şükela:  tümü | bugün
131 entry daha
  • selam.

    çok güzel başlık. evet eşcinsellik hep vardı ama şimdi görünürlük kazandı. peki neden? gerçekten eşcinsellerin kendilerini ifade edebilme fırsatı yakalamasından mı kaynaklanıyor?

    bu sözlük bence bu konu için doğru bir yer değil ama olsun. başlıyoruz.
    evet biraz geniş bir yazı olacak. konu hakkında yıllardır iyi kötü okuma yapıyorum. bırakın da yazayım. aşağıya "durumumuz yoktu okuyamadık" diye apır sapır konuşmayın kafanızı kırarım. asljdalsd
    burada yazılanlara biraz baktım.
    eşcinsellik konusu günümüzde tek bir perspektiften ele alınacak bir konu değil maalesef. hepiniz az veya çok haklısınız ya da haksızsınız lan diye bağırasım geldi. vazgeçtim entry gircem.

    her şeyden önce eşcinsellik politik bir pozisyondur.
    önce bunu bilerek başlayalım.
    bence meselenin en önemli konusu bu.
    direkt bu konuya atlamak istiyorsanız entrynin sonunda ıı. bölüm diye başlık ayırdım ve burada olduğu gibi yeşile boyadım oradan devam edebilirsiniz. başta biraz teknik konuşulacak.

    bu konuda tartışılacak taraf da bana kalırsa budur. onun dışındaki tüm konularda iyi kötü mesai harcamışımdır, zamanla fikirlerim şekillenmiştir. günün sonunda bu konu benim kafamda gayet net. teknik anlamda düzeltme yapmak isterseniz mesaj kutum açık. gönül isterdi ki sadece politik durumundan bahsedeyim ama hem müslümanların hem lgbti savunucularının ortaya attığı şeylerden sonra bununla yetinmeye gönlüm el vermedi. önce başlıkta tartışılan birkaç ufak meseleyi, ardından meselenin bilimsel literatürdeki yerini sonra da politik yönünü konuşalım.

    -eşcinsellik tercih değildir, hastalık değildir. yönelimdir.

    -tıbbi anlamda bir karşılığı vardır.

    -geleneksel islam fıkhında hünsa diye bahsedilen hermafroditlik eşcinsel eğilimlerden sadece bir tanesidir: (bkz: interseks)
    geleneksel islam fıkhında bu konuya ayrı başlık açılması artık "kişinin tercihleri" şeklinde inkar edilemeyecek kadar ayyuka çıkmış bir anomali olmasından kaynaklıdır. geleneksel islam fıkhında bu tip bireylere doğuştan hasta gözüyle bakılır. teknik olarak 6 parmaklı doğan bir insanla aynı muameleye tabii diyebiliriz.
    hermafroditlik biyolojik bir cinsiyettir ancak eşcinsel yönelimler daha geniş bir başlığa sahiptir.

    -islam açısından şeksiz şüphesiz bir şekilde haramdır. sapkınlıktır. bu bazılarının hoşuna gitmeyebilir. benim de hoşuma gitmeyen dünya anlayışları var mesela. bu kadar ajite ataklar geçirmenize gerek yok.
    bazı islami anlayışlara göre sadece biseksüellik sapkınlık olarak görülüp diğer cinsel yönelimler(gaylik, lezbiyenlik gibi) normal karşılansa da genel anlamda islami perspektiften eşcinsellik olumlanmaz.
    olumlanması da beklenemez zaten. islamın da diğer tüm dinler ve ideolojiler gibi kendine ait dünya kurgusu vardır ve bu ideale göre kurallar ortaya atar.
    allah önce tecavüze uğrayan çocuklara baksın da sonra eşcinseller hakkında konuşsun gibi ataklar özünde boktan eleştirilerdir.

    -hormon tedavisi, psikolojik terapiler ve daha eski dönemlere dayanan daha ağır travmatik caydırma metotları kabul edilebilir tedavi yöntemleri değildir. etik dışı olması bir tarafa rasyonel çözümler de değil zaten. eşcinsellik her şeyden önce tedavi edilecek bir şey değildir. boyunuzun uzaması için hormon almaya benziyor bu. beklediğiniz sonuçlara ulaşmanız imkansız.

    -eşcinselliği her ne kadar tıp literatürü açısından hastalık olarak görmesem de kesinlikle anomali olduğunu düşünüyorum. motivasyon olarak kleptomani ile arasında bana göre devasa farklılıklar yoktur.

    cinsiyet normları sanıldığı kadar tek düze ve kolayca kavranabilecek, kategorize edilebilecek şeyler değil. cinsiyet normlarını 4 ana başlıkta inceleyebiliriz.

