şükela:  tümü | bugün
1 entry daha
  • f1 takımlarının ana sponsor firmalarında üst düzey çalışan bir tanıdığınız varsa ve bu yarış mevzularıyla çok ilgili değillerse şanslısınız. ondan alacağınız kartlar sayesinde formula1'in dibine girme ve paşalar gibi ağırlanma fırsatınız var demektir. olay şu.
    önceden belirtilen bir noktadan lüks minibüslerle alınıyorsunuz. istanbul park'ın o trafiğini çekmek zorunda da değilsiniz. çünkü paddock club minibüsleri kendilerine ayrılan yan yollardan gidiyorlar kapıya. club kapısında iniyor ve tünelden yürüyerek içeri giriyorsunuz. padok alanını çevreleyen ve tüm takım motor home'larıyla tırlarını üstten görebildiğiniz bir yoldan yürüyüp sizi ağırlayacak olan padok club'a giriyorsunuz. içeride sizi nazikçe hoş hanımefendiler karşılıyor. adınıza ayrılan yere oturtuyor sizi. iskemlenizin üzerinde yine adınızın yazılı olduğu ve içinde o takıma ait tshirt, yağmurluk, şapka ve hediyelik eşyaların bulunduğu çanta duruyor. yerinize oturup ortama alışmaya çalışırken, hoş hanım garsonlardan biri elinde mumm şampanyayla geliyor yanınıza. siz şampanyanızı yudumlamaya başladığınızda, az sonra pilotların padok club'a geleceği ve orada bir röportaj yapılacağı anons ediliyor. gerçekten de 2 pilot geliyor ve ufak sahnemsi bir yere çıkıp sunucuyla yarışa ilişkin röportaj yapıyorlar. ardından kapıda sizi karşılayan hanımefendi geliyor ve 10 dakika sonra takım garajlarında bir gezinti yapılacağını haber veriyor. akabinde sizi gezdirecek bir yetkili size özel birer manyetik kart veriyor. bu kartlara sahip olmayan kimse garajların olduğu yere giremiyor. üstelik o kartın sahibinin kaç kez hangi saatte girip çıktığı da biliniyor. yanlız size verilen kartların bir giriş ve bir çıkış hakkı var, sonrasında kart otomatikman iptal oluyor. ilk önce padok club'ında bulunduğunuz takımın garajına iniyorsunuz. içeride fotoğraf çekmemeniz rica ediliyor. hatıra amaçlı fotoğrafların hepsi host'un kendisi tarafından çekiliyor ve sonra tarafınıza bir cd halinde yollanıyor. sonra başlıyor bir formula aracının kritik parçalarını tanıtmaya. ilk tanıttığı parçalar, pilotlara özel olarak üretilen koltuklar ve h.a.n.s. sisteminin bir parçası olan boyunluk. hatta koltuk ve boyunlukla fotoğrafınızı çekiyor. bu seansın ardından sizi otomobillerin pit stop yaptıkları ön tarafa götürüyor. işte pitlerdesiniz. formula1 aracı tam dibinizde. inceleme fırsatı buluyorsunuz, yanından fotoğraf çektiriyorsunuz ve host'un verdiği bilgileri dinliyorsunuz. buradaki işiniz de bitince host elindeki çantadan f1 araçlarında kullanılan direksyonlardan birini çıkartıyor ve onu anlatmaya başlıyor. hatta size veriyor ve onunla da fotoğrafınızı çekiyor. sonra lastiklerin olduğu yere gidiyorsunuz. orada da bir fotoğraf seansından sonra pilotların bir kamyon arkasına bindirilip tur atmasına sıra geliyor. bu esnada pilotlar kapıdan çıkarken siz kapının dibinde duruyor ve fotoğraf çeker oluyorsunuz. (hatta ben yanımdaki deve gibi herifin boris becker olduğunu anladığımda onun da fotoğrafını çekmiştim). bundan sonrası sizin konuyla ne kadar ilgilendiğinize ve host'unuzun bu ilgi karşısında size daha fazla neler yapabileceğine kalıyor. bizim ekip çok ilgili olduğundan ve host'umuzun kral bir herif olmasından mütevellit, bizi redbull'un motor home'unda birşeyler içmeye götürdü mesela. orada içkilerimizi içerken f1 camiasına ilişkin daha derin mevzuları konuşma fırsatı bulduk. ben daha o zaman lewis'in mclaren'e transfer olacağını öğrenmiştim (2006). tüm bu etkinlikler sonrasında padok club'ınıza geri dönüyorsunuz. şehrin en lüks restaurantlarını kıskandıracak bir menü sizi bekliyor yukarıda. ne yiyeceğinizi seçebilmek zor oluyor bu kalabalık menünün içinden. yemeğinizi bitirip kahvenizi yudumlarayak yarışın ufaktan başlayacağı anonsu duyuluyor. 3 seçeneğiniz var.

    1- ya olduğunuz yerde oturup tıkınmaya devam edip klimalı ortamda yarışı ekrandan izlersiniz.
    2- ya padok club'ın balkonuna çıkıp start anını görürsünüz ve devamında sadece otomobiller önünüzden geçerken yarışı izlersiniz.
    3- teras katına çıkıp pistin tamamını görme şansınız olur.

    bu seçim size kalmış. geçen sene raikkonen ilk turda patlayınca ben içeriyle balkon arasında gidip gelmeyi tercih etmiştim. yanlız uyarmalıyım ki, size verilen tıkaçları mutlak surette kullanmanız iyi olur, zira start anında balkondaysanız sağır olabilirsiniz. motorların gürültüsü, gold tribünden çok daha fazla duyuluyor. yarış bittikten ve kazanan belli olduktan sonra da yemeye içmeye devam ediyorsunuz veya tekrar aşağı inip kupa törenine katılıyorsunuz. paddock club kesinlikle v.i.p. bir hizmet. ancak şöyle bir faydası var ki, f1 organizasyonun içinde herhangi bir göreviniz olmadan olayın içine girebileceğiniz en uç noktayı veriyor size. lüksü, şatafatı bilmemnesi geyik. 2500 euro veripte gidermisin diye sorsanız, olsa kesinlikle veririm derim.
1 entry daha