şükela:  tümü | bugün
  • patatesin, kolay yetiştirilebilir ve besleyici olması nedeniyle dünya nüfusundaki ani artışa sebebiyet vermiş olma olayı.

    18. ve 19. yüzyıllardaki dünya nüfusunun patlayış göstermesindeki en büyük sebeplerden (en önemli diğer sebep de endüstri çağı ile birlikte nüfus azaltıcı salgın hastalıkların çoğuna çare bulunmuş olması) birisi muhtemelen patates. doğurganlık oranlarına herhangi bir katkısı yok patatesin; yalnızca yetersiz beslenme nedeniyle meydana gelen ölümleri aniden yok ediyor. ölüm sayısı doğum sayısına göre de azalmaya başlayınca dünyada bir nüfus patlaması yaşanıyor.

    konuyu daha iyi örneklemek için 1000-1900 yılları arasındaki dünya nüfusu değişimini incelemek gerek. şuradaki grafiğe göre 1000 yılında dünya nüfusu yaklaşık 300 milyon kadarmış: görsel. 1400'lü yıllara kadar dünya nüfusu neredeyse hiç artmıyor. (avrupa'nın dörtte üçünü süpüren veba salgını ve haçlı seferlerinin etkisi muhtemelen). 1500'lü yıllarda grafik hafif bir ivmelenme yakalasa da grafiğin asıl patladığı yer 1700-1800'lü yıllar; yani patatesin avrupa kıtasında temel ziraat ürünü olarak kullanılmaya başlandığı yıllar.

    patatesin ilk olarak ispanyollar tarafından* 16. yüzyılın ortalarında avrupa'ya getirildiği bilinen bir gerçek. peki nasıl oldu da binlerce yıldır and dağları'nda var olan bu bitki, insanoğluna kıyağını 16. yüzyıl -yani kolomb'un amerika'yı keşfi ile başlayan süreç- yerine 18. ve 19. yüzyıllar arasında yaptı? madem patates tarih değiştirecek kadar güçlü bir bitki, o zaman grafikteki keskin artışı niçin 1500'lü yıllarda göremiyoruz?

    bu sorunun birden fazla cevabı var. öncelikli olarak ispanyol kaşifler patatesin böyle bir potansiyele sahip olduğunu bilmiyorlar. dolayısıyla, patatesi avrupa'ya ihraç edip avrupa'da yeni bir tarım devrimi başlatma gibi amaçları da yok. onlar için ilk öncelik gümüş madenlerinde çalışan köleleri besleyebilmek. patates bu hususta gerçekten de başarılı oluyor. kölelerin beslenme sorununun patates sayesinde çözülmüş olması avrupa'da gümüş külçeleriyle başlayan bir ispanyol emperyalizmini doğuruyor. (konu dışı olmasına rağmen buraya bir antiparantez açma gereği duyuyorum. gümüşün arzındaki artış uzun vadede ispanya'nın çöküşünü getiriyor. üretimdeki yetersizlik nedeniyle fiyatlar aşırı derece artıp hiperenflasyon yaratıyor. bu süreç boyunca ispanyolların refah düzeyi düşüyor) amerika'daki iş gücünü besleyen bir tarım ürünü gözüyle değerlendirilen patates, ancak kölelerin istihaklarından arta kalan miktarlar olmaya başladığı sırada avrupa'ya getiriliyor. patatesin avrupa kıtası ile buluşması ilk olarka 1580'li yıllarda kanarya adalarında gerçekleşiyor. devamında da botanik bahçelerde yetiştirilen bir ürün olmaktan öteye gidemiyor. kimi zamanlarda da üst sınıf soyluların afrodizyak olarak algıladığı bir tarım ürünü olarak nam salıyor, dolayısıyla patetesin halk tabanına inmesi biraz daha gecikiyor.