    1) toplumsal cinsiyet: cinsel yönelimlerle neredeyse hiçbir bağı olmayan tamamen kültürel ve biyolojik evrimin sonucudur. toplumsal cinsiyet rolleri binlerce yılda biriken toplumsal deneyimlere dayanan kurgulardır. bir erkeğin kırıtarak yürümesi ve bu sebepten efemine bulunması toplumsa cinsiyet rolleriyle alakalıdır. kırıtarak yürüyen bir erkeğin ne cinsiyeti ne cinsel yönelimi hakkında kesin sonuca ulaşamayız. konumuzla alakasız yani. geçiyoruz.

    2) biyolojik cinsiyet: erkek, dişi ve çift cinsiyet şeklinde 3'e bölünebilir bu da. bir insanın tamamen gonozomal genotipini belirler. erkeklik ve dişilik eşey hücreleri hakkında bilgi verir. doğurganlık ve verimli döl verebilmesi ile ilgilidir.

    3) transgender: pek fark edilmese de lgbti hareketinin en çok önem verdiği başlık bu başlıktır. çünkü lgbti politikası tam olarak bu anlayış için çalışıyor. cinsel yönelimle, biyolojik cinsiyetle vs. doğrudan bir bağı olmadığı halde kişinin kendine yakıştırdığını giymesi durumudur. cinsel yönelimlerdeki anomaliler muhtemelen insanlık tarihi boyunca aşağı yukarı aynıdır. bundan sonra da değişmesi pek mümkün değildir ve insan ırkı açısından ezici bir ölçüde azınlıktırlar. ancak transgender bu oranı değiştirecektir.
    dünyada 10-12 yaşında cinsiyet değiştiren yığınla çocuk var. lgbti hareketleri bu konuda özel bir çalışma yürütüyor maalesef. bu konuya daha sonra tekrar döneceğiz.

    4) cinsel yönelim: kavga ettiğiniz ve bir türlü anlaşamadığınız noktayı bu belirler. tek başına biyolojik cinsiyet kodlarının açıklamakta yetersiz kaldığı insan davranışları bütünüdür. cinsel kimliğin ikincil etkenleri arasındadır.
    ağırlıklı olarak biyolojik geri planı vardır. sandığınız gibi eşcinsellik propagandasından etkilenmez. çocukluk travmaları da pek etkilemez. bu tür "özenme" durumları 1. ve 3. maddeyi ilgilendirir. dünyadaki yaygın eşcinsellik propagandası olsa olsa toplumsal cinsiyet rollerini etkiler ya da transgender durumunda etkili olur. hemen ilk olarak aklıma türkiye'den bir olay geldi.
    lgbti sözcülüğünü üstlenen internette kültür sanat yayınları yapan bir kurum survivor'a katılan bir yarışmacının gay olduğunu iddia ederek "her yerdeyiz" gibi bir açıklama yapmıştı. daha sonra elemanı tanıyanlar kendisinin eşcinsel olmadığını belirtmeye başladılar yorumlarda. ama adamın hal ve hareketleri insanlarda eşcinsel olduğu algısına sebep olmuştu. halbuki değilmiş. bu olay toplumsal cinsiyet rolleriyle alakalı işte. eşcinselliğe özenen insanlar en fazla efemine ya da maskülen heteroseksüellerden olabilirler. özenerek homoseksüel olmak pek mümkün değil.

    cinsel yönelim; her ne kadar biyolojik faktörlerin etkisinde olsa da genetik bir aktarım değildir. zaten öyle olsa çoktan evrimsel süreçte kaybolurdu. karma bir sonuçtur. epigenetik varyasyonlar, endokrinoloji ve psikolojinin konusudur.

    eşcinselliği bir hastalık ya da tercih olarak görmeyip aynı şekilde motivasyon olarak kleptomani gibi bir anomali olarak görmem tam olarak bu yüzden.
    cinsel yönelimi belirleyen biyolojik tetikleyici unsurlar çeşitlilik arz eder.
    gaylik ya da lezbiyenlik cinsel yönelimin sonucudur evet.
    ancak aynı biyolojik faktörler nemfomani ya da başka bir şekliyle hiperseksüaliteye de yol açabilir. nemfomani tıbbi literatürde davranış bozukluğu olarak kabul edilir. halbuki altı üstü yüksek ölçüde seks açlığından ibaret bir durum. ama norm dışı kabul edilir ki norm dışıdır zaten.
    keza yine aynı şekilde zoofili de bir davranış bozukluğudur ve hatta pedofili de aynı şekilde davranış bozukluğu olarak kabul edilir.
    son yıllarda pedofili bireyler kendi aralarında örgütlenmeye başladılar. lgbti hareketine kendilerinin de dahil edilmesini talep ediyorlar. argümanlarını biraz incelerseniz lanet olsun gayliğe de lezbiyenliğe de dersiniz. :d

