şükela:  tümü | bugün sorunsallar (2)
2453 entry daha
  • başarılı bir 4. sezon finali yapmış olan dizidir.

    --- spoiler ---

    s4e1:
    consequentialismin çağımızda en mantıklı tavırmış gibi algılandığını kapitalist başarı öykülerine duyulan hayranlıktan görebilmek mümkün.

    death crystallar nihai bir amaç için tüm yaşam yolculuğunu feda etmenin neden akıllıca bir alışveriş olmadığının sembolizasyonu olma görevini üstleniyor. morty'nin makyavelizmi bir süre sonra başına bela olurken, ona karşı koyan ve sözde carpe diem mottosuna daha yakın olan rick de aslında morty'den daha az consequentialist bir duruş sergilemiyor. öyle ki, o da kendisini geri getirebilmek için çok önceden planını yapıyor ve alternatif benlikleri yaptığı bu plana sadık kalıyor.

    tv programında geçen “gaslighting doesn't exist, you made it up because you're f****** crazy.” cümlesi güzel bir detay olmuş.

    * * *
    s4e2:
    hem "doğru kişi" safsatası, hem de 21. yüzyılda kimsenin ilişkilere yatırım yapmaya gerek duymayışı ve dating app kültürü yerin dibine gömülmüş. pek çok milenyalin bildiği, bazen özgürlük bazen yüzeysellik olarak gördüğü konular olsa da insanların aslında kendi yarattıkları kavramlar ile bu kadar problemli olmaları trajikomik.

    zizek, tüketim kültürünün ilişkilere de yansımış olmasını batı budizmi olarak tanımlar. our fear of falling in love konuşması bölümün özeti niteliğindedir.

    beth'in app'i silmesi ise sosyal konstrükt olan geleneksel aşkın bir uyumluluk meselesinden ziyade bir taahhüt meselesi olduğunu ortaya koyuyor. (sanchezci yaklaşım ile: oksitosin reseptörlerinin sayısı da mühimdir.*)

    * * *
    s4e3:
    elon musk'ın elon tusk'ı seslendirdiği, biraz ocean's 11'lı, biraz indiana jones'lu, biraz ai looplu bir soygun macerası.

    "randotron's algorithm is derived from the plots of 3 david lynch movies i pretended to like to make my friends shut up."

    demek ki evrensel bir tutummuş.*

    pek çok eğlenceli detay içerse de rick'in manipülatif karakterinin açığa vurulması ile noktalanan, diğerlerinden daha çerezlik olduğu söylenebilecek bir bölüm.

    * * *
    s4e4:
    hogwarts logosunda boşuna yazmaz: "draco dormiens nunquam titillandus." (asla uyuyan bir ejderhayı gıdıklama.) bölümde game of thrones'tan liam cunningham'ın seslendirdiği ejderhayı uyutmamanın faturası ağır oluyor.

    bu bir "fantezi vs. bilim" bölümü değil. büyücü kristal küresinde porno izliyor ve işlenen asıl konu cinsellik.

    büyücünün ejderhayı kırbaçlaması, slut shaming ve sonunda "slut" olarak etiketlenen ejderhaların ayaklanmak istemesi: ejderhalardaki motivasyon, feminist protestolarda göğüslerini açan kadınların motivasyonu ile aynı.

    * * *
    s4e5:
    bölümün adı rattlestar ricklandia, ancak battlestar galactica'dan çok the terminator göndermesi var. dikkatli bakarsanız, yılanlar kendi back to the future filmlerini dahi çekmişler.

    rick, yılan medeniyetini "type 0 civilization" olarak tanımlarken gülse de, kardashev ölçeğine göre dünyanın da tip-0 bir uygarlık olduğunu hatırlamak gerekir.

    nasıl watchmen'de amerika ve sovyetler birliği'ni bir araya getirebilecek olan şey, ortak bir düşmandı ise, yılan faşizmini de zedeleyen şey ancak dış bir faktör olabiliyor. yılan gezegeninin, olması gerekenden hızlı ilerleyip cezalandırılması, einstein'a atfedilen, lakin gerçekten ona ait olup olmadığı meçhul olan "it has become appallingly obvious that our technology has exceeded our humanity." sözünü anımsatıyor.

    önümüzdeki asırda bir nükleer savaş olup olmayacağını bilmiyoruz. aslına bakılırsa, bizler yılan medeniyetinden bile daha başarısız bir medeniyetiz.

    neden?

    çünkü biz küresel ısınma gibi ortak bir düşmana karşı dahi birleşemiyoruz. bunu bir ideoloji problemi zannedip yok saymayı, greta thunberg gibi aktivistlere "lobici" demeyi , komplo teorileri ile vicdan rahatlamayı, küresel ısınmanın sonuçlarından ciddi bir boyutta etkilenmeyecek kadar erken bir dönemde öleceğimizi ummayı tercih ediyoruz.

