi bir ilişki bulamadık, hiç mi sevişmeyeceğiz? hayır tabii ki seks hayatınız olacak ama ıssızlarla, sizi adsız ilişkilerin arafına çekmeye çalışan gavatlarla değil. eğer aşksız seks yapabiliyorsanız tabii. ama burada da kendinize kurallar belirlemelisiniz:

    a. kimsenin fuckbuddysi olmayın
    b. seçilmeyi kabul etmeyin. yani size seks yapmak için yaklaşan adayların tümünü reddedin.
    c. hemşire biz kadınız, sekse ulaşmak parmak şıklatmak kadar kolay. sağlığınız için gerekli tüm tedbirleri alın. kız arkadaşlarınızla dışarı çıkın, gözünüze kestirdiğiniz biriyle de (mümkünse ıssız olmasın) beraber olun. gerçek adınızı, numaranızı vermeyin ve bir daha da asla görüşmeyin.

    14. erkekler bilinçli ya da bilinçsiz olarak örgütlü bir kötülüğün içinde. kadınlar, bu örgütlü kötülüğün paranoyasını kezban olarak adlandırılma korkusuyla yaşıyorlar. kimsenin lakap takarak, sizi istediği muğlak alana sürüklemesine izin vermeyin. böyle genellemelerde bulunan erkekler zaten leştir, düşüktür. size kezban dediklerinde alın o lakabı bir madalya gibi göğsünüze takın, adama da kibarca bir baybay.

    15. örgütlü kötülükle baş etmenin tek yolu kollektif bilinçtir. unutmayın, muhatabımızın bize verebileceği zararı biz belirleriz. yukarıdaki gibi kararları bireysel olarak almak bireysel olarak seni korur, bu kararlar kadınlar arasında kollektif bir bilince dönüşürse bu tüm ıssız adamları tek eşli kadınların çevresinden dışlamak anlamına gelir. böylece düzgün ilişki kurulabilecek, sevip sevilmeyi arzulayan, eşit ilişki kurulabilecek erkekler de daha görünür olur. ıssızlar da birbirleriyle takılsınlar artık, o kısmı bizim sorunumuz değil.

    inanın bana, hayatınızı bu tür adamlardan yalıttığınızda hiçbir şey kaybetmeyeceksiniz kız kardeşlerim. bilakis, onlara harcayacağınız mesai yerine çok daha iyi şeyler yapacaksınız. kendinizi tanımaya başlayacaksınız mesela. arkadaşlarınıza, sevdiklerinize, ailenize zaman ayıracaksınız. kitap okuyacak, sosyalleşecek, kariyerinizi geliştireceksiniz. her şey iyiye gitmeye başlayacak hayatınızda. sizi önemsemeyen bu insanlara tüm kapıları kapattıktan bir süre sonra yüzünüz gözünüz ışıldayacak.

    aşk öyle bir çile hali değildir. birinin gözünün içine baktığınızda, gözlerinde kendinizi görmektir. biriyle el ele, bilmediğiniz bir şehrin arka sokakları arasında kaybolmaktır, cebinizde beş lira varken bir simit ve bir bardak çayı paylaşıp dünyanın en lezzetli yemeğini yiyor hissine karşılıklı olarak kapılmaktır. lütfen son derece değerli kalbinizi, duygularınızı, hayallerinizi, umutlarınızı, sevginizi, şefkatinizi, bedeninizi, size aynılarını sunabilecek insanlarla paylaşın. size, yeterince iyi değilmişsiniz hissini yaşatan kim varsa, hayatınızda bir saniye daha yer işgal etmesine izin vermeyin.

    orta yaşlı bir ablanızın tavsiyeleri olarak kabul edin sözlerimi, hepiniz sevilmeyi hak ediyorsunuz.
110 entry daha