    ıı. bölüm

    eşcinsellik, cinsel yönelimler ve islami tutum hakkında meselenin alt yapısını anlatmak o kadar uzun sürdü ki asıl yazmak istediğim konuya neredeyse yer kalmadı.
    neyse artık olduğu kadarıyla yazayım.
    uçuş başlıyor.

    eşcinsellik ve lgbti hareketler politik bir pozisyondur. her şeyden önce test etme imkanımın olmadığı kişisel bir spekülasyonla başlamak istiyorum.
    bence politik fikri her ne olursa olsun heteroseksüel insanların çoğunluğu eşcinsel eğilimlerden hoşlanmıyor.
    bu biraz ırkçılık gibi. ırkçılık da temelde insan davranışlarının kökeninde hep var olan ve zamanla politik ve toplumsal çalkantıların sonucunda "kötü" olduğu tescillenmiş bir davranış bozukluğu. hepimizde az veya çok miktarda kendimizden farklı olan insana karşı içgüdüsel bir antipati var. ancak buna rağmen en azından bir kısmımız bunun yanlış bir güdü olduğu farkındalığıyla bu hislerimizi bastırmaya ve törpülemeye özen gösteriyoruz. homofobi ile ırkçılık bu açıdan çok benzer.

    şu entryde((bkz: #71619560)) yeni doğmuş bebeklerde gözlemlenen ırkçılıkla alakalı bir deney hakkında yazmıştım. buraya kadar bunu okuduysan gidip bir de onu okuma sakın. o da çok uzun bir entry çünkü. ama ortalarda bir yerde yapılan deneyin linkini bıraktım. sonra bakabilirsin. 3-5 yaşındaki çocuklarda ırkçılığa yorulabilecek davranışlar gözlemleniyor.

    bu sözlükte bile erkek yazarların lezbiyenlerden rahatsız olmadığını ama gayliği iğrenç bulduğunu kendiniz de görebilirsiniz. eşcinsellikten içten içe rahatsızlık duymak bence bu kadar büyütülecek bir şey değil. kötü bir şey olduğunu kabul etsek bile belirli bir toplumsal sınıfın hiç fire vermeden homofobik olmayan insanlardan oluştuğuna inanmak pek mantıklı değil.
    ben heteroseksüel insanların ezici çoğunluğunun eşcinsellikten rahatsızlık duyduğu konusunda ısrarcıyım. temel hak ve özgürlüklerine saygı duymak ayrı bir konu. ama hoşnut olmadıklarını düşünüyorum.
    insan davranışlarının doğası beni bu sonuca götürüyor. elimde somut bir delil olmadığı için spekülasyon deyip geçiyorum.

    peki ama neden lgbti hareketleri bu kadar azgın bir şekilde savunuluyor?
    hem dünya nüfusunun çok ama çok az bir kısmını kapsadığı halde, hem de çoğunluk tarafın bu azınlıktan pek haz etmediği ihtimali hala güçlü bir olasılıkken neden lgbti hareketleri dünyada bu kadar güçlü bir hal aldı?

    işte bu yaşadığımız çağın toplumsal dizaynırlarının kendi ajandasıyla ilişkili bir durum.
    belli kriterlere sahip yeni bir toplumsal düzen inşası ile meşgul olan çok ciddi bir topluluk var. bu ilk bakışta kulağa komplo teorisi gibi geliyor olabilir. ama kastım bu değil. toplum mühendisliği yüzyıllardır yapılagelen olağan bir durum.
    modernist bakış açısı da bu konuyu fazla ciddiye aldı zamanında ve hala bunun karın ağrılarını çekiyoruz işte.

