şükela:  tümü | bugün
13 entry daha
  • romanya'nın bir dönem -aslında uzunca bir süre- başkentliğini yapmış, romanya'nın en gelişmiş beş şehrinden ikincisi.

    bu şehirde erasmus sebebiyle geçtiğimiz ekim'den şubat'a kadar yaklaşık 5 ay kalma fırsatı buldum. bu entaride anlatacaklarım genelde şehir üzerine olacak ama arada romanya'ya dair izlenimleri de bulabilirsiniz.

    ben ilk kez yurtdışı deneyimi yaşayan birisi olarak şehre ilk geldiğimde binaları görüp ya ekonomik olarak çok iyi olmasalar da avrupa birliği'ndeki bir ülkeye geldik ne kadar eski diye düşünmüştüm, bunun tabi tarihi dokusu ağır basan şehirlere benim mesafeli olmamın da etkisi olabilir. günler geçtikçe ve şehri biraz dolaşmaya, kültürünü, hikayesini anladığınızda şehri sevmeye başlıyorsunuz. attığınız her 10-20 adımda bir kiliseye ya da katedrale denk gelmeniz mümkün ki bu aslında romanya'nın bütün şehirlerinde gözlemleyebileceğiniz bir durum. onun haricinde eskiden idari bir bina ve adalet sarayı olarak kullanılıp 1955 yılından itibaren müzeye dönüştürülen palatul culturii din iaşi (palace of culture) göze çarpan en büyük tarihsel anıt olarak yerini alıyor, yolunuz düşerse muhakkak gidip görün ve şansınıza o gün hava da güzel olursa arka taraftaki çimlere uzanıp biranızı yudumlayabilirsiniz. :) öğrenci kartımızla belirli günlerde bize ücretsiz giriş imkanı vardı. zaten hemen yanında da şehrin en büyük alışveriş merkezi palas mall var. şehirde dikkati çeken bir diğer olay ise ştefan cel mare'nin isminin bir şekilde karşınıza çıkıyor olması, bu zatın zamanında romanya'nın moldova imparatorluğu'ndan bağımsızlığını elde etmesinde çok önemli bir yer ettiği hatırımda kalmış ki o yüzden iaşi'de birçok sokak, cadde ismi stefan cel mare olarak isimlendirilmiş.

    şehirdeki diğer önemli bir detay, romanya'nın en köklü üniversitesi olan alexandru ioan cuza üniversitesi'nin bu şehirde yer alıyor oluşu, gerçekten orada var olduğum süre içerisinde türkiye'de hep bir yerde eksik kaldığını düşündüğüm üniversite kültürünü tam anlamıyla orada yaşama şansı buldum. gerek hocalar, gerek öğrenciler ve arkadaş ortamım, gerek üniversitenin mimarisi, bir bütün içerisinde oldukça etkileyici. türkiye'de hala daha akademik düzende kadrodaki isimlerin aşırı despot ve disiplinci olmaları aşmamız gereken şeylerden biri, romanya'da onu fark ettim.

    şehrin genelde canlı noktaları üniversitenin ve ona bağlı yurt, yemekhane vs. sosyal merkezlerin bulunduğu copou bölgesiyle palace of culture'ün bulunduğu centru (şehir merkezi) bölgesi. zaten barlar, gece kulüpleri falan buralarda kümelenmiş durumda (öğrenci tayfasının çarşamba günlerindeki favorisi la baza :), oradan da 10 adım mesafedeki underground pub), daha sakin cafe alternatifleri arayanlar için de güzel butik cafelerin (acaju, cafe retro) olduğunu söylemeden geçmeyeyim. onun haricinde şehrin sanayileşmiş kısımları ve fabrikalar tataraşi sud ve zona industriala bölgelerinde yoğunlaşmış vaziyette, bu kısımlarda yerleşmeler fazla değil. şehrin daha fakir ve banliyö kısmı dacia denilen bölgeye denk geliyor.

    şehir, romanya'nın en büyük ikinci şehri olmasına karşın, ilginç bir şekilde romanya'nın en ucuz şehirlerinden biri. hem ev kiraları, hem yaşam standartları bakımından konuştuğum yerliler ve romanya'nın diğer büyük şehirlerini ziyaret ettiğimde durumun gerçekten böyle olduğunu gördüm. bundan 5-6 sene önce bizim paramızın bilmem kaç kat altında olan rumen leyi şu an 1 lei = 1,58 tl gibi bi oranda olunca bizim açımızdan aslında biraz pahalı dahi kaçıyor onu söylemem gerek :) tabii euro alan öğrenciler ve romanya'da euro ile para kazanan birisi burada kebap gibi bir hayat yaşar onu da eklemek gerek. 1 euro 4,81 lei gibi bir paraya denk geliyor. ev kiraları ilginç bir şekilde euro olarak alınıyor, fransız bir arkadaşıma sorduğumda o söylemişti de bunun neden olduğunu pek anlamadım. bilen birisi aydınlatabilirse sevinirim.

    şehirde ingilizce bilme oranı gayet iyi, italyanca falan biliyorsanız çok çok rahat anlaşırsınız, romence ile neredeyse aynı diller. zaten şehrin nüfusu genç ve öğrenci nüfusu olduğu için herkes iyi kötü ingilizce biliyor, size bütün sıcakkanlılıklarıyla yardımcı olmaya çalışıyorlar. 55000'e yakın öğrenci nüfusu var şehirde. ama yaşlı teyzelerimiz rumence bilmediğiniz zaman aşırı sinirleniyorlar, onlara dikkat derim :)

    şehrin mimarisi, diğer büyük şehirlere oranla mesafe olarak daha uzak ve daha kuzeyde kurulmasından ötürü komünizmin etkilerinin hala çok güçlü görüldüğü bir yer. tarihi binalar ve sonradan yapılan 4-5 yıldızlı oteller haricinde binalar hep cansız ve biçimsiz. gerçekten avrupa birliği'nde bir ülkeye geldiğimi bükreş, cluj ve braşov'u gezdikten sonra anladım. ama şehir planlaması konusunda hakkını vermeliyim, bir coğrafyacı olarak bu gibi hususlara ekstra dikkat ediyorum gittiğim şehirlerde.

    genel olarak yazacaklarım bu kadar sanırım. sormak istedikleriniz için yeşillendirebilirsiniz, aklıma gelen önemli şeyler olursa burayı editlerim. rumence öğrendiğim tek tük cümlelerden olan buna seara diyip kaçıyorum :)
1 entry daha