7856 entry daha
  • günümüz linç kültürünün en yoğun olarak görüldüğü ortam.

    son dönemlerde, özellikle 2010’lu yıllarda sıklıkla şahit olduğumuz “sosyal medyada linç edilme” vakalarının büyük çoğunluğu twitter üzerinden gerçekleşiyor. bunun nedeni diğer sosyal medya platformlarından daha anonim ve daha interaktif bir yapıya sahip olması mı, yoksa linç etme eğilimli kişilerin bilinçli ya da bilinçsiz olarak buraya toplanması mı bilinmez ama “linç” denildiğinde karşımıza çıkan ilk adres burası. üstelik bunu “özgürlük” ve “eşitlik” sloganlarıyla yapıyorlar. sözüm ona peşinden gittikleri özgürlük ve eşitlik kavramlarını savunurken o derece radikalleşiyorlar ki paradoksal bir sorun ortaya çıkıyor. zira karşı tarafın ifade özgürlüğünü elinden alarak bizzat karşı oldukları şeye dönüşüyorlar: faşistlere.

    bu noktadan sonra yaptıkları şey artık doğruculuğa ya da adalete girmiyor. titanlık seviyesinde linç başlatıyorlar ve hedef aldıkları kişiyi adil yargılamaksızın sindirene kadar linç ediyorlar. politik doğrucular ya da sosyal adalet savunucuları olarak adlandırılan bu kişiler hiç farkında olmadan bizzat ifade özgürlüğü ve eşitliğin en büyük düşmanına dönüşüyorlar.

    eşitlik, farklılıkları kabul etmektir. farklılıklarla bir arada olmaktır. oysa bu kesimin benimsediği görüş "ya benim gibi düşünürsün ya da ölürsün" felsefesi. peki bunun karşı taraftakinden farkı ne? ona bir şey dayatıyorsan, seninle aynı şekilde düşünmek zorunda bırakıyorsan, senin gibi olmayı reddettiğinde dışlayıp linç ediyorsan özgürlük bunun tam olarak neresinde?

    sorunlar bununla da bitmiyor. bu kadar radikalleşme peşinde aptallığı da getiriyor. twitter'daki her ünlünün "kendileri gibi düşündüğünü açık delillerle ifade etmesini" talep ediyorlar. her ünlü politik doğrucuların benimsediği değerleri benimsemeli. dahası bunu açıkça, bağıra bağıra dile getirmeli. "aman, ben etliye sütlüye bulaşmayayım, kendi halimde takılayım" deme şansları bile yok. zira, suskunluğu "sen bizden değilsin, o zaman karşı taraftasın" olarak algılıyorlar. bir şarkıcı ya da oyuncu apolitik olamaz. sessizliğini korursa bile linç edilir.

    bitti mi? bitmedi. kendinizi ortaya attınız ve bu kitlenin istediklerini dile getirdiniz. belli bir zaman sonra bir olay oldu ve bu kitle bir konu hakkında tutumunu değiştirdi. eskiden sevdiğini artık sevmiyor. siz de güncel gelişmeleri takip etmek ve onların taşladığını taşlamak zorundasınız. "ama eskiden böyleydi, bu konuya böyle yaklaşıyorduk" diyemezsiniz. size yine "iptal ederler." hiç farkında olmadan kendinizi tt listesinde "over party" hashtag'i ile görebilirsiniz.

    bu çok bariz sürü psikolojisidir. bağnazlık ve zeka geriliğidir. twitter'ın bu politik doğrucuların eline geçmesi bir şeyi gösteriyor: eleştirdikleri, karşı durdukları şeye bir hakimiyet kadar uzaklar. gücü ellerine geçirdikleri andan itibaren aynı şeyin lacivertine dönüşmekten sadece bir tık uzaktalar.

    billie eilish, adele, beyonce, lorde gibi şarkıcılar twitter'ı terk etti, kişisel paylaşımları için instagram'ı kullanıyorlar. taylor swift 2016'da uğradığı linç sonrası yaşadıklarını şöyle aktarıyor. geçtiğimiz hafta boyunca j.k. rowling diğerleriyle aynı şekilde düşünmediği için linç edildi. en sonunda pes etti, kendi sitesi üzerinden açıklama yaptı. daha birçok isim var. camila cabello, halsey, shawn mendes, dua lipa gibi genç isimler bu politik doğrucuların elinde maymuna dönmüş durumdalar. sırf onlar istediği için sürekli bir şeylerle ilgili açıklamalar yapıp duruyorlar.

    linç edilmeniz için ünlü olmanıza da gerek yok. bunlardan birinin eline düştünüz mü sürü gibi üstünüze geliyorlar. sözüm ona ifade özgürlüğünün yılmaz savunucuları mahalle arkadaşlarını toplayıp geri dönüyor. toplu lince başlıyorlar. ya hesabınızı gizliyorsunuz ya da askıya alınıyorsunuz. klavye delikanlılığının kitabını yazan bu sosyal adalet savunucuları yaptıkları şeyin aslında karşısında durduklarını iddia ettiği şey olduğunun farkında bile değiller: bullying. güya zorbalara karşılar. gelin görün ki yaptıkları şey zorbalığın ta kendisi. zorbalığı engellemek için uyguladıkları zorbalıklarla, farklı düşünenlere tanımadıkları ifade özgürlükleriyle, kendilerinden farklı olan herkesi dışlayan eşitlikçi ruhlarıyla 2010'lu yıllara damgalarını vurdular. "sosyal medya linci" kültürünü başlattılar.

    bu durum twitter'ı da etkiliyor. bir yerde bir hareket başladı mı ilk değişimi yapan genellikle twitter oluyor. elindeki kullanıcı parametresi bu olunca değişimi ilk o kabul edip kendi kesiminin tepkisini çekmemeye çalışıyor.
1231 entry daha