    özdeşlik kurmanız açısından başka bir yerden örnek vermek istiyorum.
    sanayi devriminin ardından ülkelerin ham maddeden daha çok ihtiyaç duyduğu şey kesinlikle ucuz iş gücüydü. sanayi devrimi kapitalist çarkların en acımasız rekabetine sahne oldu. durum o kadar travmatik bir hal aldı ki emek sömürüsü, çocuk işçilerin kullanımı, akla hayale sığmaz çalışma şartları komünizm gibi bir ideolojiyi doğurdu.
    özel mülkiyet hakkında marx'tan önce de yüzyıllar boyunca tartışmalar yapılıyordu zaten. komünizm ütopyasını doğuran şey sanayi devriminin ardından gelen emek sömürüsüydü.

    1. ve 2. dünya savaşlarının ardından bu emeğin kaynağı genç erkekler kıyıma uğradı. sistem tıkanmak üzereydi.
    sanayi devriminin bu imdadına yetişenler arasında dikkat çeken bir hareket var: feminizm.
    feminizm özünde iyidir kötüdür, haklıdır haksızdır bu konular gerçekten ikincil tartışmalar.
    feminist örgütlerin çokça kullandığı bu ikonik poster ucuz iş gücü sıkıntısı çeken şirketlerin imdadına yetişen bir posterdir.
    20. yüzyılda feminist teoriler zaman zaman dünya düzeninin çarkları için elzem olmuştur ve öne çıkartılmıştır. kadınların sosyal yaşama katılmasının önünün açılması cinsiyet eşitliği talebinden daha çok sermaye piyasasının kendi ajandasının sonucudur.

    bu durum feminizmin tartışması gereken en öncelikli konudur. iyi niyetlerle yürüttüğünüz bu propagandanın bugün var olabilmesinde ucuz iş gücü arayışında olan sermaye sahiplerinin rolü feminist teorisyenlerinin tartışması gereken bir konudur. eteğinizin boyundan daha önemli bir mesele varsa o da haysiyetinizdir.

    ben sanayi devrimi ile parelellik kazanan feminizm ile 21. yüzyılda güçlenen lgbti hareketi arasında organik bir ilişki kuruyorum. ikisi de politik ve toplumsal amaçlar doğrultusunda parlatılan değerler.
    hedeflenen toplum düzeni farklılık gösteriyor olsa da sonuç olarak ikisi de başka idealler için kullanılıyor.
    bu farkındalığı kazandıktan sonra meselenin "isteyen istediğini yapsın, allah'ın başka işi gücü mü yok" sığlığına indirgenmesini siz de saçma bulacaksınız.
    kişisel olarak konuşmak gerekirse birey olarak eşcinsel bir insanın varlığıyla doğrudan bir problemim yok benim.
    netflix'te eşcinsel görmek de o kadar zoruma gitmiyor. açıkçası umurumda değil.
    müslümanım ve islami açıdan bu durumu haram olarak nitelemişim. bitti gitti. daha da üzerine konuşmam. sorulursa bu haramdır, bunu onaylamıyorum der geçerim.
    benim eşcinsellikle ilgili problemim kişisel inançlarımın çok dışında.

    gerçekten insancıl erdemler doğrultusunda, insan hakları adına, politik doğruculuk adı altında lgbti hareketlerinin parlatıldığını düşünen insan çok afedersiniz biraz salaktır.
    eşcinselliğin dünyadaki tahmini nüfus oranı %6'ymış. şimdi baktım.
    bu dünya öyle bir dünya değil maalesef.
    %6'lık bir azınlığın temel hak ve özgürlükleri için bütün dünyada tantana koparmak kimsenin aklına gelmez normal şartlarda. :d

    birçok insanın iyi niyetli olduğunun farkındayım ama yine aynı çoğunluk yeni dünya düzeni için mükemmel klonlardan oluşuyor. kendi doğrularınız diye benimsediğiniz birçok doğru başkalarının değirmenine su taşıyor. üzgünüm.
    inandığınız değerler çoğunlukla birileri tarafından paraya çevrilebildiği ölçüde güç kazanabilir.

