12180 entry daha
  • daha önce de belirttiğim gibi yakın zamanda atlatmış olduğum (tüm etkileriyle birlikte en azından umduğum) virüs.

    bir başka entryde, tedavim sırasında kan değerlerim/ semptomlarım/ virüsün diğer etkilerine dair çok fazla araştırma yaptığım için covidin zatürre dışında nasıl etkileri olabileceğine dair biraz uzun bir entry yazacağımı söylemiştim.

    eğer benim gözümden, dilim döndüğünce de bilimsel yazmaya çalışacağım bu yazıyı sıkılmadan okursanız faydalı olacağını umuyorum.

    öncelikle bu virüsü zatürre ya da akciğer problemi yaşayarak geçirmedim. ancak evde geçirdiğim süreç içerisinde (4-5 gün) dudaklarımın mavileştiğini gözlemledim. bunu araştırdığımda ya akciğerde yaşanan bir problem ya da kanda yeterince oksijen bulunmamasından kaynaklı olabileceğini gördüm. ciğerimde hiçbir problem olmamasına rağmen dudaklarımda bu mavilik neden oluşmuştu?

    bu tabii ki dolaşım bozukluğunun bir belirtisi. yani ya damarlarınız pıhtılaşmadan ötürü organlara yeterince oksijen taşıyamıyor ya da korona sebebiyle damarlarda oluşan pıhtı akciğerinize/ kalbinize taşınmış oluyor. bu da emboliye(akciğerde pıhtı birikmesi) veyahut kanın yeterince oksijen taşıyamamasına sebep oluyor. bunun için tedaviniz süresince hiçbir şikayetiniz olmasa bile her gün kan sulandırıcı vuruluyorsunuz. bu kan pıhtısı riski için kan tahlillerinizde pıhtılaşma seviyeniz ve pıhtı durumuzla alakalı bilgi veren "d dimer" denilen bir değer sürekli kontrol ediliyor.

    ben buradan yola çıkarak ilk zamanlarda çin, iran gibi ülkelerden gelen videolarda gördüğümüz birden yere yığılıp kalan insanların bu pıhtılaşma veyahut pıhtı atmasının neden olduğu beyin kanaması ya da kalp krizi gibi yan nedenlerle vefat ettiğini düşünüyorum.

    benim kendimde tecrübe ettiğim, günde 12 saat serum almama neden olan bir başka durum da (hiçbir kalp rahatsızlığım olmamasına rağmen) yine ilk anda yapılan kan tahlillerimde yüksek çıkan kalp enzimlerim. kanda bulunan bu enzim kreatin kinaz olarak geçiyor. coronavirüsün tutunup çoğaldığı gen yalnızca akciğerde değil maalesef. bu gen aynı zamanda kalp ve beyinde de bulunuyor. bendeki örneğinde sanırım kalbi zorlamış. tabii ekg, tomografi temiz çıkınca yalnızca değeri düşürmeye yönelik tedavi uygulandı. referans aralığında tavan 130 olan değer 540 civarıydı bende. taburcu olurken 30'lara düşmüştü. (çok anlamlı bir yükseklik olmasa da müdahale edilmediğinde nasıl seyredeceğini bilemiyoruz.)

    bu süreçte koronanın solunum yolu ile alakalı kısımlarıyla hiçbir sorun yaşamadığımı, hatta kendimi gayet iyi hissettiğimi de ekleyeyim. ancak yine kendimde gözlemlediğim ama belirtiler içinde sayılmayan bir durum kafa bulanıklığı. koronanın yeni yeni belirtileri arasında sayılmaya başlayan tat/ koku kaybı aslında sinir sistemi ve beyni etkilediğini gösteren bir kanıt. ama bu süreci yaşarken bu belirtiler bende olmamasına rağmen birkaç günü kafamda bariz bir bulanıklık ile geçirdim. bu ilaçlardan da olmuş olabilir tabii ama koltuktan aniden kalkınca oluşan o sersemliği tüm gününüze sabitleyince gerçekten hoş olmuyor. hatta doktor nasıl olduğumu sorduğunda "vücut olarak çok iyiyim ama resmen kafam bulanıyor." demiştim. hastaneden çıktıktan sonraki süreçte de bu etkilerin bir süre devam edeceğini belirtmişti. yani siz sadece ciğerleriniz için endişelenirken aslında vücudunuz tümüyle virüs için savaş veriyor.

    biraz da ek bilgi olması adına kan tahlillerinde nelerin kontrol edildiğine değineyim. kreatin kinaz, ck mb gibi değerler kalp için; crp vücudunuzda herhangi bir yerde iltihap olup olmadığını saptamak için, aynı zamanda herhangi bir kan tahlilinde dahi diğer organlarınıza dair (böbrek, karaciğer vb.) bilgi veren standart değerler de önlem için her gün kontrol ediliyor. bir de kanınızdaki karbondioksit, oksijen seviyenize bakabilmek için kan gazı ölçümünüz yapılıyor. bunlarda bir sıkıntı olmamasına rağmen kan değerlerim, beyaz kan hücrelerim, nötrofillerim ilk günlerde birden çakılmaya başladı. enfeksiyon bittikten sonra iyi beslenme ve istirahat ile kendi kendine düzeliyor.

    son olarak rutin kontroller ateş ve tansiyon. ateş hastane sürecinde bende hiç olmadı. (evde bir iki gün inatçı değil) tansiyon genelde stabil olmasına rağmen sadece bir gün 1 saat aralıklarla 11/7, 9/5, 13/8 olarak ölçüldü. onun da stres gibi yan faktörleri bile olabilir diye yorumluyorum. zaman zaman panik atak geçirip nefessiz kaldığımı sandığımda parmaktan ölçülen oksijen saturasyonu (normal değer 95- 100, benim hep 99 /98 seyretti.) normal çıkınca rahatlıyordum.

    sonuç olarak açıklanan semptom tablosuna göre 'semptomsuz' geçiren kısımda görünüyorum. ateş, öksürük veya buna bağlı nefes darlığım yoktu. belki yukarıda saydığım nedenlerden dolayı bir ölüm gerçekleşse koronadan bile şüphenilmezdi ancak temaslı olarak yaptırdığım testim pozitif olunca bunların farkına varabildim.

    belki benim yaşadığım bu değişiklikler basit bir gribin bile kan değerlerine yansımasında kendini böyle belli ediyordur. ancak korona geçirdikten sonra beyin kanamasından vefat eden bir teyzeyi ve korona sırasında el/kolda his kaybı ile birlikte konuşma bozukluğunu yaşayan bir kişiyi haberlerde okumuştum. bu da sebeplerin yukarıda saydığım noktalar olabileceğini düşündürdü.

    işte bu yüzden bana göre korona hâlâ "olayım da kurtulayım." denilecek konumda değil. onu tanımaya çalışıyoruz. uzun vadede vücuda etkilerini bilemiyoruz.

    bu yüzden şu anlık elimizde gerçekten inanarak buraya yazdığım büyük bir koz var: yakalanmamak :)

    sağlıkla kalın...
1868 entry daha