şükela:  tümü | bugün
541 entry daha
  • birçok açıdan gerçeklerle uyuşan netflix serisi.

    the crown senaryo ve oyunculuk açısından oldukça başarılı bir dizi, ancak prodüksiyon konusunda netflix’in tartışmasız en iyi yapımı olabilir. öyle sahneler var ki birebir canlandırmışlar. elizabeth’in resmî ziyaretleri, düğün sahneleri, doğal afetler, kraliyet karşılamaları. mekanların ve olayların yanı sıra kıyafetler ya aynı ya da gerçeğe çok yakın. mesela üçüncü sezonun “aberfan” bölümü tek başına film olabilecek nitelikte üst düzey prodüksiyona sahipti.

    şu ve şu videoda birçok sahnenin gerçeğine ne kadar yakın olduğunu görebilirsiniz.

    buna karşılık, bu yapım hâlâ bir dizi ve tarihsel açıdan belirgin farklılıklar içeriyor. özellikle bazı olaylar aşırı dram ve duygusallıkla sunulmuş.

    dizideki temel farklılıklara bakmak gerekirse:

    - lord altrincham’ın kraliçe elizabeth’i eleştirmesinde temel nokta olarak gösterdikleri jaguar fabrikasının açılış konuşmasına dair hiçbir kanıt yok. kraliçe böyle bir konuşma yapmış gibi görünmüyor.

    - windsor dükü’nün nazi geçmişi ortaya çıktıktan sonra elizabeth onunla ilişkisini tamamen kesmiş gibi gösterdiler ancak bu belgeler ortaya çıktıktan sonra bile dük ailesiyle görüşmeye ve kameralar önüne çıkmaya devam etti.

    - kraliçenin milletler topluluğu gezisine çıktığı dönemde yerine kardeşi prenses margaret’ın geçtiği ve iddialı konuşmalar yaptığı bölümü tarihçiler olduğu gibi reddediyor. margaret’ın “kraliçecilik” oynadığına dair bir kanıt yok. dizide prenses margaret’ın sürekli ablasının yerinde olma sevdası dramatize edilmiş konulardan biri.

    - elizabeth’in annesi bahsi geçen kaleyi dizinin iddia ettiği dönemden bir yıl önce almış.

    - kraliyet sekreterlerinin arasında bir zincir yok. michael adeane’in martin charteris’in yerine sekreter olmasını öngören bir uygulama aslında mevcut değil.

    - prenses alice’in the guardian’a röportaj verdiği kısım olduğu gibi yalan. tarihte böyle bir röportaj yok. ayrıca prens philip’in annesini dışladığı ve istemediği kısmı da pek gerçekleri yansıtmıyor. tam tersine düzenli olarak ziyaretine gittiği bilinirmiş.

    - kraliçenin son kez windsor dükü’nü ziyaret etmesi öyle ayaküstü verilen bir karar değildi, çok önceden planlanmıştı ve o ziyaretin olduğu gün değil, on gün sonra dükün ölümü gerçekleşti.

    - prens charles’ın windsor dükü’nü ziyaret ettiği biliniyor ama mektupların gerçekliği tartışmalı. dükün ise onun camila shand ile ilişkisini bu kadar ayrıntılı bildiğini gösteren bir kanıt yok. tam tersine kaynaklar prens ile camila’nın o dönemde o kadar yakın olmadığını gösteriyor.

    - anthony blunt’ın casus olduğu 1979’da medya tarafından duyuruldu, öyle iddia edildiği gibi sır olarak kalmadı. ayrıca blunt’ın prens philip’i tehdit ettiği kısımla ilgili kanıt yok.

    - prens charles’ın iskoçya’da gönderildiği gordonstoun okulu’nda aslında iddia edildiği gibi kötü zaman geçirmediği, hatta okula karşı pozitif bir tavrının olduğu iddia ediliyor.

    - kraliçenin jackie kennedy’yi kıskandığı ya da onunla özel yemek yediğini gösteren bir kanıt bulunmuyor. üstelik gana’ya sırf kendini ispatlamak için gitmiş gibi gösterilmesi büyük tepki topladı.

    - kraliçenin gana ziyaretinin bir başarıymış gibi gösterilmesi ve bir dans ile zafer kazanmış gibi yansıtılması tarihçiler tarafından çok sert eleştirildi. kraliçe, gana’ya gitti ve dans etti. bu doğru. hatta fotoğraf da gerçek ancak gana birleşik krallık’tan ayrılıp bağımsızlığını kazandı.