    sizi temin ederim lgbti hareketinin cinsel yönelimler kesinlikle umurunda değil. lgbti hareketi özünde çeşitlilik vaadiyle ironik bir şekilde tektip cinsiyetsiz bir toplum ideali uğruna çalışıyor.
    k-pop'tan tutun da 12 yaşında çocukların kendi rızasıyla(?) cinsiyetinin değiştirilmesine varıncaya kadar, kendisini abuk subuk cinsel kimliklere atayan asalak insanlara kadar bütün bu örgütlenmeler yeni bir toplum düzeni için atılan adımlar.
    lgbti örgütlerinin kendi içerisindeki kimlik ve kavram tartışmalarını biraz takip ettiğiniz zaman daha net anlıyorsunuz ki lgbti hareketi eşcinsellerin hakları adına hassasiyet geliştirmiş bir topluluk değil. birçok cinsel kimlik bile bu örgütlerin hışmından nasibini çok kez alabiliyor. onların doğrularının dışında davrandığınız sürece eşcinsel olmanız bile sizi kurtarmıyor.
    maalesef bu konuda eşcinsel kimliğe sahip insanları ve eşcinsellere karşı hassasiyeti olan insanları kendi amaçları doğrultusunda işlevsel görüp kullanıyorlar.
    lgbti; insanlık tarihi boyunca muhtemelen aşağı yukarı aynı oranda varlığını sürdüren eşcinsel nüfus için bu kadar büyük bir prodüksüyona girmez. salak mısınız? hadi girdi diyelim neden böyle bir finans özgürlüğü elde etsinler?
    bütün mesele iki erkeğin aşk yaşaması için mi gerçekten? laskjdklas

    islamı, dini, diyaneti boş verin burada. hiçbir dini motivasyon olmasa bile eşcinsellik heteroseksüellik kadar normal bile olsa lgbti'nin ideal olarak işaret ettiği cinsiyet teorisi gerçek anlamda bir sapkınlık. özünde hiçbir rasyonel gerekçe olmadan sadece ve sadece mevcut düzeni yenisi için yıkmak isteyen bir sapkınlık.
    %6 nüfus oranına sahip eşcinseller gerçekten özgürce cinsel kimliklerini yaşıyor olsalar bile toplumun temel dinamiklerini bozamazlar. ama lgbti'nin kendi fantezi kurguları bu normları yerle bir eder. çünkü hedeflenen nokta burası zaten.

    bu konuda da kendisine uygun toplumsal örgütlenmeleri yanına çekmekle meşguller.
    vegan bir sosyalistin homofobik olduğunu bir an için düşünün. düşünemediniz değil mi?
    böyle bir şey mümkün değil çünkü.
    insanlar güdülenmedikleri durumlarda kişisel hassasiyetlerini topyekün geliştiremezler. siyasi, ahlaki, toplumsal, politik tercihleri normal şartlarda yavaş yavaş adım adım sindire sindire ve aklına geldikçe, düşündükçe, düşünmeyi düşündükçe gelişir. politik doğruculuk adı altında öbekleşmiş insanların tek tip zihniyetçiliğini bir kenara bırakırsanız hayatın diğer alanlarında bunun doğal şeklinin bu olduğunu siz de göreceksiniz.
    bu oluşumun ürettiği insanların zihin dünyasının gelişim evrelerinde bu şekilde bir organiklik yok.

    ancak bütün bunlar paket program dahilinde belirli bir dünya düzeni için klonlanmış ideolojik androitler sadece.
    çünkü eşcinsellik ve eşcinselliğe bakış tamamen politik bir pozisyondur.
    adına da en geniş ve en amiyane tabirle politik doğruculuk diyebiliriz. daha doğru bir ifadeyle kişiliksiz birbirinin klonu insanlar topluluğu.
    politik doğrucu insanların adnan oktar cemaati üyeleri gibi ezberletilmiş argümanları her gün orda burda gözümüze sokuyor olması bence bu iddianın en büyük kanıtı. :d kedicikler sizi...

    oysa eşcinsellik tarih boyunca vardı. hatta daha da ileriye gideyim eski roma da eşcinsellik soylu erkekler arasında çok yaygın bir fantezidir. aralarında kadın cinsini kendilerine yaraşır görmeyenler de vardı. eski roma tarihin en ataerkil toplumu olabilir. kadın cinsiyeti ile köle sınıfı arasında değer açısından bir fark yoktur.
    bazı eski roma soyluları kadınları üremek için doğurgan bir hayvan gibi kullanıp romantik cinsel eğlencelerini oğlan çocuklarıyla yaşıyordu.
    eşcinsellik ile feminizm arasındaki bağ da son derece sentetiktir yani.

