şükela:  tümü | bugün
8 entry daha
  • 100'den başlayarak aritmetik olarak 600'lere varan rakamlarda cinayet işlediğimi iddia eden yüzlercesini resmen itiraf etmiş bir lost soul. bu giriyi henry lee lucas'ın hayatını anlatan nf mini dizisi the confession killer izledikten sonra yazdım. bence izlemeyi düşünüyorsanız ve hala izlemediyseniz bu entry, kurgusu ve anlatımı çok güzel olan belgesel için spoiler etkisi yapabilir.

    zekası o kadar düşüktür ki kız arkadaşını öldürüp parçalarını çeşitli yerlere gömmüş ve gömdüğü yerleri polise göstermiş olmasına rağmen başka eyalette bir kadından öldürdüğü kızın yerine geçmesini isteyecek kadar büyük bir maldır. ulan hadi o kızı öldürmediğine inandırdın diyelim toprağa gömülü ve sadece yerini senin bilebileceğin bir ceset var ortada onu nasıl halledeceksin? düşük iq'su ve küçüklükten itibaren çektiği sevgi eksikliği karakter olarak kendini ortaya koyamama, sosyopatlık, korkaklık, iletişim eksikliği gibi çeşitli formlarda dışarıya vurulmuş. kendisine çok bağlı bir gay arkadaş edinmiş ve büyük ihtimalle sırf o istiyor diye onunla ilişkiye girmiş. sadece ona istediğini vermek için. aksi halde onu bırakacağından korktuğu için. polislerle de aynı tarz ilişki geliştirmiş onların ne istediğini anlayıp onlara istediklerini vermiş. adam itiraf makinesi gibi. olaylar hakkında biraz bilgi veriyorsun sana hemen senaryoyu yazıyor..senaryoyu itiraf haline getiriyorsun ve altına basıyor imzayı. teksas polisi mal bulmuş mağribi gibi adama her türlü cinayeti kabul ettirir hale gelmiş. adamın takvimi o kadar sıkışıkki nerdeyse her gün öldürmüş. hatta bir araştırmacı (bkz: the confession killer) çok güzel özetledi.. teksas polisine telefon geliyor. bizde çözülmeyen bi dava var. takvime bakıyorlar ve o gün başka cinayet yoksa onu da takvime ekliyorlar, sonradan henry nasılsa işlediğini itiraf ediyor diye.

    gerçekten kendini kaybetmiş gibi itiraf alıyorlar adamdan ve hiç bir şekilde durup düşünelim ya da gerçekten bu kadar öldürmüş olabilir mi diye hiç birisi sorgulamıyor. yani işin adam öldürmek olsa kaytarırsın be baba.. sürekli öldürmek modunda olacaksın, sürekli hazır olacaksın, sürekli öldüreceksin.. cinayeti zevk olarak işleyen biri için amele gibi öldürmek bi kere mantıklı değil. o kadar seri katil filmi,dizisi izledik bu adamlar bir eser gibi yaptıkları seyden zevk almaya bakıyorlar çünkü onlar için öldürdükleri insanlar herhangi biri değil bir zevk objesi ve sürekli hatırlıyorlar falan. bir süre onunla tatmin olup yeni tatmin aradıkları zaman yeniden öldürüyorlar.

    ne var ki, teksas polisi işin amına koyuyor artık kendi eyaletlerinin yanı sıra başka eyaletlerdeki cinayetleri de çözmeye (!) başlıyorlar. ve bunu tüm gün katille karşılıklı tüttürerek, popoları sandalyelerinden kalkmadan yapıyorlar. hatta bir keresinde başka bir eyaletten "bizim şerifin oğlu cinayete karıştı da.. biz yapmadığına inanıyoruz.. yardım eder misiniz?" denilince o cinayeti de bu garibe üstlendiriyorlar. bu salak da yönlendirildiği ölçüde bir senaryo yazıyor ve gerçek suçluyu salıyorlar..öyle bi akıl tutulması yaşanıyor. çünkü işin kaymağını yiyen polislerin ellerinin altında bir katil olduğuna emin oldukları biri olduğu için vicdanen rahat bir artı bir eksi bi şey farketmiyor onlar için. işin kendilerine sağladığı repütasyon tatlı geliyor. ellerinde altin madeni gibi bi şey var neticede adamı güzelce işlersen jfk'i öldürdüğünü bile itiraf ettirebilirsin.

    işler çığrından çıkınca ve birileri duruma uyanmaya başlayınca olaya el atılıyor ve idamla yüzleşen katil artık teksas rangers şerifinin kontrolünden çıkmasının da etkisiyle itiraflarını yalanlıyor. elinde itiraflardan başka hiçbir kanıt olmayan teksaslı kovboylarsa yaptıkları hataları ölümüne reddederek kendilerini savunuyorlar. neticede, 20 tane itiraf ettiği cinayetin başkaları tarafından işlendiği dna eşleştirmesi ile kanıtlanıyor, itiraf ettiği bir cinayetin kurbanın ise gerçekte cinayete kurban gitmediği çünkü gerçekte epilepsi nöbeti nedeniyle arabasıyla kanala uçtuğu ve boğularak öldüğü ortaya çıkıyor. diğer itirafların pek çoğunda da cinayetlerin işlendiği sırada başka yerlerde olduğu kanıtlarla ispatlanıyor.

    henry kardeş idam edilmiyor ve 2001 senesinde doğal sebeplerle hapishanede vefat ediyor. bu olaylardan henry'nin yanına kar kalan kendini çok önemli biri gibi hissettiği ve gerçek bir rockstar gibi yaşadığı bir kaç senesi oluyor.

    tüm izlediğim reality showlardan anladığım bir şey varsa.. amerikan polisinin eline düştüyseniz gerçekten konuşmama hakkınızı sonuna kadar kullanın.
2 entry daha