    - kraliçenin ölüm döşeğindeki churchill’i ziyaret ettiği bölüm de gerçeği yansıtmıyor.

    gelelim en tartışmalı konuya. prens philip, kraliçeyi aldattı mı? dizide bunu ima etseler de asla doğrudan bir sahne göstermediler. hatta ima ettikleri sahneler bile muğlaktı. yani prens ortaya çıkıp mantıklı bir açıklama yapsa tüm tablo birden değişebilirdi. dizide philip’in ilişkisi olduğu kişi galina ulanova isimli bir balerindi. kadının portresi philip’in eşyaları arasında olsa da birlikte sahneleri olmadı. tarihte ise özellikle evliliklerinin ilk yıllarında pat kirkwood isminde bir oyuncuyla ismi geçmişti, dizide buna yer bile vermediler. bu çok riskli bir alan. doğrudan “aldattı” diyemezler ama tarihte prens philip’in aldattığı iddiaları da asla yakalarını bırakmadı. dizi ekibi buna göre bir ayar çekip “ima etmekle” yetinmiş ve konuyu kapatmış. üçüncü sezon itibariyle bu konu tekrar açılmadı. diziden bağımsız olarak, philip bu iddiaları doğal olarak reddetti. zamanında sekreterliğini yapmış michael parker’ın karısı boşandıktan yıllar sonra eski kocasının “perşembe kulübü” maceralarını anlatan bir kitap ele aldı ve mike ile philip’in takma isimlerle partilere gidip kadınlarla ilişkiye girdiğini iddia etti. buna karşılık bazı isimler “philip gibi hayatı sürekli göz önünde olan biri bunu yapsaydı mutlaka bilinirdi,” demekle yetindi. lakin dizide buna da çözüm bulmuşlar. elizabeth, kocasının onu aldatması durumunda “seni boşarım, tüm unvanlarını alırım, geldiğin yere gönderirim” gibi şeyler söylemiyor. tam tersine, görmezden geleceğini söylüyor. bu bakımdan ele alındığında bu kadar muğlak bir konuyu dizi işleyebileceği en akıllı şekilde yansıtmış.

    benzerlikleri ya da farklılıklarının yarı sıra dizide değinilmesi gereken iki şey var. ilki senaryo. çok başarılı şekilde yazılmış. mesela prens philip’in uzaya giden astronotlar ve bilim konusunda hayal kırıklığına uğraması ile inancını sorgulamasını aynı bölüme yazmaları, charles’ın camila’yla ilişkisini windsor dükü ve karısıyla bağdaştırmaları, kennedy’nin olduğu bölüm. senaryo açısından dizi gerçekten iyi.

    diğer konu ise oyunculuk. seçilen kişiler karakterlerini yansıtmak konusunda oldukça başarılılar. prens charles’ı oynayan kişi sürekli elleri arkasında ve hafif kambur dolaşıyor. olivia colman de claire foy da elizabeth’i çok iyi canlandırdılar. casting konusunda dizi ekibi hedefi 12’den vurmuş.

    üçüncü sezonda neden matt smith ve claire foy yerine olivia colman ve tobias menzies geldi, bunun yerine claire ve matt’i yaşlandıramazlar mıydı diyen çok fazla kişi var. evet, yaşlandırabilirlerdi ancak bu konu sadece yaşla alakalı değil. matt ve claire, genç ve birbirine inanılmaz yakışan ikili olarak elizabeth ve philip’in gençlik dönemini yansıtıyordu. medya ve halkın ilgi odağı olduğu, herkesin aralarında yaşananları merak edip mükemmel aşk hayalleri kurduğu dönemleri temsil ediyordu. olivia ve tobias döneminde tek fark yaşlanmaları değil. artık medyanın ilgisi olan çiftler onların çocukları: charles - camila - diana üçlüsü, prenses anne ve ilişkileri. nasıl bugün ilgi odağı olan william - kate/harry - meghan çiftleriyse o dönemde de charles gündemde. bu sebeple oyuncu değişikliği aslında elizabeth’in kendi aşk hayatının ve iniş çıkışlarının da arka planda kalmasını temsil ediyor.

    kaynak kaynak
462 entry daha