    akp hükümeti kurulduğu ilk yıllarda türban meselesini kati süretle gündeme getirmiyordu. irticacı oldukları iddialarına karşın savunma olarak "biz milli görüş gömleğini çıkardık" demeye kadar ileri gittiler.
    teokratik bir düzen hedefleri olmadığını her fırsatta dile getirdiler. insanlar erbakan ve avanelerine irticacı tipler gözüyle bakarken akp kadroları bu algıyı kırmak için ellerinden geleni yaptılar. "muhafazakar demokrat" gibi bir kavram inşa ettiler.
    kapatma davalarını atlattılar. yıllar içinde emek emek işlediler. bütün bürokrasiyi ele geçirene kadar ip cambazlığı yaptılar. yaptılar ki daha öncekilerinin başına gelenler kendilerini başına gelmesin.
    gelişen süreçte hedefledikleri büroktarik ve siyasi atmosferi elde ettiler.
    elde edene kadar da bin dereden su getirdiler.

    lgbti hareketlerinin pedofiliye karşı sert tutumlarını ve reddiyelerini ciddiye almayın yani. bu yolun sonunun nereye gideceği açık.
    cinsiyet normlarının, cinsel davranış şekillerinin ve binlerce yıllık evrimsel kodlamaların tamamının tepetaklak edildiği, cinsel özgürlük adı altında her türlü cinsel tabunun(aklınıza gelebilecek her türlüsünün) yıkıldığı, cinsiyetsiz, tek tip bir dünya kurgulanıyor.

    geleneksel aile yapısına karşı doğrudan bir saldırı aslında bu. aynı zamanda tek eşliliğe, aynı zamanda belirli cinsiyet kalıplarının tamamına...

    bu gerçek değişmez. %6'lık eşcinsel nüfusun bu kadar emeği hak eden bir tarafı yok.
    koskoca kraliyet ailesinin alan turing'ten ölümünden 50 yıl sonra özür dilemesinin insan haklarıyla, cinsiyet eşitliliğiyle falan bir bağı olduğunu bana kimse açıklayamaz.
    eşcinsellik evet hızla yayılıyor. ama gerçekten mevcut potansiyelinin çok üstünde bir propagandaya dönüşmesi sizin de ilginizi çekmiyor mu?
    bunu temel insan hak ve özgürlükleriyle mi açıklıyorsunuz gerçekten?
    safsınız sanki biraz.
    lgbti örgütlerinin 21. yüzyılda bu derece kontrolsüz bir finans gücü kazanması neden eşcinsel olsun ya da olmasın tüm normal insanları işkillendirmiyor?
    cinsiyet normları, cinsiyet teorileri, cinsiyet eğilimleri, kültürel evrimin sonucu bazı cinsel tabuların varlığı falan hiç mi ilginizi çekmiyor?
    bunlara karşı açıktan bir tasallut var. bu tasallut hakkında herhangi bir yaklaşım geliştirdiniz mi?
    çoğunuz için sanırım hayır. isteyen istediğini yapsın yeağğ yaklaşımını "özgürlükçü" yaklaşım olarak varsayarak yaşadığınız dünyanın problemleri hakkında hiçbir rasyonel fikir teatisinde bulunmayın sakın ha. aynen devam.

    lgbti örgütlerinin değirmenine bir taraftan su taşıya durun, bir taraftan da pizzagate skandallarına lanet okuyun siz.
    çok güzel kafa.

    edit:

    yanlış anlaşılmalara mahal vermemek için önden bir iki açıklama yapayım. çünkü yanlış anlaşılmaya karşı bir fobim var.
    uzun yazmam entellikten değil bu fobiden kaynaklanıyor bence.

    -google'dan 10 saniyelik aramayla bulduğum eşcinsel nüfus oranı olan %6'nın haklarını savunmaya gerek yok demiyorum. belirli bir toplumsal sınıfı tecrit etmeyi önermiyorum. ne münasebet.

    -eşcinsellere karşı özel bir nefretim yok. sadece yaşadığımız bu dünyada sırf %6'lık bir kesimin hakları için sınırsız bir propagandanın yürütüldüğüne inanmıyorum. lgbti örgütlerinin safi bir şekilde baş harflerini oluşturan cinsel yönelimlerin haklarını korumak için değil yeni bir cinsiyet teorisini inşa etmek için örgütlendiklerine inanıyorum. entryde tartıştığım konu buydu.

    -eşcinselleri tecrit altına alalım, baskı altında tutalım gibi bir imada bulunmadım. öyle bir derdim yok. sadece lgbti hareketinin en azından türkiyedeki yaygın ve iyi niyetli kabulden daha fazlası olduğu iddiasındayım.

    -ayrıca bu %6'lık bir kesimin hadi dünya neyse de türkiye'de bile çok hızlı ve güçlü bir şekilde etkin olmasını açıklıyor. %6'lık kesime mecliste sandalye bile vermiyorlar normalde.
71 entry daha