şükela:  tümü | bugün
4 entry daha
  • hayat bir rüyadır.

    muhyiddin-i arabi hazretlerini beyanı üzere bu ilim son derece yüksek bir marifetin ürünü olup yalnızca son peygambere verilmiştir. mesela hz. yusuf rüya ilmine sahip olmasına rağmen bu marifete erişememişti.

    yine ibn arabi hazretlerinin beyanı üzere, dünya hayatı dahi rüya türlerinden biri olduğu için tevil ve tabiri yapılmalıdır. bu ne demek oluyor biliyor musunuz? günlük hayatımızda karşımıza çıkan her durum, her kişi, her olay aslında bir anlam içeriyor ve bize kendi halimizi ifşa ediyor. ancak pek çok kimse bu ilimden gafildir ve hayatın tesadüflerle gelip geçtiğini zanneder.

    mesela dün bir arkadaşımız şöyle bir olay yaşamış:

    "bugün yürüyüşüm sırasında bir tilki gördüm bir şeyden kaçıyor gibiydi. beni görünce durdu epey inceledi. ben durmadan yoluma devam ettim. sonrasında etkisinde kaldım bu olayın ama tam anlamlandıramadım"

    "eee..ne olmuş yani? tesadüfen karşısına bir tilki çıkmış işte, ne var bunda?"

    size göre öyle olabilir ama bize göre çözülmesi gereken bir sembolizmdir bu.

    tilki tavrı, belirli bir sorunu incelemeye başladığında adım adım bir kavrama ve tasvir çabası gösteren, sosyal alanın bütün pistlerini yoklayan, çelişik ve düzensiz kavramları ve olayları kombine etmeye çalışan, ustalık gerektiren ince yöntemleri manipüle eden araştırmacı tavrıdır.

    kısacası tilki hakikat arayıcısının sembolüdür.

    hakikat peşine düşmüş kimselerin karşısına bir şekilde tilki çıkacak ve kendini gösterecektir.

    aynı zamanda tilki, "kaçak ve kurnaz" olan hakikatin de sembolüdür. yani tilki hem hakikat arayıcısını hem de hakikatin ta kendisini sembolize etmektedir.

    bunun sebebi şudur:

    bir kimse ancak bulduğu ve bildiği şeyi arayabilir. hakikati bulamamış ve bilememiş olan kimse onu arayamaz. hani şu meşhur, "insan bol bol okumalı, araştırmalı, kendini geliştirmeli" argümanı vardır bilirsiniz. işte o boş bir laftır. o yolda gidenin sonu bilgi obezi olmaktır. daha da beter hasta olur. maddi manevi sağlığı bozulur.

    ancak bir hakikat ehlini bulur ve ona gönül açıklığı ile gidersiniz. o zattan sizin kalbinize de hakikatin bir kopyası yansır. bununla birlikte başlangıçtaki kişinin kalbi çok dar ve sığ olduğu için hakikatin bu sureti çok çok düşük çözünürlükte ve çaptadır. işte bu noktada o kişi ister istemez çabalamaya başlar ve kendini geliştirme gayreti içine girer. zira ruhu bir parça bal tatmış ama ona doyamamıştır. artık o kimseyi durdurabilene aşk olsun.

    işte gerçek hakikat arayıcısı odur.

    gerçek tilki odur.

    not: bir de fareler vardır... onlar dünyaya batmış, ahiretini satmış insanlardır. ahiretinin hırsızı, dünyanın ve maddiyatın sarhoşu fareler...bir de oklu kirpiler vardır. kendi kendine sığ bir dünya ve düzen kurgulamış ve tostoparlak olup onu oklarıyla savunmaya almıştır. bunlar hakikat ehline düşmandır; çünkü hakikat ehlinin beyanları onların sığ dünyasını tahrip eder ve düzenlerini bozar. bu kirpiler de ona oklarını fırlatırlar...

    https://youtu.be/e54emsmdyfk