    patatesin, amerika'dan avrupa'ya getirildiği ilk anda yaygınlaşamamasının bir başka nedeni de iklim koşulları. and dağları'ndaki ana vatanlarında, yani gece ile gündüzün eşit olduğu ekvatora yakın bölgelerde 12 saat güneş ışığı almaya alışmış patates; gün sürelerinin daha uzun olduğu kuzey yarım küre ispanya'sının yazlarında beklenilen verimle yetiştirilemiyor. patatesin ilk hasat zamanları genellikle başarısızlıkla sonuçlanıyor. fakat patates ne zaman ki yetiştirilmek için daha uygun, ılıman, donsuz ve yeterli yağış alan bir bölgeye transfer ediliyor, işte o zaman gerçek patlamasını gösteriyor. bir asır boyunca deneme yanılma yoluyla geçen patates üretim süreci en sonunda irlanda'da başarı gösteriyor.

    patatesin nüfus patlaması yaşatması başarısının altında yatan birkaç neden var. diğer standart tarım ürünlerine göre yetiştirildiği birim alan başına 2-4 kat daha fazla kalori veriyor patates. ayrıca içinde barındırdığı vitaminler bakımından da daha zengin. ayrıca patatesler dona karşı daha dayanıklı. yer altında da depolanabilme özellikleri var. tarlasından çıktığı gibi de yenmeye hazır; buğday ve diğer tarım ürünleri gibi herhangi bir işleme maruz kalmayı da gerektirmiyor. artan patatesler, hayvancılık sektöründe yem olarak da kullanılabiliyor; böylece avrupa'daki köylüler için et daha ulaşılabilir bir besin kaynağı olmaya başlıyor. insanlar ana besin kaynağı bulma problemlerini çözünce dünya nüfusu birden şahlanmaya başlıyor. köylü kesiminin iç savaşlar boyunca hayatta kalmalarına yardımcı oluyor. tarım arazilerini daha verimli hale getirdiği için insanların ekilecek arazi nedenli savaşlarını, dolayısıyla ölümleri, azaltıyor. eşzamanlı olarak sanayi devrimin ihtiyaç duyduğu işgücünü beslemesiyle dünya nüfusu daha önce eşi benzeri görülmemiş derecede artış gösteriyor.

    patatesin insanlık tarihine olan bu katkısı ters durumda da ispatlanıyor. patatesi çürüten bir mantarın patatese nüfuz etmesi 1845-49 yılları arasında irlanda'da büyük bir kıtlığın başgöstermesine; akabinde de 1 milyon kişinin açlık nedeniyle ölmesine sebebiyet veriyor. patatese alternatif oluşturacak bir tarım ürünü olmaması nedeniyle irlanda nüfusunun bir kısmı da amerika'ya göç etmeye başlıyor. patatesin insan uygarlığı gelişimine olan katkısı bir kez daha kanıtlanmış oluyor.

    patatesin değeri ikinci dünya savaşı'nda da gözardı edilmiyor. ingiltere'de halkı patates tüketmeye teşvik eden propoganda afişleri basılıyor. hatta patates için yeni bir maskot bile yaratılıyor: (patates ve ikinci dünya savaşı konusu açılmışken burada patates sayesinde bir japon denizaltını batıran ingiliz denizcilerin hikayesini de anlatmak gerekir. neyse o da bir sonraki entariye sözüm olsun.)

    görsel
    görsel
    görsel
    görsel

    10 sene önceki ziyaretimde bu afişlerin londra'da 2. dünya savaşı içerikli müzelerde hala daha sergilendiğini görmüştüm. mevcut durumu bilmiyorum, belki oralarda yaşayan bir sözlük kullanıcısı bilgilendirebilir.

    kaynak: bu entariyi amerika'nın keşfinden küreselleşmeye 1493 isimli kitabı okurken yazmaya karar verdim. kitapta patatesin etkisi daha geniş biçimde anlatılıyor, merak edenler okuyabilir. şu makaleden de oldukça yararlandım bu entaride bbc'nin tarih içerikli dergileriyle birlikte.
18 entry daha