    * * *
    s4e6:
    bu bölümdeki tren snowpiercer treni değil. yapımcıların izleyiciye seri hakkında verdikleri bir ders. bölüm başladığında izleyiciye rick'in hikayeleri ele alınarak devam edilecekmiş gibi bir izlenim veriliyor hatta dikkat ederseniz, rick'in baktığı planın sağ alt bölümünde "anthology" yazıyor.

    plan

    dairesel plan, dan harmon'ın hikaye anlatma planını sembolize ediyor.

    hikaye planı

    bechdel test ile dalga geçilmiş. bölüm, rick and morty'nin kendisine yöneltilmeye başlanan eleştirilere bir cevabı gibi görünüyor. kontekst dışına çıkıyor, klişeleşmeden uzaklaşıyor, her şeyi analiz etmek isteyen mükemmeliyetçi izleyici kitlesine rick and morty'nin kâr amaçlı bir şovdan ibaret olduğunu sonunda bir güzel hatırlatıyor.

    sondaki konsümerizm mesajı, covid-19 referansı belki de bununla ilgili.

    * * *
    s4e7:
    pek çok bölüm gibi bu bölümün de özünde tek bir konusu yok. bölüme "promortyus" adını veren prometheus, mitolojide tanrılara karşı çıkmasıyla ve homo sapiense medeniyetin, bilimin ateşini vermesiyle bilinen bir figür.

    pearl harbor ve 9/11 şakaları bir yana, "parazit"lerin katledilmesinin meşru görülmesinin bana hatırlattığı isim herbert spencer oldu. parazitlerin (glorzo) yaşam döngüleri ise her zaman olduğu gibi yine geleneksel değerlere yönelik nihilist bir eleştiri gibi görünüyor.

    * * *
    s4e8:
    daha önce death crystal nasıl morty'i tek bir sonuca odaklayarak morty'nin hayatının içini boşalttıysa, burada da tam tersine sonuçlardan özgürleştiğini zanneden bir morty var.

    iyiliğe ve kötülüğe transandantal anlamlar yüklemek homo sapiensin milenyumlar boyunca düştüğü bir hata. ahlakın temelinde "bedel ödemek" var. morty'nin kumandayı kullanış biçimi ile insanın sonuçlarından kaçabileceğinden emin olduğunda her türlü eylemde bulunabileceği gözler önüne serilmiş.

    morty'nin rick'in teknolojisi ile her defasında kendisini öldürüyor olması the prestige'de tesla'nın teknolojisi ile her defasında kendisini öldüren robert angier'ı çağrıştırıyor.

    * * *
    s4e9:
    rick'in ecosexual çıktığı bölüm. un-fuck the world!

    jerry ve diğer "üretken olmayanlar"ın, rick ve beth'in teknokrasisinin karşısında duruşu siyasi iktisat kokuyor.

    geçmiş yüzyıllara damgasını vurmuş olan konsepti bilirsiniz: verimli emek ve verimsiz emek. özellikle adam smith'in, the wealth of nations'ında bu ayrım oldukça net iken neoklasik iktisatçılarla bu bakış açısı yavaş yavaş değişiyor. marksizmde ise bambaşka bir "değer" mefhumu var.

    jerry, beth ve rick'in birbirine tamamen zıt olan ebeveynlik biçimleri, olumlu ve olumsuz yönleri ile incelenen başka bir mevzu.

    * * *
    s4e10:
    tammy ve phoenix person'ın geri döndüğü, beth'in klon olmasıyla ilgili fan theorylerinin boş çıkmadığı, kimlik bunalımlı, star wars parodisi tadındaki final.

    rick'in karar veremeyip, gerçeği bilmeyi kendisi dahi istemediğinden tüpleri shufflelamasından ve sonunda iyi bir baba olmadığını kabullenmesinden çıkarılabilecek en basit ders şu: bilim ve teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, insanın her problemini çözemeyecek. the universal declaration on the human genome and human rights'ın yayımlanmış olma nedeni, human genome project'in ne kadar başarılı olduğundan bağımsız.

    bilimperestlikteki problem ve bilimin ilerleyişinin felsefeye duyulan ihtiyacı azaltacağı fikrinin yanlışlığı bundan daha güzel açıklanamazdı.

    * * *
    --- spoiler ---

    ps: daha güzel sezonları olmuş olsa da rick and morty'nin yeri ayrı. iyi ki sabretmişim ve binge-watching için beklemişim.
521 entry daha